Berrin Sönmez yazdı: Suriye, Türkiye, Afganistan, insanlık ve İslam

Şam ve SDG arasında mutabakat sağlandığı belirtilen haberler, belki de ilk defa resmiyet ve bağlayıcılık sinyali veriyor. Bugün (Cuma) açıklanan uzlaşmanın en önemli farklarından birisi iki tarafın ortak ya da eş zamanlı açıklama yapması. Mutabakat askerî ve idarî kurumlar için kademeli entegrasyon öngörüyor. Rojava bölgesinde medeni haklar ve eğitim alanı hakkında bir çeşit özerklik tanımı yapılmış gibi görünüyor. Diğer yandan ordu entegrasyonuna üç tugay olarak Kürt birliklerinin katılması kabul edildiğine göre hem taraflar taleplerinden birer adım geri çekilerek ortaklaşmış denilebilir. Ayrıca iki tarafın imza fotoğrafıyla birlikte mutabakatın duyurulması, resmiyet kazanması açısından önemli olduğu için kalıcılık ihtimali güçleniyor. Haber çok taze olduğu ve şimdilik kısıtlı bilgiyle yazdığım için kesin konuşmak zor. İlk dikkatimi çeken sorunlardan birisi ise Suriye merkezî yönetiminde Kürt halkının nasıl ve hangi düzeyde temsiliyet elde edip etmediğine dair bir bilgi olmayışı. Belki benim gözümden kaçmış olabilir, bilmiyorum. Bekleyip göreceğiz. Ancak hiç beklemeden şu kadarını rahatlıkla söyleyebilirim ki bu uzlaşmada kadınların eylemleri etkili olmuş. Halep’te yaşanan kadınlara saldırı ve saç kesme olayları üzerine yapılan örgülü saç eylemlerinin dünyaca destek görmesi Şara’ya geri adım attırmış ve Mazlum Abdi’nin elini de güçlendirmiş görünüyor. ABD ise muhtemelen kısa süre içerisinde ikinci defa Kürtleri terk etmiş görünümü vermekten kaçınmış olmalı. Varılan uzlaşmanın ilk sonucu olarak Kobane kuşatmasının kalkması olacak gibi. Çünkü maddelerden birisi askerî birliklerin temas noktalarından uzaklaşmasını içeriyor. Böylece su, elektrik, internet kesintileriyle Kobane’de en temel insani ihtiyaçların savaş silahı olarak kullanılmasından derhâl vazgeçilmesi beklenir. Mutabakatın samimiyet ve kalıcılık testi Kobane’de yaşamın normale dönmesi ile kadın haklarına saygı düzeyi olacak. Ve bir de eyalet yönetiminin nasıl kurulacağı.

Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı
Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı

Lazkiye Valisinin IŞİD zihniyetiyle aldığı kararlar ve Alevi katliamına göz yumması düşünüldüğünde eyalet, vilayet yönetiminin önemi anlaşılıyor. Şara yönetimi gerçekten Suriye’de güvenliği sağlamak ve halkın huzurunu temin edecek bir devlet düzeni kurmak istiyorsa Lazkiye Valisini ve onunla aynı zihniyetteki yetkilileri görevden almalı. Lazkiye’de Valinin aldığı son karar, çalışan kadınlara makyaj yasağı idi. Mardin kayyımının yüksek topuklu ayakkabı yasağı gibi… Kadınları, hangi konumda olursa olsun reşit ve özerk birey olarak görmeyenlerin yönetim pozisyonlarına getirilmesi medeni yaşam açısından son derece vahim. Zira çalışan kadınlara getirilen makyaj yasağı bir sonraki adımda kadınların çalışma hakkının kaldırılması olabilir. Olabilir diyorum ama bu yasak kaldırılmaz, vali görevden alınmazsa önce kadınların çalışmasının sonra kadınlar ve kız çocukları için eğitimin yasaklanması kuvvetli ihtimal olur. Bir kişinin keyfî kararıyla kadın haklarına kısıtlama getirilen ülkelerin insani değerlere, insanlık onuruna zarar verdiği apaçık gerçeklerden birisi. Bunu İslam adına yapanlar ise insan onurunu çiğnemekle İslam’ın en temel emrini çiğnediklerini bilmeli. Fakat maalesef hepimiz biliyoruz ki Kaide, Taliban, IŞİD zihniyetinin, Selefî cihatçı HTŞ’nin derdi Allah’ın emirleri değil. Öyle olsaydı doğrudan Peygamberimize hitap eden “seni zorba olarak göndermedik” ayetine uyar, zorbalık yapmazlardı. Ama yaptılar, yapmaya devam ediyorlar. Bu durumda Şara yönetimi baş sorumlu olarak bu zihniyetten kurtulmak zorunda.

Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı
Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı

Afganistan ise çıkarılan son ceza muhakemesi usulüne dair yasayla insanlıktan çıkışın zirvesine tırmandı. İnsani olmayanın İslami olması imkânsız. Ve Taliban yönetimi, halkına -güya İslam adına- en ilkel yaşam kurallarını dayatıyor. Toplumu sınıflara ayırıp yasal ayrıcalıklar tanıdığı gibi kölelik sistemini getiren yasanın, kamuya ilan edilmese bile, 6 Ocak 2026 itibariyle yürürlükte olduğu haberlere yansıdı. Âlimler sınıfı ve seçkinler sınıfı en imtiyazlı olanlar. Orta sınıf ve bir de alt sınıf tanımları geçiyor yasada. Cezaların, fiile göre değil failin mensup olduğu sınıfa göre uygulanması esasına dayalı bir yasa bu. Bazı durumlarda mahkeme hükmünü gerekli görmeyip cezalandırma işini kölenin efendisine, kadının kocasına, çocuğun babasına havale ediyor. Üstelik efendiye ve babaya-kocaya verdiği cezalandırma yetkisiyle bu kişilere şiddet uygulama hakkı tanıyor. Uygulanan cezada şiddetin dozuna getirilen ölçü de insanın tüylerini ürpertecek boyutta. Örneğin kemik kırılmadıkça ve deri yırtılmadıkça, ceza amacıyla veya keyfî olarak uygulanan şiddet suç sayılmayacak. Uygulamada bu sınırların kolaylıkla görünmez olacağını, sınır aşımının göz ardı edileceğini tahmin etmek zor değil. Köle kavramını hukuk sistemine yerleştiren bu yasa ile Afganistan aynı zamanda bütün erkekleri, karısı ve çocuğu olduğu takdirde efendi saymış oluyor. Yaratılan sınıflı toplumun, toplumsal cinsiyet açısından bütün erkeklerin efendi, bütün kadınların ve çocukların, en alt sınıf sayılarak köle konumunda tasarlandığı açıktır.

Taliban’a karşı onca güçlü direniş sergileyen Afgan kadınlarına reva görülen bu yasa kabul edilemez. Bu cendereden kurtulacak yeni bir direniş yöntemi geliştirmeleri muhtemeldi. O nedenle olsa gerek geçen Eylül ayında internet yasağı getirildi. Hatlar kesildi. İletişim engellendi. Direnişçilerin dış dünya ile bağ kurması önlendi önce. Biraz daha geriye gittiğimizde burka ve peçe zorunluluğu, seyahat etmesi ve parklara gitmesi bile kısıtlandı. Hatta ev içinde yaşadığı odanın ve mutfakların penceresiz olması dayatıldı. Yanında mahremi erkek olmadan kamusal alana çıkması, çarşıya pazara gitmesi, gittiğinde ise konuşması yasaklandı. Kadının sesi, şiiri, şarkısı yasak. Bütün bunlardan önce kadının çalışması yasaklanarak, çalışmakta olan kadınların işten çıkarılıp yerlerine akrabası bir erkeğin işe alınması kuralı getirilmişti. Bundan da daha önce eğitim hakkı kaldırıldı. Üniversite öğrencisi kadınlar harem selam binalar yapılacak bahanesiyle okullarına alınmadılar. Derken ilk öğretim dışında kız çocukları okuyamaz oldu. Ve şimdi Eğitim Bakanı açıklamasıyla görüldü ki kadınlar ve kız çocukları hiçbir seviyede eğitim alamayacak. İnternet kesintisiyle online eğitim şansları da ellerinden alındı. Ve tüm bu sıralamayı dikkate alarak Lazkiye’de çalışan kadınlara getirilen makyaj yasağının, fırsat bulduğu takdirde, adım adım nereye kadar ilerleme potansiyeli olduğunu görüp itiraz ve mücadele hattını ilk kısıtlamadan başlatmak gerekiyor.

Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı
Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı

Ve Türkiye’de mebzul miktardaki Taliban hayranı kölelik yasasını eleştirenleri -mecazen- taşlamaya başladı bile. Cumhuriyeti yıkıp, İslam Devleti kurdukları için Taliban’ı alkışlamaya doyamıyorlar. Kadınları ve çocukları insan dışı konuma gerileten zihniyet Türkiye için de aynı hayalleri kuruyor. Daha kötüsü ise iktidar tarafından beslendikleri gerçeği. Kamu kaynakları ve iktidar gücüyle desteklendikleri için sesleri bu kadar gür çıkıyor. Bir de hilafet istiyorlar. İslam dünyasında yüzlerce yıl süren hilafet sisteminde Ömer ibn Abdülaziz kadar iyi yönetici olan ikinci bir halife daha görülmediği hâlde… Neyse bu ayrı bir konu belki başka bir zaman yazma sırası gelir. Halifelik isteyenlerin derdi eşit yurttaşlık değil ayrıcalıklı sınıf sayılma isteği. Afganistan gibi âlimlerin en yüksek sınıf sayıldığı bir toplum düzeni istiyorlar. Niyetleri dinî otorite sayılarak kendi küçük iktidarlarını kurmak. Halkı maddî-manevî her alanda sömürmek için din otoritesi olarak tanınmaya ihtiyaçları var. Dünya saltanatı süren, lüks ve şatafat içinde yaşayıp halkı hor gören, hak gaspıyla nepotizmin doruklarına yükselen ve bu yaptıklarından utanmayıp tersine gurur duyanlar tarafından desteklendikleri için rahatlar.

Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı
Suriye Türkiye Afganistan insanlık ve İslam | Berrin Sönmez yazdı

Evet iktidarın, darülharp mantığına uyumlu din anlayışına dayalı devlet sistemi kurma politikası için yol temizliği aşamasına geçtiği bir dönemdeyiz. Belki daha yerinde bir söyleyişle zemin etüdü yaptığı bir zamandayız. İktidar alternatifi olacak muhalefeti yargı eliyle etkisizleştirme girişimi, gidişatı resmeden politikanın önemli parçalarından birisi. Siyasi alan böyle kısıtlanmak isteniyor. Toplumu ise ahlakçı politikalarla yönlendirmek niyeti çok belli. Son uyuşturucu-fuhuş maskeli ünlülere yönelik operasyonlar, toplumu ahlakçılık kıskacında etkisizleştirmek için. Yoksulluğu yok etmek yerine herkesi yoksullukta eşitlemeye yönelmesi de halkı sorunların politik nedenlerine cevap üretemeyecek kadar mecalsiz bırakmak için.

Halkı ahiret hayatının nimetleriyle avutup kendileri dünya hayatında saltanat sürmek için bir yandan kapitalist sömürgecilikle kendi ülkesini talan ediyor. Diğer yandan buna halk desteği sağlamak için dinin sorgulanmasını, araştırılmasını, kendi din politikasının eleştirilmesini engellemek zorunda olduğunu biliyor. Ve yapıyor. Başarabilecek mi? Bize bağlı. İktidarın ne yaptığını biliyoruz. Peki ama biz ne yapacağımızı biliyor muyuz? Asıl mesele bu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.