MUĞLA (Medyascope, Gündem Fethiye) – Muğla’da iki kez mahkeme kararıyla iptal edilen Bayır-Deştin Entegre Çimento Fabrikası projesine üçüncü kez verilen “ÇED olumlu” kararına karşı açılan davada, projeyi tüm uzmanlık alanlarında “uygun ve olumlu” bulan bilirkişi raporunun dijital künyesinde, dokuz bilirkişinin değil projenin ÇED Raporu EK-13’ünün yazarı Remzi Seyfioğlu’nun adının yer aldığı ortaya çıktı. YENİ Parti Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, konuya ilişkin iki bakanın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Bilirkişi heyeti, şirket danışmanı Remzi Seyfioğlu ve şirket sahibi Cemal Karakurt hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Muğla-Yatağan’a bağlı Deştin Mahallesi ile Menteşe ilçesine bağlı Bayır Mahallesi’nin ortak sınırı olan Tekağaç mevkisinde kurulmak istenen “Entegre Çimento Fabrikası” projesine karşı köylülerin yaklaşık 30 yıllık mücadelesi devam ediyor.
Mahkeme tarafından iki defa iptal edilen, hem mahkemeler tarafından atanan bilirkişilerin hem de bağımsız uzmanların olumsuz görüş verdiği projeye son olarak, 2009/7 Genelgesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 3 Temmuz 2025’te üçüncü defa “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED)” olumlu kararı verdi.
2009/7 Genelgesi, bir ÇED raporunun tamamı değil bir kısmı hakkında eksiklik tespit edildiğinde sürecin baştan başlatılmadan devam etmesine olanak tanıyor. Genelgenin, mahkemelerin tüm projeye ilişkin eksiklik tespit ettiği durumlarda dahi şirketlerin eski süreci sürdürmesine hizmet ettiği gerekçesiyle yurttaşlar tarafından eleştirildiği biliniyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve yurttaşlar ile Akdeniz Yeşilleri Derneği bu kararın iptali için Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Büyükşehir’in açtığı davada, Mahkeme 13 Şubat 2026’da keşif ve bilirkişi incelemesine karar verdi ve keşif 17 Haziran 2026’da yapıldı.
Keşiften 19 gün sonra, 6 Temmuz 2026’da dokuz kişilik bilirkişi heyetinin 87 sayfalık raporu mahkemeye sunuldu. 2023’teki bilirkişilerin aksine bu heyet, incelediği sekiz uzmanlık alanının tamamında projeyi “teknik usullere, kamu yararına ve çevre mevzuatına uygun ve olumlu” buldu.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, karara karşı açtığı dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz etti. Sonrasında ise rapor hakkında suç duyurusunda bulundu. Yurttaşlar ile sivil toplum örgütleri tarafından açılan davada tarafsız ve bir an önce bilirkişi keşfi yapılmasını talep eden yurttaşlar, Muğla İdare Mahkemesi önünde “Adalet nöbeti”ne başladı.
Gündem Fethiye’den Hülya Çetinkaya, Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı davada hazırlanan bilirkişi raporunun, UYAP üzerinden üç ayrı yoldan edinilen nüshalarının dijital künyesinde yazar olarak, dokuz bilirkişiden herhangi birinin değil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın savunmasını dayandırdığı ve projenin ÇED Raporunun EK-13’ünün yazarı olan Remzi Seyfioğlu’nun adının göründüğünü açıkladı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, karara karşı açtığı dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz etti. Sonrasında ise rapor hakkında suç duyurusunda bulundu. Yurttaşlar ile sivil toplum örgütleri tarafından açılan davada tarafsız ve bir an önce bilirkişi keşfi yapılmasını talep eden yurttaşlar, Muğla İdare Mahkemesi önünde “Adalet nöbeti”ne başladı.
Cumhur Uzun’dan soru önergesi
Haberin ardından YENİ Parti Muğla Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Cumhur Uzun, konuya ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na verdi.

Uzun, bilirkişi raporunun hazırlanma süreci ve Bakanlığın yeniden verdiği “ÇED olumlu” kararının tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını talep etti. Adalet Bakanlığı’na sunulan önergede, Muğla 3. İdare Mahkemesi’ne sunulan dokuz kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporun dijital meta verilerinde, bilirkişi heyetinde yer almayan Seyfioğlu’nun “yazar” olarak görünmesi gündeme getirildi.
Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesinde şu sorulara yer verildi:
- Muğla 3. İdare Mahkemesine sunulan 6 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunun dijital meta verilerinde Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu’nun “yazar” olarak yer aldığı iddiası Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir?
- Söz konusu bilirkişi raporunun kim veya kimler tarafından oluşturulduğu, düzenlendiği ve son halinin verildiğinin tespit edilmesi amacıyla UYAP kayıtları ve belgenin dijital izleri üzerinde herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?
- Bilirkişi heyetinde görevli olmadığı belirtilen Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu’nun bilirkişi raporunun hazırlanması, yazılması veya düzenlenmesi süreçlerinden herhangi birine dahil olup olmadığı araştırılmakta mıdır?
- Seyfioğlu’nun dava konusu projenin ÇED raporunun EK-13 bölümünün hazırlanmasında görev aldığı ve Bakanlığın mahkemeye sunduğu savunmada kendisinin teknik değerlendirmelerine dayanıldığı iddiaları doğru mudur? Bu husus bilirkişi raporunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından Bakanlığınızca incelenecek midir?
- 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun bilirkişinin görevini bizzat yerine getirmesi yönündeki hükmü dikkate alındığında, heyet dışındaki bir kişinin raporun hazırlanmasına katkıda bulunduğunun tespit edilmesi halinde sorumlular hakkında hangi idari ve adli işlemler uygulanacaktır?
- Bilirkişi heyetinde yer alan dokuz kişinin, raporun hazırlanmasında heyet dışından herhangi bir kişiden destek, danışmanlık, veri, metin veya değerlendirme alıp almadıklarının tespiti amacıyla inceleme yapılmış mıdır?
- Muğla Büyükşehir Belediyesinin bilirkişi raporuna yönelik itirazının ardından rapor hakkında yaptığı suç duyurusu kapsamında Bakanlığınıza veya Bilirkişilik Daire Başkanlığına intikal eden herhangi bir inceleme ya da soruşturma bulunmakta mıdır?
- Bilirkişilik kurumunun bağımsızlığına ve yargıya duyulan güvene zarar verebilecek bu iddialar hakkında ilgili Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından resen inceleme başlatılması için Bakanlığınızca herhangi bir işlem yapılacak mıdır?
- Rapora dışarıdan müdahale edildiğinin veya raporun bilirkişi heyeti dışında bir kişi tarafından kısmen ya da tamamen hazırlandığının tespit edilmesi halinde, ilgili bilirkişiler hakkında 6754 sayılı Kanun kapsamında sicilden ve listeden çıkarma dahil disiplin hükümleri uygulanacak mıdır?
“En küçük bir şüphe dahi cevapsız bırakılamaz”
Raporun gerçekte kimler tarafından hazırlandığının dijital kayıtlar ve UYAP verileri üzerinden araştırılmasını isteyen Uzun, şunları kaydetti:
“Sonucu doğrudan etkileyebilecek bilirkişi raporunun kim tarafından hazırlandığı konusunda en küçük bir şüphe dahi cevapsız bırakılamaz. Heyette bulunmayan ve dava konusu projeyle mesleki ilişkisi olduğu ileri sürülen bir kişinin raporun dijital kayıtlarında yazar olarak görünmesi son derece ciddi bir iddiadır. Bu mesele yalnızca Deştin’deki bir dava dosyasının değil, yurttaşlarımızın yargıya duyduğu güvenin meselesidir.”
Uzun, Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği ikinci önergede ise projenin yaklaşık 20 yıldır bölge halkının itirazlarına ve yargı süreçlerine konu olduğunun altını çizdi. Uzun, Kurum’a şu soruları yöneltti:
- Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesi hakkında Bakanlığınızca 2025 yılında verilen ÇED Olumlu kararının hazırlanması ve değerlendirilmesi sürecinde görev alan Bakanlık personeli, komisyon üyeleri, uzmanlar ve dışarıdan görüşüne başvurulan kişiler kimlerdir?
- Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu, söz konusu projenin ÇED raporunun hazırlanmasının herhangi bir aşamasında görev almış mıdır? Almışsa hangi sıfatla, hangi bölümlerde ve hangi teknik çalışmalarda görev yapmıştır?
- Seyfioğlu veya kendisinin ortağı, yöneticisi ya da çalışanı olduğu herhangi bir şirketten Bakanlığınız veya Bakanlığınıza bağlı birimler tarafından bu projeye ilişkin görüş, rapor, teknik değerlendirme veya danışmanlık hizmeti alınmış mıdır?
- Bakanlığınızın ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada mahkemeye sunduğu savunma ve teknik görüşlerin hazırlanmasında Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu’nun görüş, rapor veya değerlendirmelerinden yararlanılmış mıdır? Yararlanılmışsa hangi gerekçeyle yararlanılmıştır?
- Bakanlığınız, ÇED raporunun hazırlanmasında görev aldığı ileri sürülen bir kişinin aynı ÇED kararına ilişkin yargılamada düzenlenen bilirkişi raporunun dijital meta verilerinde “yazar” olarak göründüğü iddiasından haberdar mıdır? Bu iddia üzerine Bakanlığınızca herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır?
- Bakanlığınız, söz konusu kişinin bilirkişi raporunun hazırlanmasına herhangi bir şekilde dahil olup olmadığının ortaya çıkarılması amacıyla mahkemeden, ilgili Bilirkişilik Bölge Kurulundan veya Adalet Bakanlığından bilgi talep edecek midir?
- Projeye ilişkin geçmiş yıllarda verilen ÇED Olumlu kararlarından kaçı yargı mercilerince iptal edilmiş, kaçı hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir? İptal kararlarının gerekçeleri Bakanlığınızca 2025 yılında yürütülen yeni ÇED sürecinde nasıl değerlendirilmiştir?
- Daha önce yargı mercilerince verilen kararların ardından aynı proje hakkında yeniden ÇED Olumlu kararı verilmesine esas teşkil eden yeni veya değişen bilimsel ve teknik veriler nelerdir?
- Projenin bölgedeki hava kalitesi, su kaynakları, tarım ve orman alanları, zeytinlikler, ekosistem ve bölge halkının sağlığı üzerindeki kümülatif etkilerine ilişkin Bakanlığınız tarafından ÇED raporundan bağımsız herhangi bir bilimsel çalışma yaptırılmış mıdır? Yaptırılmışsa sonuçları nelerdir?
- Bilirkişi raporunun hazırlanmasına proje şirketiyle bağlantılı bir kişinin müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde Bakanlığınız, söz konusu bilirkişi raporuna dayanılarak yürütülen süreçler ile 2025 tarihli ÇED Olumlu kararını yeniden değerlendirecek midir? Yeniden bağımsız kuruluşlarca bir değerlendirme yapılacak mıdır?
Projeye ilişkin önceki “ÇED olumlu” kararlarının yargı mercilerince iptal edilmesine rağmen sürecin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında devam ettirildiğini belirten Uzun, 3 Temmuz 2025 tarihinde proje için yeniden “ÇED olumlu” kararı verildiğine değindi.

Uzun, Bakanlığa yeni ÇED kararının bilimsel dayanaklarını, önceki yargı kararlarının nasıl uygulandığını ve projenin çevre ile halk sağlığı üzerindeki kümülatif etkilerine ilişkin bağımsız bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığını sordu. Uzun, yaptığı açıklamada şunları aktardı:
“Mahkemeler tarafından iptal edilmiş ÇED kararlarından sonra aynı proje için yeniden olumlu karar veriliyorsa, kamuoyunun bunun hangi yeni bilimsel veriye dayandığını bilme hakkı vardır. ÇED süreci yatırımcının önündeki aşılması gereken bürokratik bir engel değil; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını korumak için oluşturulmuş kamusal bir güvence mekanizmasıdır.”
“Hukuk devletiyle bağdaşmaz”
Bilirkişi raporunun hazırlanmasına proje şirketiyle bağlantılı birinin müdahale ettiğinin saptanması durumunda, rapor ile ÇED sürecinin ayrıştırılamayacağını ve 2025 tarihli “ÇED olumlu” kararının bağımsız olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Uzun, şunları söyledi:
“Deştin’de yıllardır toprağına, suyuna, zeytinine ve yaşam alanına sahip çıkan yurttaşlarımızın karşısına her defasında yeni bir idari işlem çıkarılması kabul edilemez. Yargı kararlarının etkisizleştirildiği, bilirkişilik süreçlerinin tartışmalı hale geldiği bir düzen hukuk devletiyle bağdaşmaz.”
Son olarak Uzun, şunları kaydetti:
“İki Bakanlığa da açıkça soruyoruz: Bu raporu kim hazırladı? ÇED sürecinde kimler görev aldı? Yargının daha önce verdiği iptal kararlarından sonra hangi bilimsel koşullar değişti? Projeyle ilişkili olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunda ne işi var? Bu soruların tamamı açık, şeffaf ve belgeleriyle yanıtlanmak zorundadır. Deştin’in doğasını, Muğla’nın yaşam alanlarını ve yurttaşlarımızın hukukunu korumaya devam edeceğiz. Konunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz.”
Ne olmuştu?
Bölgede ilk defa 1993 yılında Çimentaş A.Ş. tarafından Çimento Öğütme ve Paketleme Tesisi kurulmak istenmiş fakat o dönemin Muğla Belediye Başkanı Orhan Çakır başta olmak üzere Muğla halkının karşı çıkması sonucu ÇED olumlu kararı iptal edildi.
Ardından ADOÇİM Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 2005 yılı sonu ve 2006 yılı başında Bayır ve Deştin ortak sınırında Tekağaç mevkisinde 95,33 dönüm arazi satın alınmış ve Entegre Çimento Fabrikası kurulmak istenmişti. Proje için 6 Ağustos 2006 tarihinde ÇED olumlu kararı alınmış, bölge halkının açtığı dava sonucunda 6 Mart 2015 tarihinde karar iptal edilmişti. İptal kararı 18 Şubat 2016 tarihinde kesinleşmişti.
Birinci ÇED’in mahkemesi bitmeden aynı proje için yeniden ÇED başvurusu yapıldı
Hukuki süreç devam ederken “Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş” adıyla yeni bir şirket kuruldu ve 2010 yılında aynı yer için ocak sayısını 13’e düşürerek yeni bir ÇED süreci başlatıldı. İkinci ÇED için 31 Aralık 2014 tarihinde olumlu kararı alındı. Bu karar belediyeler ve köylülere bildirilmediği için yurttaşlar zamanında dava açamadı.
Deştin Muhtarlığı tarafından açılan dava kapsamında 2017’de imar planları iptal edildi. Fakat Danıştay, iptal edilmiş imar planlarının tekrar onaylanmasına karar verdi.
2020 yılında Muğla Çimento A.Ş. bütün haklarıyla birlikte Kent Çimento’nun sahibi Cemal Karakurt’a satıldı. Cemal Karakurt, fabrika projelerini yeniden hazırlattı ve 29 Aralık 2021 yılında Menteşe Belediyesi’nden yapı ruhsatı aldı.

Bahattin Gümüş yönetimi projeye yapı ruhsatı verdi
Menteşe Kent Konseyi, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Menteşe Meclisi, Deştin Çevre Platformu 25 Aralık 2021 tarihinde ruhsat verilmemesini talep etti. Menteşe Belediyesi 29 Aralık 2021 tarihinde projeye yapı ruhsatı verdi ve inşaat çalışmaları başladı.
ÇED olumlu kararına itiraz edildi ve yurttaşlar tarafından hukuki süreç başlatıldı. 23 Şubat 2023 tarihinde bilirkişi keşfi yapıldı. 25 Mart 2023 tarihinde proje sahasında inceleme gezisi yapan uzmanlar projenin hayata geçirilmesi durumunda çevreye geri döndürülemez zarar verileceğini dile getirdi.
3 Nisan 2023 tarihinde köylüler kamyonların geçişine engel oldu ve Bayır Caddesi girişinde çadır nöbetine başladı. Nöbet tutan köylülere 8 Nisan saat 4.30’da jandarma müdahale etti ve köylüler gözaltına alındı.
4 Mayıs 2023’te bilirkişi raporu mahkemeye sunuldu. Bilirkişi heyeti değerlendirilen her alanda projenin yapılmasının uygun olmadığını söyledi. Mahkeme bilirkişi kararına rağmen ÇED olumlu kararının yürütmesini durdurmadı ve inşaat çalışmaları devam etti.
Deştin için ikinci nöbet
Yurttaşlar 13 Temmuz 2023 tarihinde Muğla İdare ve Vergi Mahkemeleri önünde “Deştin için adalet” nöbetine başladı. Muğla 2. İdare Mahkemesi 7 Eylül 2023 tarihinde ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi. 18 Eylül 2023’te Menteşe Belediyesi, projeye verilen yapı ruhsatlarının da iptal edildiğini duyurdu.

Danıştay 4. Dairesi, 11 Ocak 2024’te ÇED olumlu kararının iptalinin geçerli olduğuna kesin olarak, oybirliğiyle karar verdi.
İmar planlarının iptali için mücadele başlatıldı
Yurttaşlar bir yandan da ‘Sanayi Alanı’ ve entegre çimento fabrikası kullanılmasına izin veren imar planlarının iptali için adımlar attı. Mart 2024’te bu kararın iptali için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na dava açtı.
13 Şubat 2025 tarihinde Muğla Büyükşehir Belediyesi 1/5000 ölçekli imar planını iptal etti. Menteşe Belediyesi de projeye verdiği ruhsatları iptal etti, fabrika inşaatını mühürleyerek yıkım kararı aldı.
Fakat 6 Kasım 2024’te 2009/7 Genelgesi öne sürülerek projenin ÇED süreci yeniden başlatıldı. 14 Mayıs 2025 tarihinde ÇED süreci Nihai Karar aşamasına getirildi. 3 Temmuz 2025’te ise ÇED gerekli değildir kararı verildi.
Diğer yandan, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin iptal ettiği imar planlarına karşı Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. dava açtı. Muğla 4. İdare Mahkemesi, 2026’nın Şubat ayında imar planı iptal kararının iptaline hükmetti.








