Suudi Arabistan, “yönetilebilir” bir toplumsal dönüşüm için “ılımlı İslam”a yöneliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“1979 öncesine –dünyaya ve tüm dinlere açık ılımlı bir İslam ülkesine döneceğiz. Suudiler’in yüzde 70’i 30 yaşın altında, hayatımızın bir 30 yılını daha aşırılıkçı fikirlerle mücadele ederek geçiremeyiz. Onları şimdi ve derhal yok edeceğiz.”

Bu sözler Suudi Arabistan’ın veilaht prensi Muhammed Bin Salman’a ait. Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır arasında 500 milyar dolarlık serbest ticaret bölgesi için yatırım programının tanıtıldığı konferansta konuşan Bin Salman, daha sonra Guardian gazetesine verdiği mülakatta bu sözlerine açıklık getirdi:

“Son 30 yıldır olanlar (gerçek) Suudi Arabistan değil. Son 30 yıldır bölgede olanlar (gerçek) Orta Doğu değil. 1979’daki İran Devrimi’nden sonra insanlar bu modeli başka ülkelerde de taklit etmek istediler. Bu ülkelerden biri de Suudi Arabistan. Bununla nasıl başa çıkacağımızı bilemedik ve sorun tüm dünyaya yayıldı. Artık bundan kurtulmanın zamanı geldi. “

Suudi Arabistan’ı “ılımlı” bir İslam ülkesi yapmayı vaat eden Bin Salman, ülkesine yatırımları çekecek ve yurttaşlarını güçlendirecek böylesi bir dönüşüme küresel destek de istedi:

“Suudi Arabistan’ı iyileştirmek, bölgeye yardım etmek ve dünyayı değiştirmek demek. İşte bizim de yapmaya çalıştığımız bu. Herkesin desteğini almayı umuyoruz.”

Suudi veliaht prensinin bu açıklamaları, bürokratlarından 15 yıllık reform programına tam biat isteyip muhalif sesleri bertaraf ederek iktidarını sğlamlaştırdığı bir döneme rastlıyor. Programın uluslararası ses getiren icraatlarından biri kadınların otomobil kullanmasına izin vermek olmuştu. Ayrıca Krallık, Hazreti Muhammed’in dolaşımda olan hadislerinin doğru olup olmadığını kontrol edip onaylayan bir İslam merkezi de kurdu.

Prensin yatırım çekmeyi umduğu ve konferansta tanıttığı Kızıldeniz kıyısında 470 km’lik sahil şeridinde kurulacak yeni serbest ticaret bölgesi, halihazırda kadınlarla erkeklerin birlikte denize girebildikleri Dubai benzer plajlar içeriyor.

Suudi Arabistan bu iddialı proje ile petrole bağımlılıktan kurtulup ekonomisini çeşitlendirmeyi umuyor. Nitekim Bin Salman’ın “ılımlı İslam” vaadinin gerisinde, kendi ifadesiyle şöyle bir düşünce yatıyor: “Ekonomik dönüşüm de toplumsal dönüşüm de çok önemli. Biri olmadan diğerini başarmak imkansız.” Ancak prensin son sözleri toplumsal açılımların hızının ekonomik olanlarla başabaş gitmeyebileceğine işaret ediyor: “Ancak toplumsal dönüşümün hızı önemli, yönetilebilir olması lazım.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus