Başbakan Yıldırım: “Bir iki tane arkadaşlarımızın kafasını karıştıran husus var, mahsurlu bulunuyorsa üzerinde inat etmemizin bir anlamı yok”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP 114. Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım’ın gündeminde Fırat Kalkanı operasyonu, başkanlık sistemi ve Avrasya Tüneli vardı. 

Dün 14 askerin şehit olduğu Fırat Kalkanı operasyonu için mücadelemiz devam edecek diyen Yıldırım, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Terörle mücadelemiz hem kendi topraklarımız içinde hem de sınırlarımızın ötesinde bütün şiddetiyle devam ediyor. Bu nedenle de zaman zaman şehitlerimiz oluyor. Dün maalesef Fırat Kalkanı Harekatı çerçevesinde El Bab’ı kuşatan ve hakim yerlerini ele geçiren silahlı kuvvetlerimizin kahraman askerlerine alçak terör örgütünün pususu ve intihar saldırısı neticesinde 14 yiğit evladımızı şehit verdik, yaralılarımız var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailelerine ve milletimize başsağlığı, gazilerimize acil şifalar Mevlam’dan niyaz ediyorum.

Dünyanın baş belası terör, insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Terörle mücadele Türkiye’nin beka mücadelesidir, varlık mücadelesidir. Türkiye’nin birliği, beraberliği, kardeşliğinin daim olması adına verilen büyük bir savaştır. Birlik ve bütünlüğümüzü her zaman muhafaza edeceğiz. Terörün Türkiye’yi vesayet altına almasına asla izin vermeyeceğiz. Terör ve şiddet Türkiye’yi demokrasimizi ve hukuk yolundaki kararlılığımızı asla sona erdiremeyecek. Terör karşısında millet olarak birliğimizi ve beraberliğimizi sonuna kadar koruyacağız.”

Ardından konuşmasını Başkanlık sistemi için TBMM’ye gelecek olan anayasa değişikliğine getiren Başbakan, AKP içinde anayasa değişikliği ile ilgili kafasında soru işareti olan milletvekilleri olduğunu söyledi.

“Vatandaş diyor ki, sen memleketin işlerini yapacaksın. Vatandaşın ne derdi, ne işi varsa onu yap. Sana verilen parayla beş yıl boyunca ne vaat ettiysen bunları yap. Sana inandık, güvendik, yetki verdik. Meclis’e de diyor ki sen de cumhurbaşkanının, memleketin ihtiyacı olan kanunları çıkar. Memleketin güvenliği için, terörle mücadele için, demokrasi için, vatandaşın daha güzel günlere erişmesi için gerekli kanunları çıkar. Yetmez, cumhurbaşkanı ve ekibini de takip et. Verilen yetkileri doğru kullanıyor mu, onayladığınız bütçeyi yerli yerinde harcıyor mu. Bunlar, olay bu. Biri Meclis diğeri cumhurbaşkanlığı. Dolayısıyla hiç kafa karıştırmaya lüzum yok. Diktatörlük geldi, gitti…

Diyelim ki anlaşamadılar, Meclis ile parti anlaşamayabilir. Çoğunluk değişebilir, sistem ona da çözüm getiriyor. Eğer bir kriz olursa, o krizle yaşamak mecburiyetinde değil Türkiye. Burada o da var, cumhurbaşkanına seçime gitme yetkisi veriyor. Cumhurbaşkanı seçime gidince otomatikman Meclis de gidiyor. Veya Meclis’e veriyor yetkisi, giderlerse cumhurbaşkanı da gidiyor. Vatandaş öyle iş ister mi, onun için oturun anlaşın diyor.

Cumhurbaşkanı eski sistemde olduğu gibi seçimle gelecek. Herhangi bir suçtan dolayı suçlanabilir, bakanları, yardımcıları suçlanabilir. Bu da aynen Meclis’te değerlendiriliyor, Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesi belli şartlara bağlı, şartlar oluşursa kendini savunuyor, aklanıyor veya suçlanıyor. Cumhurbaşkanı yürütmeyle ilgili, icraatlarıyla ilgili her türlü kararı cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle alıyor. Bu kararnamelerin istisnası var, kişi hak ve hürriyetleri, anayasada kanunla düzenlenmesi öngören alanlarda kararname çıkaramıyor.

Kararname ve kanun arasında uyumsuzluk varsa da kanun esas alınıyor. Görüldüğü gibi buradaki ilişkide yasama yetkisini ön plana alan, yürütmeyle ilgili işlerle ilgili kararnameleri sınırlayan mantıkla hazırlandı. İşte bu kararnameyle eyaletler kurabilir diyorlar, zaten anayasanın başında yazıyor, üniter devlet yapısı var, bayrağı tek, başkenti tek. Yani bütün toprak bütünlüğü milletiyle, ülkesiyle bağımsız demokratik laik bir sistemden bahsediyoruz. Bütün bunlar ortadayken nasıl böyle bir şey icat ediyorlar ben anlamıyorum, aynı 367 gibi bir şey. Ne söylerlerse yadırgamamak lazım. Gerçek belli, Türkiye ülkesiyle milletiyle bir bütündür, toprak bütünlüğünü hiçbir şekilde bozacak bir düzenlemeye izin vermeyiz. Biz bu mücadeleyi niye yapıyoruz, niye. Şehit kanlarımızı döküyoruz? Ülkemizin birliği, bütünlüğü için bu kavgayı veriyoruz.

Niye bütün terör örgütleri tüm gücüyle üzerimize geliyor, çünkü diyoruz ki; bayraklar inmezler, şehitler ölmez, vatan bölünmez. Bu anayasada belediye kurmak, il kurmak veya illeri birleştirmek kanun işi, hepsi Meclis’in işi. Başkan ne yapacak bakanlıkların sayısını 20’den 15’e indirdim diyecek. Şunları şunları birleştirdim diyecek. İhtiyacı olan kurumları açabilir, kapatabilir, bunlar icraatla sınırlı olan şeyler. Vergi koyacak mesela, vergiyi kanun koyar, başkana bırakmayacak. “Ben bunu uygun gördüm” diyemiyor. Neyse bu konu uzmanları işi, daha fazla detaylara girmeyeyim. Bir iki tane arkadaşlarımızın kafasını karıştıran husus var, mahsurlu bulunuyorsa üzerinde inat etmemizin bir anlamı yok.

Teklif görüşmeleri sırasında da uzlaştığımız şey MHP’yi mutlu etmiyorsa uzlaşmamızın bir anlamı yok dedik. Bu yüzden sürekli görüştük, mutabakata vararak buralara geldik. Hiçbir zaman mükemmele erişmeyi düşünmedik, çünkü biliyoruz ki mükemmel iyinin düşmanıdır. İyi yapmayı hedefledik. Sayın Bahçeli’nin de hakikaten dirayeti, hassasiyeti, ülkenin geleceği konusundaki duruşu çok önemliydi. Ben bir kez daha kendisine huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Anayasa Meclis’te, inşallah Genel Kurul’da da görüşülüp kabul edilecek ama iş orada bitmiyor. Milletvekilleri biraz yorulacaklar ama birinci aşama bitmiş oluyor. Sonra hepimiz meydanlardayız. Milletimize sonra neyi murat ettiğimizi en iyi şekilde anlatacağız. Bu anayasa koalisyonlar dönemini kapatıyor, Türkiye’de 60’tan bu tarafa 45 tane hükümet kurulmuş. Normal şartlarda 15 hükümet kurulması gerekiyordu. 16 ay süresi var hükümetlerin.

Ne yapabilirsin ki? Tebrikleri kabul edersin, brifing alırsın sonra valizlerini toplarsın. Allah’tan AK Parti var ki kesinti yok. Şimdi bana bütçe kapanış konuşmasında konuşmacılar “Efendim ehliyeti, liyakata dikkat etmiyorsunuz” diyorlardı. Orada vakit olmadı söyleyemedim de burada içimde kalmasın; 2003’te, 2002’de seçime gittik, ehliyeti verdi mi vatanda, direksiyona geçtik mi, 2007’de iyi araba kullanıyorsun dedi biraz daha puanımızı artırdı mı, 2011’de tekrar bizi direksiyona oturttu mu, 2015’e geldik ufak bir yol kazası, sonra 5.5 ay sonra ” Biz kaptandan memnunuz tekrar direksiyona” dedi.

Ehliyet de burada, hizmet de burada. Bizimki öyle trafikte patates mühürüyle alınan ehliyet değil. Eskiden ehliyeti tak tak tak basıp veriyorlardı, çakma ehliyetlerle bizim işimiz olmaz. Milletin verdiği yönde de hizmetimize devam ederiz. Bugün yine, bir önceki genişletilmiş il başkanları istişare toplantımızdan bugüne kadar ülkemizde gelişen olayları konuşacağız. Siz değerli kardeşlerimizin önerilerini ve memleket meselelerini bakan yardımcısı arkadaşlarımızla değerlendireceğiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus