ANKARA (Medyascope) – Eski ABB Başkanı Melih Gökçek, hakkında başlatılan soruşturma için Ankara Adliyesi’nde ifade verdi. İki buçuk saatlik ifadesinin ardından açıklama yapan Gökçek, ifadenin gizlilik olduğunu savunarak soruşturmayla ilgili bilgi vermedi, hakkındaki iddiaların resmî belgelere dayandığına dair söylemleri sormak isteyen gazeteciyi azarladı. Muhalefette oldukları dönemde hakkında açılan soruşturmalardan söz eden Gökçek “Ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar” dedi.

Eski Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı İbrahim Melih Gökçek, “yurtdışındaki şirketlere kayıtdışı para aktardığı” iddialarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı resen soruşturma kapsamında ifade verdi.
Melih Gökçek hakkında soruşturma başlatıldı
30 Ağustos’ta başlatılan soruşturmanın ardından Gökçek’in ilk açıklaması “Allah’ın izniyle veremeyeceğim hesabım yoktur. Gerekli bilgileri savcılığa vereceğim. Kendimi Türk adaletine teslim ediyorum” şeklinde olmuştu. Bugün (4 Eylül) saat 16.00’ya doğru güneş gözlüğü ve ağzında sakızıyla geldiği Ankara Adliyesi’nden Gökçek iki buçuk saat sonra çıktı. Gökçek, ifadesinin ardından gazetecilere açıklama yaptı.
“Ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım”
Gökçek ifadenin gizliliği olduğunu savunarak “Ne dediniz, ne sordular” gibi soruları yanıtlayamayacağını söyledi. Soruşturma sonuçlandıktan sonra bol bol konuşacağını söyleyen Gökçek, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı işaret ederek “Melih Gökçek öyle konuşmayan, çekinen adam değildir. Hepiniz bilirsiniz ki ben ısrarla rakiplerimi ekrana davet edip de getiremem. İsim vermiyorum ama kim olduğunu anlıyorsunuz” dedi.
Başkanlığı döneminde ve sonrasında yüzlerce soruşturma geçirdiğini belirten Gökçek, bunları üç dönemde anlattı. Gökçek ilk kez 1994’te seçildiğini hatırlatırken “Yaklaşık dokuz yıl muhalefette belediye başkanlığı yaptım. Muhalefet beni didik didik etti. Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim. Bunların hepsine ifade verdim. Düşünebiliyor musunuz, SHP iktidarı, DSP iktidarı, ANAP iktidarı bana her şeyi sordu. Meşhur bir laf vardır, bir sıçrar çekirge, iki sıçrar, üçte yakalanır. Ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar. Gözaltına bile aldılar 98’de” ifadelerini kullandı.
Refah Partisi ve AKP iktidarları döneminde “minimum 100 soruşturma” geçirdiğini söyleyen Gökçek, bunlardan da bir şey çıkmadığını söyledi. Üçüncü olarak Mansur Yavaş’ın belediye başkanlığı dönemini anlatan Gökçek “Israrla diyorlar ki ‘Melih Gökçek hakkında 100 tane soruşturma açıldı.’ Bu yalan. Bunu söyleyenler yalan söylüyor, medyada söyleyenler yalana iltifat ediyor. Ben toplam 25 tane inceleme ve soruşturma geçirdim, bunun 21 tanesi bitti, dört tanesinin neticesi bana gelmedi” diye konuştu.

Soruşturmayla ilgili bilgi vermedi, gazeteciyi azarladı
Soruşturmaların bilirkişi raporlarıyla yapıldığını söyleyen Gökçek “Hepsinde benim ifadem alındı. Mansur Yavaş ‘İfade vermeye bile gitmedi’ diyerek yalan söylüyor. Kaç kere Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü? Gelmedi, haklıysan niye gelmiyorsun? Gel tartışalım. Aslına bakarsanız en büyük hakem vatandaştır. Ekrana çıkmaktan kim korkar? Haklı olmayan insan korkar” diyerek yine Yavaş’ı hedef aldı. Gökçek ABB’nin itirazıyla Danıştay’a veya üst mahkemeye taşınan 21 soruşturmanın da lehine onaylandığını belirtti.
Mansur Yavaş’ın ekranlarda “Ben 109 tane soruşturma geçirdim. 101 tanesinden takipsizlik aldım” dediğini söyleyen Gökçek “Senin için bu adalet oluyor, güzel tebrik ediyorum ama benim için ne diyor? ‘Melih Gökçek yargılanmadı.’ Ben de kendisinin metoduyla savcılığa ifade verdim ama benim buralardan takipsizlik almam yasal olmuyor, bu nasıl iş? Benim ifade vermediğim konu yoktur” dedi. Bugün ifade verdiği soruşturmayla ilgili “Adaletten şahsım adına herhangi bir endişem yok, ben doğruları söyleyen bir insanım” diyen Gökçek, konuyla ilgili şu an bilgi vermeyeceğini vurguladı.
Gökçek soru sormaya çalışan gazetecinin “Bırak, bırak sorma. Soru almıyorum” diye sözünü kesti. Hakkındaki iddiaların resmî belgelere dayandığına yönelik söylemler sorulmak istenirken ise Gökçek “Ya sen kendin konuşuyorsun” diye azarladı. “Ben soru soruyorum gazeteci olarak” denmesi üzerine Gökçek “Ben de sana cevap veriyorum. Bu soruşturma bitsin, hepinizin televizyonlarında her türlü savunmayı açıklamayı yaparım” dedi.
Gökçek’in sakızına vekil oğlundan açıklama
Adliyeye sakız çiğneyerek girme görüntüleri gündem olan Gökçek’in oğlu, AKP Milletvekili Osman Gökçek babasının ifadesi sırasında sakız çiğnemeye dair açıklama yaptı. X hesabından yaptığı paylaşımda “kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bu açıklama yapma gereği duyduğunu” belirten Osman Gökçek, şu ifadeleri kullandı:
“Biraz önce babam İbrahim Melih Gökçek’in adliyeye ifade vermeye giderken ağzında sakız olduğu ve bunun bir saygısızlık teşkil ettiği yönünde yapılan haberlerle ilgili bir hususu düzeltmek isterim. Bilindiği üzere kendisi şeker hastasıdır. Rahatsızlığı nedeniyle yaşadığı ağız kuruluğunu gidermek amacıyla zaman zaman sakız ve çiğneme tableti kullanmaktadır. Görüntülerde yer alan durumun sebebi de tamamen budur. Ayrıca, Sayın Savcımıza ifade verdiği esnada böyle bir durumun söz konusu olması zaten mümkün değildir.”
Başsavcılık ABB’den ihale alan şirketlerin listesini istedi
Gökçek ifadeye gitmeden önce yeni bir gelişme de kamuoyuna yansıdı. Ankara Başsavcılığı, ABB ve iştiraklerinin açtığı ihalelerle ilgili 36 şirket hakkında “örgütlü suçlar” kapsamında soruşturma başlattı.
Başsavcılık ABB’ye gönderdiği yazıda, bu 36 şirketin katıldığı veya kazandığı tüm ihalelerin listesinin hazırlanarak Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne elden teslim edilmesini talep etti. 31 Ağustos 2026 tarihli talep kapsamında, ABB Hukuk Müşavirliği ise bu talebi tüm belediye birimlerine ve iştiraklerine iletti; ilgili dosyalar hazırlanarak teslim edildi. Dosyada Melih Gökçek döneminde belediyeden ihale alan şirketlerin de olduğu paylaşıldı.
ABB’den suç duyurusu
Resen soruşturma başlatılmasının ardından ABB de Gökçek hakkında 7 Ağustos’ta suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Gökçek ve ailesi, Beyaz TV Ankara ve Osmanlıspor yöneticileri ile ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen kişiler hakkında Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na suç örgütü iddiasıyla başvurulduğu belirtildi.
ABB’nin avukatı Nadi Türkaslan, 1 Eylül’de açıklama yaparak soruşturma sürdüğü için o güne kadar kamuoyuna bilgi vermediklerini söyledi. Türkaslan, başvurunun temelinde Gökçek, eşi Nevin Gökçek, oğulları Osman ve Ahmet Gökçek’in yakınları, belediye bürokratları ve ihale alan iş insanlarıyla birlikte belediye kaynaklarını nasıl kullandığını ortaya koymak olduğunu belirtti. Bu yapının bir televizyon kanalının faaliyetlerinde de kullanıldığını, spor kulüplerine kadar uzanan bir örgütlenme bulunduğunu ifade eden Türkaslan, örgütün kendi amaçları doğrultusunda bir kanalı sahiplenip yayın yaptığını delilleriyle ortaya koyduklarını söyledi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Gökçek hakkında suç duyurusu
Gökçek ve yakınlarının “haksız mal edindikleri” gerekçesiyle malvarlıklarının araştırılması için daha önce de başsavcılığa başvurduklarını hatırlatan Türkaslan, gazeteci Murat Ağırel’in haberinin ardından resen başlatılan soruşturmayla birlikte toplam üç dosya bulunduğunu belirtti. Türkaslan, delillerin bütünlüğü açısından bu üç dosyanın bir arada yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Murat Ağırel’in iddiaları neydi?
Gökçek’le ilgili iddiaları gündeme getiren gazeteci Murat Ağırel de tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı. 31 Ağustos’ta ifade vermesinin ardından yaptığı açıklamada savcılığa basına yansıyanlardan daha fazla kişi ve holding bilgi verdiğini aktaran Ağırel “Soruşturmanın sonucunda çok daha büyük bir olay ortaya çıkacağı kanısındayım” dedi. Ağırel şu iddiaları gündeme getirmişti:
Melih Gökçek’in ailesinin Almanya’da HAMAG GmbH isimli bir şirket kurduğunu ve şirketin kuruluşundan kısa süre sonra gayrimenkul yatırımları yaptığını öne sürdü. Ağırel’in aktardığına göre şirket, 30 Ağustos 2022’de 30 bin euro sermayeyle kuruldu ve tek sahibi Hülya Gökçek oldu.
Ağırel’in paylaştığı belgelere göre şirketin ilk yılında çalışanı ve cirosu bulunmazken, 2023 bilançosunda yaklaşık 849 bin euroluk hissedar finansmanı girişi görüldü. Ağırel, 2024 bilançosunda gayrimenkul varlığının yaklaşık 3 milyon 857 bin euroya ulaştığını ve finansman kaynakları arasında “Bank Türkei” ifadesinin yer aldığını belirterek paranın Türkiye’den geldiğini iddia etti.
Almanya’nın Düsseldorf kentinde HAMAG adına bir taşınmaz satın alındığını ve Hohenzollernstraße 30 adresindeki binada 15 daire ve iki dükkân bulunduğunu yazdı. Ağırel ayrıca söz konusu binanın yurt olarak kullanıldığını aktardı.
Ağırel’in gündeme getirdiği bir diğer konu ise Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Velbert kentinde bulunan Thomascarree adlı ticari komplekse ilişkin satın alma girişimi oldu. Yaklaşık 6 bin 524 metrekare kiralanabilir alana sahip kompleks için 21 Mayıs 2025’te noter huzurunda 8,5 milyon euroluk sözleşme imzalandığını, ancak satın alma şartlarının yerine getirilemediğini belirtti.
Ağırel, şirketin kısa süredeki büyümesinin tek başına suç anlamına gelmediğini vurgularken, gayrimenkul yatırımlarının finansmanının nasıl sağlandığına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu savundu.
Gökçek iddiaları reddetmişti
Melih Gökçek 31 Ağustos akşamında X hesabından bir paylaşım yaparak Ağırel’in Gökçek’e ait olduğunu iddia ettiği 23 kalem mal varlığına ilişkin açıklamaların gerçek dışı olduğunu savundu.
Gökçek “E-Devlet üzerinden yapılan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sorgulamasında, T.C. kimlik numaramla eşleşen herhangi bir tapu kaydı bulunmadığı açıkça görülmektedir.” diyerek sorgulama belgesinin ekran görüntüsünü paylaştı. İddiaların gerçeğe aykırı olduğunu ve suç duyurusunda bulunacağını belirtti.
Mansur Yavaş defalarca Gökçek dosyalarını gündeme getirdi
ABB Başkanı Mansur Yavaş, Gökçek dönemine ilişkin yolsuzluk iddialarını sıklıkla gündeme getirmiş, takipsizlik kararlarına tepki göstermiş ve konuyu yargıya taşımıştı. 2019’da göreve gelmesinin ardından Yavaş, Gökçek dönemindeki ihalelere dair 40 civarında yolsuzluk dosyasını savcılığa verdiklerini ve bu dosyalardaki usulsüzlüklerin o günkü güncel değerinin yaklaşık 3 katrilyon lira olduğunu açıklamıştı.
ABB’ye yönelik konser soruşturması kapsamında gözaltına alınanların olmasının ardından ise Yavaş 24 Eylül 2025’te yaptığı basın toplantısında sosyal etkinlikler için yapılan harcamaları AKP dönemiyle kıyaslayarak anlattı. Yavaş, “Bizlerin ve eski dönemin harcamaları burada. ‘Bir konsere 40 milyon mu verilir?’ deniyor. Bir festival için gong çaldı diye Avrupa’dan getirdikleri mankene 41 milyon verdiler. Gong çaldı ve gitti, düşünün” dedi. “Gökçek ve ailesi yargılanmadan adaletten bahsedilemez” diyen Yavaş, Gökçek dönemini aklayan bilirkişinin kendilerini suçladığını iddia etti. Yavaş, Gökçek ile ilgili 100’e yakın şikayetlerinin 55’i için bilirkişi raporuyla, 11’i içinse bilirkişi raporu alınmadan takipsizlik kararı verildiğini ve 11’i için iddianame düzenlendiğini anlattı.
Bu açıklamadan iki gün sonra Mansur Yavaş, Melih Gökçek ve dönemin bürokratları aleyhine açılan soruşturmalarda verilen takipsizlik kararlarının “kanun yararına bozma” yoluyla yeniden incelenmesi için Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvuruda, “Gökçek’in imzasının bulunmasına rağmen imzası yok sayılarak takipsizlik verilen hafriyat usulsüzlüğü, hava aracı alımı, uçuş okulu kurulumu ve BELBETON’un özelleştirilmesi” gibi başlıkların da aralarında bulunduğu 54 dosya yer aldı.
Yavaş, hakkında bir soruşturma izni daha verilmesinin ardından 17 Nisan 2026’da basın toplantısıyla yine Gökçek dönemini gündeme getirdi. Gökçek hakkındaki şikâyetlerinin sonuçlarını öğrenemediklerini, müfettiş raporları kendilerine iletilmediği için Danıştay’a itiraz yoluna gidemediklerini belirten Yavaş “Hakkında onlarca şikâyetimizin bulunduğu Melih Gökçek hem kendisi, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kuruluyla görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturduğunuz insanla? İnkâr dahi edilmiyor” diye tepki gösterdi.








