Hürmüz Boğazı’nda dijital tehdit: Savaş, denizaltı kablolarını nasıl tehdit ediyor?

hürmüz boğazı

İSTANBUL (Medyascope) – Küresel petrol sevkiyatının en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı, aynı zamanda dünyanın dijital altyapısı için de hayati önemde. İran’ın denizaltı kablolarını “kırılgan nokta” olarak işaret etmesi ne anlama geliyor? Savaş, interneti, finansal işlemleri ve Körfez’in dijital ekonomisini nasıl etkileyebilir?

Haberin özeti:
  • Hürmüz Boğazı, petrol sevkiyatının yanı sıra küresel internet trafiği için de kritik öneme sahip denizaltı kablolarına ev sahipliği yapıyor.
  • İran’ın bu kabloları “kırılgan nokta” olarak işaret etmesi, savaşın dijital altyapıya sıçrayabileceği endişesini artırdı.
  • Uzmanlara göre en büyük risk yalnızca sabotaj değil, çatışma ortamında hasar gören gemilerin çapalarıyla kablolara istemeden zarar vermesi.
  • Denizaltı kablolarının zarar görmesi interneti yavaşlatabilir, finansal işlemleri geciktirebilir ve Körfez ülkelerinin dijital ekonomi yatırımlarını olumsuz etkileyebilir.

Hürmüz Boğazı uzun süredir dünya enerji piyasalarının en hassas geçiş noktalarından biri. Ancak İran savaşının ikinci ayına yaklaşılırken boğazın bir başka kritik rolü daha gündeme geldi: Dijital dünya için taşıdığı önem.

İran geçen hafta, Hürmüz Boğazı’ndan geçen denizaltı kablolarının bölgenin dijital ekonomisi açısından kırılgan bir nokta olduğunu söyledi. Bu açıklama, savaşın kritik altyapıya sıçrayıp sıçramayacağına dair kaygıları artırdı. Çünkü Hindistan ve Güneydoğu Asya’dan Avrupa’ya uzanan veri trafiğinin önemli bir bölümü, Körfez ülkeleri ve Mısır üzerinden geçen fiber optik kablolarla taşınıyor.

Denizaltı kablolarının güzergâhları.

Denizaltı kabloları neden bu kadar önemli?

Denizaltı kabloları, deniz tabanına döşenen fiber optik ya da elektrik kablolarından oluşuyor. Bu kablolar ülkeler arasında veri, telekomünikasyon ve elektrik iletimini sağlıyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) dijital teknolojilerden sorumlu kuruluşu ITU’ya göre dünya internet trafiğinin yaklaşık yüzde 99’u denizaltı kabloları üzerinden taşınıyor.

Bu nedenle bir kablonun zarar görmesi yalnızca internetin yavaşlaması anlamına gelmiyor. E-ticaret aksayabiliyor, finansal işlemler gecikebiliyor, bulut hizmetleri ve çevrimiçi iletişim kesintiye uğrayabiliyor.

Bu risk Körfez ülkeleri açısından ayrıca önemli. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan, ekonomilerini petrol dışına taşımak için yapay zekâya ve dijital altyapıya milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Ancak bu yatırımların büyük kısmı, verinin çok yüksek hızda taşınmasını sağlayan denizaltı kablolarına bağımlı.

Hürmüz Boğazı’ndan geçen başlıca kablolar arasında Güneydoğu Asya’yı Mısır üzerinden Avrupa’ya bağlayan Asia-Africa-Europe 1 (AAE-1), Hindistan ve Sri Lanka’yı Körfez ülkeleri, Sudan ve Mısır’a bağlayan FALCON ağı ve İran dahil tüm Körfez ülkelerini birbirine bağlayan Gulf Bridge International Cable System bulunuyor. Katar merkezli Ooredoo’nun öncülük ettiği yeni ağlar da inşa aşamasında.

denizaltı kabloları hürmüz boğazı

Savaş kablolar için nasıl bir risk yaratıyor?

Uzmanlara göre denizaltı kablolarına yönelik risk yalnızca sabotajdan ibaret değil. Uluslararası Kablo Koruma Komitesi’ne göre dünyada her yıl yaklaşık 150 ila 200 kablo arızası yaşanıyor. Bunların yüzde 70 ila 80’i ise kasıtlı saldırılardan değil, balıkçılık faaliyetleri ve gemi çapaları gibi insan kaynaklı kazalardan kaynaklanıyor.

Depremler, denizaltı akıntıları, volkanlar ve tayfunlar da kablolar için risk oluşturuyor. Bu nedenle sektör, kabloları deniz tabanına gömerek, zırhlayarak ve daha güvenli rotalar seçerek koruma sağlamaya çalışıyor.

Ancak aktif savaş ortamı bu riskleri artırıyor. Çatışma sırasında hasar gören ya da kontrolünü kaybeden gemiler, çapalarını sürükleyerek kabloları koparabiliyor. 2024’te Kızıldeniz’de buna benzer bir olay yaşandı. O dönem Yemen’deki İran destekli Husilerin saldırısına uğrayan bir ticari gemi sürüklenmiş ve çapasıyla denizaltı kablolarına zarar vermişti.

Şu ana kadar Hürmüz’den geçen denizaltı kabloları doğrudan hedef alınmadı. Ancak savaş, bölgedeki enerji arzını ve altyapıyı halihazırda ciddi biçimde sarstı.

Reuters’a göre Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amazon Web Services veri merkezleri de bu süreçte saldırılardan etkilenen altyapılar arasında yer aldı.

denizaltı kabloları hürmüz boğazı

Denizaltı kablolarının tamiri neden kolay değil?

Denizaltı kablolarının tamiri teknik olarak çok karmaşık değil ancak sorun, savaş koşullarında tamir gemilerinin bölgeye girip giremeyeceği.

Uzmanlara göre gemi sahipleri ve sigorta şirketleri, çatışma riski, mayın tehlikesi ya da yeni saldırı ihtimali nedeniyle onarım sürecine temkinli yaklaşabilir. Ayrıca kablonun zarar gördüğü nokta karasuları içindeyse, ilgili ülkelerden izin alınması gerekiyor. Bu izinler kimi zaman tamirin en uzun ve en zor kısmına dönüşebiliyor.

Savaş sona erse bile sorun bitmeyebilir. Deniz tabanının yeniden taranması, çatışmalar sırasında batan gemi ya da mühimmat kalıntılarının belirlenmesi ve kablolar için güvenli güzergâhların yeniden hesaplanması gerekebilir.

Uydu internet çözüm olabilir mi?

Uzmanlara göre denizaltı kablolarının zarar görmesi tamamen internetsiz kalınacağı anlamına gelmiyor. Kara bağlantıları ve alternatif hatlar bazı ülkelerde devreye girebilir. Ancak uydu sistemleri, denizaltı kablolarının taşıdığı veri hacmini karşılayabilecek bir alternatif değil.

TeleGeography araştırma direktörü Alan Mauldin’e göre “uyduya geçmek” gerçekçi bir çözüm değil. Uydular da karasal ağlara bağlı çalışıyor ve daha çok uçaklar ya da gemiler gibi hareket halindeki sistemler için uygun.

Starlink gibi alçak yörünge uydu ağları da uzmanlara göre bugün için milyonlarca kullanıcıya aynı anda hizmet verebilecek ölçekte bir alternatif sunmuyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndaki risk yalnızca petrol piyasalarını değil, küresel internet trafiğini ve dijital ekonomiyi de ilgilendiriyor.

Kaynak: Reuters

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.