Burak Karataş yazdı: Şu çılgın riyakârlar

Gerçekle mücadele etmeyi pek sever, hakikatle kavga etmeye bayılır, olgularla dövüşmeyi büyük bir kıvançla karşılarız.

İstemediğimiz kişiler bir yerlere seçildiği zaman bunun nedenleri üzerinde düşünmek zor gelir, “suçu” derhal başkasının üzerine atarız.

Dünyaya uyum sağlamak bizi sıkar, dünyanın bize uyması gereklidir.

Burak Karataş yazdı: Şu çılgın riyakârlar
Burak Karataş yazdı: Şu çılgın riyakârlar

Kitap okumayız mesela, çünkü kitap “delikanlıyı bozar”, onun yerine Teksas’a ya da Zagor’a bakarız.

Zaten biz film de izlemeyiz, ne o öyle fanfanifon… TRT neyimize yetmiyor? Keşke başında yine Musa Öğün Paşa olsaydı, ancak ölüleri diriltmek mümkün değil.

Köyümüzden yeni şehre gelmemiz oradaki adetlerimizi terk edeceğimiz anlamına gelmez. Tabii ki onları sürdüreceğiz. Buna itiraz eden cıvık şehirlileri de geldiğimiz köylere süreceğiz ki devridaim olsun.

Gerektiği zaman “yola katırlarla devam edeceğiz” ama Amerika yolculuğumuzu uçakla yapacağız, çünkü arada koskoca okyanus bulunuyor.

Biz kaybedemeyiz. Biz her zaman haklıyız. Biz hiçbir zaman yanılmayız, suda boğulmaz ve ateşte yanmayız. Zaten Tanrı bu özelliği bir bize, bir Hz. İsa’ya, bir de merhum İlhan Selçuk’a vermiştir.

Sonuç eğer bizim istediğimiz gibi çıkmamışsa o sonuç hatalıdır. Bizim tuttuğumuz insanlar çok düzgünlerdir ama ötekileri at çöpe gitsin. Bizim dikkate aldığımız konular çok değerlidir ama ötekileri kayda değer bulmayız. Bizim esprilerimiz çok komiktir ama ötekilerini şakadan saymayız.

“Bir lafı biz söylediysek o laf doğrudur”

Bizim general kral adamdır, keşke reisi cumhur olsa… Bizim çocuk çok iyidir, keşke yazar olsa… Bizim bey çok başarılıdır, keşke müdür olsa… Bizim hanım çok muziptir, keşke gazeteci olsa…

Bir lafı biz söylediysek o laf doğrudur. Yok biz söylemediysek, demeye lüzum yok, elbette ki doğru moğru değildir. Ciddiye almaya değmez.

Bir başkasının herhangi bir değerlendirmesini ciddiye almak düşüklük göstergesidir. Asla ama asla dile getirmeyeceksin, ciddiye almazmış gibi yapacaksın, söz açmayacaksın. Maazallah sonra büyük bir adam gibi algılanırsın, yanlış olur.

Benim beğendiğim hatunlar en güzel olanlardır. Benim tuttuğum beyler en yakışıklı olanlardır. Benim sevdiğim şarkılar en fiyakalı olanlardır. Benim konuştuğum kişiler en enteresan olanlardır.

Burak Karataş yazdı: Şu çılgın riyakârlar
Burak Karataş yazdı: Şu çılgın riyakârlar

İstemediğim bir olay meydana gelirse bunu “tarihçilere” bırakırım. Fakat o tarihçileri de ben tayin ederim ki sonuç benim istediğim gibi çıksın.

Ben bağımsızlık savaşı verirsem, bunun adı “istiklal harbi” olur ama başkası verirse buna “isyan” derim. Onların ne haddineymiş?

Devrimi bizimkiler yaparsa alkışlar, “ötekiler” yaparsa ağlaşırım. Hatta buna “karşıdevrim” derim ki kargalar da gülsün.

Atatürk’e “Mustafa Kemal” diyenlerle alay ederim mesela, sanki paşanın adı Sami Kemalettin’miş gibi… Bu sayede en sıkı Atatürkçü de ben olurum.

Amerika ve Avrupa ile kapışılacaksa onu ben yaparım. Yok, eğer biat edilecekse onu da ben yaparım. Sizin iki vazifeniz var: Bize oy vermek, mümkün olan her vakitte bizi övmek. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Demin sözünü ettiğim paşanın bir sözü vardı, içinde “bağımsızlık” ve “karakter” sözcükleri de geçiyordu ama şimdi tam çıkaramıyorum.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.