İSTANBUL (Medyascope) – Bu blog kapanmıştır… TBMM’de MHP, DEM Parti ve CHP grup toplantıları düzenlenecek. İBB davasında İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunma yaptı. Aziz İhsan Aktaş karar duruşmaları devam ediyor. İBB ve Aziz İhsan Aktaş davalarını muhabirlerimiz Furkan Karabay, Ankara’daki gelişmeleri Özgecan Özgenç takip ediyor. Medyascope editörleri tüm gelişmeleri sizlere aktaracak.
CHP'nin atanmış yönetimi 26 il başkanını görevden aldı
Haber: Özgecan Özgenç
CHP’de mahkeme kararıyla göreve getirilen Merkez Yönetim Kurulu, 26 il başkanı ve il yönetimlerini görevden aldı; yedi il başkanı ise tedbirli kesim ihraç istemiyle disipline sevk edildi
Parti Sözcüsü Müslim Sarı partinin kurumsal kimliğine uygun olmayan iş, eylem ve davranışlar çerçevesinde değerlendirme yapıldığını söyledi.
Görevden alınan İl ve İlçe Başkanlıkları şöyle:
Ağrı İli ve Ağrı Merkez İlçesi, Aksaray, Amasya, Batman, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce ve Akçakoca ilçesi, Eskişehir, Hakkari, Iğdır, Kars, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Niğde ve Niğde Merkez ilçesi, Nevşehir, Osmaniye ve Osmaniye Merkez ilçesi, Samsun, Sivas, Tunceli, Sinop ilinde yalnızca il başkanı.
Tedbirli kesin ihraç talebi istemiyle disipline sevk edilen 7 il başkanı da şöyle:
Denizli, Muğla, Eskişehir, Sinop, Düzce, Kars, Tunceli.
Ayrıca altı ilde il başkanlığına atama yapıldı:
Batman- Yılmaz Özkanat
Çanakkale- Koray Akkılıç
Mardin- Mahmut Duyan
Osmaniye- Rıza Tekerek
Niğde- Tevfik Caymaz
Tunceli- Kemal Özcan
Ongun: "Gizli tanık hem müşteki hem şüpheli ve gizli tanık yapıldı"
Haber: Furkan Karabay
Murat Ongun, Gizli Tanık Kayın’ın "dolandırıcı olduğu ortaya çıkan Celal Çakmak" adlı birinin olduğunu söyledi. Ongun, Çakmak’ın hem müşteki hem şüpheli ve gizli tanık yapıldığını belirtti.
İfadeler incelendiğinde, Ongun’un bahsettiği müşteki, şüpheli ve Gizli Tanık Kayın’ın beyanlarının büyük ölçüde aynı olay örgüsünü ve benzer ayrıntıları içerdiği görüldü. İfadelerde, 2023 yılının haziran-temmuz döneminde Bakırköy Kaymakamlığı’nda Buğra Gökce ile görüşme yapıldığı, bu görüşmenin ardından Buğra Gökce’nin yönlendirmesiyle “Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı” olarak tanıtılan Murat Ongun’a 10 bin dolar verildiği iddiası ortak şekilde yer aldı.
Üç ifadede de daha sonra Murat Ongun’un telefonla irtibat kurduğu, Saraçhane’de belediye binası karşısındaki bir ofiste görüşme gerçekleştirildiği sonrasında otopark ihalesi karşılığında 20 milyon TL talep edildiğinin öne sürüldüğü görüldü.
Üç ifade de görüşmelerin zamanı, görüşülen kişiler, para talepleri, ödeme miktarları ve sürecin ilerleyişine ilişkin aynı anlatının tekrar edilmesi dikkat çekti.
Ongun, şunları ifade etti:
“Bana rüşvet iftirasını attıktan sonra bir dolandırıcı olduğu ortaya çıkan Celal Çakmak isimli biri, fezlekede hem müşteki hem şüpheli ve gizli tanık olmuştur. Şahsın ifadesi kelimesi kelimesine gizli tanık Kayın beyanına kopyalanmıştır. Neden? Herhalde gerekirse gizli tanık olarak aleyhime bu ifadenin kullanılması için. Başka mantıklı izahı yok! Bir kişinin aynı anda müşteki, gizli tanık ve şüpheli sıfatına haiz olmasını ne yazık ki bu iddianameyi kaleme alanlar başarmıştır.
Bu endemik konu mutlaka dünya hukuk tarihine geçecektir. Ayrıca belirteyim kendisini TSK gazisi olarak tanıtan bu dolandırıcı için, Genelkurmay’a yazı yazdım. Hemen yanıt geldi. Gazi değilmiş. Kusursuz dolandırıcı ama serbest.”
Özgür Özel grup toplantısında “Bir kapı kapanırsa yenileri açılır, azimle yürüyen eninde sonunda menzile ulaşır” diyerek yeni parti mesajı verdi. Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç'in aktardığına göre Özel şunları dedi: "Tarihin doğru tarafında duranları da tarihin eğri tarafından medet umanları da herkes görüyor. Ve herkes şu soruyu soruyor. ‘Kimler kimlerle beraber? Kimler kimlerle saf tutuyor?’ Biz milletin safındayız, milletle omuz omuzayız. Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele ediyoruz ancak işgal bitmezse bu milleti de seçeneksiz bırakmayacağız."
Medyascope'u desteklemek ister misiniz?
Haberciliğimizi sürdürebilmek sizlerin desteğiyle mümkün.
Medyascope’a destek olun, doğru ve güvenilir habere ulaşın
Detaylar için tıklayın🔗 https://abonelik.medyascope.tv/
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’ye yönelik “Bir Frankenstein ürettiler, şimdi ceremesini çekiyorlar” sözlerine grup toplantısında karşılık verdi:
Haber: Özgecan Özgenç
“Kendini izaha çalışırken bazen bilmediği konulara girip çıkıyor. Frankenstein canavarın adı değil, canavarı üreten doktorun adıdır. Bir kere bunu bil. Eğer butlan bir canavarsa, canavarı üreten de Frankenstein ise Frankenstein Recep Tayyip Erdoğan’ın ta kendisidir. Ama bir küçük katkım olsun. Yarattığı canavar en son Frankenstein’a saldırır, onu yok etmeye çalışır. O yüzden eğer birileri Frankenstein’ın yarattığı canavarı arıyorsa onu bizim buralarda değil, Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazım.”
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mutlak butlanla ilgili "Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" açıklamaları hakkında konuştu.
Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç'in aktardığına göre Özel şunları dedi:
"Yav Erdoğan sana soruyorum, 'Ben Deniz Göktaş'a açılan soruşturmayla hiçbir ilgim yok' diyor muyum? Böyle bir izaha ihtiyaç var mı? Buna nefes tüketsem demezler mi ‘Allah Allah acaba Özgür Özel bu işin neresinde?’ diye. O yüzden herkes neyin ne olduğunu görmekte, millet de bu işi ben söylüyorum diye değil, kendi hissediyor diye bu tepkiyi vermektedir.”
Haber: Furkan Karabay
Murat Ongun, iddianamede, Medya A.Ş.’nin zarar ettiğine dair “Hem Medya A.Ş. hem de Kültür A.Ş. kasalarının boşaltıldığı” ifadelerinin yer aldığını söyledi. Ongun, iddianamedeki iddiaların aksine Medya A.Ş.’nin 50 milyon liraya yakın kâr ettiğini söyledi.
Ongun, “2020 pandemi yılı hariç 2021-2022-2023-2024 yılları bilançoları incelenirse, Medya A.Ş.’nin, toplam da 50 milyon liraya yakın karı olduğu görülür. Bilançosunu bilmesem de Kültür A.Ş.’nin de kar ettiğine eminim. Keza bu 2 şirketin iç içe geçtiği yazılmış. Suç gibi” dedi.
Haber: Özgecan Özgenç
Özgür Özel’in vergi adaletsizliğine dikkat çektiği “http://akpden.net” köşesinde bu hafta televizyon var:
"http://akpden.net. Bu, 56 ekran, fazla özelliği olmayan normal bir televizyon. Bugünkü fiyatı 50 bin lira. Bunu, ‘Cebime koydum, sepete ekledim’ deyip de basınca, http://akpden.net devrede. 50 bin lira ama ‘Ya sen bu televizyondan TRT’yi açarsan?’ Yüzde 16 TRT bandrol ücreti 8 bin lira. Bunun üstüne ilave yüzde 6.7, ‘Bu zorunlu bir tüketim değil, özel tüketim vergisi, gözümde lükse giren bir tüketim harcaması, pırlantada sıfır ama televizyon izlemede yüzde 6.7. Bu da 3 bin 886 lira. Bu üçünün toplamına bir de gel bakalım yüzde 20 KDV, 12 bin 377 lira. 50 bin liralık televizyon, AK Parti’yi iktidarda tutma bedeli olarak 74 bin 263 lira. AK Parti’yi göndermeden bu vergiden kurtulamazsınız. Herkesin dikkatine, incelemek isteyenler için http://akpden.net’te.”
Haber: Özgecan Özgenç
CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’den NATO zirvesi öncesi Ankara’da 178 kişinin tutuklanmasına tepki:
"NATO zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanlarına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini artık akıl almaz boyutlara taşıyan, Meclis’i kapatan, bakanlıkları kapatan, kamu kurumlarını kapatan, sokakları kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bu ayrı. Bir de NATO zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178’inin tutuklanması var. Bunu kimse böyle cümlede kullanıp, tweet atıp, bir tepki gösterip sonra da sakın normalleştirmesin."
Murat Ongun: "Bu tuhaf örgüt yüzlerce güvenlik kamerası olan otelde mi gizli görüşme planlamış"
İBB davasında savunma yapan Murat Ongun, savcılığın örgütün deşifre olmasına kanıt olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alımı sürecinde yaşananları gösterdiğini hatırlattı. Ongun, söz konusu iddianın “Hasan Hüseyin Şenyurt ismindeki bir suç makinesinin” anlatımlarıyla desteklediğini söyledi.
Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın aktardığına göre Ongun, "Aralarında cinsel saldırının da dâhil olduğu 2 ayrı cinsel suç dâhil, hırsızlık, zorla el koyma, kamu görevlisine hakaret suçlarından mahkemede ceza almış bir suç makinesinin ifadesi neredeyse delil diye yazılmış" diye belirtti.
İddianamede yer alan “örgüt üyelerinin gizlilik prensibiyle hareket ettiği” ifadelerine tepki gösteren Ongun, "Böyle davranan örgüt üyeleri güvenlik kameralarının olduğu binada toplanır mı hiç? Gizli görüşme yapacak yer kalmadı da halka açık, yüzlerce güvenlik kamerası olan otelde mi gizli görüşme planlamış bu tuhaf örgüt" dedi.
CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, komedyen Deniz Göktaş hakkında soruşturma açılmasına tepki gösterdi.
Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç'in aktardığına göre Özel şunları dedi:
"Bugün yaşananlar acziyettir, bugün yaşananlar bir şakadan korkmaktır. Bugün yaşanan, öyle güçlü lider falan değildir. Güçlü liderin karikatürden dizi titremez. Güçlü liderin şakadan, espriden, fıkradan ödü kopmaz. Güçlü lider bunlarla güçlenir. Bunun için buradan söz veriyorum. Hani diyor ya, ‘30 yıllık yolculuğum var benim Erdoğan’la’ diyor. Ben Deniz Göktaş’ın Erdoğan’la olan 30 yıllık yolculuğunu hep birlikte sonlandıracağımıza Deniz kardeşime söz veriyorum."
CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel grup toplantısında Diyarbakır'da Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku'nun ailelerini ziyaret ettiğini belirtti.
Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç'in aktardığına göre Özel şunları dedi:
"İki anneye, kardeşlere, borcum var, sözüm var. Rojin Kabaiş'in ailesi diyor ki, Rojin'in vücudunda iki erkek DNA'sı bulundu. Suyun içinde 15 günden sonra bile bulunan bu iki erkek DNA'sı için hiçbir şey demeyip 'Rojin intihar etti, bunu kabul edin' diyenler var. Annesi dedi ki söyle, kız kardeşi dedi ki söyle, babası dedi ki Allah aşkına söyle. Gülistan'ın ailesi, ilk gün nasılsa öyle; ilk gün gözü iki çeşmeydi, yine iki gözü iki çeşme. Dönemin il emniyet müdürü tutuklu, valisi tutuklu, oğlu tutuklu, işaret edilen kişi Amerika'da tutuklu. Ancak annenin ve kardeşlerin yine bir feryadı var: 'Biz bir an önce bir mezarımız olsun istiyoruz.' Bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz."
Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını sundu
Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı Özer İncegül, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını sundu. Avukat İncegül, mütalaanın iddianamedeki sınırları aştığını, birçok çelişki ve gerekçesizlik içerdiğini söyledi.
Furkan Karabay'ın aktardığına göre, “Mütalaa için hangi tanımı kullanmak gerekiyor bilemiyoruz” diyen İncegül, iddianamede yer almayan bazı değerlendirmelerin esas hakkındaki mütalaada yer aldığını belirtti. İncegül, iddianamede kamu zararı bulunmadığı belirtilen bazı ihaleler bakımından mütalaa aşamasında kamu zararından söz edildiğine dikkat çekti. İncegül, bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedilmesine rağmen bu hesaplamaların nasıl yapıldığının açıklanmadığını söyledi.
Mütalaada sanıkların hukuki konumlarının da açık biçimde ortaya konulmadığını öne süren İncegül, “Kimin asli fail, kimin müşterek fail, kimin azmettiren, kimin yardım eden olduğu belli değil” dedi. İncegül, Aziz İhsan Aktaş’ın tek faaliyetinin ticaret yapmak olduğunu, hakkında ileri sürülen örgüt iddiasını kabul etmediklerini belirtti.
İncegül, “Sayın Savcı yeni bir örgüt teorisi yazarak adeta Meclis’in yerine geçmiş, kanun koyucu gibi gerekçe oluşturmuştur. Oysa iddianame kanuna ve yerleşik hukuki ölçütlere dayanmalıdır” diye belirtti.
🤳 Son dakika gelişmeleri, özel haberler ve gün boyu anlık bildirimler telefonunuzda.
📰 Gündemi kaçırmamak için Medyascope’un WhatsApp kanalına katılın. Hepinizi bekliyoruz.
Aziz İhsan Aktaş davasında Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Gülal Erdovan Anıl mütalaaya karşı beyanda bulundu
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara dahil 7 kişinin tutuklu olduğu, 200 sanıklı “Aziz İhsan Aktaş” davasının üçüncü duruşmasına 10. günde, Silivri’de Marmara Ceza İnfaz Kurumları karşısında inşa edilen 2 bin 295 kişilik yeni salonda devam edildi.
Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın aktardığına göre, 22 Nisan’da tahliye olan eski Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Gülal Erdovan Anıl, mütalaaya karşı beyanda bulundu. 370 gün tutuklu kaldığını söyleyen Anıl, tahliyesine sevindiğini ancak kararın 1 yıl 5 gün “haksız yere” tutuklu kaldığı gerçeğini değiştirmediğini söyledi.
Anıl, “Ben daha önce kollukta, soruşturma savcısında ve sizlerin karşısında vermiş olduğum detaylı savunmalarımı aynen tekrar ederim. Tüm eylemler yönünden aynı suçlamalar adeta bir kopyala-yapıştır şekliyle tüm suçlamalara altlık edilmiştir. Destek hizmetleri müdürü olarak kamu görevinin gereğini yerine getirmem, atılı suçları işlediğimin kanıtı değildir. Ben ve arkadaşlarım yasaklı olduğu bilinen hiçbir firma ile sözleşme imzalamadık. Ekonomik ve mali yeterliliği olmayan hiçbir firmanın teklifini değerlendirmedik. Kanunun maddelerinin dışına çıkmadık. Yaklaşık maliyetin gizliliğini asla ihlal etmedik. Hiçbir yakınımız ihalelere katılmamıştır ya da hiç kimseden herhangi bir menfaat sağlamadık” dedi.
Dosyadaki teknik değerlendirmelerin varsayımlara dayandığını belirten Anıl, özellikle akaryakıt ve katkı maddesi ihalelerinde kamu zararı bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Anıl, "Eğer iddia edildiği gibi birilerinin menfaatini gözetseydik, sözleşmelere fiyat farkı verileceğine ilişkin hüküm koyardık" diye belirtti.
Anıl, mütalaada ihale komisyonu üyeleri hakkında beraat istenirken yalnızca ihale yetkilisi olması nedeniyle kendisi hakkında ceza talep edilmesini çelişkili bulduğunu belirtti. 33 yıllık devlet memuru olduğunu, görev tanımı kapsamındaki ihalelerde komisyon kararlarını imzalamasının suç teşkil etmediğini söyleyen Anıl, suç işlemediğini, herhangi bir örgütle fikir veya eylem birliği içinde hareket etmediğini, belediye başkanı ya da bağlı bulunduğu başkan yardımcısından hukuka aykırı herhangi bir talimat almadığını söyledi.
CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel grup toplantısında konuşuyor. Özgür Özel'i Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç takip ediyor.
Murat İlbak ile ilişkisini anlattı
Murat Ongun, İBB soruşturması kapsamında tutuklanan ardından tahliye edilen İlbak ailesine dikkat çekti. Ongun, İlbakların itirafçı ifadesi vererek tahliye oldukları iddialarının gündeme geldiğini ancak dosyada ne sanık ne de ifadelerinin olduğunu söyledi.
Ongun'un savunması şöyle:
"Operasyonun ilk gününden bu zamana kadar adı çok sık anılan biri var. Fezlekede varlar, tevdi raporlarında varlar, soruşturmayı başlatan dilekçe sahibi Sedat Kapıdağ da onları anlatıyor. İfadeleri 50’den fazla eylemde kullanılan en gözde tanıklardan Selman Narman, Hakan Karaköse dahil herkes onları anlatıyor. Her yerde adları geçti.19 Mart’ta gözaltına alındılar ardından tutuklandılar. Milyarlarca liralık vurgunu beraber yapmakla suçlandık. Kimden bahsediyorum? İlbak ailesinden. 4 erkek kardeş de şüpheliydi. En büyükleri Mustafa Bey yurtdışında olduğu için gözaltına alınamadı ama Murat-Yusuf ve Ali İlbak gözaltına alındı ve tutuklandı. Murat İlbak’la 23 Mart’ta aynı mahkemeye düştük. Bana bağlı örgüt üyesi olmak ve rüşvet vermekten tutuklandı. İyi tanışırız kendisiyle. Birlikte Silivri’ye gönderildik, aynı araçla. 3 hafta sonra aynı gün de ben Çorlu’ya, o Bandırma’ya sevk edildi Silivri’den. Diğer 2 kardeşi de Silivri’de tutukluydu.
Yaklaşık 40-45 gün sonra mayıs sonu gibi Murat İlbak’ın tahliye olduğu haberi geldi. 'Bu da itirafçı olup bir şeyler uydurdu herhalde' diye düşündüm. Murat Bey'in tahliyesinden birkaç gün sonra haziran ayı tutukluluk incelemem vardı. Çorlu’daki cezaevimden SEGBİS yöntemiyle duruşmaya katıldım. Kendim katıldım çünkü bizim avukatlarımızdan duruşmanın yapılacağı mahkeme duruşma saati bile gizleniyordu.
Evet gizleniyordu. Duruşmaya bağlandım mahkeme salonunda sadece bir kadın avukat gördüm. İçimden ‘becerikli avukatmış bak bulmuş hangi mahkeme olduğunu’ dedim. Kısa süre sonra avukat hanımın benimle beraber tutukluluğu incelenen Yusuf ve Ali İlbak beylerin avukatı olduğunu öğrendim. Onlar SEGBİS’e bağlanmadı. Duruşma bitti. Aralarında benim de olduğum 100’den fazla kişi için yapılan tutukluluk incelemesinin sadece 2 şanslısı vardı: İlbak kardeşler. Yusuf ve Ali İlbak tahliye oldu. 100’den fazla kişi tekrar tıpış tıpış hücre ve koğuşlarımıza döndük.
İnanın bu tahliyelere çok sevindim. Benim için cezaevinden çıkan herkes mutluluk kaynağı. Sadece, Murat İlbak’ı tanıdığım için merak ediyordum, itirafçı olup da mı çıktı diye. Yakıştıramıyordum ona. Düzgün, iyi eğitimli kaliteli bir iş insanıdır.
Meraktaydım, çünkü itirafçı olan herkesin beyanı bir gün sonra Sabah, daha ayrıntılı hali de iki gün sonra Yeni Şafak gazetesinde yayınlanıyor, ben de soruşturmamı bu iki gazeteden detaylarıyla izliyordum. Lakin Murat beyin ifadesi hiç yayınlanmadı. 2 hafta 3 hafta geçti, yine çıkmadı. İyice meraklandım, çünkü bu ilk kez oluyordu. Ticari hayatını merak ettim. Onun da malvarlığına el konmuş, şirketlerine kayyum atanmıştı.
Acaba kayyum sürüyor muydu? Öğrendim ki kalkmış. Şirketleri geri almış. Çok sevindim. Bu kez başka bir şeyi merak ettim.
Ev hapsiyle mi çıkmıştı, yoksa imza atma şartıyla mı? Öyle ya hem bunca suçlama, hem sürpriz, tahliye, bunların üzerine bir de yurtdışına çıkış serbestisi gelecek değil herhalde… Efendim inanır mısınız o da gelmiş. Hem de cezaevinden şahit oldum buna. Gözlerimle… Anlatayım.
Geçen yaz başı Avrupa Basketbol Şampiyonası var. Turnuvayı izliyorum, 12 dev adam tarih yazıyor ve Almanya ile son şampiyonluk maçına kaldılar. Maç inanılmaz çekişmeli ben de 10 metrekarelik hücremde 24 inçlik küçük televizyonumda heyecanla izliyorum. Maçın son 2 dakikası, az farkla öndeyiz. Almanya mola aldı ve TRT 1 reklama gitti. Hemen çayımı koydum. Reklam bitti TRT maça döndü ve koca tribünde sadece 1 Türk taraftara zoom yaptı kameraman, yakın plan göğüs çekim, 1 Türk taraftar, televizyondaydı. Hâlâ gözümün önünde, bizim Türk telefonuna bakıyor. çayımı püskürttüm, çünkü Murat İlbak’ın yurtdışı yasağının kalktığına, Litvanya’nın Riga kentindeki maçta olduğuna, bizzat TRT 1 ekranlarında canlı yayında şahit oluyordum. İstemsiz bir ‘vay anasını yaa’ dedim bağırarak.
İlbak ailesinin yanlış bir intibaya kapılmasını istemem. Gerçekten Murat Bey de abisi Mustafa Bey de tanıdığım kadarıyla nazik, güngörmüş beyefendi insanlar. Hem böyle değerli insanların, değil sadece tahliyesi, normal hayatlarına kısa sürede geri kavuşmaları beni çok umutlandırdı. Hele hele adlarının 1087 kez zikredildiği bu iddianamede, sanık olmamaları sevincimi doruğa taşıdı. Öyle ya İstanbul’un en büyük reklamcısı artık sanık bile değil. Doğal olarak iddianamede Eylem 61 ile başlayıp Eylem 76 arasında yer alan 16 reklam ihalesi dosyası da böylece çöp oluyordu. Çünkü iddianameye temel olan tevdi raporu ve fezlekenin işaret ettiği en önemli şüpheli, suçsuz bulunmuştu. Tartışmalı olsa da bilirkişi raporlarına göre diğer ihaleler onunkinden çok daha masumdu. E sözde azılılar suçsuz bulunmuşsa, Murat Kapkiler, Hüseyin Köksallar, Alper Aydınlar, Nihat Sütlaşlar da suçsuz demektir. Doğal olarak, bizlerin de reklam ihalelerinde suçu olduğu iddiası çökmüş oldu. Raporlar ve rakamlarla. Ayrıntısına reklam ihalelerine dair suçlamalarda gireceğim. Beraber göreceğiz. Öyle ya İlbak’a helal olan, diğerlerine neden haram ve yasak olacak ki? Türkiye bir hukuk devleti ve adalet önünde herkes eşit sonuçta. Öyle deniyor, resmi beyanlarda. Ve Anayasa’nın 10. maddesinde."
Furkan Karabay'ın aktardığına göre Murat Ongun, tutuklu olduğu hapishaneye Beliz Özkan adında bir avukatın geldiğini, kendisini Cüneyt Yakut’un gönderdiğini söyledi.
Ongun, Özkan’ın “Biliyorsunuz, size anlatmış başsavcılıkta yakın tanıdıkları var. Kendisi de benzer şekilde tahliye edilmişti. Ortak arkadaşımız diyor ki 1 milyon dolar verirse, eşinin tutuklanmamasını sağlarım” dediğini anlattı.
Ongun, şunları söyledi:
“Avukat gayet açık sözlüydü, işi halledecek ismi bile veriyordu ama ben dile getiremeyeceğim. Cezaevinde avukat kabininde benden 1 milyon dolar talep edilince şok oldum. Avukat sözünü bitirdi ama ben dona kaldım. Benden yanıt gelmeyince Avukat Beliz Hanım, pazarlık yapıyorum zannetti sanırım ve şöyle dedi: ‘Kendisi bende 300 bin, 400 bin dolar var, 600 bin-700 bin dolar dolar verse bile hallederiz’ dedi. Avukata ‘Benim eşim suçsuz ayrıca böyle bir param da yok’ diyerek görüşmeyi bitirdim. Avukat Beliz Özkan hakkında 7 Ocak 2026 tarihinde 2975 numaralı dilekçe ile İstanbul Barosu’na şikâyette bulundum.”
Murat Ongun savunma yapıyor.
Çizim: Tarık Tolunay
"Cüneyt Yakut bizzat cep telefonundan bazı şeyler gösterdi"
Haber: Furkan Karabay
Murat Ongun, İBB dosyasında tutuksuz sanık olan Cüneyt Yakut’un kendisini aradığını ve “Savcı Aykut Çelik sizi, İBB soruşturması için ifadeye çağırmış. Tebligat yollamış ama evde kimse bulunamayınca tebliğ yapılamamış” dediğini anlattı.
Ongun, “O zamanki avukatım Serkan Günel’i aradım. Savcı beyin adını verdim ve ziyaret etmesini, eğer gerçekten beni ifadeye çağırdıysa hemen döneceğimi söyledim. O da şimdi, terfi edip başsavcı yardımcısı olan Aykut Beyi makamında ziyaret etti. Aykut Bey böyle bir tebligat olmadığını söylemiş ama benim kimden duyduğumu merak etmiş. Serkan Bey de bilmediği için kendisine söyleyememiş” dedi.
Murat Ongun, çıplak aramaya maruz kalan Fatoş Pınar Türker’in, ifade işlemi sırasında kendisine “Bu kafayla bir daha çocuklarını göremeyeceksin” dediğini söylediği savcıdan bahsetti.
Ongun devamında şunları söyledi:
“Avukatım, beni arayıp bir tebligat olmadığını söyleyince ben de dönüp Cüneyt Yakut’u aradım. Ailemle yurtdışında iken böyle asparagas bir bilgiyi, doğruymuş gibi iddialı bir şekilde aktardığı için, kendisine sitem ettim. Ben sitem edince Cüneyt Yakut verdiği bilginin doğru olduğu konusunda ısrar etti. Çünkü bilgiyi, yeğeni olduğunu söylediği Cumhuriyet Savcısı Kerem Ali Yakut’un verdiğini belirtti. Soy isimleri aynıydı. Yine de böyle bir savcı var mı, doğru mu konuşuyor diye merak ettim. Araştırdım. Gerçekten de Çağlayan Adliyesi’nde böyle bir savcı vardı. Zaten Türkiye’ye döndüğümde yanıma gelen Cüneyt Yakut bizzat cep telefonundan bazı şeyler gösterdi.
Kendisi, soruşturma kapsamında tüm bilgileri, Savcı Kerem Ali Yakut’tan aldığını ve bize bildirdiğini, bundan da savcının haberi olduğunu söyledi. Yeğenim dediği savcıyı böyle anlatınca ben de kendisine inandım. Bir soruşturma olduğuna kani oldum. Bu 2 şahıs arasında gerçekten akrabalık bağı var mı, varsa bile aralarında bir iletişim trafiği mevcut mu, HTS-Baz gibi onu kıymetli mahkemeniz arzu ederse tespit ettirebilir. Ben sadece Cüneyt Yakut’un anlatımlarını dile getiriyorum. Bir de İstanbul Emniyeti’nin haksız yere hedef yapıldığını ortaya koyuyorum.”








