Furkan Karabay, Ali Deniz Çakır ve Hüseyin Ersöz yorumladı: İBB davasındaki tahliyeler

İSTANBUL (Medyascope) – Duruşmada neler yaşandı? Savunma ile tahliye arasında bir bağ var mı? Silivri’de görülen İBB davasının 30. Gününde Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır, avukat Hüseyin Ersöz ile son gelişmeleri aktardı. Yayında, duruşma salonundaki gelişmelere, tahliye taleplerindeki seçiliğe ve yargılama sürecine değinildi.

Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • İBB davasının 30. gününde savcılık, birçok sanığın tahliyesini talep etti.
  • Mahkeme, 15 kişinin tahliyesine karar verdi.
  • Furkan Karabay, tahliye ile savunma arasındaki bağlantıyı sorguladı.
  • Ali Deniz Çakır, söz alma taleplerinin reddedilmesinin ifade özgürlüğünün kısıtlanması olduğunu vurguladı.
  • Dava sürecinin öngörülebilir olmadığı ve tutukluluk pratiğinin sorunlu olduğu ifade edildi.

İBB davasındaki tahliyeler

İBB davasının 30. gününde savcılık, Nuri Cem Ceylan, Emrah Yüksel, İsmet Korkmaz, Çağlar Türkmen, Adem Soytekin, Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin, Seyhan Özcan ve Mehmet Çağlar Kuru’nun tahliyesini istedi.

Mahkeme, açıkladığı ara kararda savunma sırası geçen hafta öne alınan itirafçı Adem Soytekin dahil 15 kişinin tahliyesine karar verildi. 

Savcılığın tahliye talebini değerlendiren Hüseyin Ersöz, yargılama sisteminin işleyişine ve tutukluluk pratiğine değindi. Ersöz, sanıkların durumunu örnek vererek şunları söyledi:

“Bugün geldiğimiz noktada öyle bir tablo var ki, bir sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilse, üstelik alt sınırdan uzaklaşılıp dokuz yıl ceza verilse bile cezaevine bir dakika girmeyecek durumda olan kişiler hâlâ tutuklu. Bu artık bir tedbir değil. Bu, doğrudan doğruya fiili bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Tutukluluk dediğimiz şeyin hukuk sistemindeki yeri bellidir ama burada gördüğümüz uygulama, özgürlük hakkına yaklaşımın başından beri problemli olduğunun bir devamı.”  

Savcılığın tahliye taleplerindeki seçiciliğine de dikkat çeken Ersöz, “Aynı eylem kapsamında yargılanan kişilerden bazıları için tahliye talep edilirken, bazıları için edilmemesi ciddi bir tutarsızlık. Bu noktada sadece tahliye edilenleri değil, edilmeyenleri konuşmak gerekiyor. Çünkü o ayrımın hangi kritere göre yapıldığı net değil. Bu da yargılamanın öngörülebilirliğini ortadan kaldıran bir durum.”  

İBB davasındaki tahliyeler
Furkan Karabay, Ali Deniz Çakır ve Hüseyin Ersöz aktardı: İBB davasındaki tahliyeler

“Savunma ile tahliye arasına bir bağ mı var?”

Furkan Karabay,  Adem Soytekin üzerinden ortaya çıkan tabloya dair şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu dosyanın en kritik isimlerinden biri Adem Soytekin. Bunu kendisi de söylüyor, ‘Bu dosyayı ben aydınlattım’ diyor. Yani savcılığın en çok dayandığı, en çok referans aldığı isimlerden biri. Ama bugün geldiğimiz noktada bu kişi için tahliye talep ediliyor. Bu çok çarpıcı bir durum. Çünkü o kişinin ifadeleriyle tutuklanan başka insanlar hâlâ içeride.”  

Bu durumu doğrudan bir çelişki olarak tanımlayan Karabay, “Şimdi şöyle bir durum ortaya çıkıyor, dosyayı kuran, genişleten, insanların tutuklanmasına neden olan bir isim tahliye listesinde ama o ifadelerle tutuklanan bazı isimler hâlâ içeride. Bu, dosyanın bütünlüğü açısından ciddi bir sorun. Yani burada hukuki bir tutarlılık görmek zor. Soytekin, geçen hafta ‘baskı görüyorum’ dedi, savunma sırasını öne aldırdı, savunmasını yaptı ve hemen ardından tahliye talebi geldi. Bu zamanlama ister istemez ‘savunma ile tahliye arasında bir bağ mı var?’ sorusunu akla getiriyor.” dedi

“14 ay sonra hâlâ ‘bekleyin’ deniyor”

Ali Deniz Çakır ise duruşma salonundaki atmosferi değerlendirdi. Çakır, uzun tutukluluk süresine dikkat çekti:

“14 ay geçmiş durumda ve hâlâ ‘bekleyin, savunmalar alınacak’ deniyor. Ama bu artık insanların kaldırabileceği bir şey değil. Hem sanıklar hem aileler açısından ciddi bir yıpranma var. Bugün salonda da bu çok net hissediliyordu. Herkes artık tahliye bekliyor.”

Ekrem İmamoğlu’nun söz talebinin reddedilmesine değinen Çakır, “İmamoğlu’nun 15 dakikalık konuşma talebinin reddedilmesi sadece bir usul tartışması değil. Bu, aynı zamanda bu davada söz söyleme alanının ne kadar daraltıldığını da gösteriyor. Çünkü burada yapılacak bir konuşmanın kamuoyunda yankı bulacağı çok açık. Bu nedenle söz hakkı verilmemesi, sadece duruşma düzeniyle açıklanabilecek bir durum değil” diye konuştu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.