ADIYAMAN (Medyascope) – DEM Parti Adıyaman İl Eş Başkanı Gönül Şahin, Adıyaman’da deprem sonrası oluşan toplumsal hafızanın hem iktidarın deprem politikalarını hem de muhalefetin Kürt meselesine yaklaşımını sorguladığını belirtti.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- DEM Parti Adıyaman İl Eş Başkanı Gönül Şahin, deprem sonrası toplumsal hafızanın iktidar ve muhalefet politikalarını sorguladığını belirtti.
- Şahin, Adıyaman’ın yıllardır süren politikalar nedeniyle deprem gerçeğiyle yüzleştiğini vurguladı.
- Alevi yurttaşların deneyimleri, eşit yurttaşlık kavramını sorgulatıyor ve siyasi çelişkileri ortaya koyuyor.
- Şahin, Adıyaman halkının geçmişe bakarak iktidarın ve muhalefetin tutumlarını sorguladığını ifade etti.
- Demokrasi ve barış arayışlarının gündem dışına itilmesinin sorunları derinleştireceğini savundu.
DEM Parti Adıyaman İl Eş Başkanı Gönül Şahin, son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmeler, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla genel başkanlığa atanması ve Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Medyascope’a konuşan Şahin, Adıyaman’ın yaşadıklarının yalnızca bir “deprem gerçeği” ile açıklanamayacağını vurgulayarak, kentin yüz yıllık politikaların ağır yükünü taşıdığını söyledi.
Şahin, “Adıyaman, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana uygulanan ulus-devlet politikalarının, Türk-İslam sentezinin ve inkâr siyasetinin sahadaki en yoğun yansımalarını yaşayan şehirlerden biri olmuştur. 6 Şubat depremleri ise bu tarihsel gerçeği tüm çıplaklığıyla açığa çıkarmıştır. Deprem sadece binaları değil, yıllardır sürdürülen siyasi ezberleri ve toplumsal ezberleri de yıktı” ifadelerini kullandı.
“Alevi yurttaşların yaşadıkları, büyük bir sorgulamayı tetikledi”
Alevi yurttaşların yaşadığı deneyimlerin, eşit yurttaşlık söylemlerini yeniden tartışmaya açtığını belirten Şahin, kendisini Alevilerin temsilcisi olarak tanımlayan siyasi anlayışın Kürt meselesi ve demokratikleşme söz konusu olduğunda sınırlarını aşamadığını dile getirdi.
Şahin, bu durumun “tarihsel bir çelişki” olduğuna dikkat çekerek, “Bu çelişkiyle yüzleşmeden ne gerçek bir demokrasi mücadelesi verilebilir ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi.
“Adıyaman artık sadece vaatlere değil, geçmişe bakıyor”
Adıyaman halkının değişen toplumsal hafızasına işaret eden Şahin, kentin artık iki seçenekli siyasi denklemle açıklanamayacağını belirtti. “Adıyamanlılar bugün sadece verilen sözlere değil, geçmişte alınan tutumlara da bakıyor” diyen Şahin, hem iktidarın deprem sürecindeki uygulamalarının hem de muhalefetin Kürt meselesine yaklaşımının sorgulandığını vurguladı.
“Dün sessiz kalanlar bugünün sorumluluğundan kaçamaz”
İktidarın muhalefete ve özellikle de CHP’ye yönelik baskıcı politikalarını eleştiren Şahin, bu sürecin geçmişten bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Dokunulmazlıkların kaldırılması, kayyum atamaları ve demokratik siyasetin tasfiyesi sırasında sessiz kalan ya da destek veren kesimlerin bugün yaşananlardan sorumlu olduğunu belirten Şahin, “Dün demokrasi askıya alınırken susanların bugün yaşananlara şaşırması, siyasi hafızası olan toplumlar için inandırıcı değildir” diye konuştu.
“Bugün yaşananlar tesadüf değil, bilinçli tercihlerin sonucu”
Şahin, bugün mevcut tablonun “bir şaşkınlık” olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, yaşananların geçmişte alınan bilinçli kararların sonucu olduğunu söyledi. “Demokrasiye ilkesiz yaklaşanların, hukuku yalnızca kendi ihtiyaçları doğrultusunda savunanların bugün yaşananlardan bağımsız olduğunu iddia etmesi mümkün değildir” dedi.
“Barış ve demokratik çözüm gündemden düşürülüyor”
Türkiye’de tartışılan demokratik çözüm ve barış sürecine de değinen Şahin, son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılanlar, Özgür Özel’in görevinden alınıp yerine butlan Kemal Kılıçdaroğlu’nun atanması ve kamuoyunun farklı gündemlerle meşgul edilerek bu başlıkların gölgesinde sürecin, geri plana itildiğini savundu.
İmralı’da yürütülen görüşmelerin ve Kürt sorununun demokratik çözümüne dair beklentilerin görünmez kılınmaya çalışıldığını belirten Şahin, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Türkiye’nin temel demokratikleşme sorunu çözülmeden ne ekonomik kriz aşılabilir ne de toplumsal barış kalıcı hale getirilebilir” diyen Şahin, çözüm arayışlarının gündem dışına itilmesinin sorunları daha da derinleştireceği uyarısında bulundu.
“Toplumun ihtiyacı yeni gündemler değil, gerçek demokrasi”
Şahin, toplumun ihtiyaç duyduğu şeyin yeni tartışmalar ve kutuplaşmalar değil; şeffaflık, demokrasi, müzakere ve kalıcı barış olduğunu ifade etti.
Önümüzdeki sürecin yalnızca bir seçim süreci olmadığını vurgulayan Şahin, bunun aynı zamanda halkların ve demokrasi güçlerinin geçmişle yüzleşme ve kendi iradesini güçlendirme süreci olacağını söyledi. Şahin, “Adıyaman’da ortaya çıkan toplumsal hafıza, bu arayışın en güçlü göstergelerinden biridir” diyerek sözlerini tamamladı.





