Akbelen aktivisti Esra Işık mücadelesini Medyascope’a anlattı: “Zeytinlerimizin, hayatlarımızın, mezarlarımızın rahat bırakılmasını istiyoruz”

İSTANBUL (Medyascope, Yağmur Karacimşit) – Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi, Esra Işık hakkında yurtdışına çıkma yasağı adli kontrolüyle, 11 Mayıs’ta tahliye kararı verdi. 42 gün cezaevinde kalan Akbelen aktivisti Esra Işık, gözaltı sürecini, cezaevi günlerini ve acele kamulaştırma kararlarına karşı yürütülen hukuki mücadeleyi Medyascope’a anlattı.

Akbelen aktivisti Esra Işık gözaltı ve cezaevi sürecini anlattı
Akbelen aktivisti Esra Işık gözaltı ve cezaevi sürecini anlattı

Akbelen Ormanları’nı kömür madenine karşı koruma mücadelesinin sembol isimlerinden Esra Işık, yeniden özgür. 30 Mart’ta bir bilirkişi keşfi sırasında yaşanan karmaşa sonrası gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınan ve “kamu görevlisine mukavemet” suçlamasıyla tutuklanan Işık, 11 Mayıs’ta tahliye edildi.

Gece yarısı gözaltısı

Bilirkişi keşfinin yapılacağını 30 Mart sabahı öğrenen köylüler ve Esra Işık, mahkeme heyetini karşılamak ve derdini anlatmak için Akbelen’de yol üzerinde beklemeye başladılar. Ancak mahkeme heyeti köye uğramayıp doğruca Milas’a geçti, köylüler keşfin bittiğini düşündü.

Ardından Karacahisar köyünden gelen bir haberle jandarma eşliğinde sivil, resmî plakası olmayan bir aracın tarlalarda durduğu öğrenildi. Bunun acele kamulaştırma kararından sonra şirketin gönderdiği “ikna ve araştırma heyetlerinden” biri olduğunu düşünen köylüler, özel mülke izinsiz girilmesi sebebiyle tepki gösterdiler. Jandarma ise bilgi vermeyi reddetti.

Olay yerinde gözaltına alınmayan Esra Işık, gece 23.50’de evinden “kamu görevlisine mukavemet ve hakaret” suçlamasıyla alındığını söyledi ve yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Bana jandarma tarafından çeşitli tehditler savuruldu; ‘Başın belaya girecek, savcıyı arayın gözaltı kararı versin’ dendi. Ben de ‘Şu an haksız, hukuksuz bir şey yapıyorsam beni alın götürün, size direnmeyeceğim’ dedim. Madem orada mukavemet ettim, onlarca jandarma var, nasıl engelleyebilirim? Beni orada almadılar, bir gece yarısı 23.50’de evimden aldılar.”

42 günlük tutukluluk ve mücadele

Esra Işık, 27 Nisan’daki ilk duruşmasında kelepçeli olarak savunma yaptı. Tutuklu olduğu bu süre boyunca önce Muğla’da, ardından İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuldu. Bu süreçte Türkiye’nin dört bir yanından avukatlar ve insanlar tarafından büyük dayanışma ve destek gördüğünü söyleyen Işık, savunmasında söylediklerini şöyle aktardı:

“İlk duruşmama elleri kelepçeli bir şekilde getirildim. Savunmamda ‘Ben toprağını, köyünü, memleketini, hepimizin geleceğini savunan bir gencim. Toprağını korumak suç değildir; şirketin yargılanması gerek’ dedim. Muğla’da nefes alıp vermem bile çok görüldü, kendi toprağımdan İzmir Şakran Cezaevi’ne sürgün edildim.”

Toprağını ve yaşam alanlarını savunduğunu, tutukluluğunun mücadele eden herkese bir gözdağı olduğunu ancak “bu memleketin umuduna, inancına, toprağına kelepçe vurulamayacağını” da ekledi.

Akbelen aktivisti Esra Işık gözaltı ve cezaevi sürecini anlattı
Akbelen aktivisti Esra Işık gözaltı ve cezaevi sürecini anlattı

Dört duvar arasında Akbelen nöbeti

“Cezaevinde bedeniniz kapatılıyor ama aklınız dışarıda yaşamaya devam ediyor” diyen Esra Işık, tutukluyken de her gün haberlerde köyünü aradığını, koğuşa gelen gazetelerin sayfalarını köyünden bir haber almak umuduyla heyecanla çevirdiğini söyledi. Bu süreçte en çok zorlandığı şeyin çaresizlik hissi olduğunu şu sözlerle aktardı:

“Ben köyümü, ailemi, insanlarımızı çok düşünüyordum. ‘Ben burada dört duvar arasındayken bir zeytin ağacı daha kesilirse? Evim yıkılırsa? İnsanlar yine jandarmanın önünde yalnız bırakılırsa?’ diye düşünüyordum.”

Demir kapıları aşan dayanışma

Koğuş arkadaşlarıyla arasında doğal bir dayanışma olduğunu söyleyen Işık, birinin ailesinden haber gelince hep birlikte sevindiklerini, kötü bir haber geldiğinde de yine sırt sırta verdiklerini vurguladı. Ayrıca cezaevinde koğuş arkadaşlarının da Akbelen direnişi hakkında bilgilendiğini ve bu davayı sahiplenmeye başladıklarını, koğuşa yeni gelen insanlara kendisini “Toprağını savunduğu için burada” şeklinde tanıttıklarını belirtti:

“Ben Akbelen’i, köyümüzü, zeytinleri anlattıkça birçok kadın kendi hayatından parçalar buldu o hikâyenin içinde. (…) O yüzden bana çoğu zaman ‘Sen sadece kendi köyün için değil, hepimiz için direnmişsin’ dediler.”

Esra Işık’ın cezaevindeyken Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) tarafından “2026 Önder Kadın Ödülü”ne layık görülmesi de Akbelen direnişine verilen toplumsal desteğin ve dayanışmanın en somut göstergelerinden biri oldu.

İki haftanın ardından apar topar İzmir Şakran’a sevk edilen Işık, başka bir şehre giderken toprağından koparılma hissiyle çok daha ağır bir şekilde yüzleştiğini söyledi ve ekledi:

“Geride bıraktığım yolları, dağları düşündüm. İçimde çok ağır bir duygu vardı. Sanki beni sadece özgürlüğümden değil, ait olduğum her şeyden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.”

Akbelen aktivisti Esra Işık gözaltı ve cezaevi sürecini anlattı
Akbelen aktivisti Esra Işık gözaltı ve cezaevi sürecini anlattı

Akbelen mücadelesinin arka planı

Esra Işık’ın aktardığına göre mücadele 2019 yılında şirketin kamulaştırma değil, toprak satın alma girişimleriyle başladı. Işık, özel bir şirket için acele kamulaştırma kararının hukuka aykırı olduğunun altını çizdi. Daha önce 2024 yerel seçimleri döneminde verilen bir acele kamulaştırma kararının tepkiler üzerine geri çekildiğini, ancak 10 Ocak 2026’da daha büyük bir alan için tekrar getirildiğini ifade etti.

Işık, atalarından kalan topraklarının “bir gecede” peşkeş çekildiğini, mülkiyet ve yurttaşlık haklarının çiğnendiğini savundu. Geçmişte ormanlarının jandarma gözetiminde kesilmesi, haksız para cezaları ve soruşturmalarla yıpratılmaya çalışıldıklarını belirtti:

“Biz bu ülkenin bir yurttaşıysak nerede mülkiyet hakkı? ‘Adalet, mülkiyetin temeliydi’ ne oldu? 10 Ocak 2026’daki acele kamulaştırma kararıyla bir gecede bütün emeğimize, yüzyıllık alın terimize, atalarımızın topraklarına çöküldü, peşkeş çekildi.”

Tahliye ve bitmeyen mücadele

11 Mayıs’taki ara tutukluluk incelemesinden tahliye kararı çıktığını koğuş arkadaşlarından öğrenen Esra Işık, ilk duruşmada umutları kırıldığı için bu kararı beklemediğini söyledi:

“İlk duruşmada tahliye alamadığım için umudum yoktu. Koğuştaki bir arkadaşımın ‘Esra tahliye!’ diye bağırmasıyla öğrendim. Altyazıda ismimi görünce, cezaevine girdiğimden beri ilk kez, mutluluktan ağladım. Köyüme gelip ayağımı toprağa bastığımda gerçekten tahliye olduğumu anladım.”

Yürütmeyi durdurma kararının çok önemli bir adım olduğunu ancak mücadelenin bitmediğini de vurguladı. Esra Işık, köy halkı olarak, acele kamulaştırma kararının ve zeytinlikleri talana açan torba yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, buna ek olarak şirketin tüm araç ve gereçlerini alıp Akbelen’den çekip gitmesi gibi taleplerinin gerçekleştirilmediği sürece mücadelenin hâlâ devam edeceğinin altını çizdi:

“Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı çok önemli ama bu mücadele kazanılmış, bitmiş değil. Şirketin bütün kepçelerini, kamyonlarını köyümüzden çekmesini istiyoruz. Devlet bize ‘Bu şirket topraklarınıza çökemeyecek’ diye somut bir taahhüt verene kadar bu mücadele devam edecek. Zeytinlerimizin, hayatlarımızın ve mezarlarımızın rahat bırakılmasını istiyoruz.”

Esra Işık son olarak bu mücadelede devletten somut bir güvence beklediklerini, “Bu şirket sizi rahatsız edemeyecek, topraklarınıza çökemeyecek, buna izin vermeyeceğiz” gibi bir taahhüt verene kadar köy halkı olarak mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.