27 Mayıs darbesi: Demokrasi mi vesayet mi?

İSTANBUL (Medyascope) – Gazeteci Nazlı Ilıcak, Medyascope’ta Emir Berke Yaşar ile başladıkları, Türkiye’nin siyasal tarihini konuşacakları “Hatırat” adlı programda, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası kurulmak istenilen rejimi ve 60’ların siyasal hayatı üstünden demokrasiye geçiş çabalarını anlattı.



Videonun özeti

  • Nazlı Ilıcak, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası rejim değişikliklerini ve demokrasiye geçişi Medyascope programında anlattı.
  • İçinde bulunduğu haksız iktisap davaları, sistematik bir itibarsızlaştırma kampanyasının parçasıydı.
  • Menderes, İdam cezasından korkmamakla birlikte tarihe ‘hırsız başbakan’ olarak geçmekten korktuğunu ifade etti.
  • 1961 Anayasası’nın ‘direnme hakkı’ ifadesi, 27 Mayıs’ı anayasal bir zemin üzerine oturtmaya çalışıyordu ancak meşruiyeti tartışmalıydı.
  • Süleyman Demirel, Adalet Partisi’nin iktidara gelmesine rağmen etkin bir güç olamadığını vurguladı.


Nazlı Ilıcak yorumluyor: 27 Mayıs demokrasi mi vesayet mi?

Adnan Menderes’in korkusu neydi?

27 Mayıs sonrası açılan “haksız iktisap davaları” ve özellikle  Celal Bayar hakkında ortaya atılan “103 milyon dolar” iddiası, Nazlı Ilıcak’a göre sistematik bir itibarsızlaştırma kampanyasının parçasıydı.

Adnan Menderes’in avukatı Burhan Apaydın ile yaptığı görüşmeyi aktaran Ilıcak, şu çarpıcı detayı paylaşıyor:

“Menderes bana sarıldı ve kulağıma dedi ki: ‘İdamdan korkmuyorum ama tarihe hırsız başbakan olarak geçmekten korkuyorum.’”

Ilıcak’a göre 1961 Anayasası’ndaki temel çelişki

1961 Anayasası’nın başlangıcındaki kritik ifade: “Meşruiyetini kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanan Türk milleti…”

Nazlı Ilıcak’a göre bu ifade, 27 Mayıs’ı anayasal bir zemine oturtma çabasıydı. Ancak bu durum, yeni rejimin daha en başından tartışmalı bir meşruiyet üzerine kurulduğunu gösteriyor.

Ilıcak, bir yandan grev hakkı gibi özgürlükler getiren anayasanın, diğer yandan Demokrat Partililere siyasi yasak koyarak çelişkili bir yapı sergilediğini ifade etti.

nazlı ılıcak yorumluyor
Nazlı Ilıcak yorumluyor: 27 Mayıs demokrasi mi vesayet mi? (Solda Süleyman Demirel, sağda Nazlı Ilıcak, 1970’ler)

Demirel ve askeri vesayet

Süleyman Demirel figürü, Ilıcak’ın anlatısında ayrı bir yerde duruyor.

Ilıcak, Demirel’in halkla kurduğu güçlü ilişkiyi, geri plandaki pragmatikliğini öne çıkarıyor.

Ancak Ilıcak’ın Adalet Partisine dair bir tespiti şu:

Adalet Partisi iktidar oldu ama muktedir olamadı.

Örneğin Demokrat Partililere af çıkarma girişimi, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve askerî kanadın baskısıyla geri çekiliyor.

Demirel’in bu kararı, Ilıcak’a göre askerî vesayetin somut bir göstergesi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.