Stephen Kinzer: “ABD olarak, İran’da bir rejim değişikliği istememeliyiz”

Eski New York Times muhabiri ve “Şah’ın Bütün Adamları” gibi birçok önemli kitabın yazarı Stephen Kinzer, dün Boston Globe gazetesindeki köşesinde İran’daki protestoları ele aldı. Kinzer, ABD’nin bu protestolardan medet ummaması gerektiğini söylerken, hükümeti protestolara karışmaması konusunda şiddetli bir şekilde uyardı.  

“İran’daki protestolar konusunda fazla heyecanlanmayın”

İran’da ne zaman karışıklık çıksa, adrenalin Washington’a akın ediyor. Kalpler; Pentagon, CIA, Beyaz Saray ve Kongre’de heyecanla atıyor. Geçtiğimiz haftalarda, birkaç İran şehrindeki sokak protestolarına ilişkin haberler, bu Pavlovian tepkiyi tetikledi. Fakat, yıllarını İran’da bir patlama umut ederek harcayan Amerikalılar, bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. “Rejim değişikliği” yakın bir zamanda olmayacak. Daha da önemlisi, bunu istememeliyiz. İran yönetim sisteminin aniden çökmesi bizim için kötü olacaktır. Bu, bir başka Ortadoğu ülkesini ateşe verecek ve terörü doğuran istikrarsızlığı besleyecektir.

İran’dan nefret edenler, yani resmi Washington’un birçoğu, protesto haberlerinden memnuniyet duydu. Başkan Trump, protestoların, İranlılar’ın “nihayet bilgeleştiklerini” gösterdiklerini söyledi. Trump’ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Nikki Haley, “uzun süredir bastırılmış İran halkı nihayet seslerini buluyor” dedi. Senatör John McCain, “özgürlük hasreti çeken cesur protestocuları” övdü. Bu kişilerin hiç birisi mazlum Ortadoğulular’ın savunucusu olmadı. Onların İran’daki ayaklanmayı desteklemesine neden olan şey insan haklarına karşı duydukları hassasiyet değil. Amaçları, Ortadoğu’nun Amerika düşmanlığını zayıflatmaktır.

Trump yönetiminin önde gelen şahsiyetleri İran’a karşı aşırı bir düşmanlık besliyor. Geçen ay düzenlediği teatral bir basın toplantısında Haley, bir füzenin gövdesinin ve bir kamikaze gemisinin önünde durarak İran’ın, Amerikan yanlısı güçlere karşı “direkt askeri saldırılar” gerçekleştirdiğini söyledi. Başkan Trump’ın en yakın danışmanlarından olan üç general, Amerika’nın ve İran’ın çıkarlarının düzenli olarak çatıştığı Ortadoğu bölgesinde görev yaptı. Savunma Sekreteri James Mattis, Amerika’nın o bölgedeki en büyük üç güvenlik tehdidini, “İran, İran, İran” olarak sıralamıştı.

Buna inanan ve gücün zirvesinde oturan herhangi biri mantıksal olarak İran’daki istikrarı bozmak isteyebilir. Fakat bu bir hata olacaktır. Eğer ABD, İranlı protestoculara gizli yardım gönderiyorsa ya da bunu düşünüyorsa derhal bundan vazgeçmelidir.

“İranlılar dış müdahale konusunda tecrübeli”

İranlılar kadar dış müdahaleye karşı duyarlı olan az sayıda millet vardır. 19. yüzyılda İran Rusya’ya karşı çok büyük toprak kayıplarına uğradı. Daha sonra İngilizler, İran’ın petrol zenginliklerini arsızca yağmaladılar. 1953’te ABD’li yetkililer, ülkenin parlamenter demokrasisinin devrildiği bir darbeyi teşvik etti. Bu tarih, şiddetli bir bağımsızlık kalıntısı bıraktı. İranlılar içgüdüsel olarak dış güç araçları olarak gördükleri siyasi hareketleri reddediyorlar.

ABD’den herhangi bir İranlı gruba yapılacak yardım muhtemelen açığa çıkacaktır. Bu da, alıcının bundan sonra İran kamu hayatına katılımını engelleyebilir. Ayrıca, Rusya’nın kendi politikamıza müdahalesi üzerine Amerikan öfkesinin ikiyüzlülüğünü vurgular. Amerikalı yetkililer, İran’daki bu protesto patlamasını burada gizli eylemleri yoğunlaştırmak için bir bahane olarak kullanmamalıdır.

Hevesli sanrılarımızın aksine, İran bütünüyle işleyen bir devlettir. Oradaki sokak protestoları dikkatimizi çekiyor çünkü nadirler. Arkasındaki şikâyetler sahicidir, ancak merkezî liderlikleri yoktur ve dini rejime tutarlı bir alternatif sunmazlar. Her durumda, İranlılar Amerikan müdahalesinin kendi de dahil olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesini harap ettiğini izlediler. İranlılar, Washington’un Tahran’da her taş atıldığında hayal etmeye başladığı “rejim değişikliği”ne karşı hiçbir arzu göstermediler.

İran Ortadoğu’da Amerikan gücüne karşı en güçlü dengeleyici güçtür. Vasiyetimizi dayatma kabiliyetimizi sınırlar. Washington’un bakış açısına göre, bu da onları düşmanımız yapar. Bununla birlikte, aslında hiçbir hayati çıkar ABD’nin İran’ın geleceğini şekillendirmeye yardım etmesini gerektirmiyor.

Tarih, herhangi bir İran hükümetinin şiddetle milliyetçi olması ve her yerde Şii Müslümanlar’ın ihtiyatlı bir savunucusu olması gerektiğini söylüyor. Bu nedenle “rejim değişikliğinin” daha Amerikan yanlısı İran üreteceği fikri bir fantezidir. Birleşik Devletler’in güvenliği, İran’ın iç siyasetinin gidişatından ciddi şekilde etkilenmeyecektir.

Mattis ve diğerlerinin söylediklerinin aksine, İran’ın çevredeki diğer güçlerle çekişmesinin de bizim güvenliğimize etkisi olmayacaktır. İran’ın Suriye’de oynadığı rol, Lübnan ile olan bağlarının doğası, Yemen’deki nüfuzunun kapsamı – bu anlaşmazlıklar sonsuza kadar sürecektir. Birleşik Devletler’in bu çatışmaların herhangi birinde taraf tutması gerekmiyor. Bunu yapmak sürekli bir katılımın garantisidir.

1980 yılında Başkan Carter, İran Körfezi’ndeki Amerikan hakimiyeti konusundaki herhangi bir sorunun “Amerika Birleşik Devletleri’nin yaşamsal çıkarları üzerine bir saldırı” olarak değerlendirileceğini ilan etti. Carter, dönemin küresel zorunlulukları tarafından yönlendirilmişti. Amerika’nın petrolünün çoğu İran Körfezi’nden geliyordu ve Batı, Sovyetler’e kaybetme riskine giremezdi.

Bugün bir Sovyetler Birliği yok ve artık Ortadoğu petrolüne bel bağlamıyoruz. Ancak politikamızın temelleri buharlaşmış olmasına rağmen, politikanın kendisi maziden bir kalıntı olarak değişmeden sürüyor. Hâlâ İran Körfezi’ne hakim olmada ısrar ediyoruz. Artık bunu bırakma zamanı. Bu ayın protestolarından sonra İran’a karışma iç güdüsüne karşı koymak, başlamak için iyi bir yol olacaktır.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar