AKP – MHP işbirliği sandıkta yeterli olacak mı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Başkanlık sistemini içeren anayasa değişiklik teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçeli henüz bir hafta olmasına rağmen herkes referandumdan çıkacak sonucu tahmin etmeye gayretinde. Anket şirketleri ardı ardına yaptıkları çalışmalarını açıklıyor. Köşe yazarları da bu verileri kulis bilgileri ile birleştirip çıkarımlarda bulunuyor.

Referandumdan ne çıkar sorusuna cevap ararken sıklıkla 2010 Referandumu, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 7 Haziran ve 1 Kasım Genel seçimleri referans veriliyor. Öncelikle kısaca referans verilen bu seçimleri ve referadumu hatırlayalım, ardından Ocak Medya internet sitesinde yazan Fehmi Koru ve Hürriyet gazetesinde yazan Abdülkadir Selvi’nin görüşlerine bakacağız.

12 Eylül 2010 tarihinde, henüz AKP ile Gülen cemaati arasında tam bir ittifakın olduğu dönemde, yapılan bu referanduma AKP “evet”, CHP ve MHP “hayır” ve HDP “boykot” demişti. Siyasi partilerin pozisyonlarının bu şekilde olduğu referandumun sonucunda yüzde 58 ile sandıktan “evet” çıktı.

2010

10 Ağustos 2014’de ilk defa gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 ile seçimi kazandı. Onu CHP-MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu yüzde 38 ile izlerken HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş da yüzde 10’luk oranına ulaştı.

2014

2016 yılı içerisinde yapılan 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerine geldiğimizde karşımıza şu şekilde bir tablo çıktı:

7-haziran 1-kasim

Yukarıda görüldüğü gibi dört aylık bir süre zarfında yapılan iki genel seçimin sonucu iktidarı değiştirecek boyutta. Bu süre zarfında AKP oylarını yaklaşık yüzde 25 artırıp yeniden tek başına iktidar oldu. Bu dört sonucu incelediğimizde AKP ve MHP’nin desteklediği başkanlık sistemi teklifinin yüzde 52-60 arasında potansiyel desteği olduğu gözüküyor. Ancak kağıt üzerinde yapılan bu hesabın ne kadar gerekçi olduğunu, hangi olumsuz faktörlerin gözardı edildiğini ve bunun sandığa ne derece yansıyacağını göreceğiz. Kampanyaların henüz başlamadığını ve 2015’deki genel seçim sonuçlarının dört aylık sürede ne kadar değiştiğini göz önüne alırsak referandum için kesin çıkarımlarda bulunmak için çok erken.

Fehmi Koru: “Referandum AK Parti için çetin sınav”

Fehmi Koru bugün internet sitesinde yayımladığı yazısında referandumun iktidar kanadında yer alan bazı isimlerin belirttiği gibi rahat olmadığını söyledi. Bunun gerekçeleri arasında darbe girişiminin ardından görevden alınan ve cezaevine girenleri de gösterdi.

“Önümüzdeki referandumda, halkın dikkat edeceği bir başka unsur ile AK Parti’nin kemikleşmiş sayılan kitlesini zayıflatan bir gelişme de herhalde rol oynayacaktır. Anayasa değişikliğinin zorladığı yeni sistemin niteliği ile sayıları 140 bine varan ve her gün artan uğursuz darbe girişimi sonrasında görevden alınanlar ve cezaevlerine düşenler… Yeni getirilmek istenen ‘sistem’ ile ilgili muhalefetin kamuoyunun kafasını karıştırmak için kullanabileceği malzeme çok ve bunlar, etkili bir kampanya ile, anayasa paketini Meclis’ten kolayca geçiren partilerin (AKP ile MHP’nin) seçmen kitlesini etkileyebilir.

Özellikle de MHP’nin…”

Koru yazısını bitirirken referandumun AKP’nin en zorlu sınavı olacağını şu sözlerle anlattı:

“Katıldığı seçim, aday olarak önüne getirdiği cumhurbaşkanı ve referanduma sunduğu anayasa paketi ile.. sandığın hep yüzünü güldürdüğü bir parti AK Parti; bu defa en zorlu sınava hazırlanıyor…”

Abdulkadir Selvi: Asıl hedef %50 + 1

Abdulkadir Selvi, Hürriyet’teki köşesinde bir gün araya iki referandum yazısı kaleme aldı. 24 Ocak’ta yazdığı yazıda A&G Araştırma Kuruluşu sahibi Adil Gür ile yaptığı görüşmeye referans vererek “evet”e yüzde 60’ın üzerinde destek olduğunu, iyi bir kampanya yürütülürse bu oranın sandıktan çıkabileceğini yazdı. Selvi bugünkü yazısının başlığınu şu şekilde attı: “Referandum garanti değil kaygısı” Başlıktan da anlaşıldığı gibi referandumda “evet”in garanti olmadığını ve çıkacak sonucu etkileyecek en önemli iki maddenin ekonomi ve terör olduğunu anlatıyor.

Başbakan Binali Yıldırım’ın referandum stratejisini tartışmak üzere bakanlarla, Gölbaşı’ndaki Vilayetler Evi’nde akşam yemeğinden kulis bilgileri veren Selvi, şu bilgilere yazısında yer verdi:

  • “AK Parti’nin oy oranı yüzde 49. Referandumda bunun yüzde 40’ının oy vermesini beklememiz lazım. 1 Kasım’da ülkede istikrar olsun, ekonomik kriz olmasın, Türkiye beka sorunu yaşanmasın diye AK Parti’ye oy veren bir kesim var. Bunların oranı yüzde 9’a ulaşıyor. Bunlar, başkanlık sistemine karşılar.”
  • “Bahçeli, Anayasa oylamasında Meclis’te oturarak grubuna büyük ölçüde hâkim oldu. Beklenenin dışında fire olmadı. Ancak tabanda durum farklı. MHP tabanında Meral Akşener’in de belirli ölçüde bir hâkimiyeti var. MHP’nin oy oranı yüzde 12. Referandumda evet oyu vereceklerin oranı yarı yarıya olur.”
  • Başbakan Yıldırım: “Bu kampanyada üzerinde duracağımız iki şey, ekonomi ve terör olacak.”

Selvi yazısını bitirirken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OHAL’in devam etmesini istediğini ve yüzde 70’in bir hedef olduğunu ancak asıl hedefin yüzde 50 + 1’le olduğunu belirtiyor.

 

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus