İSTANBUL (Medyascope) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel haftalık grup toplantısında İBB davasında “14 itirafçı ifadelerini çekti” diyerek, iktidar yanlısı medyanın da ortalıkta gözükmediğini, duruşma yayını yapmadıklarını söyledi. İşte Özel’in grup toplantısı konuşmasından öne çıkan başlıklar…

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.
Grup toplantısına Ankara Kurtuluş Parkı’nda hakları için dokuz gündür açlık grevini sürdüren Doruk Madencilik işçileri de katıldı.
1 Mayıs öncesi grup toplantısında işçileri ve emekçileri ağırladıklarını ifade eden Özgür Özel, şunları dedi:
“Kurtuluş Parkı’nda direnen ve açlık grevi yapan, aç – susuz bir büyük mücadele veren Doruk Madencilik işçilerini, Sivas Divriği’de 106 gündür direnen Çiftay Madencilik işlerini, İzmir’de 505 gündür direnen Temel Conta işçilerini, Mersin limanında 49 gündür diren Özgüneş işçilerini, Belediye-İş’in, Genel-İş’in örgütlediği çok değerli emekçilerimizi bugün grup toplantımızda ağırlıyoruz. İzmir’de 466 gündür direnen Digel Tekstil işçileri bugün mahkemede haklarını arıyorlar. Gönüllerimiz onlarla birlikte. Gaziantep’te işçilerin haklarını savunduğu için Türkiye’nin ortalamasının üç katı iş kazaları ve uzuv kayıplarına, makinaların durdurulmadan temizlenmesine sessiz kalmayan ve bütün Türkiye’nin dikkatini bu haksızlığa, bu katliamlara çeken BİRTEK-SEN’in Genel Başkanı Mehmet Türkmen’i 44 gündür tutuklu olduğu cezaevinde Cumhuriyet Halk Partisi grubundan en derin dayanışma duygularımızla selamlıyoruz. Özel İtalyan Lisesi’nde eşit işe eşit ücret mücadelesi veren ve 86 gündür işten atılan, mücadele eden eğitimcileri, öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyoruz.”

“Son 23 yılda 116 Soma faciası kadar işçi hayatını kaybetti”
Son 23 yılda 35 bin işçinin Türkiye’de iş kazalarında, iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğine dikkat çeken Özel, son 23 yılda Türkiye işçi sınıfının 116 Soma faciası kadar evladını kaybettiğini söyledi.
Doruk Madencilik işçilerinin karşılaştıkları zorluklara ve taleplerine değindiği konuşmasında, açlık grevindeki işçilerden Salih Yurdakul’un eşinin evden çıkarken ona verdiği ‘1 kilo domates, 1 kilo salatalık, 3-4 kilo patates, 4-5 tane limon, 1 demet maydanoz, 1 kilo soğan’ yazılı kağıdı göstererek “Bunları alamadım, eve gidemiyorum” dediğini hatırlattı.

Özel sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşte bu mücadele Türkiye’de hepimizin onur mücadelesidir. Bu mücadele sokakta kazanılacak, direnerek kazanılacak, eylemle kazanılacak ama böyle bir fotoğraf bir daha çektirilmesin diye hiç yolu yok o ilk seçim kazanılacak.
Bir tarafta Salih Yurdakul evden çıkarken kendisine verilmiş alışveriş listesini alamıyor. Diğer yanda Yıldızlar SSS Holding, 2 bin 364 maden ruhsatı almış AK Parti döneminde. Yanlış duymadınız. 80 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca, AK Parti gelene kadarki Cumhuriyet hükümetleri toplam 1.186 maden ruhsatı vermiş. AK Parti sadece ve sadece Doruk Madencilik’in sahibine 2 bin 364 ruhsat vermiş. Çantasında duruyor bu ruhsatlar. Birini orada işletiyor, birini orada işletiyor, birini hava parayla satıyor. Birine işletmek için ortak alıyor. Ama bu arkadaşların çocuğunun harçlık parasını verecek maaşlarını aylardır ödemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi toplam 386 bin maden ruhsatı dağıtmış iktidarı boyunca. Kendinden önceki 80 yılda 1.186, AK Parti 386 bin tane. Yani kayırdığı şirkete, 80 yıllık Cumhuriyet hükümetinde verilen ruhsatların iki katını layık gören AK Parti, kuru soğan, patates, 4-5 tane limon almak için gerekli maaşı arkadaşlardan esirgiyor.”
“Asgari ücret neredeyse ortalama ücret oldu”
Her iki işçiden birinin asgari ücretli olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“Kimi rakamlar yüzde 55, kimi rakamlar yüzde 50’nin biraz altında. Ama asgari ücret ve hemen üzerinde ücret alanlar iki kişiden biri. Bu asgari ücret dediğiniz şey, emekçinin ilk bir yıl aldığı ücrettir arkadaşlar. Bütün dünyada böyle. Asgari ücret ilk bir yıl alınır ve kıdemle birlikte hızla uzaklaşılır. Asgari ücreti bir yıllık yeni işçi alır, bir yıl sonra hızla o asgari ücretten uzaklaşılır. Bugün Türkiye’de asgari ücret neredeyse kayıt dışı istihdam ve asgari ücret altında çalışmaya zorlananlar da hesaba katılırsa, asgari ücret neredeyse ortalama ücret olmuş durumda.
Resmi rakamlara göre ortalama ücret, asgari ücretin bir kol mesafesi uzağında. O yüzden de Türkiye’de hem asgari ücretliler zorla hem de bütün maaşlar ona göre şekillendiği için geriye kalan ücretliler zorda.”
“Asgari ücret ve alım gücü açısından Almanya’yla aramızda 12 kat fark var”
Almanya’da asgari ücretin 2 bin 343 euro, Türkiye’de ise 654 euro olduğuna dikkat çeken Özel, kurdaki baskılanmaya da değinerek gerçek anlamda asgari ücretin 350-400 dolarlarda olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Bir yanda 2 bin 343 Euro olan Almanya’da Hans var. Bir yıl oluyor sonra başlıyor 3 bin 500, 4 bin, 4 bin 250. Öyle kalmıyor 2 bin 300’de yıllarca. Ama ilk bir yıl 2 bin 300 alan Hans’ın Almanya’daki işçiye ortalaması yüzde 9 arkadaşlar. 100 işçiden dokuzu sadece asgari ücret ve üstünde alıyor. Biz de 100 işçiden 55’i. O 2 bin 343 alıyor, bizimki 650 alıyor. O gidince dana kıymayı bizim parayla 350 liraya alıyor, bizimki 950 liraya alıyor. Hem alım gücünde, gıda alımında üç kat fark var aleyhimize, hem de maaşta dört kat fark var aleyhimize. Yani asgari ücretin satın alma gücü olarak Almanya ile Türkiye arasında 12 kat fark var. Avrupa Birliği’nin en kötüsü sayılacak ülkelerde Portekiz, 1073 Euro alıyor. Yunanistan 1027 Euro alıyor. Türk işçisi 654 Euro alıyor, hem de bu kadar baskılanmış kura rağmen.”
“14 itirafçı dün itibarıyla ifadelerini çektiler”
Yaşanan ekonomik krizden, krizin halka ve yerli/yabancı yatırımcılara olumsuz etkisinden bahseden Özgür Özel, sürmekte olan İBB davası üzerine de konuştu:
“Bir ülkede adalet olmazsa refah olmaz. Biraz önce söyledim, yabancı yatırımcı gelmez, ekonomik kriz bitmez, ülkede yatırım ortamını, barış ortamını dinamitliyorlar. 19 Mart darbesinin üstünden 406 gün geçti, 86 milyon kaybetti. Bu darbenin ne işçiye, ne emekliye, ne emekçiye, ne çiftçiye, ne esnafa bir faydası yok. Kadına da yok gence de yok memur da faydası yok. Türkiye’yi her alanda geriye götürüyor. Ülkemizi dış tehditlere karşı zayıflatıyor.
Fevkalade siyasi olan bu dava, yaprak yaprak dökülüyor. Tel tel dökülüyor. Her gün bir dürüst insan bir iftiracıyı püskürtüyor, bir iftiracıyı mahcup ediyor. Her gün bir doğru, bir yalanı çürütüyor.
Geçen hafta İBB davasını gördük. Hep beraber izledik. O geçen hafta yaşananlardan sonra artık ortada kim yok? Yandaş basın yok. Biz bir yıldır dedik ‘İddianameyi bekliyoruz’ dedik, ‘Yargılamak için değil yargılanmak için geliyoruz, orada olacağız’ dedik. ‘Bu söylenenlerin hiçbirini ispatlamazlar’ dedik, iddianameye bile sokamadılar. Şimdi 10 aydır bu mevzuların üstünde tepinen yandaş kanallar nerede? Alsana arkaya Silivri’deki mahkemeyi. Geç önüne al eline mikrofonu anons çeksene, yollasana muhabirini. Yapsana haberini. ‘Bugün arkamdaki burada Ekrem İmamoğlu’na söylenen şu suçlar şöyle şöyle şöyle ispatlandı’ diye. Tek bir ispat yok. Ne var biliyor musunuz? ‘Ben öyle gördüm, görmedim, gördüm yazmışlar. Duymuştum. Kimden duyduğumu da unutmuştum. Burada bir şey söyleyemeyeceğim, ifademi geri çekiyorum.’
Bakın dün, şimdi Aziz İhsan Aktaş davası, duruşmada dün iki tane gizli tanık dinlendi. Söylediği söz ortada. Kimliği gizli. Yüzünü başka yerden yansıtıyorlar, buzluyorlar. Sesini değiştiriyorlar. Yani söylediği sözü tekrar etmek için her konfor sağlanmış, gizli tanığın adı Yaprak ve kendisine sorulan soruya şu cevabı veriyor. ‘Anlattıklarım sadece duyduklarımdan ibarettir. Bir şey görmedim, savcılıkta yazıya döküldü. Altını imzaladım, başka bildiğim bir şey yoktur.’ Bu gizli tanık Yaprak. Bunun ifadesi ile insanlar tutuklu.
Gizli tanık XYZ49QP. Nasıl psikoloji içerisindeyse o ifadeyi alan savcı, gizli tanığa bu ismi varmış. Gizli tanık şunu söylüyor dün. ‘Bizzat gördüğüm bir usulsüzlük yoktur. Kulaktan duyduklarımı anlatmıştım.’ Bunlar davanın temel taşıyıcı kolonları. Önce bunların ifadeleri ile sorup sorup tutukluyorlar, sonra bu ifadeleri doğrulatacak şekilde milleti iftiraya zorluyorlar. İşte bu davada iki gizli tanığın bunları söylediği bu davada, 14 itirafçı dün itibarıyla ifadelerini geri çektiler.”

Brezilya örneği
AKP iktidarının eski Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’ya özendiğini söyleyen Özgür Özel şöyle devam etti:
“Diktatör Bolsonaro, rakibini siyasette yenemeyince yargı silahını çekmiştir. Brezilya’da Bolsonaro, karşısında aday olacak olan Lula’yı yolsuzluk suçlamasıyla hapse atmıştır. Suçlama, kumpas kurularak sonradan ispatlanacak bir kumpasla üç tane villayı Lula’nın kendi üstüne geçirme iddiasıdır. Lula’nın kendini, oğlunu ve avukatı hapse atmıştır. Bu tanıdık hikayede, bu hapse atma işlemini gerçekleştiren hakim Moro, bu işlemleri yaptıktan hemen sonra Bolsonaro tarafından Brezilya Adalet Bakanlığı’na atanmıştır. Yani bu kadar korkunç bir benzerlik, adeta Brezilya’daki o otoriter rejimin Türkiye’de aynen kopyalanmasının bir sonucudur. Bugün Moro‘nun dokunulmazlık zırhı altında Brezilya’da parlamenter olduğunun altını çizmek isterim. Ancak Türkiye’de hangi dokunulmazlık zırhı altına girerseniz girin, anayasal düzeni ortadan kaldırmak suretiyle darbe yapma suçunun asla ve asla dokunulmazlık olarak yorumlamayacağını şimdiden bildiririz.”
Seçim mesajı
Yaşadığımız her sorunun şüphesiz tek kaynağının AKP’nin kara düzeni olduğunu ifade eden Özel, seçim mesajını tekrarladı:
“Bu düzeni değiştirmek için, millete bir sandık lazımdır. Bu sandık için sonuna kadar mücadele edeceğiz. O sandıklara milletle birlikte yorulmadan koşacağız. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir kazanacağız. İnsan insan, umut umut, mücadele mücadele kazanacağız. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tutmadık el, gitmedik köy, varmadık hiçbir yer bırakmadan tüm gönüllere gireceğiz, tüm kulaklara konuşacağız, tüm gözlere bakacağız. Biz bu milletin ferasetine ve adaletine güveniyoruz. Onlar iktidarı değiştirecekler. Biz bu ülkenin makus kaderini değiştireceğiz. Bir kez daha. Yürüyeceğiz; dört mevsim yedi bölgeye, yürüyeceğiz günden geceye. Biz Türkiye ittifakıyla, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla birlikte kazanacağız. 4 Mayıs’ta Cumhuriyet Halk Partisi 81 ildedir, 973 ilçededir. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yolun sonu iktidardır, yolun sonu selamettir.”







