İSTANBUL (Medyascope) – Avrupa’nın en büyük kadın futbolu sahnesi ilk maçlarla 22 Eylül akşamı açılıyor. Devler Ligi’nde 18 takımın yer aldığı lig aşaması başlıyor.

2026/27 sezonunda UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde lig aşaması, geçen senenin ardından bir kez daha 18 takımla oynanacak. Bu 18 ekip 11 farklı ülkenin temsilcileri olarak karşımıza çıkıyor: İngiltere (3), Fransa (3), İtalya (3), İspanya (2), Almanya (1), Portekiz (1), İsveç (1), Avusturya (1), Danimarka (1), Belçika (1) ve İsviçre (1).
Bu sene UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde bir kez daha Türkiye’yi temsilen bir takım bulunmayacak. 16 takımlı Kadın Futbol Süper Ligi’mizde çeşitli kaynak sorunları sebebiyle her hafta hükmen mağlup sayılan ekiplerin önünde şampiyonluk için mücadele eden birkaç kulübün seyri, yine Avrupa’nın büyük arenasında olmayacak. Fakat son şampiyon Fenerbahçe, geçen yıl ilk kez düzenlenen Avrupa Kupası’nda yoluna devam edecek.
Büyük sahnede ise bu sene çeşitli değişiklikler var. Öncelikle kadın futbolunun devlerinden Wolfsburg, elemeleri geçemediği için bu sezon UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi’nde yer almıyor. Son aşamada Wolfsburg’u penaltılarla geçen Inter ise tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi oynayacak. Bu durumda İtalya’yı bu sezon üç takım birden temsil edecek. Böylece geçtiğimiz yıllarda Batı Avrupa merkezli ilerleyen mücadeleye güneyden de daha güçlü bir katılım gelmiş olacak.
Bunun yanında iki kez Ballon d’Or kazanan Alexia Putellas bu sezon ilk kez Devler Ligi arenasında boy göstermeyecek. Üstüne bir de Barcelona’nın gözde golcüsü Salma Paralluelo’nun Lyon transferiyle birlikte Katalan ekibi sahaya eksik çıkacak.
Yeni bir finali hedefleyen Lyon, gelişen Bayern, kadrosunu güçlendiren Arsenal, Avrupa’ya odaklanan Chelsea ve mükemmel oyunuyla Devler Ligi’ne yeniden merhaba diyen Manchester City ile beraber bu sezon sonucu tahmin edilemez bir serüvene giriş yapıyoruz.
Takımlar
Barcelona – Son altı sezonun finalisti ve bunların dördünün galibi olan son şampiyon Barcelona, unvan korumak için yine burada. Fakat geçmiş yıllara göre oldukça eksikler. Yazın takımın üç değerli ismi Alexia Putellas, Mapi Leon ve Ona Batlle’yi İngiltere ekiplerine kaybettiler, golcü Salma Paralluelo’nun da Lyon’a gitmesine engel olamadılar. Tüm bunlara rağmen Pere Romeu’nun ekibi hâlâ Avrupa’nın en yerleşik oyun kimliklerinden birine sahip. Merkezdeki yoğunlukları ve üstün teknik becerileriyle öne çıkıyor, önde baskı yapıyor ve top kayıplarının ardından hızla karşı prese geçiyorlar. Üstelik kadronun omurgası hâlâ sağlam. Aitana Bonmati, Patri Guijarro, Caro Hansen ve Ewa Pajor gibi çok büyük kalitelere sahipler. Bu yüzden eksilmelerine rağmen Avrupa’nın en büyüğü olmaya bir kez daha en üst basamaktan adaylar.
Lyon – Devler Ligi’ni sekiz kez kazanarak rekoru elinde bulunduran Lyon, geçtiğimiz sezon finalde Barcelona’ya 4-0 mağlup olmuştu. Final oynamayı âdeta alışkanlık hâline getiren ekip bu sezon artık kupaya uzanmak istiyor. Teknik direktör Jonatan Giraldez de kadrosuna önemli takviyeler yaptı ve bu hamlelerin en dikkat çekeni Barça’dan gelen eski öğrencisi Salma Paralluelo oldu. Son yıllarda finaller gören kemik kadro da büyük ölçüde varlığını koruduğundan bu sezon alternatifi daha bol bir Lyon söz konusu. Hızlı, teknik, oldukça patlayıcı ve mümkün olduğunca hırçın bir oyun ortaya koyan ekip, dokuzuncu kupasını gözlüyor.
Bayern Münih – Avrupa’daki en iyi derecesi yarı final olan Bayern, her geçen sene biraz daha büyüyor. Bundesliga’da dört yıldır şampiyonluğu başka bir takıma bırakmayan Bavyera ekibi kontrollü, maç içinde kademe atlayabilen, bol planlı ve üretken bir oyun oynuyor. Jose Barcala’nın ekibi yeni sezona girerken kadrosuna büyük çaplı eklemeler yapmadı ama en büyük değerlerinden Klara Bühl’ü takımda tutmayı başardı. Omurgasını da koruyan Bayern, artık bu sezon final oynamak istiyor.
Arsenal – İngiltere’yi temsilen Avrupa’da kupa kazanan tek ekip olan Arsenal, bu sezon ana hedefini lig şampiyonluğu olarak belirledi. Fakat bu, Avrupa’da rekabetçi olmayacakları anlamına gelmiyor. Hatta yerel lige yine puan kayıplarıyla başlamaları, Kuzey Londra ekibinin rotasını bir kez daha erkenden Devler Ligi’ne çevireceğine işaret olabilir. Teknik patron Renee Slegers bu yaz kadrosuna önemli eklemeler yaptı. Bayern’den İngiliz orta saha Georgia Stanway, Barça’dan sol bek Ona Batlle ve Real Madrid’den kaleci Misa başta olmak üzere çok değerli imzalar atıldı. Ayrıca kendini Avrupa’nın farklı liglerinde kanıtlamış olan potansiyelli gençler de kadroya katıldı. Arsenal adına en büyük sorun sezona çok geç ısınmaları. Ancak lig aşamasında 18 takımın 12’sinin üst tura yükseleceği düşünüldüğünde bu, onlar için büyük bir problem olmayabilir.
Chelsea – İngiltere’de altı yıl süren şampiyonluk serisi geçen sezon sona eren Chelsea artık büyük bir değişimin içinde. Sonia Bompastor sahada sürekli farklı denemeler yapmaktan çekinmeyen ve derin kadrosunu mümkün olduğunca verimli kullanmaya çalışan bir teknik direktör. Son iki yılda takımın tecrübeli birçok ismine veda edildi. Bu sezon yeni kaptanı ve yeni golcüsüyle mücadele etmeye hazırlanan Londra ekibinin en büyük önceliği Avrupa arenası olarak belirlendi. Bunun için en kritik ihtiyaçları ise takımın sihirli ayağı Lauren James’in sağlıklı kalması olacak.
Manchester City – Geçen yıl turnuvadaki yerini Manchester’ın kırmızı yakasına kaptıran City, bu kez Devler Ligi’ne daha güçlü ve daha umutlu geliyor. İngiltere’de Chelsea’nin altı yıllık şampiyonluk serisine son veren Andre Jeglertz ve ekibi iyi oyunun peşinde. Akıcı, yaratıcı, merkezi sağlam, golcüleri bitirici ve farklı bölgelerden üretkenlik sağlayabilen bir ekip olarak turnuvaya geri dönüyorlar. Futbolun en değerli ve hakkı pek de teslim edilmeyen santrforlarından biri olan Bunny Shaw da hünerlerini bu kez Avrupa’da göstermek için sabırsızlanıyor.
PSG – Fransa’da Lyon’un gölgesinde kalan PSG için bu sezon farklı şeyler söylemek yine mümkün değil. Avrupa’da iki kez final gördüler ama şu anda o günlerin de gerisindeler. Kaleci Mary Earps ve güvenilir stoper Elisa de Almeida’yı İngiltere ekiplerine uğurladılar. Hızlı, atletik ve geçiş oyununa uygun bir yapıları var. Teknik meziyetleri de hiç fena değil. Bu özellikleri onları Devler Ligi’nin ileri aşamalarına kadar taşıyabiliyor fakat zirveye çıkabilmek için başka ihtiyaçları var.
Real Madrid – Lyon ile PSG arasındaki dinamiğin bir benzeri de Barça ile Real Madrid için geçerli. Madrid ekibinin yüzü yerel rekabette bir türlü gülmüyor. Fakat bu sezon kadroya önemli eklemeler yapıldı. İsveç ekibi Hacken’in 19 yaşındaki golcüsü Felicia Schröder takıma katıldı. Dışarıdan bakıldığında her hattında kalite barındıran İspanyol ekibi için en büyük engel, artık fazlasıyla alıştıkları kaybetme hâli. Bunu aşmak için önlerinde bir kez daha koca bir sezon var.
Paris FC – Şampiyonlar Ligi’nde güçlü bir mirasa sahip köklü başaltı ekiplerinden biri de Paris FC. Devler Ligi’nde yarı final gördükleri dönemin ardından yollarına, kulüpte daha önce oyuncu olarak da yer almış Sandrine Soubeyrand ile devam ettiler. Oyun akıllarını disiplin ve pres koordinasyonu üzerine şekillendiriyorlar. Kadroda büyük yıldızlar bulundurmak yerine kolektif bir güç ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Yakın geçmişte bazı büyük rakiplerin canını sıkmayı başardılar ve bunu bir kez daha yapmak istiyorlar.
Juventus – İtalya’nın devi Şampiyonlar Ligi’nde oldukça tecrübeli. Her sezona çeşitli yapılanmalarla girseler de bu yılki değişiklikleri fazlasıyla ilgi çekici. Teknik direktör Isaac Guerrero ile geriden oyun kurmayı ve topa sahip olmayı önceliklendiriyorlar. Merkezi güçlü tutup kenarlardan gelen bağlantılara önem veriyorlar. Teknik anlamda potansiyelli bir ekip olarak Devler Ligi’ndeler. Ayrıca tecrübeli İspanyol forvet Alba Redondo’nun transferiyle bu sezon hücumda daha da öne çıktıklarını söylemek mümkün.
Roma – Serie A şampiyonu olarak turnuvaya doğrudan katılmaya hak kazanan Roma, tıpkı Juventus gibi teknik meziyetleriyle öne çıkan bir takım. Fakat onları yerel rakiplerinden ayıran bazı özellikler var. Öncelikle Avrupa maçlarında topa sahip olma konusunda inatçı değiller. Topsuz alanda agresif, rakibin oyununu bozmaya yönelik planlar uyguluyorlar. Özellikle iç saha maçlarında kendilerine önemli bir avantaj yaratabiliyorlar. Avrupa’da edindikleri tecrübeyi bu sezon ileri turlara taşıyarak daha kalıcı hâle gelmek istiyorlar.
Inter – Devler Ligi’nde bu sezon ilk kez boy gösterecek iki ekipten biri olan Inter, Serie A ikincisi olarak buraya geliyor. Lig aşamasına ulaşmak için Wolfsburg’u elediler. Sürprizlere açık bir geçiş oyunu oynuyorlar ve oldukça agresifler. Bir sonraki tura geçtikleri takdirde çift maçlı eşleşmelerde ne kadar tehlikeli bir rakip olabileceklerini de şimdiden kanıtladılar.
Benfica – Geçtiğimiz yıl Avrupa serüveni hayal kırıklığıyla sonlanan Benfica, bu kez Portekiz’de üst üste altıncı şampiyonluğunu elde ederek Devler Ligi’ne geliyor. Ana hedefleri yerel ligdeki üstünlüklerini Avrupa’ya taşımak. Güçlü ve skorer savunma hattı ile etkili kenar oyuncuları en büyük kozları olacak.
Leuven – Avrupa’da kalıcı olmak adına doğru adımlar atan Belçika ekibi Leuven, elemelerde Fenerbahçe ile karşılaşmış ve penaltılarla tur atlamıştı. Geçtiğimiz yıl ilk kez yer aldıkları turnuvada lig aşamasını geçip Arsenal ile play-off turu oynama başarısı göstermişlerdi. Teknik direktör Setareh Habibzadeh, ekibini koşturan, kompakt oynatan ve sahada doğru kararlar vermelerini sağlayan bir çalıştırıcı. Bu sezon hedefleri bir kez daha lig aşamasını geçebilmek olacak.
Hacken – Geçtiğimiz yıl Avrupa Kupası’nın ilk şampiyonu olan İsveç ekibi Hacken, şimdi boynunda altın madalyasıyla en büyük arenada oynayacak. Üretkenliği ve oyun disipliniyle öne çıkan Elena Sadiku’nun ekibi, Avrupa devlerine giden önemli hücumcularını kaybederek biraz eksildi. Fakat doğru yolda olduklarını onlar da biliyor.
Austria Wien – Ligin yeni üyelerinden biri de Austria Wien. Yerel ligde St. Pölten’in 10 yıllık şampiyonluk serisini noktalayan Stefan Kenesei’nin ekibi, bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde tecrübeli savunma hattı ve Kosovalı forveti Uka ile öne çıkacak. Bu arenada ilk kez boy göstermelerine rağmen, tıpkı geçen sezon Leuven’in yaptığı gibi bir sürprize imza atıp üst tura kalmayı umut edebilirler.
Servette – Devler Ligi’ndeki ilk tecrübesini 2021/22 sezonunda mağlubiyetlerle tamamlayan İsviçre ekibi, federasyonun kadın futboluna verdiği önem ve son yıllarda atılan doğru adımlarla bir kez daha Avrupa’nın en iyi 18 takımı arasına girmeyi başardı. 21 yaşındaki Polonyalı golcüleri Magdalena Sobal şu sıralar oldukça formda. Teknik direktör Cristian Toro oyuncularından agresif ve direkt olmalarını istiyor. Onları zor ama heyecanlı bir lig aşaması bekliyor.
Koge – Danimarka futbolunun sağlam ekiplerinden Koge’nin, Devler Ligi’nin yeni sezonunda beklentisiz ama agresif takımlardan biri olduğunu söylemek mümkün. Avrupa’nın en tecrübeli oyun kurucularından 38 yaşındaki Nadia Nadim’in hâlâ etkili şekilde görev aldığı kadro, hırslı ve inatçı isimlerle dolu. Oyun kimlikleri de tam olarak bunun üzerine şekilleniyor. Sürpriz yapabilecek takımlardan biri de onlar.









