İSTANBUL (Medyascope) – COP31’in sponsorları ve iklim destekçileri arasında Limak, Cengiz Holding, Rönesans ve Sinpaş gibi şirketlerin bulunması tartışma yarattı. Ekoloji örgütleri, şirketlerin zirvedeki statülerinin kaldırılmasını ve yeşil aklamaya son verilmesini istedi.
9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in sponsor ve destekçileri tartışma yarattı. Resmî listede Koç Holding, Garanti BBVA ve Türk Telekom üst düzey ortaklar arasında yer alırken Cengiz Holding “uygulama ortağı”, Limak, IC, Rönesans ve Sinpaş ise “iklim destekçisi” diye sıralandı.
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), madencilik, fosil yakıt ve yapılaşma projeleriyle gündeme gelen şirketlerin zirvede yer almasını, iklim kriziyle mücadelenin amacı ve inandırıcılığı açısından “ciddi bir çelişki” olarak nitelendirerek bu statülerin sonlandırılmasını istedi.
Ekoloji Birliği, Halkların İklim Zirvesi (HİZ) ve İklim Adaleti Forumu da açıklamalarında, “doğa tahribatıyla” gündeme gelen şirketlerin COP31’de ortak ve destekçi olarak yer almasına itiraz etti.
COP31 Başkanlığı, sponsorların katkısını konferansı kapsayıcı bir platforma dönüştürmenin parçası olarak tanımlıyor ancak çevre örgütleri aynı fikirde değil.
EGEÇEP, 23 Ekim’de yayımladığı deklarasyonda bu şirketlerin konferansta çevre dostu aktörler olarak sunulmasının “yeşil aklama” endişesi yarattığını belirtti. Platform, iklim mücadelesinin doğayı tahrip eden faaliyetlerin reklam ve sponsorluk yoluyla meşrulaştırılmasına hizmet edemeyeceğini savundu.

Limak ve IC Holding Akbelen’de kömür madenciliği nedeniyle eleştiriliyor
Limak ve IC Holding’in ortak iştiraki YK Enerji, Muğla-Milas’taki Yeniköy ve Kemerköy kömürlü termik santrallerini işletiyor. Bu santrallere kömür sağlamak için yürütülen madencilik faaliyetleri, Akbelen Ormanı ve çevresindeki yerleşimlerde uzun süredir devam eden ekoloji mücadelesinin odağında. İkizköylüler ve yaşam savunucuları, ormanı, zeytinlikleri ve tarım alanlarını korumak için nöbet tuttu, eylemler düzenledi ve kararları yargıya taşıdı. Buna rağmen 2023’te Akbelen’de geniş çaplı ağaç kesimi yapıldı.
EGEÇEP’e göre kömür sahaları nedeniyle Sekköy, Hüsamlar ve İkizköy’ün Işıkdere mevkii boşaltıldı, başka yerleşimlerde de tarım arazileri kamulaştırıldı. Platform, Işıkdere’de taşınmak zorunda kalan ve arazilerini kaybeden köylülerin bir bölümünün yeniden ev kurmak için borçlandığını dile getirdi. Genişleyen maden sahaları, köylülerin geçim kaynakları olan zeytinlikler ve tarım alanlarının yanı sıra orman ve su varlıklarının geleceğine ilişkin kaygıları da büyütüyor.
Akbelen’deki kayıp yalnızca insanların yaşam alanlarıyla sınırlı değil
Biyolog Prof. Dr. Utku Perktaş, Medyascope’a verdiği söyleşide ormanın kızılçamların ve Anadolu sıvacı kuşunun yaşam ve üreme alanı olduğuna dikkat çekmişti. Perktaş, alanın tahribinin kuşların yuvalama ve yavru büyütme imkânlarını da olumsuz etkilediğini söylemişti.
Teyit.org’a göre ise YK Enerji, 2020’de Orman Genel Müdürlüğü ile “Ağaçlandırma İşbirliği Protokolü” imzalayarak üç yılda bir milyon ağaç dikmeyi taahhüt etmişti.
Konuyla ilgili konuşan bilim insanları ise, yeni dikilen ağaçların doğal yaşam ortamlarını oluşturmasının uzun süreceğini, hazır karbon yutakları görevi gören 80-90 yaşındaki ağaçların korunması gerektiğini, yetişkin bir ağacın yeni dikilen bir ağaca göre 30 kat daha fazla karbon tuttuğunu açıklamışlardı.

Rönesans Holding’in fosil yakıt temelli yatırımları eleştiriliyor
EGEÇEP’in itiraz ettiği bir diğer iklim destekçisi Rönesans Holding. Platform, şirketin Adana Ceyhan’da geliştirdiği polipropilen üretim tesisi ve bağlantılı deniz terminalinin fosil yakıt türevi propana dayandığını belirterek projenin sera gazı emisyonları, enerji tüketimi ve kıyı ekosistemleri üzerindeki olası etkilerinin sorgulanmasını istedi.
Rönesans Holding’in Antalya Konyaaltı’nda alışveriş merkezi yapmak istediği alanda arkeolojik kalıntılar bulundu ve alanın bir bölümü sit alanı olarak tescillendi. EGEÇEP, bu örneğin büyük ölçekli yapılaşma projelerinin doğal ve kültürel miras üzerindeki baskısını gösterdiğini belirtti.
Cengiz Holding yaşam alanları tahribatıyla eleştiriliyor
COP31’in uygulama ortaklarından Cengiz Holding’in adı, Rize İkizdere’deki taş ocağından Kazdağları çevresindeki Halilağa Bakır Madeni’ne uzanan projelerle anılıyor. EGEÇEP, İkizdere’deki ocak çalışmalarının ormanlar ve dere ekosistemleri üzerindeki etkileri nedeniyle bölge halkının itirazıyla karşılaştığını, Halilağa projesinin de ormanları, su kaynaklarını ve köylerin yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirtti. Platform, Bodrum Cennet Koyu’ndaki yapılaşmaya yönelik tepkileri de hatırlattı.
İkizdere’de köylüler, 2021’de İyidere Lojistik Limanı için taş çıkarılan vadiyi savunmak üzere eylemler düzenledi. Bölge sakinleri, ormanların ve derelerin yanı sıra çay üretimi ve arıcılık gibi geçim kaynaklarının zarar görmesinden kaygı duyduklarını dile getirdi. 2026 Ocak ayında taş ocağı için verilen “ÇED gerekli değildir” kararı yargı tarafından iptal edildi. Bu süre içinde bölgede taş ocağı aktif olarak faaliyetlerini sürdürdü ve tamamladı.

Sinpaş Marmaris’teki otel ve devremülk projesi ile eleştiriliyor
Sinpaş’ın iştiraki Kızılbük GYO’nun Marmaris’teki otel ve devremülk projesi, kıyı ve milli park ekosistemine etkileri nedeniyle yıllardır tepki çekiyor. Proje için verilen “ÇED gerekli değildir” kararı, Marmaris Kent Konseyi’nin açtığı dava sonucunda 2022’de iptal edildi.
HİZ Antalya ve Kent Politikaları Derneği, projenin ÇED iptalleri, yürütmeyi durdurma ve yıkım kararlarına rağmen sürdürüldüğünü belirtti. Şirketin projeye karşı çıkan çevre savunucusu Ufuk Beytekin’e açtığı tazminat davası 2025’te reddedildi.
Halkların İklim Zirvesi Türkiye, çevre savunucularına açılan davalara dikkat çekerek Sinpaş’ın COP31’de “iklim destekçisi” olarak sunulmasını “yeşil aklama” olarak nitelendirdi ve bu unvanın kaldırılması için kampanya başlattı.
Muğla Çevre Platformu’ndan Halime Şaman ise, Sinpaş’ın COP31’de iklim destekçisi olmasını Bianet’ten Cansu Acar’a “Bu müthiş bir ikiyüzlülük” sözleriyle değerlendirdi.

Ekoloji örgütlerinin talepleri
EGEÇEP, Halkların İklim Zirvesi (HİZ), Kent Politikaları Derneği, Ekoloji Birliği ve İklim Adaleti Forumu, COP31’de şirketlerin rolüne itiraz ederken iklim adaleti ve doğanın korunması için taleplerini açıkladı. Öne çıkan çağrılar şöyle:
- Şirketlerin statülerine son verilsin: EGEÇEP, Limak, IC, Rönesans, Cengiz ve Sinpaş’ın sponsorluk, ortaklık veya iklim destekçiliği statülerinin sona erdirilmesini ve resmî listelerden çıkarılmasını istedi. HİZ de Sinpaş’ın “iklim destekçisi” unvanının kaldırılması için kampanya başlattı, HİZ Antalya ve Kent Politikaları Derneği bu talep için dilekçe çağrısı yaptı.
- Sponsor seçimi şeffaf ve bağımsız biçimde değerlendirilsin: EGEÇEP, şirketlerin fosil yakıt yatırımlarının, ormansızlaşmaya neden olan faaliyetlerinin, çevresel etkilerinin ve hukuki süreçlerinin bağımsız ve şeffaf biçimde değerlendirilmesini istedi. HİZ, COP31’in ortaklarını hangi ölçütlerle seçtiğini açıklamasını, HİZ Antalya ve Kent Politikaları Derneği ise sponsorların insan hakları ve çevre ölçütlerine göre denetlenmesini talep etti.
- Yeşil aklama önlensin: EGEÇEP, COP31’in şirketlerin çevresel faaliyetlerini aklayan bir reklam ve halkla ilişkiler platformuna dönüştürülmesinin önlenmesini istedi. Ekoloji Birliği de zirvenin şirketlere sağladığı vitrini eleştirerek yeşil aklama politikalarından vazgeçilmesi çağrısı yaptı.








