İSTANBUL (Medyascope) – Cannes Film Festivali başlarken 600’den fazla Fransız sinemacı, aşırı sağın kültür alanındaki etkisine karşı açık mektup yayımladı. Juliette Binoche’un da aralarında olduğu imzacılar, milyarder Vincent Bolloré’nin sinema üretimi ve dağıtımı üzerindeki gücünün sektörün bağımsızlığını tehdit ettiğini belirtti.
Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Cannes Film Festivali başlarken 600’den fazla sinemacı, aşırı sağın kültür üzerindeki etkisini kınadı.
- Juliette Binoche’un da imzaladığı açık mektupta, Vincent Bolloré’nin gücünün bağımsızlığı tehdit ettiği vurgulandı.
- Bolloré’nin medya imparatorluğu, Fransız sinemasındaki bağımsızlık üzerinde tesir yaratıyor.
- Sinemacılar, Bolloré’nin eleştirdiği fikirlerin sektörde daha görünür hale geleceğinden endişeli.
- Açık mektup, aşırı sağın kamu fonlarına olan saldırılarına dikkat çekiyor ve sinemacıları bağımsızlık için sesini yükseltmeye çağırıyor.
Fransa’da 600’den fazla sinemacı, ülkenin kültür ve medya alanında giderek artan aşırı sağ etkisine karşı uyarıda bulundu. Cannes Film Festivali’nin açılışıyla aynı gün Libération’da yayımlanan açık mektupta, milyarder Vincent Bolloré’nin Fransız sinemasındaki ağırlığının yalnızca sektörün bağımsızlığını değil, filmlerin ne anlatacağını ve nasıl anlatacağını da etkileyebileceği vurgulandı.
Oyuncu ve yönetmen Juliette Binoche, yönetmen ve fotoğrafçı Raymond Depardon ile Fransız-İranlı yönetmen Sepideh Farsi’nin de aralarında bulunduğu imzacılar, “Fransız sineması aşırı sağcı bir patronun ellerinde kalırsa yalnızca filmlerin tek tipleşmesini değil, kolektif hayal gücümüzün faşistçe ele geçirilmesini de göze almış oluruz” dedi.
Bolloré’nin medya gücü
Muhafazakâr iş insanı Vincent Bolloré, Fransa’da CNews televizyonu, Europe 1 radyosu ve Le Journal du Dimanche gazetesinin de dahil olduğu geniş bir medya imparatorluğunu kontrol ediyor.

Bolloré, Fransa’da aşırı sağa yakın isimlerle kurduğu ilişkiler ve sahibi olduğu medya kuruluşlarının yayın çizgisi nedeniyle uzun süredir eleştirilerin odağında. Sol siyasetçiler, özellikle CNews’i aşırı sağın güçlenmesine alan açmakla suçluyor.
Paris savcılığı geçen ay CNews’te Saint-Denis Belediye Başkanı Bally Bagayoko’ya yönelik ırkçı yorumlar hakkında soruşturma başlattı. Kanal ise ırkçılık suçlamasını reddetti.
Bolloré’nin kültür alanındaki etkisine karşı itiraz yalnızca sinema dünyasından gelmiyor. Geçen ay 100’den fazla yazar, Bolloré’nin ana şirket Hachette Livre üzerindeki kontrolünü protesto ederek Grasset yayınevinden ayrıldı. Yazarlar, kültür ve medyada otoriterliği dayatmayı amaçlayan bir “ideolojik savaşın rehinesi” olmayı reddettiklerini açıkladı.
Sinemacılar neden endişeli?
Bolloré, eğlence devi Canal+ ve Avrupa’nın en büyük film ve televizyon yapım-dağıtım gruplarından StudioCanal üzerinde kontrol sahibi. StudioCanal son dönemde Back to Black ve Paddington in Peru gibi yapımların arkasındaki şirketler arasında yer aldı.
Sinemacıların asıl endişesi ise Canal+’ın Fransa’nın üçüncü büyük sinema salonu ağı UGC’den hisse alması ve 2028’de şirketin tamamını devralmayı hedeflemesi. İmzacılara göre bu, Bolloré’ye bir filmin finansmanından yapımına, dağıtımından sinema salonu ve televizyon gösterimine kadar bütün zinciri kontrol etme imkânı verebilir.
Açık mektupta, Bolloré’nin “iş insanı görüntüsünün arkasında” televizyon kanalları ve yayınevleri aracılığıyla gerici ve aşırı sağcı bir toplum projesini ilerlettiği savunuldu. Sinemacılar, bu etkinin şimdiye kadar film içerikleri üzerinde sınırlı ve dolaylı biçimde hissedildiğini ancak bunun böyle sürmeyeceğini belirterek sektöre bağımsızlığı savunma çağrısı yaptı.
Aşırı sağın hedefinde kamu fonları var
Açık mektup, Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimine doğru aşırı sağcı Ulusal Birlik’in anketlerde güçlü göründüğü bir dönemde yayımlandı. Marine Le Pen’in partisi, Fransız sinemasını ayakta tutan kamu fonları ve vergi teşviklerini uzun süredir eleştiriyor. Parti milletvekilleri, her yıl yüzlerce filmin üretimini destekleyen Ulusal Sinema Merkezi’nin finansman modelini sorguluyor.
Ulusal Birlik ayrıca film, dizi ve belgesellerin önemli finansörlerinden France Télévisions’ı da hedef alıyor. Parti, iktidara gelmesi halinde kamu yayıncılığını özelleştirmek istediğini açıklamıştı. Geçen hafta Ulusal Birlik’e yakın bir milletvekili tarafından hazırlanan raporda da kamu yayıncılığı bütçesinde, eğlence programları dahil geniş çaplı kesintiler önerildi.
Sinemacılar mektupta şu soruyu sordu: “Yarın yalnızca bir ideolojiye hizmet eden propaganda filmlerinin finanse edilmesi riskini almak istiyor muyuz?”
Bolloré’nin grubu açık mektuba ilişkin açıklama yapmadı. Bolloré ise daha önce siyasi ya da ideolojik müdahale suçlamalarını reddetmiş, medya yatırımlarını finansal gerekçelerle yaptığını ve kültür alanındaki faaliyetlerinin Fransız yumuşak gücünü desteklemeyi amaçladığını söylemişti.
Kaynak: Guardian







