Trump, Çarşamba günü Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyabilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp Tel Aviv’deki Amerikan Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımak, kimi selefleri gibi (örneğin Bill Clinton ve George W. Bush) Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın da seçim vaatlerinden biriydi ve o da diğerleri gibi, göreve geldikten sonra bu vaadini yerine getirmeyi ötelemişti. Ama Washington’dan gelen haberlere bakılırsa, Trump artık bu Çarşamba günü verdiği sözü tutabilir. Filistin sorununa çözüm üretmeden atılacak böyle bir adım Ortadoğu’da tüm dengeleri altüst edecektir ama bölgede eğreti temeller üzerine inşa edilmiş statükoların sürdürülebilirliği de çoktandır kalmadı zaten.

Neden Çarşamba?

Amerikan Kongresi’nin 1995 yılında kabul ettiği bir kanun tasarısı, ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınmasını öngörüyor. Dönemin Başkanı Clinton, tasarıyı ne veto ettiği ne de imzaladığı için tasarı yasalaşmış bulunuyor. Fakat bugüne kadarki başkanlar kanunda yer alan “ulusal güvenlik gerekçesi ile yürürlüğün 6 aylığına askıya alınması” maddesinden yararlanarak, bu adımın olası siyasi sonuçlarından kaçınıyorlardı. Nitekim Trump da yaz başında, altı aylık sürenin bir kez daha yenilenmesi için imzasını atmıştı. Fakat 6 aylık geçici erteleme süresi bu Çarşamba bir kez daha sona eriyor. Yani Trump bu kez imza atmazsa ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması hukuki bir zorunluluk olacak.

Öngörülemez ve fevri bir lider olarak lanse edilen Trump’ın İsrail ve Filistin arasında iyi kötü bir barış anlaşması yürürlüğe girmeden bu adımı atabileceğini, en hafifinden yeni bir İntifada’nın, en ağırından ise Hizbullah ve Hamas üzerinden İran’la savaşın maliyetini göze alabileceğini söyleyenler var. Ama bunun bir nabız yoklaması olduğunu, bir altı ay daha ertelemeye gidip, bu arada Suudilerin yardımıyla İran’a baskıyı artıracağını savunanlar da.

Damat Kuschner’in Suudi destekli barış planı

Bu arada Trump’ın Ortadoğu sorununu havale ettiği damadı ve danışmanı Jared Kushner’in ise bir süredir İsrail ve Filistin arasında, Suudi Arabistan destekli bir barış anlaşması kotarmaya çalıştığı biliniyor. İsrail ve Suudi Arabistan’ın ortak düşmanları İran üzerinden yakınlaşmasına ve taraflar arasında gizli görüşmeler yapılmasına aracılık eden Kushner’in, kapalı kapılar arkasında sürdürdüğü girişimleri, by-pass edilen Dış işleri Bakanı Rex Tillerson’la arasını açmış durumda. Hatta Tillerson’ın görevinden alınacağına dair haberlerin de ikili arasındaki gerilimden kaynaklandığı yazılıyor.

Kuschner’in “barış” girişimlerine dönersek, detayları henüz bilinmese de Suudi Arabistan’ın hamisi olacağı bir Filistin Devleti tasarlandığı anlaşılıyor. Nitekim Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman 6 Kasım’da Filistin lideri Mahmud Abbas’ı Riyad’a çağırarak, sözkonusu anlaşmayı kabul etmesi için baskı yaptığı bildirilmişti.

Nitekim Kushner dün Washington’da Brookings Enstitüsü’nün her yıl düzenlediği İsrailli ve Amerikalı siyasetçileri buluşturan Saban Forumu’a katıldı ve İsrail-Filistin sorununu çözmenin Suudi Arabistan’ın önceliği olduğunu anlattı. Ancak 36 yaşındaki damat, Trump’ın Kudüs konusunda takınacağı tutuma ilişkin muğlak ifadeler kullandı. “Karar Başkan’a ait. Meseleye dair pek çok farklı unsuru incelemeyi sürdürüyor. Kararını verdiğinde bunu sizlerle paylaşmak isteyecektir. Dolayısıyla bunu doğru zamanda yapmak isteyecektir.”

Ortadoğu’ya hızlı bir giriş yapan iki genç lider Kuschner ile bin Salman Filistin’den başlayıp İran’a uzanan statükoyu değiştirme planlarını hayata geçirebileceler mi? Bu sorunun cevabını bölgenin diğer aktörlerinin alacağı tutum belirleyecek ama Amerikan yargısından da hızlarını kesecek bir adım gelebilir. Zira Kushner, Rusya soruşturmasının başındaki özel savcı Robert Mueller’in de yakın takibinde. Associated Press haber ajansı Kuschner’in Kasım ayında Mueller’in ekibi tarafından, eski ulusal güvenlik konseyi danışmanı Michael Flynn hakkında sorgulandığını duyurmuştu. Kushner’in Flynn’ı Rusya ile bağlantı kurmaya yönlendiren kişi olabileceği iddia ediliyor. Flynn’ın FBI’a yalan söylediğini kabul edip savcılıkla işbirliği yapmaya başlamasından sonra, davanın genişleyebileceği ve bırakın Kushner’i Trump’ın bile azline kadar gidebilecek bir sürece evrilebileceği söyleniyor.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus