Medyascope.tv

Olayların Gidişi - Ruşen Çakır

Saadet zinciri koptuktan sonra Gülen cemaati

Fethullah Gülen cemaati hakkında önde gelen “doğru bilinen yanlışlar”dan biri, bu hareket mensuplarının son derece fedakâr olduklarıdır. Mensuplarının kendilerini Cemaat’e ve onun liderine adamış olmaları gerçeği bu yanlışa yol açıyor. Zira kendini bir davaya adamış insanların bu uğurda her şeylerini feda ettikleri kabul edilir. Ama ilk yılları haricinde Gülen cemaatine katılanların (hatta ona destek olanların) verdiklerinden çok aldıklarını görüyoruz. Yani Cemaat mensubu veya onunla ilişkili olanlar imtiyazlı bir kesimdi.

Ayrıntılandıracak olursak: Küçük yaşta Cemaat’in okullarında okumaya başlayan biri eğer bu hareketin mensubu olursa (Cemaat okullarından yetişen herkesin Cemaat mensubu olmadığını akılda tutmak şart) hayatta birçok kapı kendisine açılıyor. Eğer okumayı sürdürmek istiyorsa, arzuladığı değil de Cemaat’in kendisine uygun gördüğü olsa bile, üniversiteye giriyor (gerekirse sorular kendisine veriliyor); yine arzuladığı değil de Cemaat’in kendisine uygun gördüğü olsa bile özellikle devlette bir işe kolaylıkla giriyor (gerekirse sorular kendisine veriliyor); bürokraside basamakları hızla ve sorunsuzca tırmanıyor.

Özel sektörde de bu sürecin bir başka versiyonuna tanık oluyoruz. Öncelikle Türkiye gibi ekonominin hâlâ büyük ölçüde devlet kontrolünde olduğu bir ülkede, bürokrasinin kilit noktalarını kontrol eden Cemaat’in bu sayede yıllar boyunca haksız kazançlar elde etmiş olduğunu (Erdoğan: Ne istediler de vermedik?) ve başkalarının haklarını gasp ettiğini yeni yeni öğreniyoruz. Örneğin 15 Temmuz sonrası bir günde kapatılan bini aşkın okul, dershane ve üniversitenin hatırı sayılır bir bölümünün arazileri devlet tarafından Cemaat ile irtibatlı şirketlere yok pahasına sunuldu, Cemaat’in yatırımlarına sayısız devlet teşviki vs. sağlandı.

Yakın zamana kadar Cemaat medyasının kamu ve özel sektörden reklam bulmada hiç zorluk çekmediğine de tanık olduk. Aynı şekilde Cemaat’in Abant Toplantıları, Türkçe Olimpiyatları gibi organizasyonlarına sponsorların kuyruk olduğunu da biliyoruz.

Öte yandan Prof. Binnaz Toprak yönetiminde hazırlanan Mahalle Baskısı araştırmasında da görüleceği gibi, yakın zamana kadar, Anadolu’da Cemaat ile irtibatlı işadamlarının önü alabildiğine açıkken, ona mesafeli duranlar nice zorlukla karşılaşıyordu.

Aslında bu konuda tek bir cümle bile yeterli olabilir: Türkiye gibi işsizliğin yüksek olduğu bir ülkede Cemaat ile mensubiyet ilişkisi olup da işsiz olan kimse bulmak mümkün değildi.

Cemaat’in gerçek sırrı

Genellikle bir “dava”yı esas alan hareketler ödülü çok ileride bir zamana, hatta öbür dünyaya havale ederler: O davaya kendini adamış fertler fedakârlıkta bulunur, çile çeker, zulüm yaşar, ancak sonunda kazanan o olacaktır; bu dünyada olmasa bile öbür dünyada.

Fethullah Gülen’in İzmir’de birkaç öğrenciyle başlayıp 40 yıl içinde küresel bir şebeke oluşturmasının en önde gelen nedenlerinden biri bu denklemi değiştirmiş olmasıydı. Şöyle ki Gülen, kendisini takip edenlere hem bir davaya bağlanma, bir cemaatin (hareketin) parçası olma imkanı sundu, hem de onları bu dünyada “mağdur” değil “mağrur”, “ezilen” değil “ezen” kıldı.

Orduda, poliste, maliyede, mülkiyede, medyada, iş dünyasında geleneksel elitlerin yerini Cemaat kadroları alıyor; yerlerini korumak veya kariyerlerinde ilerlemek isteyenler de bir şekilde Cemaat ile iyi ilişkiler geliştirmek zorunda kalıyordu. Özellikle 2007-12 arası dönemde Cemaat kadrolarının değeri hızla arttı; bakanlıklar, büyük kamu kuruluşları, büyük sermaye grupları Cemaat’ten kadro devşirmek için birbirleriyle yarıştılar. Ama bunların hiçbirinin devşirilemediği, o kuruluşlar içinde Cemaat’in Truva atları olduğu kısa süre içinde ortaya çıktı.

Fedakârlık zamanı

17-25 Aralık ama esas olarak, 15 Temmuz’dan sonra işin renginin tamamen değiştiği açıktır. Artık Cemaat “in” değil “out”. Dün Cemaat ile yanyana durmak için her türlü çabayı gösterenler şimdi “en keskin FETÖ düşmanı” olduklarını kanıtlamak için birbirlerini çiğniyorlar.

Cemaat kadroları devletten büyük ölçüde ayıklandı, binlercesi işinden oldu, yüzlercesi hapse girdi, bir o kadarı ülkeden kaçtı; Cemaat’in tüm kurumlarına, hatta onlarla iyi geçinenlerin şirketlerine vb. kilit vuruldu.

İşte bu yeni dönemde Gülen cemaati mensubu olmanın imtiyazlarının büyük ölçüde ortadan kalktığı açıktır. Diğer bir deyişle saadet zinciri paramparça oldu. Şimdi Cemaat’te kalmak nice mağduriyete hazır olmak, bir bakıma bu dünyayı büyük ölçüde feda etmek demek.

Cemaat’te ciddi çözülmeler bekliyorum…

Bunlar da ilginizi çekebilir: