Okurlarımızı, takipçilerimizi, izleyicilerimizi ve tüm destekçilerimizi görüşlerini Medyascope’ta dile getirmeye davet ediyoruz. Yazınız editoryal ilkelerimize uyar ve Yayın Kurulumuz tarafından da uygun görülürse, web sitemizde imzanızla yayınlanacaktır. Konuşan, tartışan, farklı fikirlerin dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. Eda Saraç “Kahkahanın şiddeti ve kültürel hegemonya” başlıklı yazıyı kaleme aldı.

Deniz Göktaş’ı uzun saçlı görsellerinden görüp, Kadıköy’deki komedyen ağına dâhil olduğunu biliyordum ancak gösterisini biletli bir biçimde hiç izlememiştim. Ne yalan söyleyeyim, yeni nesil komedyenleri çok takip etmiyordum. Bu da benim ayıbım olsun.
Öz hakiki “yerli ve milli” komedyen
Deniz Göktaş, 1994, Mamak Ankara doğumlu. Yani yetişkinlik dönemi AKP yönetimi altında geçmiş. Komedyen zaten muhalif olduğunu saklamıyor, ailesinin de solcu olduğunu gösterisinde sıkça belirtiyor. Hatta ailesinin kendisine “sen neden gözaltına alınmıyorsun? Burada herkes gözaltına alınıyor!” diye içerlediğini de söylüyor bir şaka eşliğinde. Kendisini saklamıyor, geri çekilmiyor, ezberleri bozuyor. Ailesinde kuşaklar boyu aydın birey olmanın ön koşulunun “hapse düşen aydın” olmak olduğunu belirtiyor. Gözaltına alınmanın, hapse girmenin onu korkuttuğunu düşünmüyorum. Ama beni bu konuda kendisinin tamamen ifade özgürlüğü ve hürriyet kapsamında yaptığı şakalar dışında ilgilendirdiği bir şey daha var: AKP döneminde ortaya çıkmış muhafazakâr, hadi öyle demeyelim de haksızlık olmasın muhafazakârlara karşı, AKP’ye yakın bir komedyen oldu mu? Ben hatırlamıyorum, varsa bana tanıtın ben de kendisini izleyeyim. Ancak benim hatırladığım kadarıyla böyle birisi yetişmiş değil 23 yılda. Hâlbuki kültürel olarak da hâkim ve dominasyonunu yerleştirmiş bir anlayışın bunca yıldır bir komedyen yetiştirmiş olması gerekirdi. Ne bir Deniz Göktaş’ları var, ne bir Nuri Bilge Ceylan’ları ne de bir İdil Biret’leri, Fazıl Say’ları. Fazıl Say’ın ardından gelen nesil olarak yetişen Can Çakmur da demokratik ve ilerici bir birey, AKP ile bir ilgisi yok.
Tıpkı bu sanatçılar gibi AKP ile geçen yıllar Deniz Göktaş gibi bir komedyenin yetişmesini sağlamış, onun direncini kıramamış. Gerçek mizahın ve sanatın muhalif ve itiraz eden bir yerden çıkması gerektiğini düşünsem de, tam aksi yönde yetişmiş bir komedyen yok. Olsa onu da dinleriz, değerlendiririz. Ancak, olacağa da benzemiyor. Çünkü hakiki mizah ve sanat ihaleyle, torpille, rant ile üretilemiyor. İlla ki yaratıcılık, cesaret, zekâ, eser miktarda mangal gibi yürek gerekiyor. Bu da belli ki Deniz Göktaş’ta fazlasıyla var. Hem yerli hem milli komedyenimiz kendisi artık. Eminim ne gözaltına alınmasına ne de tutuklanmasına en ufak bir itiraz getirmeyen Cem Yılmaz, tırnaklarını yiyerek izlemiştir gösteriyi ve emeklilik çağının geldiğini bu parlak rakiple bir kere daha anlamıştır.
Politik mizah derken?

Deniz, an itibariyle Youtube üzerinden 13 milyon defa izlenmiş gösterisinin başında mizahının tamamen Türkiye gündemi içerikli olduğunu bildiriyor. “Türkiye gündemi dinlemek istemiyorsanız artık çok geç” diyor hatta. Siyasetin ve siyasetin boğuculuğunun mizahı dahi esir almış olması Deniz’in sorunu değil. Ülke gündeminden kopuk bir şaka dahi yapılamayacağını biliyor. Bir stand-up gösterisinde yaptığı espriler yüzünden kendi isteğiyle geldiği ülkesinde ters kelepçe ile gözaltına alınmak ardından da tutuklanmak da Deniz’in suçu değil. Bunların tamamı bize baskı atmosferinin, güncel siyasi iklimin dayattığı olgular. Kısacası bu devirde politik olmayan mizah olabilir mi? Kıymanın kilosunun 1200 lira olmasından, NATO’ya karşı çıkanların ters kelepçe ile tutuklanması politik değil mi? Deniz kimseye torpil geçmeden, kimseye iltimas tanımadan mizahıyla herkese dokunduruyor. IBB’nin seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili de espri yapıyor, Moğollar grubuyla da kafa buluyor, Celal Şengör’le ve Fatih Altaylı ile de maytap geçiyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili de espri yapıyor. Kimseden korkmuyor, hatta esprilerini yaparken da kellesinin heykelini arkasındaki koltuğa koyuyor.
Yaptığının aslında bir stand up değil de, bizatihi politik eylem olduğunun çok farkında. Eyleminin sonuçlarının da gayet farkında olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde kendi ayağıyla ülkeye geri dönmezdi. Kendisine Don Kişot diyerek gösterdiği onurlu duruşu dramatize etmek istemiyorum, bana göre söylediklerinde kutsala bir hakaret yok, hatta en sevdiği ve favori kutsal kitabının son kutsal kitap olan Kuran-ı Kerim olduğunu söylüyor, bunun neresinde bir hakaret var? Benim burada değinmek istediğim, kültürel tahakkümün zorla oluşturulamayacağı.
Aradığınız kültürel iktidar bulunamadı!
Gramschi’ye göre, kültürel iktidar, sadece güç sahibi olmak değil; ötekinin de rızasını kazanabilecek şekilde nitelikli bir fikri hegemonya kurmaktır. Yani örneğin öyle bir yazar çıkar ki görüşleri sizinle tamamen zıt olmasına rağmen edebi dehasına şapka çıkarırsınız. Veyahut öyle bir komedyen çıkar ki, solcu ve muhalif olmasına rağmen yaptığı her telden espriye herkes gülebilir. Ki eminim Deniz Göktaş’ın gösterisinin tamamını izleseler belli başlı şakalara AKP’li, MHP’li bireyler de eminim gülerler. Kültürel olarak bir komedyen çıkaramayan, bir romancı yetiştiremeyen siyasi partinin kalıcılığı nereye kadar devam edebilir? Siyasal ve de ekonomik olarak güçlenen kitle, kültürel olarak rüştünü ve baskınlığını ispat edememiş, kültürel olarak iktidar olamamıştır. Belli ki, bu durum iktidarsızlığın bir başka gösterimidir.
Deniz’in manifestosu

Deniz’in kişisel politik eylemi şimdilik hapishane ve tutukluluk ile sonuçlandı. Ancak sadece şimdilik. Elbette o hapishaneden çıkacak. Gösterilerine devam edecek. Kendisini çekinmeden ortaya koyan Deniz ile gurur duyuyorum. Cesaretinin bulaşıcı olduğunu ispatlamanın ise, bizim bir borcumuz olduğunu düşünüyorum. O yüzden, en azından kendisine mektup yazarak onu yalnız bırakmamanın bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Deniz, aslında gerçek hapis zihninizdir diyor, o sanrıdan kurtulalım ve en azından mektuplarımızla onu hücresinde özgür kılalım!
Deniz’e mektup yazmanız için adresi: İmran Deniz Göktaş/ Hatip Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi, Karatepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, Yüksek Güvenlikli Cezaevi, D Blok No. 31, Çorlu/ TEKİRDAĞ.
Kahkaha tutuklanamaz, mizaha adli kontrol uygulanamaz! DENİZ GÖKTAŞ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!








