İSTANBUL (Medyascope) – Akbelen Ormanı’nın kesilmesinin üzerinden üç yıl geçti. İkizköylülerin çağrısıyla Muğla’nın Milas ilçesinde bir araya gelen yurttaşlar, madenciliğe karşı mücadelelerini sürdürdüklerini duyurdu.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Akbelen Ormanı, 24 Temmuz-1 Ağustos 2023 tarihlerinde kesildi; kesim madencilik için yapıldı ve yurttaşlar buna karşı çıktı.
- İkizköylüler, kesimin üçüncü yılında bir araya gelerek mücadelelerine devam ettiklerini duyurdu.
- Esra Işık, madenciliğin getirdiği sorunlara dikkat çekti ve alternatif enerji kaynaklarını savundu.
- Muhtar Nejla Işık, bölgedeki dinamit patlatmalarının neden olduğu zararları anlattı.
- Deştinliler, çimento fabrikasına karşı verdikleri mücadeleyi sürdürme kararlılığında olduklarını ifade etti.

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı, üç yıl önce 24 Temmuz-1 Ağustos 2023 tarihleri arasında kesilmişti. Kesim, Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş’nin (YK Enerji) termik santraline kömür sağlamak amacıyla yapılmıştı. Kesime İkizköylüler başta olmak üzere Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen çok sayıda yurttaş karşı çıkmıştı. Karşı çıkanlara jandarma ekipleri biber gazı, tazyikli su ve ters kelepçe gibi yöntemlerle müdahale etmişti.
Akbelen Ormanı’nın kesilmesinin üçüncü, kamuoyunda “süper izin yasası” olarak bilinen 7554 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin ise birinci yılında İkizköylüler yeniden bir araya geldi. Yurttaşlar, 24 Temmuz 2026 akşamı saat 18.00’den itibaren Bağdamları Mahallesi’nin girişinde toplanmaya başladı. Buluşmada önce aşure dağıtıldı, ardından konuşmalar yapıldı.
Esra Işık: “Madene kafanızı çevirmeniz yeter”
İlk sözü alan İkizköylü Esra Işık, “Bugün neden burada olduğumuzu görmek istiyorsanız eğer, hemen şurada köyümüze dayanmış olan madene kafanızı çevirmeniz yeter” dedi. Işık, yıllar içinde köylerin, ormanın, zeytinliklerin ve toprağın kaybedildiğini belirtti.
Direnişin yedi yıl önce başladığını hatırlatan Işık, üç yıl önce iş makinelerinin ve jandarma barikatlarının önüne yattıklarını anlattı. Işık, o gün alanda bulunanların çoğunun bugün de yanlarında olduğunu vurgulayarak, “Bizimle birlikte biber gazı yediniz, bizimle birlikte TOMA’nın suyuyla yerlerde sürüklendiniz” diye konuştu.

“Kendi köyümüzde kimlik göstermek zorunda kaldık”
Kesim döneminde köyün jandarma ablukasına alındığını söyleyen Işık, o dönem köylülerin kendi köylerinde kimlik göstermeden dolaşamadığını aktardı. Işık, muhtarların şirket lehine açıklamalar yaptığını öne sürerek bu durumdan rahatsızlık duyduklarını dile getirdi.
“Süper izin yasası”na da değinen Işık, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından İkizköy’ün ovasındaki bir kuyunun kuruduğunu belirtti. Işık, enerjinin güneşten de üretilebileceğini savunarak madenciliğe neden ısrarla devam edildiğini sorguladı. Taşınan zeytin ağaçlarının meyve verdiğine dair haberlere de değinen Işık, altı ayda meyve verilemeyeceğini söyledi ve “Maden yasasını, şirketlerin yasasını, patronların yasasını tanımıyoruz, tanımayacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Muhtar Nejla Işık: “Buradan başka gidecek yerimiz yok”
İkizköy Mahallesi Muhtarı Nejla Işık, yedi yıllık mücadeleye dikkat çekti. Işık, “Umudumuzu, direncimizi, inancımızı, inadımızı çalmaya kimsenin hakkı yok” dedi. Muhtar Işık, üç yıldır bölgede dinamit patlatıldığını, evlerde çatlaklar oluştuğunu ve zeytinliklerin söküldüğünü aktardı.
Karacahisar Köyü’nden Aişe Günay ise sekiz yıldır mücadele verdiklerini belirterek, “Topraklarımız, ağaçlarımız, doğamız, çevremiz, vatanımız elden gitmesin diye insanca yaşayalım diye mücadele veriyoruz” dedi. İkizköylü Aytaç Yakar, “beşli çeteler” ve iş insanı Nihat Özdemir’e ayıracak toprakları olmadığını söyledi.
Deştinliler çimento fabrikasına karşı çıktı
Otuz yıldır “Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları” projesine karşı mücadele ettiklerini belirten Deştinli bir yurttaş, bölgede üç kez bilirkişi keşfi yapıldığını hatırlattı. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı davada hazırlanan son bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini aktaran yurttaş, önceki raporların kendi lehlerine olduğunu ancak son raporda alanın daraltıldığını ve filtre markasının değiştirildiğini savundu.
Deştinli Fatma Çetinkaya, üçüncü bilirkişi raporunda bölgede zeytin bulunmadığının belirtildiğini, ancak kendisinin çocukluğundan beri zeytin yetiştirdiğini söyledi. Çetinkaya, “Biz memleketimizi vermiyoruz, çimentoya karşıyız” dedi. Yurttaşlar, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve çeşitli ekoloji örgütleriyle birlikte hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
- Salgının gölgesinde yüz yüze eğitim – Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul: “Eğitimcilerin aşılarını ve PCR testlerini takip edebilecek yeterli personel yok”
- Akbelen’de ağaç kesen YK Enerji’den işçilerin ağzından gazetelere tam sayfa ilan
- Nejla Demirci’nin Kanun Hükmü belgesel filminin gösterimi Ankara’dan sonra İstanbul’da da yasaklandı
- Muğla-Akbelen Ormanı’nda termik santrale karşı orman nöbeti sürüyor – “15 Temmuz sabahı ağaç kesimi için gelecekler” iddiası: “Bayram tatilini fırsata çevirmeyi planlıyorlar”
- Tartışmaların odağındaki “Kanun Hükmü” belgeselinin basın gösterimi 14 kişilik bir salonda yapıldı







