Cumartesi Anneleri Hüseyin Yaman ve Soner Gül için adalet istedi

İSTANBUL (Medyascope) – Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda 1102. buluşmalarında Hüsamettin Yaman ve Soner Gül için adalet istedi.

Cumartesi Anneleri Hüseyin Yaman ve Soner Gül için adalet istedi
Cumartesi Anneleri Hüseyin Yaman ve Soner Gül için adalet istedi

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (9 Mayıs 2026) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu.

Açıklamanın tamamı

“İnkâra ve cezasızlığa karşı en güçlü direniş, hakikatten vazgeçmeyenlerin sesinde hayat bulur. Gözaltında kaybedilenlerin isimlerini anmak, hikâyelerini anlatmak ve onları unutturmamak; inkâr politikalarına karşı ortak hafızamızı korumanın en güçlü yoludur. Bu yüzden geçmişi karanlıkta bırakmak isteyenlere karşı hatırlamaya, anlatmaya ve hakikati savunmaya devam ediyoruz.

Bugün bir kez daha, zamanaşımı kararlarıyla kayıp dosyalarını kapatan mevcut yargı sistemine itiraz ediyoruz. Bizler; hakikati açığa çıkaran, sorumluları hesap vermeye zorlayan ve adalet talebine yanıt veren bir hukuk sistemi istiyoruz.

1102.haftamızda, 34 yıl önce İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü unutmadık diyerek buluştuk.

22 yaşındaki Hüsamettin Yaman, İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisiydi. “Pankart taşımak” suçlamasıyla tutuklanmış, yaklaşık 15 gün cezaevinde kaldıktan sonra 6 Eylül 1990 tarihinde tahliye edilmişti.

21 yaşındaki Mehmet Soner Gül ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Aynı zamanda Öğrenci Derneği üyesiydi. Bu nedenle daha önce gözaltına alınmış, ağır işkencelere maruz bırakılmış ve ölümle tehdit edilmişti. İçişleri Bakanlığı’nın iddiasına göre, 10 Mart 1991 tarihinde Malatya’da yakalanan bir kişinin sorgusunda adının geçmesi nedeniyle aranıyordu.

Hüsamettin Yaman, 2 Mayıs 1992 Cumartesi günü evinden çıktı. İki gün sonra, 4 Mayıs Pazartesi günü ağabeyi Feyyaz Yaman’ı telefonla arayan bir kişi, “Hüsamettin, Soner Gül ile birlikte Fındıkzade’de gözaltına alındı. Hayatlarından endişe ediyoruz. Hemen emniyete başvurun” dedi.

Yaman ve Gül aileleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere devletin ilgili tüm kurumlarına başvurdu. İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü de girişimlerde bulundu. Ancak tüm başvurulara rağmen yetkililer gözaltı iddialarını reddetti. Hüsamettin Yaman’ın ailesi, çocuklarını aramaktan vazgeçmedi; bu nedenle iki yıl boyunca polis takibine maruz bırakıldı.

19 Aralık 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın infazlar ve kayıplarla ilgili itirafları kamuoyuna yansıdı. Çarkın, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü gözaltına aldıktan sonra ormanlık bir alanda sorguladıklarını ve infaz ettiklerini anlattı. Onların son sözlerinin ise “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!” olduğunu söyledi.

Bu itirafların ardından Yaman Ailesi yeniden suç duyurusunda bulunarak dosyanın tekrar açılmasını talep etti. Ancak Ayhan Çarkın’ın açık beyanlarına rağmen dosyada etkin bir soruşturma yürütülmedi, hiçbir ilerleme sağlanmadı.

Bugün bir kez daha kamu adına görev yapan savcıları göreve çağırıyoruz:

Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün gözaltında kaybedilmesiyle ilgili etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütün. Hakikati açığa çıkarın. Ailelerin “Çocuklarımıza ne oldu?” sorusuna cevap verin.

Kaç yıl geçerse geçsin, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zoru da olduğunu  hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.