Rivayet Muhtelif (26): Deniz Göktaş’ın tutuklanması komedyenlere yeni sınır mı?

İstanbul (Medyascope) – Rivayet Muhtelif programında Hilmi Hacaloğlu’nun konuğu Kaan Sezyum, Deniz Göktaş hakkında yürütülen süreci, komedyenlere yönelik hukuki baskı iddialarını, stand-up gösterilerinin yargılanmasını, mizahın toplumdaki rolünü ve ifade özgürlüğünün geleceğini değerlendirdi. 

Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının ardından ifade özgürlüğü, mizahın sınırları ve komedi dünyasında oluşabilecek otosansür tartışmaları yeniden gündemin merkezine yerleşti. Medyascope’un “Rivayet Muhtelif” programına konuk olan mizah yazarı ve komedyen Kaan Sezyum, “Deniz Göktaş’ın tutuklanması komedyenlere yeni sınır mı?” başlıklı yayında, yaşanan sürecin yalnızca bir komedyeni değil, Türkiye’de mizah üretiminin geleceğini de ilgilendirdiğini söyledi.

Sezyum, Deniz Göktaş’ın gösterisinin uzun süredir sahnelendiğini hatırlatarak, yaşananların Türkiye’de mizah ve ifade özgürlüğü açısından yeni bir dönüm noktası oluşturduğunu söyledi.

“Deniz Göktaş ifade özgürlüğü adına büyük bir hareket yaptı”

Kaan Sezyum, Deniz Göktaş’ın gösterisinin yayımlanmasının ardından yaşanan tartışmaları değerlendirirken bunun yalnızca bir stand-up gösterisi olmadığını belirtti.

“Deniz ilk videoyu attı. Şu anda ifade özgürlüğü adına bence büyük bir hareket yaptı. Bundan sonra konvansiyonlar değişecek” diyen Sezyum, Türkiye’de mizah üzerinden yürüyen tartışmaların artık farklı bir evreye geçtiğini savundu.

Gösterinin daha önce yüzlerce kez sahnelendiğini hatırlatan Sezyum, gösterinin kesilmeden ve değiştirilmeden yayımlandığını da vurguladı. Deniz Göktaş’ın sahnede söylediği sözlerin yeni olmadığını belirten Sezyum, tartışmaların gösterinin içeriğinden çok sonrasında oluşan siyasi atmosferle bağlantılı olduğunu belirtti.

Rivayet Muhtelif (26): Deniz Göktaş’ın tutuklanması komedyenlere yeni sınır mı?

“Mizahın görevi soru sormaktır”

Program boyunca mizahın doğasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sezyum, stand-up gösterilerinin temelinde sorgulama olduğunu söyledi:

“Bilimde, sanatta ve mizahta olay soru sormaktır. Mizah, baktığın şeye daha tuhaf bir yerden bakıp onun garip tarafını görünür kılar” 

Komedinin gerçekliği farklı bir perspektiften ele aldığını ve Deniz Göktaş’ın gösterisini de bu çerçevede değerlendirdiğini belirten Sezyum, “Bunlar şaka. Deniz’in sorduğu sorular gayet güzel sorular. Kimseyi de kırmıyor” dedi.

“Şakayı anlatmak kadar kötü bir şey yok”

Kaan Sezyum’a göre mizahın en büyük problemi, şakaların mahkeme salonlarında tek tek açıklanmak zorunda kalınması.

“Şakayı bir insana tek tek anlatmak kadar sıkıcı bir şey yok. Şakayı anlamakla mükellef olan taraf anlatan değil, dinleyendir” diyen Sezyum, mizahın doğasının açıklama yapmak üzerine kurulamayacağını savundu.

Sezyum, bir komedyenin yaptığı espriyi hukuki metin gibi savunmak zorunda bırakılmasının hem sanat hem de ifade özgürlüğü açısından sorun yarattığını söyledi, “Komedyenler zaten otosansür uyguluyor” dedi.

Programın dikkat çeken başlıklarından biri de Türkiye’de stand-up yapan komedyenlerin giderek daha fazla otosansüre yönelmesi oldu.

Sezyum, bugün birçok gösteride sahne öncesinde seyircilere “ses ve görüntü kaydı alınmaması” yönünde uyarılar yapıldığını belirterek bunun nedenini şöyle açıkladı:

“Otosansür zaten var. Çoğu gösteride ‘Lütfen ses ve görüntü kaydı almayın, içeri girmek istemiyoruz’ anonsu yapılıyor. Çünkü alınabiliyorsunuz. Deniz örneğinde olduğu gibi.”

Sezyum’a göre komedyenler artık yalnızca seyircinin tepkisini değil, gösterilerinin sosyal medyada dolaşıma girmesinden doğabilecek hukuki süreçleri de hesap etmek zorunda kalıyor.

“Üretmeden kültür olmaz”

Yaşanan sürecin ters etki yarattığını söyleyen Sezyum, Deniz Göktaş’ın çok daha geniş kitleler tarafından tanınmaya başladığını belirtti:

“Barbara Streisand etkisi yaşandı. Bu kadar üzerine gidilmese belki yine izlenecekti ama şimdi bilmeyenler de biliyor. Üretmeden kültür olmaz. Tüketerek kültür olmaz. Deniz birçok insana ilham verdi” değerlendirmesinde bulundu.

Sezyum, kültür üretiminin baskıyla değil özgür ortamlarla gelişebileceğini ifade ederek genç komedyenlerin cesaretlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Toleranssızlık arttı”

Mizahın yıllardır benzer tartışmalarla karşı karşıya olduğunu belirten Sezyum, geçmişte açılan davalarla bugünkü tablo arasında önemli fark bulunduğunu söyledi.

“Bugün dava sayıları kat kat arttı. Demek ki toleranssızlık da arttı. Toleranssızlık mutsuzluğun belirtisidir. Mutlu insan güler ya da gülmez geçer” diyen Sezyum, toplumsal gerilimlerin mizah üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.

Toplumdaki kutuplaşmanın mizahın algılanışını da değiştirdiğini söyleyen Sezyum, insanların giderek daha alıngan hale geldiğini ve bunun ifade özgürlüğü tartışmalarını derinleştirdiğini söyledi.

“Deniz Göktaş yalnız değildir”

Programın sonunda Deniz Göktaş’a destek mesajı veren Kaan Sezyum, dayanışmanın süreceğini söyledi.

“Deniz Göktaş yalnız değildir. Değil zaten. Tahmin ettiğinden daha kalabalığız” diyen Sezyum, mizah dünyasının farklı biçimlerde dayanışma göstereceğine inandığını ifade etti.

Deniz Göktaş’ın yaşadığı sürecin yalnızca bir komedyenin yargılanması olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sezyum, bunun Türkiye’de mizahın, stand-up kültürünün ve ifade özgürlüğünün geleceği açısından önemli bir sınav niteliği taşıdığını vurguladı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş