Ruşen Çakır ve İran uzmanı Mehmet Akif Koç, İran savaşının istihbarat boyutunu tartışıyor. İran’ın güçlü olduğu düşünülen istihbarat yapısına rağmen yaşanan suikastlar ve güvenlik zafiyetlerini analiz ediyor.
Koç, İran’ın istihbarat kapasitesinin SAVAK döneminden bu yana bölgede güçlü bir yer tuttuğunu belirtti. “Şah döneminden beri istihbaratın daha güçlü olduğu bir altyapı var,” diyen Koç, İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla bu yapının hem içeride hem dışarıda genişlediğini aktardı. Kudüs Gücü ve çeşitli siyasi ağlar aracılığıyla özellikle Ortadoğu’daki Şii topluluklarda etkinin arttığını vurguladı.
Koç’a göre rejimin kendi içindeki tasfiyeler bu istihbarat açığının zeminini hazırladı. 1980’lerden bu yana solcular, milliyetçiler ve İslamcıların farklı kanatları sırayla tasfiye edildi; milyonlarca insan siyasal temsil imkânından yoksun kaldı. Koç, ekonomik krizlerle birleşen bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Kürtlerde, Azerbaycan Türklerinde, Beluçlarda farklı arayışlara girilmesi çok şaşırtıcı değil.”
Üstelik ABD, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere dünyaya dağılmış milyonlarca İranlının potansiyel istihbarat kaynağı oluşturduğunu, 95 milyonluk bir ülkede birkaç bin nitelikli ajanın sistemi ciddi biçimde sarabileceğini de sözlerine ekledi.

İsmail Haniye’nin ölümü
Koç, Haniye suikastının diğerlerinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Devrim Muhafızları’nın Heniye’yi cep telefonu kullanmaması konusunda uyardığını, ancak Haniye’nin “Ben Yahya Sinvar gibi değilim, bir siyasetçiyim, beni vurmazlar” diyerek bu uyarıyı dinlemediğini aktardı. Koç, Haniye’nin yanında sürekli tablet taşıdığını da belirterek “Eğer bu şekilde cep telefonuyla geziyorsanız sizi bulmaları çok şey değil” dedi.
“Mozaik” söylemi koordinasyon gerçeğini örtbas ediyor
Koç, İran’ın saldırılarını merkezden bağımsız dağıtık bir “mozaik” strateji ile sürdürdüğü iddiasını reddetti. İran’ın 31-32 eyaletinin bulunduğunu ve her birindeki Devrim Muhafızları birimlerinin otonom davrandığı söyleminin propagandadan ibaret olduğunu öne süren Koç, “32 orduyu nasıl koordine edeceksiniz? Bunu söylemenin bir mantığı yok” dedi. Kirmanşah’taki füzeler Katar’ı vururken Bender Abbas veya Ahvaz birimlerinin de vurması halinde Dubai’nin vurulamaz kalacağını, bunun merkezi koordinasyon gerektirdiğini vurguladı.
Koç, savaşın üç haftayı aşmasıyla İran’ın giderek daha fazla zorlandığını da belirtti. Devlet kurumlarının yeraltına çekildiğini ve İran’ın “seyyar bir devlet” görünümü aldığını aktaran Koç, Müçteba Hamaney’in babasının yerini bir ölçüde doldurabileceğini, ancak Müçteba’nın da hedef alınması halinde ciddi bir krizin kaçınılmaz olacağını vurguladı.








