Polemik sürüyor: 15 Temmuz gecesi Mehmet Görmez ne yaptı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan (DİB) ayrılalı neredeyse iki hafta oldu ancak Görmez üzerinden yapılan tartışmalar henüz dinmedi. Özellikle iktidar medyası içerisinde devam eden tartışmaların son başlığı “15 Temmuz gecesi salaları Mehmet Görmez’in okutturup okutturmadığı.” Türkiye gazetesinden Batuhan Yaşar, 10 Ağustos’ta kaleme aldığı yazısında  camilerden sala okutma fikrinin 15 Temmuz saat 23:00 sularında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç’a Trabzon’dan gelen bir telefonla olduğunu söyledikten sonra yazısına şöyle devam ediyor:

“Öğrendiğimize göre, Şeref Malkoç vakit geçirmeden önce Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’u ardından da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı aradı. Her iki Bakana da Trabzon’dan gelen “salalar okunsun.. millet harekete geçirilsin” teklifini iletti. “Çok iyi olur.. Diyanet İşleri Başkanımıza söyleyelim hemen” cevabını aldı. Ama Mehmet Görmez’in telefonu kapalıydı. Ama ezanların, salaların da hiç vakit geçirilmeden okunması gerekiyordu. Peki Diyanet teşkilatını kim harekete geçirecekti? Şeref Malkoç hemen 1 milyon üyesi bulunan Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın’ı aradı. 

(…) Ardından bütün Türkiye’ye Diyanet-Sen tarafından şu SMS mesajını gönderiyordu: “Camileri açın, ezan ve salalar okuyun.. Milleti sokağa çağırın..” İşte saatler tam 23.31’i gösterirken bütün camilerden ezanlar, salalar okunmaya başladı.”

Bu haberden bir gün sonra Karar gazetesinde “Mehmet Görmez’den sala talimatı 23.50’de!” başlığıyla çıkan haberde Görmez’e “15 Temmuz’da harekete geçmedi” gerekçesiyle sosyal medyada linç uygulandığını, bunun bir iftira olduğunu açık bir şekilde söyledi. Görmez’in televizyon kanallarına bağlanarak direniş çağrısı yaptığı ve 23:50’de tüm imamlara ‘sala talimatı’ gönderdiği belirtildi. Haberin devamında bir gün önce Türkiye gazetesinde çıkan haberin her detayına cevap verilirken dakika dakika o gece DİB’de neler yaşandığı anlatıldı.

“(…) Saat 22.45’te dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in talimatıyla Başkanlıkta Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar’ın koordinesinde Strateji Geliştirme Daire Başkanı Doç. Dr. Mustafa Sarıbıyık, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Vekili İsmail Palakoğlu, Özel Kalem Müdürü Oğuzhan Dinler, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Halil Erdoğan, Daire Başkanı Yıldıray Kaplan’dan oluşan bir kriz masası hazır hale getirildi. Saat 23.00’te Görmez’in talimatıyla 120 bin Diyanet personeline yönelik bir çağrı mesajı metni hazırlanması kararlaştırıldı. Saat 23.50’de Görmez Hoca’nın 85 bin camide salâ okunmasına yönelik talimatının yer aldığı çağrı metni tüm basın kuruluşlarına gönderildi. Söz konusu çağrı aynı anda Başkanlığın web sayfasında ve sosyal medya hesaplarından yayınlandı. İlk selalar 00.13’ten itibaren okunmaya başlandı.”

Abdülkadir Selvi: “Salaların okunmasını Görmez sağladı”

Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi iki gazete arasında yaşanan bu tartışma hakkında 27 Temmuz’da bir yazı kaleme almıştı. Selvi, Görmez’in ayrılışından birkaç gün önce köşesinde yazdığı yazıda, Görmez’in 15 Temmuz akşamında MİT’in Yenimahalle’deki yerleşkesinde Hakan Fidan ile yemekte olduğunu belirtti. Görmez’in darbe girişiminin olduğunu öğrendikten sonra sığınağa indirildiğini, ardından kendi isteği ile oradan çıktığını yazan Selvi, yazısına şu sözlerle devam etti: “MİT’ten çıktığı andan itibaren, “Ben ne yapabilirim” diye düşünüyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı başlayınca din görevlisi olan babası, “Mehmet, minareye çık, sala ver” demişti. Onu hatırladı. 13 yaşındayken babasının verdiği talimat, darbe gecesine damgasını vurdu. Az sonra minarelerden salalar okunmaya başladı. Tüyleri diken diken eden salalar, darbeye karşı direnişin ve bir milletin uyanışının simgesi oldu. Camilerden salalar okunurken, Mehmet Görmez, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşmayı başardı. “Sayın Cumhurbaşkanım İslam dünyasının duası arkanızda, siz kazanacaksınız. Ben camilerden salalar verdiriyorum ve herkesi hukukuna sahip çıkmaya çağırıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah razı olsun Mehmet Hoca” dedi, ardından ilave etti; “Salalar verilsin, herkes hukukuna sahip çıksın”.

Mehmet Görmez üzerinden yürütülen bu tartışma dün başlamadığı gibi bugün de bitmeyecek. O yüzden iki gazete arasından dünden beri yaşanan tartışmanın nereye varacağını zamana bırakıp kısaca bugüne nasıl gelindiğini hatırlayalım.

İlk kıvılcım: Kutlu doğum haftası

Her yıl 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanan Kutlu doğum haftası, Hz. Muhammed’in doğum gününü kutlamak amacıyla yapılıyor. 1989 yılında başlayan “Kutlu doğum haftası” adı başlayan uygulamanın önce hicri takvime göre yapıldığını, 1994’de 20-26 Nisan tarihlerine sabitlendi son olarak da 2008’de bir hafta öne çekildi. İşte bu durumu anlatan ve Kutlu doğum haftasının bir FETÖ projesi olduğunu manşetine taşıyan Türkiye gazetesi Mehmet Görmez’i hedef tahtasına oturttu. 16 Nisan Referandumu’ndan önce yayımlanan bu haber gündemin ilk sırasına yerleşti.

Ekran Resmi 2017-08-11 12.27.58

Bunun üzerine Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, ‘Kutlu Doğum Haftası’nın Hicri Takvim’e göre belirleneceğini söyledi ve fiilen mevcut uygulamayı bitereceklerini söylemiş oldu. Ancak dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez “Kutlu Doğum Haftası, O’nun (Hz. Muhammed) sünneti, sireti, yüksek ahlakı ve evrensel mesajının ilmi etkinliklerle anlatıldığı bir Siret Haftası’na dönüştürülerek, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da 14-20 Nisan tarihleri arasında icrasına devam edilmelidir” ifadelerini kullanarak Kurtulmuş’un dolayısıyla iktidarın tutumuna karşı çıktı. Görmez’in açıklamasından kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da imzasıyla, Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevini yürütmek üzere görevlendirilen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar görevinden alındı.

“Gülen’e mektup yazdı” iddiası

Mayıs ayının sonlarına yaklaştığımızda TGRT Haber’de ‘Günaydın Türkiye’ programına katılan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in 2013 yılında, Fethullah Gülen’e mektup yazdığını iddia etti ve mektubu gösterdi. Ardından da Görmez’i istifaya çağırdı.

mektup

Ehl’i hadisin naçiz bir talebesi olarak bir grup genç alimle birlikte, Resul-i Ekrem’in nübüvvet işkâtından iktibas ile cem’, tebvib ve tasnif ederek şerhettiğimiz “Hadislerle İslam – Hadislerin hadislerle yorumu” eserini şahsım da dahil çağımız İslam nesillerinde büyük emekleri olan zât-ı âlilerinin yüksek ıttılâlına tankidâtına arz etmekten şerefyab olduğumu ifade eder, sıhhat, âfiyet, uzun ömürler niyazıyla, selam, hürmet ve muhabbetlerimi takdim ederim. 25.04.2013 Mehmet Görmez“.

Bu yayının ardından Sakarya’nın Sapanca İlçesi’ndeki bir otelde gerçekleştirilen 6. Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansı’nda din adamlarıyla bir araya gelden Görmez, Gülen’e mektup yazdığı iddialarıyla ilgili olarak, “Hep birlikte millet olarak, milletimizin her ferdine seslenmek isterim. İçinden geçtiğimiz süreçlerde üzerine titreyeceğimiz en önemli hususlardan biri dini istikrarımızın teminatı olan Diyanet İşleri’ne zarar vermemeliyiz. Diyanet İşleri Teşkilatımızı gözümüz gibi korumalıyız. İçinden geçtiğimiz bu zor süreçlerde çeşitli sebeplerle Diyanet İşleri Teşkilatı’nı asrın terörü FETÖ ile ilişkilendirmek büyük bir fitnedir. Bu fitne o kadar çirkin bir iftiradır ki, bu sadece 15 Temmuz’da bu ihaneti, darbeyi, işgali yapan terör örgütünün eseri olabilir ancak. Sadece onların yapabileceği bir fitnedir. (…) 15 Temmuz’un en kahraman müesseselerinden bir tanesi Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. O gece 15 Temmuz gecesinde her imam, her müezzin birleşerek manevi bir orduya dönüşerek bu milleti her türlü fitneden korumak için seferber olmuş, milletimizin hukukunu korumak için her türlü mücadeleyi sarf etmiştir. Bu ülkede paralel devlet düşüncesi, bu ülkeye ne kadar büyük zarar vermişse, paralel Diyanetler de bu ülkeye o kadar zarar verir. Hele hele İslam’ın en temel, en saf kavramlarını yıllarca ticari emellerine alet eden paralel devletlerin bu topluma verebileceği hiç bir şey yoktur. Savunabilecekleri hiçbir değer olamaz.”

Numan Kurtulmuş ile yaşadığı sorunlar

Numan Kurtulmuş’un Diyanet’ten sorumlu bakanlık görevine getirilmesinin ardından Görmez ile Kurtulmuş arasında sorunlar yaşandığı gündeme gelmişti. Yaşanan sorunların Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’a da iletildiği medyaya yansıdı. Görmez’in emekliliğe ayrılması ve Kurtulmuş’un başbakan yardımcılığından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na kaydırılması bu sürtüşmenin bir sonucu olarak görüldü.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus