İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Abdullah Öcalan ile devlet arasında çerçeve yasaya ilişkin mutabakat sağlandığını, yasanın kabul edilmesi halinde PKK’nın fesih sürecinin resmileşebileceğini ve silahsızlanma sürecinde yeni bir aşamaya geçileceğini söyledi.
Gazeteci Ruşen Çakır, “Örgüt, Öcalan’ın devletle vardığı mutabakata uyacak mı?” başlıklı yayınında Abdullah Öcalan ile devlet arasında yürütülen görüşmelerde çerçeve yasa konusunda mutabakata varıldığını söyledi. Çakır, yasanın tek başına sürecin tamamlandığı anlamına gelmediğini, ancak yeni bir aşamanın önünü açacağını ifade etti.
Çakır’ın aktardığına göre hazırlanan çerçeve yasa tüm örgüt mensuplarını aynı anda kapsamayacak. Öcalan’ın başlangıçta herkesi kapsayan bir düzenleme istediğini belirten Çakır, devletin buna sıcak bakmaması üzerine görüşmelerde bir süre duraksama yaşandığını, ancak tarafların daha sonra aşamalı bir model üzerinde uzlaştığını söyledi.
“Yasa büyük çoğunluğu kapsayacak”
Çakır, yasa tasarısının Meclis komisyonuna sunulacağını, ardından Genel Kurul’da oylanmasının beklendiğini belirtti. İYİ Parti dışında ciddi bir itiraz beklenmediğini söyleyen Çakır, düzenlemenin Öcalan’ın statüsü, umut hakkı ve toplumsal entegrasyon gibi başlıkları içermediğini ifade etti. Buna karşılık Avrupa’da, cezaevlerinde ve Kandil’de bulunan çok sayıda kişinin yasadan yararlanmasının beklendiğini dile getirdi.
Çakır, yasanın yürürlüğe girebilmesi için PKK’nın silah bırakma yönündeki taahhütlerinin yerine getirilmesinin beklendiğini, bunun ardından Milli Güvenlik Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı tarafından örgütün resmen feshedildiğine ilişkin karar alınmasının gerekeceğini söyledi.
“Süreç zaman içinde genişleyebilir”
İlk aşamada daha sınırlı bir düzenleme yapılacağını belirten Çakır, süreçte önemli sorunlar yaşanmaması ve olası sabotaj girişimlerinin etkisiz kalması halinde ilerleyen dönemde yeni yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Bunun, Öcalan’ın başlangıçta talep ettiği kapsamlı modelin zamana yayılarak uygulanması anlamına geldiğini söyledi.
“En kritik soru Kandil’in tavrı”

Sürece yönelik itirazların içeride ve dışarıda bulunduğunu söyleyen Çakır, özellikle İsrail ve İran’ın Türkiye’nin PKK sorununu çözmesinden memnun olmayacağını belirtti. Bazı Kürt milliyetçilerinin de Öcalan’ın devletten yeterli kazanım elde etmeden uzlaştığını düşündüğünü aktaran Çakır, buna karşın asıl belirleyici unsurun Kandil’in tavrı olduğunu söyledi.
Kandil’de yaptığı görüşmelere değinen Çakır, örgüt yöneticilerinin önceliğinin Öcalan’ın statüsü olduğunu ancak nihai karar konusunda Öcalan’ın yönlendirmesini beklediklerini ifade etti. Çakır, yönetici kadronun ilk aşamada Türkiye’ye dönmeyecek olmasının ve Öcalan’ın statüsüne ilişkin düzenlemenin ertelenmesinin örgüt içinde rahatsızlık yaratabileceğini, buna rağmen Öcalan’ın örgütü ikna edeceğini düşündüğünü söyledi.
“Öcalan’ın karşısında etkili bir muhalefet oluşmaz”
Çakır, Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan hitap etmesi veya örgüt yöneticileriyle iletişim kurmasının sürecin ilerlemesinde önemli rol oynayacağını belirtti. Öcalan’ın mutabakatı savunması halinde örgüt içinde buna karşı etkili bir muhalefet oluşmasının mümkün görünmediğini ifade eden Çakır, geçmişte yaşanan kopuş girişimlerinin de kalıcı olmadığını söyledi.
PKK’nın sona ermesiyle Kürt sorunu çözülür mü?
Çakır, PKK’nın silahlı faaliyetlerini sonlandırmasının Kürt sorununun tamamen çözüldüğü anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Ancak Kürt siyasi hareketinin tüm enerjisini yasal siyasete yöneltmesi halinde Türkiye’de demokratikleşme açısından önemli değişiklikler yaşanabileceğini ifade etti.
Terör gerekçesiyle uygulanan hukuk dışı uygulamaların önemli ölçüde ortadan kalkabileceğini söyleyen Çakır, varılan mutabakatın yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirtti.






