Muğla (Medyascope, Gündem Fethiye) – Muğla’nın Seydikemer ilçesine bağlı Çobanlar Mahallesi’nde, AKP’li Seydikemer Belediyesi Özel Kalem Müdürü Hasan Çetin’in şirketi tarafından yapılmak istenen “Biyokütle Enerji Santrali” projesine verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararına karşı açılan davanın bilirkişi raporu açıklandı. Raporda, projenin, çevresel, ekolojik, hidrojeolojik, ormancılık ve zirai açılardan “Önemli ve telafisi imkânsız çevresel etkilere yol açabilecek nitelikte olduğu” vurgulandı.

Muğla’nın Seydikemer ilçesine bağlı Çobanlar Mahallesi’nde “Aktaş Tepesi Devlet Ormanı I” niteliğindeki 53 bin 396 metrekarelik alanda, Çetinler Enerji Üretim Tarım İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılmak istenen “Biyokütle Enerji Santrali (BES)” projesine Muğla Valiliği, 18 Ocak 2024 tarihinde “ÇED” gerekli değildir” kararı vermişti.
Yurttaşlar, projenin orman ile tarım alanında kaldığı, zeytinliklere yakın olduğu, hakim tepede yapılmak istendiği, halk sağlığını tehdit edeceği, su ihtiyacının yeraltı suyu kuyularından temin edileceği ve ekoturizmi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle “ÇED gerekli değildir” kararına karşı Muğla Valiliği’ne dava açmıştı.
Ayrıca dava konusu kararın, yurttaşların yaşadığı Çobanlar ve Uğurlu mahallelerinin muhtarlık panolarında ilan edilmediği, yalnızca ilçe merkezindeki kaymakamlık panosuna asıldığı ifade edilmişti.
“Sağlık koruma bandı ve emniyet mesafesi ihlal ediliyor”
Davanın bilirkişi keşfi, 14 Temmuz’da gerçekleştirildi. Heyette; ziraat mühendisi, biyolog, harita mühendisi, çevre yüksek mühendisi, makine mühendisi, jeoloji mühendisi ve orman yüksek mühendisi yer aldı.

Gerçekleşen bilirkişi keşfinin raporu, 24 Ağustos’ta açıklandı. Raporda, söz konusu taşınmazın tapudaki ana niteliğinin “Aktaş Tepesi Devlet Ormanı” olduğu ve mülkiyetinin Maliye Hazinesi’ne ait olduğu belirtildi.
Toplam parsel alanının 53 bin 396,98 metrekare olduğu, tesis kullanımı için Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nden 50 bin 444,74 metrekarelik ormanlık alan üzerinde ön izin alındığı aktarıldı.
Harita mühendisinin değerlendirmesinde, tesis sınırına 30 metre mesafede yerleşim yeri bulunmasının, sanayi ve biyokütle yakma tesisleri için bırakılması gereken sağlık koruma bandı kriterlerine aykırı olduğu vurgulandı ve şu ifadeler kullanıldı:
“PTD metnindeki gürültü modellemelerinde dahi 30 metre mesafedeki konutta gürültü sınır değerlerinin aşıldığı itiraf edilmiş olup mekânsal konumlandırma insan sağlığı ve konut dokusu açısından risk taşımaktadır.”
Diğer yandan, proje sahasının doğu sınırının, Devlet Su işleri (DSİ) beton sulama kanalına 10 metre mesafede bulunduğu, DSİ kanal koruma ve kamulaştırma emniyet bantlarını ihlal ettiği aktarıldı.
Üst ölçekli ve alt ölçekli imar planı uyumsuzluğu olduğu ve söz konusu alanda 45 metre yüksekliğinde baca ve ağır mekanik altyapıya sahip bir tesisin kurulmasının, çevredeki Kızılçam orman dokusunu ve orman rejimi bütünlüğünü olumsuz etkilediği değerlendirildi.
Ayrıca tesisin, 250 metre mesafedeki Eşen Çayı drenaj havzasında kalması ve eğimli topoğrafik yapısı sebebiyle kül/stok alanlarının taşkın ve katı atıklar riski açısından akarsu yatağı emniyetini tehdit ettiğine dikkat çekilerek projenin, harita mühendisliği ve mekansal imar ilkeleri yönünden uygun olmadığı belirtildi.
“Eşen Çayı üzerindeki kirletici baskısı son derece önemli ve kritik düzeyde”
Jeoloji mühendisliği değerlendirmesinde; tesisin hammaddeye yakınlık gerekçesiyle yüksek geçirimli alüvyon zemin üzerine, Eşen Çayı’na 250 metre ve sulama kanalına 10 metre mesafede kurulmasında, teknik zorunluluk ve hidrojeolojik kamu yararı bulunmadığı ifade edildi.
Ayrıca projenin, yer altında su depolayan ve bu suyu taşıyan geçirgen kayaç veya toprak tabakası, Eşen Çayı, yeraltı su dengesi ve toprak stabilitesi üzerinde telafisi imkansız ağır kirlenme ve tahribat riski bulunduğu tespit edildi.
Değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:
“Projenin yarattığı masif hafriyat hacmi (50.940 \ ton), yeraltı suyu çekim miktarı (19 \metreküp/gün) ve akifer/Eşen Çayı üzerindeki kirletici baskısı son derece ‘önemli ve kritik’ düzeydedir.
Bu ölçekteki jeolojik ve hidrojeolojik risklerin yüzeysel bir Proje Tanıtım Dosyası (PTD) ile geçiştirilmesi mümkün değildir. Proje hakkında ayrıntılı hidrojeolojik sızma modelleri, akifer simülasyonları ve geoteknik etütleri içeren detaylı ÇED raporu hazırlanması ve ÇED sürecinin işletilmesi zorunludur.”
“Yüzeysel bir PTD dosyası ile geçiştirilemez”
Çevre mühendisliği değerlendirmesinde ise projenin yer seçiminin, çevresel ve ekolojik açıdan uygun olmadığı belirtildi. Tesisin işletilmesiyle oluşacak baca emisyonlarının, gürültünün, koku ve günlük 10 tonluk kül atığının; tarım, hayvancılık, arıcılık ve su kaynaklarına ciddi ve kalıcı zararlar vereceği aktarıldı.
Değerlendirmede, şunlar vurgulandı:
“Projenin ‘Önemli Çevresel Etkilere’ sahip olması nedeniyle yüzeysel bir PTD dosyası ile geçiştirilemeyeceği ve kapsamlı bir ÇED raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu, bu doğrultuda, dava konusu proje için verilen “ÇED gerekli değildir” kararının çevre mühendisliği ve çevre mevzuatı ilkelerine aykırı olduğu; görüş ve kanaatine varılmıştır.”
“İnsan yaşamına ve çevreye zararlı gazların sürekli oluşacağı aşikardır”
Makine mühendisliği değerlendirmesinde; Proje Tanıtım Dosyası’nda (PTD), tesiste domates sera artığının yakılması ve tesisin ilk devreye alma esnasında kullanılacak motorinin yanması neticesinde meydana çıkacak gazların filtrelenmesiyle ilgili bilgi ve projelendirmeden bahsedilmediğine dikkat çekildi.
Değerlendirmede, “Yapılması planlanan biyokütle elektrik santralinde sistemin işletilmesi sürecinde insan yaşamına ve çevreye zararlı gazların sürekli oluşacağı aşikardır” denildi.
Yanma sonucu ortaya çıkan zararlı gazların detaylı olarak değerlendirilmesi, önleyici tedbirlerin belirtilmesi ve kül depolamasıyla ilgili riskler çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerektiğinden proje için ÇED raporunun alınmasının gerektiği belirtildi.
“PTD ekindeki flora-fauna raporu mevsimsel araştırmalardan yoksun ve yetersiz”
Biyolog değerlendirmesinde, yer seçiminin ekolojik açıdan uygun olmadığı aktarıldı ve ikincil emisyonlar, kül birikimi ile gürültünün; bölgedeki bitki örtüsüne, tarımsal üretime, tozlayıcı böcekler ile arıcılığa ve sudaki yaşam alanlarına ciddi ve telafisi imkansız biyolojik zararlar vereceği vurgulandı.
Değerlendirmede, şu ifadeler kullanıldı:
“PTD ekindeki Flora-Fauna raporunun mevsimsel araştırmalardan yoksun ve yetersiz olduğu, ekolojik risklerin belirlenmesi için kapsamlı bir ÇED raporu hazırlanmasının teknik olarak zorunlu olduğu; bu doğrultuda, dava konusu proje için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararının biyoloji bilimi ilkelerine uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.”

“Kapsamlı bir ‘Orman yangınlarıyla mücadele ve önleme eylem planı’ bulunmuyor”
Orman mühendisliği değerlendirmesinde, “Bacadan salınacak 200 bin metreküp/saatlik emisyon ve uçucu küller, Kızılçam ibrelerini ve koşnil böceğini kaplayarak basra balı üretimini durdurma riski taşımaktadır” denildi.
Tesisin, “Türkiye’nin 1. Derece Yangına En Hassas Bölgesi”nde kurulacağına dikkat çekildi ve şunlar aktarıldı:
“PTD bünyesinde Orman Genel Müdürlüğü kriterlerine uygun kapsamlı bir ‘Orman Yangınlarıyla Mücadele ve Önleme Eylem Planının’ bulunmadığı ve yangın emniyet şeritlerinin öngörülmediği, yangın ve ekolojik yıkım risklerinin ancak tam teşekküllü bir ÇED raporu ve kurumlararası İDK incelemesi ile değerlendirilebileceği,
Bu nedenlerle, dava konusu proje için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararının orman mühendisliği, orman mevzuatı (6831 sayılı Kanun) ve orman yangınları mücadele ilkelerine uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.”
“Zeytincilik Kanunu’nun 20. maddesine açıkça aykırı”
Ziraat mühendisliği değerlendirmesinde; tesisin yer seçiminin, “Tarımsal planlama açısından kabul edilemez bir hata” olduğu belirtildi.
Proje sahası çevresindeki 3 bin metrelik yarıçaplı dairesel alan içerisinde kapama zeytinlikler ve dikili zeytin ağaçlarının yer aldığına dikkat çekildi.
Değerlendirmede, projenin; 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun‘un 20’nci maddesindeki “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişmesini ve çoğalmasını engelleyecek kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez” hükmüne açıkça aykırı olduğu vurgulandı.
Bacadan çıkan gazlar ile uçucu kül çökeltilerinin, zeytin yapraklarındaki gözenek açıklıklarını tıkadığı belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:
“Özellikle Nisan-Mayıs aylarındaki zeytin çiçeklenmesi döneminde yapraklara ve çiçeklere çöken toz ve emisyonların, polen tüpü çimlenmesini bozarak ‘meyve tutumunu’ imkansız hale getirmekte ve kısırlığa (rekolte kaybına) sebep olmaktadır. Ayrıca yaprakta biriken tozlar zeytin sineği zararlısının üremesini tetiklemektedir.”
“Yakıt olarak sera atıklarının kullanılacağı yönündeki gerekçe son derece kuşkuludur”
Ayrıca günde 200 ton sera atığının nakliyesi ve açıkta stoklanmasının koku ve haşere baskısı yaratacağı da ifade edildi.
Tarımsal üretimde domates atıklarının yakılmasının “asla” önerilmediği belirtildi ve “Domates atıklarının C/N (karbon ve azot) oranı düşük olması nedeniyle yeterli ısıyı sağlaması söz konusu da değildir. Bu durumda yakıt olarak sera atıklarının kullanılacağı yönündeki gerekçe son derece kuşkuludur” denildi.
Değerlendirmede, “Proje için zirai ve hukuki parametreleri kapsayan detaylı bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur” ifadeleri kullanıldı.
Şirketin sahibi, Seydikemer Belediyesi Özel Kalem Müdürü Hasan Çetin

AKP’li Seydikemer Belediyesi Özel Kalem Müdürü Hasan Çetin tarafından kurulan Çetinler Enerji Üretim, Tarım, İnşaat, Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin kuruluş ilanı 21 Nisan 2015’te Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandı.

Şirket müdürünün payı 25 TL
Ticaret Sicil Gazetesi’nin 17 Eylül 2019’da yayımlanan sayısında şirketin tek ortaklık durumu sona erdirilerek Hasan Çetin, 25 TL sermaye karşılığında 1 adet payını Fatih Çetin’e devretti. Hasan Çetin’in şirketteki payı 3 bin 999 paya karşılık 99 bin 975 TL oldu, Fatih Çetin’in ise payı bir adet paya karşılık 25 TL oldu. Ayrıca, bu kararda Fatih Çetin, şirket müdürü olarak tescillendi.

Şirketin sermayesi, Elektrik Piyasası Önlisansı almak adına 4 Mayıs 2021’de Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan ilanla, 100 bin TL’den 2 milyon 700 bin TL’ye yükseltildi. Fatih Çetin’in payı 25 TL olarak kalırken Hasan Çetin’in payı 2 milyon 699 bin 975 TL oldu.

Enerji Piyasası önlisansı sona erdi
Şirket, 28 Nisan 2022’de önlisans aldı ancak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun sisteminde şirketin önlisansının 28 Temmuz 2026’da sona erdiği görülüyor.









