Uluslararası Kriz Grubu’nun son raporu: “YPG’nin ayakta kalabilmesi için dış aktörlerin desteğini alması şart”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Kriz Grubu bugün “PKK’nın Kuzey Suriye’deki Kritik Seçimi” başlıklı bir rapor yayımladı. Söz konusu raporda, PKK’nın Kuzey Suriye’de bugüne kadar sürdürdüğü varlığı ve bundan sonra izleyeceği politikanın olası sonuçları değerlendirildi. Raporun içeriğinde, tüm zorluklara rağmen Halkın Koruma Birlikleri’nin (YPG) Suriye’de elde ettiği başarının PKK’yı bir tercihe zorladığı ve bu tercihin “Abdullah Öcalan ile ideolojik bağları bulunan, ancak operasyonel anlamda PKK’dan bağımsız bir Suriye Kürt partisi haline gelmesi” yana kullanılmasının daha doğru olacağı şu ifadelerle özetleniyor:

“YPG askeri başarısı sayesinde büyük jeopolitik ve demografik engelleri aşıyor, ancak bu durum PKK’yı kritik bir seçimle karşı karşıya bırakıyor: Ya Türkiye ile yürüttüğü mücadeleyi öncelik olarak tutmaya devam edecek ya da Suriye’de Kürtlerin daha fazla özyönetim elde etmelerine, yani Suriye projesine, öncelik verecek. Son dönemde bölgede yaşanan kaymalarla bunlardan ikincisi, yani YPG – PYD’nin şu anda da öne sürdüğü gibi Abdullah Öcalan ile ideolojik bağları bulunan, ancak operasyonel anlamda PKK’dan bağımsız bir Suriye Kürt partisi haline gelmesi, daha iyi bir seçenek gibi görünüyor. Türkiye’nin 25 Nisan’da Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta PKK üslerine gerçekleştirdiği operasyonlar aralarındaki çatışmada tehlikeli bir tırmanışa işaret ediyor. Bu olumsuz seyri önlemek için başta A.B.D. olmak üzere dış aktörler YPG-PYD’ye destek sağlarken yukarıda bahsi geçen ikinci seçeneği teşvik etmelidir.”

“Türkiye YPG’yi adeta kuşattı”

2012’den 2016’ya kadar geçen sürede, PKK ve YPG’nin Kuzey Suriye elde ettiği kazanımlara değinilen raporda son dönemde bölgede değişen güç dengeleri neticesinde YPG – PYD’nin hedeflerinin riske girdiği ifade ediliyor. Özellikle, Türkiye ile Rusya’nın tekrar yakınlaşması ve ardından gerçekleştirilen Fırat Kalkanı operasyonu Türkiye’nin YPG’yi adeta kuşattığı öne sürülüyor.

“Ne var ki, bugün bölgede değişen ortam YPG – PYD’nin hedeflerinin önüne ket vuruyor ve PKK’nın ikili amacını birbiriyle bağdaşmaz hale getiriyor. Türkiye ile PKK arasındaki ateşkesin sona erdiği 2015’in ortalarından bu yana Ankara, YPG-PYD yönetimindeki bölgenin genişlemesini engellemeye çalışıyor. Moskova ile Ankara arasındaki yakınlaşma, Ağustos 2016’da Türk askeri birliklerinin Rusya’nın ya da rejimin hava saldırılarından endişelenmeden Suriye’ye müdahalesini mümkün kıldı (Fırat Kalkanı operasyonu). Suriye’deki muhalif müttefiklerle birlikte savaşan Türkiye’nin amacı IŞİD’i yenilgiye uğratmak ve bu arada özellikle YPG’nin Fırat’ın batısına doğru yayılmasını durdurmaktı. Şubat 2017’de bu amacında başarılı olan Türkiye YPG’yi adeta kuşattı ve Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgeler arasında hareket edebilmek için Şam’a bağımlı hale getirdi.”

YPG varlığını sürdürebilmek için ABD ve Rusya gibi dış aktörlerden daha güçlü destek almalı

Raporda, ayrıca YPG’nin Kuzey Suriye’de varlığını sürdürebilmesi için ABD ve Rusya gibi dış aktörlerden daha güçlü destek almasının elzem olduğu ancak bunun hiç de kolay olmadığı görüşüne yer veriliyor. Bu kapsamda YPG’nin ABD ve Rusya ile yürütmekte olduğu ilişkinin geleceğine dair olasılıkları sıralıyor.

” YPG’nin özyönetim projesinin ayakta kalabilmesi, üzerindeki ambargonun kalkmasını sağlaması ve rejime bağımlılığını sonlandırması için daha güçlü dış aktörlerin desteğine ihtiyacı olacaktır. Ne var ki güvenilir bir hami bulmak da kolay olmayacak. En güçlü adaylar Rusya ve ABD; YPG her ikisiyle de ilişki kurmuş durumda, ama bu ülkelerin YPG’ye desteği uzun vadeli olmayabilir. Moskova’nın önceliği hala Esad rejiminin ayakta kalması ve egemenliği yeniden elde etmesini sağlamak. Ayrıca Türkiye ile yakınlaşmaya önem verdiği de anlaşılıyor. Böyle giderse YPG – PYD pek yakında Rusya’nın fikir değiştirmesiyle mağdur duruma düşebilir.

Bu durumda tek seçenek olarak ABD kalıyor. Mesele YPG-PYD ve PKK liderlerinin yeterince hızlı davranıp rotalarını düzelterek Suriye’deki özyönetim projelerinin ayakta kalmasını sağlayabilmeleri. YPG – PYD, A.B.D.’den uzun süreli güvence almanın peşinde ve bölgede dizginlerin Türkiye, Suriye rejimi ya da her ikisine bırakılmasını istemiyor. Ancak, PKK’nın bu amacına ulaşması için mevcut konumunu gözden geçirmesi gerekecek; çünkü Washington, Türkiye ile ilişkilerini tehlikeye düşürmeyi göze almak istemeyecektir. Bunu yapmanın en etkili yolu Türkiye ile PKK arasında ateşkesin ve barış görüşmelerinin yeniden başlaması olacaktır. Ancak bu yakın vadede gerçekçi görünmemektedir. Bu sebeple, ABD, IŞİD ile mücadelede hala YPG’nin desteğine ihtiyaç duyarken PKK Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’taki Kürt rakipleriyle bir uzlaşmaya varabilmek için Washington’dan arabuluculuk yapmasını istemelidir.”

Yukarıda sözü edilen uzlaşmanın içeriğine de değinilen raporda esas olarak beş madde öne çıkartılıyor:

  • PKK ve onunla bağlantılı örgütler sınırın ötesinde Irak’ta bulunan Sincar’dan çekilmeyi kabul etmeli. Bunun karşılığında Irak’taki Kürt makamları Suriye-Irak sınırını ticarete açmalı,
  • Kuzey Suriye’de PKK, Kürtlerin çoğunlukta olduğu doğudaki iki bölge ile Afrin arasında bağlantı kurma hedefinden vazgeçmeli ve YPG-PYD’nin Suriyeli Kürtler için Suriye’ye özgü bir çözüm arayışına girmesine izin vermeli,
  • YPG silah tedariki veya personel ve taktik beceriler alanlarında Türkiye’de PKK çatışmasını aktif olarak desteklemekten vazgeçmeli,
  • ABD, YPG’nin kuracağı SDG operasyon odasıyla koordinasyonu kurmalı ve bu birim aracılığıyla askeri yardım ve danışmanlık sağlamalı; sadece SDG üzerinden yerel savaşçı alınması ve eğitilmesini desteklemeli,
  • ABD, Fırat’ın doğusundaki YPG – PYD özyönetim bölgesine Türkiye’nin saldırı düzenlemesini engellemek için Ankara üzerindeki nüfuzunu kullanmayı taahhüt etmelidir.

Böylesi bir uzlaşmadan ABD’nin de çıkarı olduğunu üç maddede özetlemiş:

  • Rakka’da IŞİD’i yenilgiye uğratma çabalarının tehlikeye girmemesi
  • Türkiye-PKK çatışmasının yeni alanlara taşınmaması ve bunun da bölgesel istikrarı riske atmaması
  • ABD – Türkiye ortaklığının zarar görmemesi

Son olarak, PKK’nın Türkiye’deki çatışma ortamını devam ettirme yönünde ısrar etmesi durumunda YPG’nin Kuzey Suriye’deki pek çok kazanımını, hatta bütün kazanımlarını, kaybetme riski ile karşı karşıya olduğunun altı çiziliyor.

Raporun orjinalini buradan okuyabilirsiniz.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus