Tarık Çelenk ile Sağduyu (105) – Sevan Nişanyan anlattı: Rus modernleşmesi Türk modernleşmesine göre başarılı mıydı? 

Rus modernleşmesi neden başarılı oldu, Türk modernleşmesi neden aynı sonucu üretemedi? Sağduyu programında bu hafta Sevan Nişanyan, Rusya ve Osmanlı-Türkiye modernleşmesini tarihsel, siyasi, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla Tarık Çelenk’e değerlendirdi.

 

Yazar Sevan Nişanyan, Rus ve Türk modernleşme süreçlerinin benzerliklerini, farklılıklarını, başarılarını ve başarısızlıklarını anlattı. Nişanyan, her iki ülkenin de yüzyıllardır merkezden örgütlü yapılar olduğunu söyledi, imparatorluk geçmişini hatırlattı. Nişanyan, modernleşme hamlelerinin de benzer ihtiyaçlara cevap verdiğini, ancak farklı sonuçlar doğurduğunu sözlerine ekledi.

Rusya ve Osmanlı’nın modernleşme faktörleri 

Rusya ve Osmanlı Devleti’nin, 1700’lerin başında Avrupa’ya oranla yoksul ve geri kalmış toplumlar olduğunu ifade eden Sevan Nişanyan, “Rusya’daki modernleşme hamlesi, etnik Ruslar ve Ruslaşmayı kabul eden unsurlar tarafından yürütüldü” dedi. Nişanyan, Osmanlı Devleti’nde ise modernleşmenin öncülüğünü büyük oranda gayrimüslim azınlıkların üstlendiğini vurguladı. 

Rus modernleşmesinin başarı faktörlerini anlatan Nişanyan, “Petro’nun giriştiği ve daha sonra Katerina’nın sürdürdüğü tüm iktisadi ve siyasi gücün başkente toplanması hadisesi yaşandı. Tanzimat’ta da buna benzer bir çaba gösterildi. Osmanlı, belki geç kaldığı için, belki de siyasi yapısı çok parçalı olduğu için bu merkezileşme hamlesinde muazzam bir dirençle karşılaştı. Bu hadise imparatorluğun beşte dördünün kaybedilmesiyle sonuçlandı” diye konuştu.

Tarık Çelenk ile Sağduyu (105) – Sevan Nişanyan anlattı: Rus modernleşmesi Türk modernleşmesine göre başarılı mıydı? 

Peki Rus modernleşmesi Türk modernleşmesine göre başarılı mıydı? Sevan Nişanyan şöyle anlattı:

“Bütün Rus aristokratları ve onların çevresindeki girişimci kesimler maden işletmeciliğine yöneldiler, barajlar kurdular ve modern tarım tekniklerini uygulamaya başladılar. Bu durum, ülkenin bir bütün olarak kalkınmasına katkı sağladığı gibi, aynı zamanda eğitimli ve kültürel açıdan gelişmiş bir seçkinler tabakasının oluşmasına da zemin hazırladı. Böylece üniversite mezunlarının, bilim insanlarının, sanatçıların ve romancıların yetişebileceği bir ortam ortaya çıktı. Osmanlı Devleti’nin ise hiçbir zaman böyle bir kaynak ve mali gücü olmadı. Modernleşme sürecine girdiği andan itibaren Osmanlı, borç yükü altında ezilen bir devletti.  Üstelik imparatorluğun çeşitli vilayetlerinde peş peşe isyanlar çıkıyordu. Bir bölgede isyan bastırılırken başka bir bölgede yeni bir ayaklanma başlıyordu, Sırbistan’daki sorun çözülmeden Lübnan’da yeni bir kriz ortaya çıkıyordu. Bunun temel nedeni, Osmanlı’nın merkezîleşme iradesini imparatorluğun tamamına kabul ettirecek yeterli güce sahip olmamasıydı.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.