Gazeteci Alican Uludağ hakkında tahliye kararı

İSTANBUL (Medyascope) – “Cumhurbaşkanına alenen hakaret,” “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ hakkında tahliye kararı verildi.

İçindekiler
İlgili bağlantılar
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Alican Uludağ’ın yargılandığı dava başladı.
  • Uludağ savunmasında, yargılama sürecinde adil savunma hakkının ihlal edildiğini vurguladı.
  • Savcı, Uludağ’ın sosyal medya paylaşımlarını suç delili olarak gösterdi.
  • Uludağ, gazetecilik faaliyetlerinin suç olmadığını ve beraat talep ettiğini söyledi.
  • Mahkeme, Uludağ hakkında tahliye kararı verdi.
alican uludağ haberleri

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ hakkında “cumhurbaşkanına alenen hakaret,” “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması tamamlandı.

Mahkeme, Alican Uludağ hakkında tahliye kararı verdi.

Duruşmada neler yaşandı?

Ankara’da görülen davaya Uludağ, SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

DW’nin haberine göre Alican Uludağ savunmasında “90 gündür ailemden ve Ankara’da işimden uzaktayım. Herkesten uzakta gizlenerek yargılanıyorum. Mahkeme huzurunda olamadan yargılama başlatıldı. Dilekçelerimin gereği yapılmadı. Bugün ekranla kendimi savunmak zorunda bırakıldım bu adil savunma hakkımın ihlalidir” dedi.

Bu koşullarda adil yargılamanın beklenemeceğini söyleyen Uludağ, “22 yıldır Ankara’dayım, 18 yıldır Ankara Adliyesinde yargı muhabiriyim, basın odasında masam boş şekilde beni bekliyor. Buradan soruyorum İstanbul’da benim ne işim var” dedi.

Uludağ sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fethullahçıların yargıyı ele geçirmesinin başlangıcında bu meslekte günlerimiz oldu, o sırada haber yapabilen, zorlu şartlada bu mesleği öğrenen bir gazeteciyim. O gün de bugün de tarihin doğru yerindeyim. Bağımsız gazeteci olarak gerçekleri yazmaya ve halkın haber alma hakkını savunmaya çalıştım. Çok kez tehdit edildim ama vicdanım rahat uyudum. Asla pişman olunacak bir gazetecililik yapmadım. Anayasada güvence altına alınan basın ve ifade özgürlüğünün engellenmemesi gerekir.”

Uludağ, “Gözaltına alındım ama tutuklanmayı hak edecek suç işlemedim. Tweetler dışında hiçbir eylemim yoktur. Kim bu savcı, tutuklanmamı isteyen? Terör savcısı bu. Basın savcısı değil. Savcı önce beni suçlu ilan edip sonra suça gitmiş. Bu benim susturulmak istenen bir gazeteci olduğumu gösteriyor” diye konuştu.

Uludağ, “Savcı benim tweetlerimi toplamış ve aynı gün Adalet Bakanı daha koltuğuna yeni oturmuşken hakkımda soruşturma izni verdi. Tutuklanma gerekçem olan sosyal medya paylaşımlarımın tamamı 2025 tarihli ve hatta Ekim 2025 öncesine ait. Ancak savcı iddianamede nasıl hakaret etmişim onu yazmamış” ifadelerini kullandı.

Gözaltına alınmasına karşın tutuklanmayı hak edecek bir suç işlemediğini öne süren Uludağ, tweetleri dışında bir eyleminin bulunmadığını vurguladı. Tutuklanmasını talep eden savcının terör savcısı olduğunu, basın savcısı olmadığını belirten Uludağ, “Savcı önce beni suçlu ilan edip sonra suça gitmiş. Bu benim susturulmak istenen bir gazeteci olduğumu gösteriyor” diye konuştu.

Uludağ, savcının tweetlerini topladığı gün Adalet Bakanı’nın henüz koltuğa yeni oturmuşken hakkında soruşturma izni verdiğini söyledi. Tutuklanma gerekçesi olarak gösterilen sosyal medya paylaşımlarının tamamının 2025 tarihli ve Ekim 2025 öncesine ait olduğunu aktaran Uludağ, savcının iddianamede nasıl hakaret ettiğini yazmadığını ileri sürdü.

Uludağ paylaşımlarını tek tek anlattı

Sosyal medya paylaşımlarını tek tek anlatan ve bu paylaşımlarda hakaret bulunmadığını savunan Uludağ, “Ben bir yargı muhabiri olarak yargıdaki operasyonları sosyal medyada eleştirmişim, bunun neresi suç bilmek istiyorum” diye sordu. Hakim bu noktada Uludağ’a sosyal medya ifadesiyle WhatsApp’ı mı yoksa başka bir platformu mu kasttettiğini sordu. Uludağ paylaşımları X platformunda yaptığını belirtti.

Savunmasında Tayfun Kahraman hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararlarını da hatırlatan Uludağ, cezaevinde Kahraman ile konuşma imkanı bulduğunu söyledi. Uludağ, “İçeri girince ilk kez Kahraman’ın gözlerindeki adaletsizlik duygusunu gördüm. Biz bunları dile getirmeyeceksek, bunları cezaevinde yaşayan ölüye çevireceksek bu ülke nasıl demokratik olabilir” dedi.

Uludağ beraatını talep etti

Basın Kanunu’nda gazetecinin görevinin halk adına devleti ve kurumlarını denetlemek olarak vurgulandığını belirten Uludağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Özgür Özel’e eleştirilere tahammül gösterilmeyen günler geride kaldı” sözlerini hatırlattı ve “Erdoğan’ın bu sözleri doğru ise benim cezaevinde ne işim var” diye sordu.

Savcı ve hakimin sanki kaçmaya çalışırken yakalanmış gibi gerekçe yazdığını öne süren Uludağ, “Sayın hakim, beni bugün bırakırsanız bulabileceğiniz yer de döneceğim yer de adliyenin basın odasıdır” dedi. Uludağ, “Suç işlemedim, gazetecilik yaptım. Hakaret etmedim, suç işlemedim, hakkımda beraat talep ediyorum” sözleriyle beraatini istedi.

Yaklaşık 25 dakika süren savunmasını Uludağ şu sözlerle tamamladı:

“Bugün gazeteciler susarsa toplum da susar. Onun için yaşasın Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik demokratik cumhuriyet. Yaşasın gazetecilik.”

Savunmanın ardından savcı Alican Uludağ’ın tutukluluk halinin devamını talep etti. Bunu üzerine hakim Alican Uludağ’a yeniden söz verdi. Uludağ, “Soyut kavramlarla 90 gündür tutuklu olan gazetecinin tutukluluğunu savunuyor olmak… diyecek sözüm yok” dedi. 

Alican Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın ise mütalaaya katılmadıklarını belirterek, Uludağ’ın tahliyesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme Alican Uludağ hakkında tahliye kararı verdi.. 

Ne olmuştu?

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ 19 Şubat’ta sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Ankara’da gözaltına alınan Alican Uludağ, 20 Şubat’ta İstanbul’a getirildi. Uludağ çıkarıldığı mahkemece “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasından tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında, “cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından iddianame düzenledi.

İddianame, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

İstanbul 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi, Uludağ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianameyi 1 Nisan’da kabul etti, ancak “yetkisiz olduğunu kabul ederek” tensiple birlikte dosyanın yetkili Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

Hangi suçlamalar yöneltiliyor?

Alican Uludağ hakkındaki soruşturmanın terör suçları savcılığı tarafından yürütülüyor. Uludağ’a “cumhurbaşkanına hakaret,” “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları yöneltildi.

Savcılık sorgusunda Uludağ’ın sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı, “Son bir yılda yaşananlar saray rejimini tahkim etmek” başlıklı ve “Saray rejimi, Erdoğan’ı koltuğunda tutmak ve yeni Anayasa ile rejimini garanti altına almak için kapsamlı bir plan uygulamaya koydu” ifadelerinin yer aldığı paylaşımları suça konu oldu.

Gözaltı kararına Uludağ’ın İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarının tahliye edildiğine ilişkin haberi ve X’teki sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterildi.

Uludağ’ın DW Türkçe’de yayınlanan “Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi kimdir?” haberi de dosyaya girdi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.