İSTANBUL (Medyascope) – “Tüm yönleriyle Papa Leo-Trump çatışması” adlı videoda Katolik Kilisesi’nin lideri Papa 14. Leo ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yaşanan gerilimi Prof. Bekir Zakir Çoban tarihsel, teolojik ve siyasal boyutlarıyla Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a değerlendirdi.
Katolik Kilisesi’nin lideri Papa 14. Leo, İran savaşı ve ABD’nin göç politikalarına yönelik yaptığı eleştirilerle Trump’ın hedefi haline geldi. Trump, Papa 14. Leo’ya sert sözlerle yüklendi. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Papa Leo için “Suç konusunda zayıf, dış politikada berbat” ifadelerini kullandı. Daha sonra gazetecilere konuşan Trump, Papa’dan “çok hoşlanmadığını” söyledi ve onu “çok liberal biri” olarak niteledi. Katolik çevrelerden Trump’ın açıklamalarına sert tepkiler geldi.
“Trump’ın Papa’ya tepkisi ideolojik”
Bekir Zakir Çoban, Trump’ın Papa’ya yönelik çıkışlarının rastlantısal olmadığını, ideolojik bir arka planı olduğunu söyledi:
“Trump’ın söylediği şeyler aslında birbiriyle çelişkili. Bir yandan ‘seni biz seçtirdik’ gibi ifadeler kullanıyor, diğer yandan Papa’yı ‘radikal solun diliyle konuşmakla’ suçluyor. Bu aslında Trump’ın dünyayı nasıl gördüğünü gösteriyor. Yani kendisine muhalif olan her sesi ya kontrol etmek istiyor ya da itibarsızlaştırmaya çalışıyor.”

Trump’tan tepki çeken İsa paylaşımı
Çoban, Donald Trump’ın sosyal medyadan paylaştığı kendisini İsa peygamber benzeri bir figür olarak gösteren gönderinin sıradan bir çıkış olmadığını vurguladı:
“Trump’ın kendisini İsa gibi gösterdiği paylaşım basit bir provokasyon değil. Bu, Trumpizm dediğimiz şeyin bir parçası. Trumpizm bir tür politik mesihçilik haline geldi. Yani Trump kendisini bu çağın kurtarıcı figürü gibi sunuyor. Bu sadece bir propaganda değil, aynı zamanda inanan bir kitle de var.”
Papa’nın Trump’a yönelik eleştirilerinin kişisel değil, kurumsal bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Çoban, “Papa’nın yaptığı açıklamalar aslında onun konumunun bir gereği. Kilise tarihsel olarak savaş karşıtı bir söylem üretmek zorundadır. Göçmenler, yoksulluk, çevre gibi konulara değinmesi de bu yüzden. Bu sadece ‘dostlar alışverişte görsün’ diye yapılan açıklamalar değil. Kilisenin evrensel misyonunun bir parçası” dedi.
Vatikan’ın bu tür tartışmalara neden dahil olduğunu tarihsel bir çerçevede ele alan Bekir Zakir Çoban şu değerlendirmeyi yaptı:
“Papalık hiçbir zaman siyasetten tamamen uzak olmadı. Ortaçağ’dan beri hem dini hem siyasi bir aktör. Zaten bir devlet yapısı var, diplomatik ilişkileri var. Bu yüzden dünya siyasetinden bağımsız kalması mümkün değil.”








