Ruşen Çakır yorumladı: Ne oluyorsa Özgür Özel Ekrem İmamoğlu’nu satmadığı için oluyor

İstanbul (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Ankara temaslarının ardından CHP’de yaşanan krizin merkezinde Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’na verdiği desteğin bulunduğunu belirtti. Çakır, Özel’in kendisine yönelik baskı ve tehditlere rağmen geri adım atmayacağını söylediğini aktardı.

Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ru̇şen Çakır, CHP’de yaşanan krizin arkasında Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’na desteğinin yattığını belirtti.
  • Çakır, CHP Genel Merkezi’nde sessizlik ve durgunluk gözlemlediğini, parti içindeki gerilim ve rahatsızlıkların sürdüğünü ifade etti.
  • Özgür Özel, yeni bir parti kurulması durumunda şantajla karşılaşabileceğini, ancak buna boyun eğmeyeceğini açıkladı.
  • CHP yönetimi, Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmaması yönünde mesajlar aldı, ama bu girişimler başarısız oldu.
  • Özel, mevut siyasi gerilimin nedenlerinden birinin İmamoğlu’na verdiği destek olduğunu vurguladı.

Ne oluyorsa Özgür Özel İmamoğlu’nu satmadığı için oluyor

Ruşen Çakır, CHP’de mutlak butlan tartışmaları ve parti içindeki gerilim üzerine yaptığı değerlendirmede, yaşanan sürecin merkezinde CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in Ekrem İmamoğlu’na verdiği desteğin bulunduğunu söyledi.

Çakır, Ankara’da CHP Genel Merkezi ve Meclis’te yaptığı temaslardan edindiği izlenimleri aktardı.

“CHP’de sessizlik dikkat çekiyor”

Ankara ziyaretinde CHP Genel Merkezi’nde beklediği hareketliliği göremediğini belirten Çakır, parti binasında dikkat çekici bir sessizlik ve durgunluk olduğunu anlattı. CHP’lilerle yaptığı görüşmelerin ardından, atanmış genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun izlediği çizgiye ilişkin değerlendirmelerinin doğrulandığını düşündüğünü söyledi.

Çakır’a göre parti içinde ve Ankara kulislerinde, Ekrem İmamoğlu’nun gelecekte güçlü bir siyasi aktöre dönüşme ihtimali nedeniyle bazı çevrelerin rahatsızlık duyduğu görüşü dile getiriliyor. Bu çevrelerin, İmamoğlu’nun devlet yapısını yeniden şekillendirebilecek bir lider olabileceği düşüncesiyle hareket ettiğini belirtti.

Ne oluyorsa
Ne oluyorsa Özgür Özel İmamoğlu’nu satmadığı için oluyor: Ruşen Çakır yorumladı (Video)

“İmamoğlu-Özel ortaklığı hafife alındı”

Çakır, 19 Mart sonrasında CHP’nin gösterdiği direnişin birçok kesim tarafından beklenmediğini belirterek, özellikle Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel arasındaki siyasi uyumun küçümsendiğini ifade etti.

Ona göre, CHP yönetimine çeşitli yollarla “Ankara siyaseti yapın, İmamoğlu’na sahip çıkmayın” mesajları verildi ancak bu girişimler sonuç vermedi. Çakır, mutlak butlan tartışmalarının da bu tablonun bir sonucu olarak ortaya çıktığını öne sürdü.

Özgür Özel: “Bu bir şantaj”

Meclis’te Medyascope Ankara muhabiri Özgecan Özgenç’le birlikte Özgür Özel ile görüştüklerini aktaran Çakır, son dönemde sıkça dillendirilen “yeni parti kurulursa Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılabileceği ve tutuklanabileceği” yönündeki iddiaları doğrudan CHP liderine sorduğunu söyledi.

Çakır’ın aktardığına göre Özel, bu tür iddiaları “özgürlüğümüzle ülkemizi takas etmemizi isteyen bir şantaj” olarak değerlendirdi. Daha önce de çeşitli baskılarla karşılaştığını belirten Özel’in, hiçbir şantaja boyun eğmediğini söylediğini aktardı.

“Ekrem’i sat diyorlardı”

Çakır’ın aktarımına göre Özgür Özel, kendisine zaman zaman “akıllı ol, uslu ol, partinin başında otur” şeklinde mesajlar verildiğini, bunların yanında Ekrem İmamoğlu’ndan uzaklaşmasının beklendiğini söyledi.

Özel’in, “Bu bir arkadaş meselesi değil, ülke meselesi” diyerek İmamoğlu’na destekten vazgeçmeyeceğini vurguladığını aktaran Çakır, CHP liderinin bu tavrının mevcut siyasi gerilimin temel nedenlerinden biri olduğunu savundu.

“Yeni parti önceliğimiz değil”

Çakır, Özgür Özel’in yeni parti kurulması seçeneğini tamamen dışlamadığını ancak bunun şu anki öncelikleri olmadığını söylediğini aktardı. Buna karşın siyasi alanın giderek daraltıldığını ve taraflar arasında bir uzlaşma ihtimalinin zayıf göründüğünü belirtti.

Özel’in, olası baskılar karşısında partinin sahipsiz kalmayacağını düşündüğünü ifade eden Çakır, CHP liderinin “zor dönemlerin kendi liderlerini ve çözümlerini yarattığı” görüşünü dile getirdiğini aktardı.

Video deşifresi

Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.

Evet, dün Ankara’daydım. Cumhuriyet Halk Partisi’nde taraflardan hiçbirisi grup toplantısı yapmadı ama ben gittim ve yerlerinde gördüm, anlatacağım. CHP Genel Merkezi’ne gittim, daha sonra Meclis’te Özgür Özel’in genel merkez gibi kullandığı makamına gittim, yanımda arkadaşım Özgecan Özgenç ile birlikte. Ama onun öncesinde MHP grubu vardı tabii; Devlet Bahçeli, ne zamandır ilk defa ne çözüm sürecinden ne de CHP’den bahsetti. İlginçti. Ardından DEM Parti’nin grup toplantısı vardı; onun da açıkçası başlangıcını gördüm çünkü CHP Genel Merkezi’ne gitmemiz gerekiyordu. Az izleyici vardı, ilginçti; normalde çok kalabalık toplantı yaptıklarını görmüştüm DEM Parti’nin, daha önce de HDP’nin. Tuncer Bakırhan, yanında İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ve Mithat Sancar’la beraber gitti ve konuşmasında mutlak butlan kararını eleştirmesi öne çıktı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne öğle saatlerinde gittik. Ne zamandır gitmiyordum. Aslında çok gittiğim bir yer değil. Bu, hayatta gittiğim ya ikinci ya üçüncüdür. Arkada “şimdi arınma zamanı” yazıyor. Orada Kılıçdaroğlu’nun portresi var, bir tarafta Türk bayrağı, sonra daha ileride de Atatürk var tabii ki. Ben biraz şaşırdım, şöyle şaşırdım; kalabalık bekliyordum, bir şekilde bir hareket bekliyordum ama ıssız geldi bana. Katlarda insanlar var mıydı bilmiyorum ama genellikle bu tür yerlerin ön tarafı önemlidir; giriş yapanlar, girenler, çıkanlar vesaire. Çok büyük bir hareketliliğe tanık olmadım, belki bana denk gelmemiştir. Ama bir sessizlik vardı. Biraz da ıssızlık vardı. Orada tanıdığım bazı kişilerle sohbet etme imkânım oldu. Bu konuda, yani Kılıçdaroğlu’nun izlediği çizgi konusunda düşündüklerimin büyük ölçüde doğru olduğunu gördüm ve bu yayının başlığına da çıkarttığım “Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nu satmadığı için bu işler oluyor”u mesela CHP’de birisiyle sohbette bir şekilde, tabii bu cümlelerle değil, duydum. Şaşırmadım. Bu, başından beri, 19 Mart’tan beri yaşanan bir şeydi aslında.

Şöyle bir perspektif var; Bülent Kuşoğlu’nun Cansu Çamlıbel’e verdiği o “devlet aklı” röportajı, T24‘teki, onu hatırlayacak olursak, ona benzer şöyle bir perspektif var: Erdoğan ve Bahçeli ve hatta Kılıçdaroğlu sonrasının Türkiye’sini dizayn etmek isteyen, şimdiden hazırlamak isteyen o devlet aklı, her neyse, o önündeki seçeneklerden ilk akla gelen Ekrem İmamoğlu’nu istemiyor, hazzetmiyor. Bunun değişik rivayetleri var. Bunu daha önce de çok dile getirmiştim; mesela 21 Mayıs’ın hemen ardından yine bu konuda benzer bir yayın yapmıştım. Orada da işte onu bir şekilde kökü dışarıda olarak görmek ya da göstermek istiyorlar ama bence esas mesele, o yayında da söylediğim gibi, Ekrem İmamoğlu’nun yeni bir Tayyip Erdoğan olabilme ihtimali ve devleti — eğer seçilirse, ki seçilme potansiyeli çok yüksek— yeniden kendi bildiğine göre dizayn etme, inşa etme ihtimali; bundan çekiniyorlar anladığım kadarıyla. Ve bunun önünü kesmek için de kendisini içeri attılar ve ardından gelen CHP’nin direnişi çok şaşırttı onları; çünkü orada Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ilişkisini, ortaklığını biraz hafife almışlar.

Hepimiz aldık aslında. Özgür Özel’in bu kadar büyük bir direnç göstereceğini ve Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkacağını hesaba katmamışlar. Bu artık iyice netleşiyor ve mutlak butlan da aslında devlet aklının, her neyse, onun Özgür Özel’den umudu kestiğini bize gösteriyor. Yani ona hep yapılan teklif; “Ankara siyaseti yap, bırak bağımsız yargı — ne kadar bağımsızsa — işini yapsın, bunlara sahip çıkma” şeklinde doğrudan, dolaylı, açık, örtülü mesajlar, telkinler, kimi zaman şantajlar işe yaramamış. Birazdan anlatacağım, bunu Özgür Özel’in kendisi ile de konuştuk. Ve bunun üzerine bu olay devreye giriyor. Tabii ki burada Kemal Kılıçdaroğlu eliyle CHP’yi yeniden yapılandırmak herhâlde kimsenin hayal ettiği bir şey değil ama bir darbe indirip ondan sonra Özgür Özel de olmadan yeni birilerine CHP’yi yerli ve millî bir muhalefet, ana muhalefet partisi olarak dizayn ettirmek… CHP’nin iktidara gelmesi istenmiyor. CHP’nin bu hâliyle iktidara gelmesi hiç istenmiyor ve CHP’ye bir alan seçiliyor ve bu alanda kalması söyleniyor. Tabii burada muhatapları Özgür Özel ancak Özgür Özel hiç bekledikleri gibi çıkmadı. Nitekim Özgecan’la birlikte gittiğimiz Meclis’teki odasında kendisi ile kısa bir söyleşi yaptık. Kapıda Deniz Zeyrek vardı, görüntülü bir röportaj yapacaktı, bizim çok az bir zamanımız vardı ama o az zamanda çok şeyler konuştuk. Hatta kendisi de şakayla karışık “Medyascope‘a epey manşet verdim” dedi. Evet, verdi. Bu manşetlerden bir tanesi: “Bizden özgürlüğümüzün karşılığında ülkeyi vermemizi istiyorlar, takas etmemizi istiyorlar” dedi.

Bu, bir soru üzerine geldi. Biliyorsunuz son günlerde çok söylenen şöyle bir laf var; “Özgür Özel’i içeri atacaklar, dokunulmazlığı kaldırılacak ve tutuklanacak.” Neden böyle olacak? Çünkü pes etmiyor, çünkü Ekrem İmamoğlu’nu satmıyor. Özellikle Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurarsa bu kesin olacak. Bu ne zamandır söyleniyordu. Dün Ankara’da birbirinden farklı gazeteci, siyasetçi, birbirinden farklı insandan benzer şeyleri duyduk, duydum ve bunu açıkçası doğrudan Özgür Özel’e sordum. Özgür Özel’e dedim ki; ‘‘Parti kurarsanız sizi içeri atacaklarmış.’’ Bu zor bir soru ama… O da dedi ki: ‘‘Evet, bize deniyor ki, ‘özgür kalmak istiyorsanız memleketi bırakacaksınız.’’’ Memleketi bırakmaktan kasıt ne; ‘‘siyasi iktidarı bırakacaksınız, siyasi iktidar talebini bırakacaksınız.’’ Ülkeyi bırakıyorsunuz, memleketi bırakıyorsunuz… Diyor ki: ‘‘Bu, özgürlüğümüzle ülkemizi takas etmemizi öneren bir şantaj. Ben bugüne kadar hiçbir şantaja teslim olmadım. Bundan önceki şantajlara teslim olsaydık belki butlan da gelmezdi.’’

Evet, şimdi başlığımıza gelelim. Özgür Özel aynen şöyle dedi: ‘‘Bana, ‘akıllı ol, uslu ol, uslu dur, partinin başında otur’ diyorlardı. ‘Ekrem’i sat’ diyorlardı.’’ Ben de ona sordum, ‘‘Ekrem’i satacak mısınız?’’ diye; ‘‘Asla’’ dedi. ‘‘Bu bir arkadaş satma meselesi değil, bu bir ülke meselesi. Bugün Ekrem, yarın Mansur; onlara kim tehdit olursa, onları satmamızı istiyorlar.’’ Evet, olay böyle bir yerde düğümlenmiş durumda ve Özgür Özel çok yorgun ama yine dinamikti; o kısa sürede onu gördük. Çok net bir şekilde diyor ki: ‘‘Her türlü tehdide tamam ama hiçbirisine boyun eğmeyeceğim, arkadaşlarımı satmayacağım; çünkü onları satmam demek ülkeyi satmak demektir’’ diyor ve noktayı öyle koyuyor. Ve belli ki bu, karşı tarafı hiçbir şekilde memnun etmiyor ve kavga süreceğe benziyor. Dünkü yayında söylemiştim; “Yeni parti, geri sayım başladı” diye. Özgür Özel yine ısrarla önceliklerinin yeni parti olmadığını söylüyor fakat bütün alanların iyice daraltıldığını ve Kılıçdaroğlu ve taraftarlarının onların kalbini istediğini söylüyor. “Bir pazarlıkta kalbimizi istiyorlar” diyor ve sonuçta anlıyoruz ki buradan bir anlaşma çıkmayacak. Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nu satmayacak; satmadığı için belki başına çok sert şeyler gelecek. Orada da işte bir başka soru: Peki o zaman ne olacak? Bu da söyleniyor; “Yeni parti kurulur ve Özgür Özel içeri atılırsa parti sahipsiz kalır, başsız kalır.” Bunu da sordum; bir siyasetçiye zor bir soru. O da çok net bir cevap verdi. Ne dedi? “19 Mart yaşandığında benden böyle bir performans kimse beklemiyordu ama bütün zor şartlar, bütün krizler kendi liderini ve kendi çözümünü yaratır. Ülkesini, partisini seven milyonlarca insanın bir adım önüne birisi çıkar. Orada benim bir endişem yok” dedi. Bakalım, göreceğiz.

Evet, ben dün Ankara’dayken bir ölüm haberi geldi. Dünyaca ünlü Güney Afrikalı caz piyanisti — aslında sadece piyano çalmıyor ama daha çok piyano ile bilinen bir caz sanatçısı — Abdullah İbrahim. 91 yaşında hayatını kaybetmiş. Onun en büyük parçalarından “Mannenberg” diye bir parçası var. Ama benim ilk duyduğum, 90’lı yılların başında bir arkadaşım bana vermişti, “Ishmael” diye Kur’an-ı Kerim’den uyarlama bir parçayı dinlemiştim. Fatiha Suresi diye tahmin ediyorum ama çok da emin değilim, baştan sona Fatiha olmadığı kesin ama Fatiha’dan bölümler var. Aslında Güney Afrikalı Dollar Brand, sonradan Müslüman olup Abdullah İbrahim adını seçiyor ve ırkçılığa karşı mücadele ediyor. Bu yüzden ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Dünyaca ünlü caz sanatçılarıyla birlikte çalıyor, kendi başına çalıyor ve sonra Güney Afrika özgürlüğüne kavuşunca Mandela tarafından geri çağırılıyor ve orada büyük ölçüde üretmeye devam ediyor. Parçalarına baktığınız zaman, bestelerine, albümlerine baktığınız zaman ezici bir çoğunluğunun adında Afrika var. Kendini Afrika’ya adamış müthiş bir sanatçıydı Abdullah İbrahim. Eğer dinlemediyseniz muhakkak dinleyin. Benim bir başka caz piyanisti, en sevdiğim isim Ahmad Jamal üç yıl önce — Amerikalıydı o — hayatını kaybetmişti. Sonra da bir başka caz piyanisti Abdullah İbrahim’i de kaybettik. Kendisini saygıyla anıyorum.

Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş