Sömürge madenciliği ekolojik intihar mı? Rivayet Muhtelif’in bu bölümünde Medyascope programcısı Hilmi Hacaloğlu, konuğu Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ile Türkiye’nin orman, maden ve biyoçeşitlilik ile olan ilişkisi, madencilik faaliyetleri ve ekolojik krize yol açan politikalar hakkında konuştu.
Hilmi Hacaloğlu, Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ile “Sömürge madenciliği ekolojik intihar mı?” başlıklı videoda Türkiye’de orman varlığı ve yönetimi, milli parklar ve koruma alanları, madencilik faaliyetleri ve biyoçeşitlilik konularını ele aldı.
Sömürge madenciliği ekolojik intihar mı?
Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin çok uluslu şirketler tarafından yürütüldüğünü, maden gelirlerinin büyük kısmının şirketlere aktarıldığını ve işçiliğin ucuz olduğunu söyledi. Kurdoğlu bu durumu, “İşçi canı ve devlet hakkı ucuz. Gelirlerin büyük kısmı şirketlerin kasasına kalıyor. Bunun adına nasıl normal madencilik diyeceğiz? Bu sömürge madenciliğidir” diye açıkladı.
Kurdoğlu, ham madde olarak yapılan ihracatın kalkınma sağlamadığını, özellikle Karadeniz bölgesindeki illerin yüksek oranda maden ruhsatı bulundurmasının endişe verici olduğunu belirtti.

Türkiye’nin zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olduğunu fakat bu zenginliğin korunamadığına değinen Kurdoğlu, doğal kaynak yönetiminin ekolojik temeller esas alınarak yapılmadığını söyledi:
“Doğal kaynak kullanımıyla doğal kaynak yönetimi farklı şeylerdir. Yönetimin içinde kullanım elbette olacak. Ama biz yok etme üzerine adeta plan yapıyoruz. Bunları değiştirmemiz lazım. Biz her şeyimizde doğal kaynaklara bağımlıyız. Bağımlı olduğumuz ve korumakla da yükümlü olduğumuz doğal kaynakları kaybetmek pahasına kullanmaya kalkarsak bu ekolojik bir intihar olur.”
“Doğaya ayak uydurmalıyız”
Oğuz Kurdoğlu, Türkiye’nin doğal kaynak yönetimi konusunda köklü bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu ve ekolojik düşüncenin ekonomik çıkarların önüne geçmesi gerektiğini vurguladı. Doğaya karşı mücadele yerine uyumlu bir yaşam benimsenmesi gerektiğini söyleyen Kurdoğlu, aksi takdirde gelecekte çok geç kalınacağını nitelendirdi:
“Yeni bir doğal kaynak yönetim planına ihtiyacımız var. Bunu kesinlikle dağlardan ve su kaynaklarından başlayarak yeniden organize etme zorunluluğu var. Doğayla kavgadan insanoğlunun galip çıkma şansı yoktur. Biz doğaya ancak uyumlanarak ve doğanın dediklerine boyun eğerek planlarımızı yapmak zorundayız.”
- Artvin Pilarget’e ÇED raporsuz HES onayı: “Yaşananlar garabet ve komedi, ne olursa olsun mücadeleye devam edeceğiz”
- Erdoğan iktidarında tarikat ve cemaatlerin serüveni (2) | Nurcular: Şeytan mı daha kötü, siyaset mi?
- Cumhuriyet davası ve gazetecilik: Banu Güven, Kemal Can, Hilmi Hacaloğlu
- Açık Oturum (103): Erhan Keleşoğlu, İsmet Akça ve Görkem Doğan ile bölgesel gelişmeler ve Türkiye
- Açık Oturum (114): İbrahim Kaboğlu, Şebnem Korur Fincancı & Erol Önderoğlu: Akademisyenler ve gazeteciler yargılanıyor








