İSTANBUL (Medyascope) – TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, yatırım fonlarında yaşanan kriz ve piyasa hareketlerine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Şık önergesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in de aralarında bulunduğu bazı siyasi ve bürokratik isimlerin Tera Portföy’ün TLY kodlu fonunun kapalı döneminde yer alıp almadığının araştırılmasını istedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, son dönemde yatırım fonlarında yaşanan temerrüt ve likidite sorunları ile piyasalardaki sert hareketlere ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.
Şık, önergesinde özellikle Tera Portföy’ün TLY kodlu Tera Portföy Birinci Serbest Fonunun kuruluşundan sonraki gelişmelere, fonun kapalı dönemindeki yatırımcılara ve fonla bağlantılı olduğu öne sürülen siyasi ve bürokratik isimlere ilişkin sorular yöneltti.
Şık: Akın Gürlek TLY fonunun kapalı döneminde yer aldı mı?
Önergenin siyasi ve bürokratik bağlantılara ilişkin bölümünde Şık, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Cumhurbaşkanı danışmanı Hasan Doğan’ın, BTK üyesi ve eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu’nun ve AKP milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin TLY fonunun kapalı döneminde yer aldıklarına ilişkin iddialara dikkat çekti.
Şık, söz konusu isimlerin yanı sıra kritik bürokratik görevlerde bulunmuş Hüseyin Emre Sezer ve Alper Özbilen’in de fonun kapalı dönemine kendileri adına veya yakınları ve akrabaları aracılığıyla dahil olduklarının öne sürüldüğünü belirtti.
Şık, soru önergesinin ilgili kısmında Mehmet Şimşek’e konuyla ilgili şu soruları yöneltti:
- Akın Gürlek, Hasan Doğan, Batuhan Mumcu ve Mehmet Ali Çelebi’nin yanı sıra adı geçen diğer isimlerin veya yakınlarının TLY kodlu fonun kapalı döneminde yer alıp almadığına ilişkin bir soruşturma yürütülüyor mu?
- Bu kişilerin fonun kapalı döneminde yatırımcı olup olmadığı araştırılıyor mu?
- Söz konusu eylem ve işlemlerin, yatırımcı olduğu öne sürülen kişilerin siyasi nüfuzuna dayanılarak gerçekleştirilmiş olma ihtimali bulunuyor mu?
Şık, bu soruların yanı sıra fonun kapalı dönemine ilişkin iddiaların SPK ve ilgili kuruluşların denetimlerinde incelenip incelenmediğinin de açıklanmasını istedi.
TLY fonu iki yılda 400 katın üzerinde büyüdü
Önergede TLY kodlu fonun 16 Eylül 2024 ile 16 Eylül 2026 arasında değerini 400 katın üzerinde artırdığı belirtildi.
Şık, fonun TEFAS’a açılmadan önce 12 yatırımcıyla başladığını ve kapalı döneminde yatırımcı sayısının 159’a ulaştığını aktardı. Önergede, bu dönemde oluşan yüksek getirilerin ardından fonun TEFAS’ta işlem görmeye başlamasıyla daha geniş bir yatırımcı kitlesinin fona dahil olduğu belirtildi.
Şık ayrıca fonun kapalı dönemindeki yatırımcıların kim olduğunun, yüksek kazanç elde eden yatırımcıların kriz öncesinde fondan çıkıp çıkmadığının araştırılıp araştırılmadığını sordu.
Vişne Madencilik işlemleri ve SPK cezası
Önergede TLY fonunun kapalı dönemine ilişkin başka ayrıntılar da yer aldı. Şık, Mart 2025’te 12 yatırımcıdan oluşan fonun büyüklüğünün 10,5 milyar TL olduğunu, fonun daha sonra Vişne Madencilik hisseleri ve Destek Finans’ın halka arz edilen hisseleriyle ilgili işlemler yaptığını belirtti.
Şık, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ile Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Kaya’ya, Vişne Madencilik hissesi üzerinden piyasa bozucu işlemler gerekçesiyle 8,8 milyon lira idari para cezası uygulandığını da hatırlattı.
Önergede, SPK’nın söz konusu işlemleri tespit ederek idari para cezası uygulamasına rağmen neden daha etkili bir müdahalede bulunmadığı ve SPK üyelerinin sorumluluğunun araştırılıp araştırılmayacağı soruldu.
“Krizinin siyasi ve bürokratik bağlantıları araştırılacak mı?”
Şık, önergesinin son bölümünde fon krizinde siyasi ve bürokratik çevrelerin etkisine ilişkin iddiaları da gündeme getirdi.
Önergede, Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi’nde görev yapmış Prof. Dr. Emre Alkin, eski büyükelçi Prof. Dr. Kerem Alkin, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin ve Merkezi Kayıt Kurumu’nda yöneticilik yaptığı belirtilen isimlerin de aralarında bulunduğu bir yapıdan söz edildi.
Şık, bu kişilerin nüfuzlarını kullanarak söz konusu eylem ve işlemlerin sürdürülmesine katkı sağlayıp sağlamadıklarının araştırılmasını istedi.
Önergenin tamamında Şık ayrıca SPK’nın denetim süreçlerini, fonlardaki temerrütleri, küçük yatırımcıların zararlarını, fonların likidite sorunlarını, kamu kurumlarının olası rolünü ve fon krizinin Borsa İstanbul üzerindeki etkilerini sordu.
Soru önergesi, 21 Eylül 2026 tarihli ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yazılı olarak yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
Ahmet Şık’ın Mehmet Şimşek’e yönelttiği sorular

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde yer alan soruların tamamı şöyle:
1. Fonların ve portföy yöneticisi şirketlerin denetimi ve SPK’nın buradaki rolü bakımından aşağıdaki hususların öncelikle yanıtlanması, yurttaşların güvenliğinin sağlanması bakımından hayati önem arz etmektedir:
a. SPK’nın 28 Ağustos 2026 tarihli Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber değişikliği öncesinde, serbest fonlarda belirli hisselerde (özellikle düşük fiili dolaşımlı/sığ kağıtlarda) yoğunlaşma riski ne ölçüde tespit edilmiştir? Bu risklere karşı ne zaman ve hangi önlemler alınmıştır? SPK’nın ilgili değişikliği yayınlamasına dek gerçekleşen suni/gerçek dışı fiyatlama döneminde neden hiçbir aksiyon alınmamıştır?
b. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “fonlarda manipülasyon var” yönündeki önceki uyarıları sonrasında (Kasım 2025) neden 10 aya yakın süre beklenmiştir? Bu süre içinde hangi denetimler yapılmış, hangi raporlar hazırlandı? Bakan’ın açıklaması öncesi 10 TL’den 50 TL’ye çıkan Hedef Holding hissesi açıklama sonrası 25 TL’ye düşmüş ancak herhangi bir girişim olmaması sonucu 400 TL’ye kadar yeniden yükselmiştir. Bakan, hisse 50 TL iken uyardığı durumdan 400 TL’ye varan sürece neden göz yummuştur?
c. Pusula Portföy fonlarında (özellikle PRY kodlu para piyasası fonu) temerrüt oluşmadan önce SPK’ya veya ilgili kurumlara ulaşan uyarı, şikâyet veya istihbarat var mıdır? Varsa ne işlem yapılmıştır?
ç. Hali hazırda bu riskleri kontrol etmekle yükümlü olan başta Sermaye Piyasası Kurulu yöneticileri içerisinde bu fonlardan herhangi bir dönem içinde alım satım işlemi yapmış olan yahut yakınları aracılığı ile bu doğrultuda şüpheli işlemleri bulunanlar var mıdır? MASAK bu kişilerin hesap hareketlerini kontrol etmiş midir mi ya da edecek midir?
d. Her türlü finansal düzlemde en kritik pozisyonlardan birini işgal eden, SPK’nın da sıklıkla düzenlemelerinde görüşüne başvurduğu, aynı zamanda birçok kişinin mağduriyetini engelleyebilecek verilerin saklandığı ve yönetildiği Merkezi Kayıt Kurumu’nun yönetiminde Tera Portföy’ün sahibi Emre Tezmen’in Ağustos 2023 tarihinden beri görev aldığı bilgisi doğru mudur? Durum böyle ise, 1 yılı aşkın süredir işlemlerinden şüphelenilen bir yapının başındaki özel kişinin, konuyla ilgili en kritik kurumlardan birinin yönetiminde olmasına neden müdahale edilmemiştir?
e. Bahse konu fon yönetim şirketlerinden Tera Portföy bünyesindeki TLY kodlu Tera Portföy Birinci Serbest Fonu, 16 Eylül 2024 tarihi ile 16 Eylül 2026 tarihi arasında, 2 yılda, 400 katını aşan bir değere ulaşmıştır. Bu sürenin en dikkat çekici kısmı, fonun kapalı bir yapı olarak TEFAS’a açılmadan önce 12 kişi ile başlayan ve 159 kişiye ulaşan bir yatırımcı sayısı ile astronomik biçimde değerlendiği dönemdir. Fon, bu kapalı grubun sağladığı anormal kar grafiklerinin yansıması ile TEFAS’ta işlem görmeye başlayarak diğer vatandaşların da sarmalına çekilebildiği bir zemin yaratabilmiştir.
i. Bu 12 kişinin veya daha genel olarak bahsi geçen 159 kişinin kimler olduğuna dair araştırma yapılmakta mıdır?
ii. Bu kişiler başta olmak üzere, astronomik karlar sağlamalarının akabinde kimlerin bu fondan kriz öncesi çıktığına dair bir araştırma yapılmakta mıdır?
iii. Bilerek ve isteyerek bu sarmalın parçası olup bundan menfaat elde eden borsa şirketlerinin başta sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri olmak üzere sorumluluğu bulunan herkesin malvarlığıyla bedel ödemesi yanında, haksız biçimde astronomik kar sağlayan bu yatırımcıların malvarlıklarıyla bedel ödemesi sağlanacak mıdır?
iv. Fonların tasfiyesine giden süreçte yine Tera Portföy tarafından, likidite krizi ortaya çıkabileceği bilinmesine rağmen değerinin çok üzerinde hisselerin (ör: OZATD kodlu hisse) hemen krizden önceki günlerde anormal tutarlar karşılığında THF kodlu fon bünyesinde milyarlarca lira karşılığı satın alındığı görülmektedir. Bu iş ve işlemler, temerrüde düşmüş fonlarla sonuçlanmıştır. Bu ve bunun gibi onlarca spekülatif ve devasa hacimli işlemle vatandaşın birikiminin fondan dışarı aktarıldığı nasıl fark edilmemiştir? Bu konuda nasıl hiçbir aksiyon alınmamıştır?
v. En çok tartışılan ve hakkında spekülatif yorumlar yapılan bu fonun (TLY kodlu) kapalı döneminde, Mart 2025’te 12 yatırımcıdan müteşekkil büyüklüğü 10,5 milyar TL iken, önce Vişne Madencilik şirketinin 6 ayda %1900 artan hisselerini, ardından Destek Finans’ın da halka açılan %25 hissesinin %20’sini alma yoluna gidilmiştir. Bunun ardından fon hisseleri Temmuz 2025’te halka açılmış, önce yüzü aşkın kişi ile 23,7 milyar TL’ye ulaşan fon, Kasım 2025’te anormal bir büyümeyle kırk bini aşkın yatırımcının katılımını görmüştür. 12 kişi ile başlayan ve kapalı dönemini sınırlı sayı ile yürüten bu fon aracılığı ile Vişne Madencilik hissesi üzerinden spekülasyon yapıldığı için Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ve Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Kaya’ya Sermaye Piyasaları Kurulu piyasa bozucu işlemleri gerekçesiyle 23 Ekim tarihli bülteninde 8,8 milyon liralık idari para cezası uygulamıştır. Yapılan spekülasyon fark edilip idari para cezası uygulandığı halde SPK neden etkili bir müdahalede bulunmamıştır? Dolandırıcılığı idari para cezasıyla geçiştiren SPK üyelerinin sorumluluğu tespit edilerek adli soruşturmaya dahil edilecek midir?
f. Yine, şüphelilerin İsviçre’deki sair bankalara aktardıkları anormal para tutarlarından, otomatik denetime takılmaları gerekirken, nasıl şüphelenilmemiştir?
g. Fonların tasfiye sürecinde likidite krizi yaşanması halinde, astronomik karlar sağlayanlarla küçük yatırımcılar yahut zarar durumundaki kimseler aynı kefeye mi konulacak, aynı havuzda mı değerlendirilecektir?
2. Temerrüt, likidite ve yatırımcı zararları bakımından aşağıdaki soruların yanıtlanması büyük önem arz etmektedir:
a. Tera Portföy’ün Hisse Senedi (TL) Fonu ve Para Piyasası (TL) Fonu’nda oluşan temerrüt ile 6 fonda iade sürelerinin uzatılması ve bu süreçte kapalı kalmaları kararı sonrası, kaç yatırımcı etkilenmiştir? Toplam iade talebi tutarı nedir? Ödemeler ne zaman tamamlanacaktır?
b. Ağustos sonundan bu yana ilgili fonlardan çıkan yaklaşık 130 milyar TL’yi aşkın tutarın ne kadarı küçük yatırımcıya, ne kadarı kurumsal/büyük yatırımcıya aittir?
c. Fon portföylerinde bulunan ve fiyatı suni şişirildiği iddia edilen hisselerin (örneğin Katılımevim’te yaşanan %1100’lük yükseliş ve ardından %60’lık çöküş) değeri nasıl belirlenmiştir? Bu hisselerin likidite riski önceden ölçülmüş müdür? Katılımevim şirketinin Emlak Katılım tarafından satın alınıp bu suretle likiditenin devlet tarafından sağlanacağı yönündeki iddialar doğru mudur?
ç. SPK değerlendirmelerine göre yatırım araçlarının 1 (en az riskli)’den 7 (en fazla riskli)’ye kadar risk derecelendirmeleri bulunmaktadır. Yatırımcılar bir fon alırken bu derecelendirmeler hakkında bilgilendirilmektedir. Ancak uygulamada görüldüğü üzere en az risk almak isteyen yatırımcıların aldığı Para Piyasası Fonları (risk derecesi devlet tarafından belirlendiği şekli ile 1-2) en riskli borsa değerleri ile ters repo işlemleri yapmış, bu repo karşılığında suni olarak fiyatları şişirilmiş hisse senetleri teminat olarak gösterilmiştir. Günlük mevduat oranlarındaki, risksiz olarak bilinen bu fonların katılım payı iadesinde temerrüde düşülmüş, gündelik ihtiyaçlarını buralarda saklayan yurttaşlar dev bir mağduriyet silsilesinin içine atılmıştır. Bu doğrultuda, SPK kurumunun risk yönetim kriterleri anlamsız mıdır? Bu işlemler bilinmiyorsa nasıl bilinmemektedir? Biliniyorsa neden engel olunmamıştır? Bu durumda yatırımcı riski düşük yatırım yaptığını düşünürken, aslında en riskli fonları dolaylı alması anlamına gelmekte midir?
d. Katılımevim Katılım Finans Kuruluşu kaynaklarını bireysel kredi sözleşmeleri ile toplayarak belirli tarihlerde ev/araba teminini vaat etmektedir. Bu fonlarda bu kaynaklar kullanılmış mıdır? Kaynaklar kullanıldıysa bu finans kuruluşun vaatlerini yerine getirememe durumu var mıdır? Diğer katılım finans kurumlarında da benzer riskler olup olmadığı araştırılmış mıdır? BDDK’nın bu konuda bir ihmali söz konusu mudur?
e. Yatırımcı Tazmin Merkezi veya diğer koruma mekanizmaları devreye girecek midir?
3. Süreçteki şirket ve kişi bağlantıları bakımından aşağıdaki sorular yanıtlanmalıdır:
a. Pusula Portföy fonlarının yönetiminde yer alan kişilerin (özellikle 28 yaşındaki Muhammet Yarız ve bağlantılı isimler) geçmiş SPK cezaları, siyasi bağlantıları ve kısa sürede milyarlık portföy yönetimine gelme süreci hakkında hangi incelemeler yapıldı/yapılmaktadır?
b. Tera Grubu’nun Pusula Holding/finans şirketlerini devralma görüşmeleri ile temerrüt açıklamalarının zamanlaması arasında ilişki var mıdır? Devir süreci hukuken ve fiilen hangi aşamadadır? Tera’nın “spekülatif saldırı” ve “şer odakları” açıklamaları resmî makamlarca nasıl değerlendirilmektedir?
c. Namık Kemal Gökalp (Hedef Holding) ve İnfo Yatırım’a yönelik gözaltı/inceleme süreçleri fon kriziyle bağlantılı mıdır? Soruşturma kapsamı nedir?
4. Piyasa etkisi ve sistemik risk bakımından aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekmektedir:
a. Pusula/Tera kaynaklı gelişmelerin BIST100 endeksinde %5-6’lık düşüşe yol açması, devre kesici uygulamaları ve genel piyasa güvenine etkisi nasıl değerlendirilmektedir? Benzer krizlerin tekrarı için hangi erken uyarı mekanizmaları kurulacaktır?
b. MSCI uyarıları sonrası SPK’nın fiili dolaşım ve fon yoğunlaşma düzenlemeleri, piyasa derinliğini nasıl etkilemiştir? Bu düzenlemelerin yapılması için neden yabancı bir kurumun uyarısı beklenmiştir? Bu kurum uyarmış olmasaydı, bu düzenlemelerin yine de yapılacağı söylenebilecek midir?
c. Fon piyasasındaki toplam büyüklük, yatırımcı sayısı ve çıkışların ekonomiye (özellikle bireysel yatırımcı tasarruflarına) yansıması nedir?
5. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve gelecek adımlar bakımından aşağıdaki hususların yanıtlanması gerekmektedir:
a. İlgili fonların portföy dökümleri, saklama kuruluşu (Takasbank) kayıtları ve iade taleplerinin detayları kamuoyuyla ne zaman paylaşılacaktır?
b. 28 Ağustos 2026 düzenlemelerinden önce bu fonlardan çıkış yapan büyük yatırımcılar var mıdır? Kimlerdir? Bu kişilerin Bakanlığınız ya da SPK yöneticileri ile bir yakınlık bağı var mıdır?
c. Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, Borsa İstanbul ve ilgili kurumlar arasında düzenlenen acil Finansal İstikrar Komitesi’nde ne kararlar alınmıştır? Daha önceki krizlerde olduğu gibi “Kar özelin zarar kamunun” mu denecektir?
ç. Benzer olayların önlenmesi için yatırım fonları mevzuatında (serbest fonlar, para piyasası fonları, likidite kuralları, yoğunlaşma limitleri) hangi yasal/mevzuat değişiklikleri planlanmaktadır?
d. Süreçte kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu veya diğer kamu kurumlarının dolaylı/doğrudan etkilenmesi söz konusu mudur?
6. Yaşanan krize siyasi ve bürokratik çevrelerin dahli bakımından aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekmektedir:
a. Burada sayılan ve haklarındaki önlemlerin yetersiz kaldığı görülen birçok eylem ve işlemde payı olan kişilerin, bu eylem ve işlemlere devam edebilmelerinde nüfuzlarını kullandıkları öne sürülmektedir. Gerçekten, adı geçenler arasında Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi’nde görev yapmış olanlardan tutun (Prof. Dr. Emre Alkin), büyükelçilik yapmış olanlara (Prof. Dr. Kerem Alkin), Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı yapmış olanlardan tutun (Fecir Alptekin), yukarıda söz edildiği üzere MKK’da yöneticiliği bulunan kişilere dek uzanan bir yapı belirmektedir. Bu haliyle, işlemlerde payı olanların nüfuzlarını kullanıp kullanmadıklarına yönelik bir araştırma söz konusu olacak mıdır?
b. Kamuoyuna, bu şirketler hakkında ihbarda bulunulduğu, başka yurttaşların uyarıldığı, eleştirel yazılar yazıldığı ve sair uyarılar yapıldığı anda gözaltı ve dava silsilesine maruz bırakılan sayısız yurttaşla ilgili çok sayıda haber yansımıştır. Yine, konu hakkında yetkili olan ve eskiden önemli kurumlarda yer almış kimselerin kamuoyu açıklamaları yahut sosyal medya paylaşımları hakkında jet hızıyla erişim engeli kararı alındığı alenen bilinmektedir. Bu bilgiler doğru mudur? Bahse konu görüşlerin bürokratik yahut devlet güvenliğine ilişkin bir tehlike arz etmesi söz konusu değilse, tam olarak nasıl bu uyarılar yargı aracılığı ile engellenebilmiştir?
c. Yine, SPK’nın ve ilgili kuruluşların tespit ve denetimleri içinde, TLY kodlu karlılık rekoru kıran fonun kapalı dönemine ilişkin olarak ortaya atılan iddialara bakıldığında; Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı danışmanı Hasan Doğan, BTK üyesi ve eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, AKP milletvekili Mehmet Ali Çelebi gibi doğrudan iktidarınızda yetki sahibi kimselerin yahut bürokratik iş ve görevlerde bulunmuş, kritik pozisyonlar işgal eden Hüseyin Emre Sezer, Alper Özbilen gibi isimlerin de bizzat kendileri adına veya yakınları/akrabaları aracılığı ile bu fonun kapalı dönemine dahil oldukları öne sürülmektedir. Bu isimlerin yahut siyaset ve bürokrasi çerçevesinden sair isimlerin bu fonun kapalı döneminde yer alıp almadıklarına ilişkin olarak bir soruşturma yürütülmekte midir? Bahse konu eylem ve işlemlerin, yatırımcı olduğu öne sürülen bu kimselerin siyasi nüfuzuna dayalı olarak gerçekleştirilmiş olma ihtimali bulunmakta mıdır?
ç. Başta Lüksemburg ülkesi olmak üzere yabancı menşeli bir takım şirketler kanalıyla Tera Portföy fonlarına ve ilgili fonlara dair yapılan işlemlerin şüpheli olup olmadığı araştırılmakta mıdır?








