İSTANBUL (Medyascope) – Uğradığı fiziksel saldırı sonucu hayatını kaybeden Hakan Tosun’un öldürülmesiyle ilgili davanın bugün görülen duruşmasında tutuklu iki sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşma 22 Eylül’e ertelendi.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Hakan Tosun’un öldürülmesiyle ilgili davada tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
- İlk duruşmada yaşanan gerilim üzerine duruşma 22 Eylül’e ertelendi.
- Sanık Abdurrahman Murat, ‘Namaz kılıyorum’ savunmasını yaptı.
- Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, duruşma sürecinde zorbalığa maruz kaldıklarını ifade etti.
- Dava sürecinin adalet mücadelesi şeklinde ilerlemesi gerektiği vurgulandı.
Gazeteci, belgeselci Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 tarihinde Esenyurt’ta sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davanın ikinci duruşması Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.
Dava kapsamında tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin “kasten öldürme” suçundan hâkim karşısına çıktı.
Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken, duruşma 22 Eylül saat 14.00’e ertelendi.
Davanın 6 Mayıs’ta görülen ilk duruşmasında gerginlik yaşanmış ve bugüne ertelenmişti.
Sanık Abdurrahman Murat’tan “Namaz kılıyorum” savunması
BirGün’den Meral Danyıldız’ın haberine göre, Hakan Tosun’un öldürülmesiyle ilgili savunma yapan Sanık Abdurrahman Murat, “Namaz kılıyorum” diyerek kendini savundu:
“Efendim ben her ne kadar bu olayın dışında olsam da çok üzgünüm. Keşke böyle bir olsu başıma gelmeseydi. Ben dışarda da namaz kılıyorum burada da kılıyorum. Adam öldürmenin suç ve günah olduğunu biliyorum. Amacım yaralamak değildi uzaklaştırmaktı. Bana çok ağır küfürler etti. Ölene rahmet ailesine başsağlığı diliyorum.”
Sanık Adnan Şahin ise, “Önceki ifademi tekrarlıyorum” dedi.

Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun: “Hakan öldürüldüğünden beri ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz”
ANKA’nın aktardığına göre, Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, duruşma öncesi yaptığı açıklamadai, 6 Mayıs’ta görülen ilk duruşmada kendilerinin ve Hakan Tosun’un dostlarının duruşmayı izlemelerinin engellenmeye çalışıldığını söyledi. Davacı olmalarına rağmen kendisinin ve aile üyelerinin salona alınmadığını, buna karşın sanık yakınlarının içeride bulunduğunu belirten Tosun, duruşma sürecinde zorbalığa maruz kaldıklarını ifade etti.
Hakan Tosun’un öldürüldüğü günden bu yana ikinci sınıf insan muamelesi gördüklerini söyleyen Tosun, olayın ardından kamera kayıtlarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığını ve bugün de basının, halkın ve dostlarının duruşmayı izlemesinin engellendiğini belirtti.
Mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini ifade eden Tosun, hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağını söyledi. Kimseye zarar vermediklerini dile getiren Tosun, suç işlediğini düşündükleri kişileri adalete teslim ettiklerini belirterek, sanıkların yargılanıp cezalarını çekmesini istediklerini ifade etti. Türk adaletine güvendiklerini söyleyen Tosun, adaletin de kendilerinden korkmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
DEM Parti İstanbul İl Başkanı Çınar Altan: “Gerçek adalet toplumsal sahiplenme ve mücadeleyle mümkün olacak”
DEM Parti İstanbul İl Başkanı Çınar Altan, Hakan Tosun’un yalnızca ekoloji ve gazetecilik alanlarında değil, toplumun farklı kesimleriyle dayanışma içinde olan bir isim olduğunu söyledi.
Tosun’un öldürülmesinin ardından ailenin ve arkadaşlarının yaşadığı acıyı adalet mücadelesiyle birlikte yürütmeye çalıştığını belirten Altan, bunun önemli bir tutum olduğunu ifade etti.
Türkiye’de adaletin yalnızca mahkeme süreçleriyle sağlanamadığını savunan Altan, gerçek adaletin toplumsal sahiplenme ve mücadeleyle mümkün olacağını söyledi. Bu deneyimin daha güçlü bir ortak iradeye dönüştürülmesi gerektiğini dile getirdi.
İklim Zirvesi’nden Demet Parlar: “Hakan’a büyük bir borç hissediyoruz”
İklim Zirvesi’nden Demet Parlar, Hakan Tosun’un kamerasının son olarak Hatay’ın Antakya ve Samandağ ilçelerinde zeytinlikler, narenciye bahçeleri ve diğer tarım alanlarında yaşanan ekolojik yıkımı kayıt altına aldığını söyledi.
Hatay’da ekolojik yıkımdan etkilenenler adına Tosun’a büyük bir borç hissettiklerini belirten Parlar, bu nedenle adalet mücadelesinde yer aldığını ifade etti. Sorumlular ortaya çıkarılıp adalet sağlanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ve davanın takipçisi olacaklarını dile getirdi.
Ne olmuştu?
Gazeteci ve aktivist Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 Cuma günü İstanbul-Esenyurt’ta fiziksel saldırıya uğradı. Ağır yaralı halde bulunan Tosun, Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürüldü.
Tosun’dan 24 saat boyunca haber alınamaması üzerine ailesi ve gazeteci dostları tarafından sosyal medyada çağrılar yapıldı.
Kayıp başvurusunun ardından Tosun’un Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde olduğu öğrenildi. Üzerinden kimlik çıkmadığı için gazetecinin hastaneye kimliği belirsiz olarak getirildiği bildirildi.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Hakan Bozyurt, olaya ilişkin yaptığı açıklamada, saldırıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen iki kişinin tutuklandığını duyurdu.
13 Ekim’de Hakan Tosun’un beyin ölümü gerçekleşti.
Saldıranların görüntüsü ortaya çıktı
Tosun’un saldırıya uğradığı anların görüntüsü paylaşıldı. Güvenlik kamerası kayıtlarında, motosikletle gelen iki saldırganın bir anda Tosun’a saldırdığı görüldü. Aldığı darbeler sebebiyle yere düşen Tosun daha sonra saldırganların tekmelerinin hedefi oldu.
Saldırganların araçların inerek saldırıyı gerçekleştirdikleri, tekmeledikleri ve olay yerinden uzaklaştıkları açıkça görüldü. Paylaşılan görüntüde, olayla ilgisi olan iki kişinin karakoldan elleri arkadan kelepçeli olarak çıkarıldığı da yer aldı.
Kamera görüntüleri alındı iddiası
Halk TV muhabiri Umut Taştan, Tosun’un öldürüldüğü noktaya giderek esnaf ile konuştu. Kameraya konuşmak istemeyen ancak olayı çok net gören bir kamera açısına sahip olan bir dükkân sahibi, yaşananları Taştan’a anlattı.
Esnafın iddiasına göre, olaydan sonraki sabah polis iki kez dükkâna gelerek kamera kayıtlarını yerinde inceledi ancak kayıtların olduğu harddisk gibi herhangi bir cihaza el koymadı.
Polisin ayrılmasının ardından ise iddiaya göre tutuklanan sanıklardan birinin bölgede elektrikçilik yapan ve tanınan ailesi, dükkâna gelerek, “Senin kameran bize lazım” dedi ve olayı gören kamerayı kayıt cihazıyla birlikte alıp götürdü.
Saldırganın ailesi, esnafa polisin tekrar gelmesi durumunda “Görüntülerin bizde olduğunu söylersin, bizden alırlar” şeklinde bir ifadede bulundu. Daha sonra kamerasını geri almak için ailenin dükkânına giden esnaf, saldırıyı gerçekleştiren kişinin babasıyla karşılaştı. Babanın, “Bir tokat atmış, bu yüzden benim çocuğumu aldılar. Biz de kendimizi aklamaya çalışıyoruz” dediğini aktardı.
Esnaf, babanın ayrıca, “Daha önceden husumetimiz vardı. Çocuk da görünce bir tokat atmış. Hayatını kaybetmiş, bizim üstümüze kalmasın” dediğini iddia etti.
Gözaltı sayısı arttı
Olayla ilgili soruşturma sürerken sanıklardan birinin babası ve abisinin “delil karartma” nedeniyle gözaltına alındığı öne sürüldü.
İddiaya göre Hakan Tosun’un dövüldüğü noktayı en net gören bir dükkân sahibinin güvenlik kamerası ve kayıt cihazı, tutuklanan sanıklardan birinin ailesi tarafından “Bize lazım” denilerek alınmıştı.
Söz konusu iddiaların ardından dükkân sahibi gözaltına alındı.
İki kişiye ağırlaştırılmış müebbet istendi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gazeteci Hakan Tosun’u öldüren iki kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. 11 Ekim 2025’te Esenyurt’ta işlenen cinayette Hakan Tosun’un darp sonucu yaşamını yitirdiği kaydedildi. İddianamede, şüpheliler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten adam öldürme” suçundan Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
Hakan Tosun kimdir?

1975 yılında İstanbul’da doğdu.
Medya sektörüne 1993’te özel radyoların yayın hayatına başlamasıyla teknik danışman olarak adım attı.
Ardından 1998’de İzmir’e yerleşen Tosun, burada çeşitli yerel televizyon kanallarında haber montaj operatörü olarak çalıştı.
Belgesel yapımcılığına 2009 yılından itibaren yönelen Tosun, özellikle doğa, kent mücadelesi ve toplumsal direniş temalarına odaklanan bağımsız yapımlarıyla tanındı.
“Çatılara Doğru”, “Tekel İşçileri”, “Büyük Anadolu Yürüyüşü”, “Dönüşüm (Gentrification)” ve “Validebağ Direnişi” gibi filmleriyle dikkat çekti.
Gazetecilik alanındaki bağımsız çizgisini sürdüren Hakan Tosun aynı zamanda “Doğa ve Kent Aktivizm Documentary” adlı yapım şirketinde yönetmenlik yapmaktaydı.







