Mossad’ın Yaser Arafat’a yönelik suikast girişimlerinin hikayesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uzun yıllar İsrail’de gazetecilik yapmış Ronen Bergman tarafından New York Times’ta İsrail tarafından Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat’a yapılan suikast girişimlerine ayrıntılarıyla yer verilen bir analiz yazısı yayımlandı. Bergman’ın haberinde yıllar içerisinde İsrail tarafından Arafat’ın öldürülmesine yönelik yapılan eylemlere ilişkin ayrıntılara ve kişisel tanıklıklara yer verildi. Özellikle Arafat’ın uçakla yaptığı seyahatlere yönelik planlanan suikast girişimlerine geniş yer ayrıldı. Altı Gün Savaşları sonrasında yapılan direkt askeri harekâtlar da dâhil olmak üzere Arafat’a defalarca suikast girişiminde bulunulduğu belirtildi. Haberde özellikle, 2014 yılında yaşamını yitirmiş İsrail Eski Başbakanı Ariel Şaron’un Arafat’a yönelik suikast planlarındaki  birebir rolüne vurgu dikkat çekti.

Uçağa saldırı planı

Haberde 23 Ekim 1982’de yaşanan bir suikast girişimi ayrıntılarıyla anlatıldı. FKÖ lideri Yaser Arafat’ın özel bir uçakla Atina’dan Kahire’ye gideceğinin haber alınması üzerine Mossad tarafından bir suikast planı yapıldı. Planın yürütücüsü dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron, Hava Kuvvetleri Komutanı ise David Ivry. Bu girişimde Ivry, görev tanımının dışına çıkarak Arafat’ın olduğu düşünülen uçağın vurulması emrini öncelikle verdi. Mossad’ın suikast planlarını yürüten birimi Caesarea, olayla ilgili daha fazla bilgi edinmek için olayın geçtiği bölgeye ajanlar yolladı. Atina havalimanındaki güvenlik açığından yararlanan Mossad ajanları özel uçakların kullandığı alanda Arafat’ı bekledi. Bu olayda dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron, dönemin İsrail Savunma Güçleri Başkanı Rafael Eitan’a uçağın düşürülmesi hususunda baskı yaptı. Ivry, İsrail hava kuvvetlerinin Arafat’ın olmadığı bir uçağı vurmasının büyük bir felakete yol açabileceği endişesiyle temkinli davrandığını belirtti. Pilotları onun vuruş emrini almadan harekete geçmemeleri konusunda ısrarla uyardığını ifade etti. Olayın geçtiği gün içerisinde Caesarea biriminden bir ajan Atina’da Arafat’ın kimliğini doğruladığı haberini Mossad’ın merkezine iletti. Mossad’ın Tel Aviv’de bulunan merkezi de bu bilgiyi Ivry’e iletti. Ivry, Arafat’ın neden Kahire’ye seyahat ettiği sorusunu cevaplayamaması ve sürecin Arafat’ın konumunda birisi için yeterince temkinli olmamasının dikkatini çekmesi üzerine Mossad’ın Caesarea ajanlarından edindiği bilgiyle Arafat’ın kimliğini yeniden onaylamasına rağmen hava kuvvetlerine ateş emrini vermek de tereddüt etti. Bütün bu bilgi akışı gerçekleşirken uçak Atina’dan havalandı. Ivry, Askeri İstihbarat Müdürlüğü’ne ve Mossad’a kimliğin görsel olarak teyit edilmiş olmasının yeterli olmadığını söyledi ve yetkili birimlerden uçağın vurulabilmesi için Arafat’ın uçakta olduğunun bir başka yöntemle de teyit edilmesini talep etti. Ivry, tüm riskleri alarak inisiyatif kullandı. Uçağın havalanmasından 25 dakika sonra yetkililerden gelen telefonla Arafat’ın Yunanistan’a yakın herhangi bir yerde olmadığı ve uçaktaki kişinin Arafat olmasının mümkün olmadığı haberi geldi. Daha sonra gelen haberde uçaktaki kişinin Yaser Arafat’a benzeyen, pediatrist, küçük kardeşi Fathi Arafat olduğu belirtildi. Bunun üzerine Ivry, İsrail Hava Kuvvetleri uçaklarına Tel Aviv’e dönüş emri verdi.
Bazı suikast planları ise oldukça ince bir biçimde organize edildi. Arafat’a yapılan suikast planlarından birinde, Kore Savaşı’nda esir düşmüş ve ülkesine karşı çalışması hususunda beyni yıkanmış bir ABD’li askerin konu edildiği “Mançuryalı Aday” filminden ilham alındı ve suikast girişimi için 1968 yılında İsrailliler üç ay uğraştı. Filistinli bir mahkum Arafat’a karşı kullanılacak bir suikastçıya dönüştürülmeye çalışıldı. Mahkum bir şekilde İsraillilerin elinden kurtulup onun Arafat’ı öldürmeye yönelik olarak beynini yıkamaya çalıştıklarını anlattı.

28mag-28arafat-t_CA3-master675

Beyrut Stadı bombalanacaktı

1 Ocak 1982’de yürütülen “Olympia Operasyonu” ile FKÖ’nün İsrail’e yaptığı ilk operasyonun yıldönümünün kutlandığı Beyrut Stadyumu’nu bombalama planı yapıldı. Bu planla FKÖ’nün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesi hedeflendi. Bu bombalama planı da gerçekleştirilemedi.
Ariel Şaron’un Lübnan’ı işgal edip buradaki Filistinlileri Ürdün’e sürme planında da Arafat’ı öldürme kritik bir yerde durur. Şaron’un Mair Dagan ve Rafi Eitan’ı görevlendirdiği operasyona “Salt Fish” adı verildi. Operasyonda hava saldırısı ile Arafat’ın olduğu yerin bombalanması planlandı. Arafat bu suikast girişiminden de, aldığı istihbarat doğrultusunda günlük eylem planını değiştirerek korunmuş oldu. Arafat 3 Temmuz 1982’de sol kanat İsrailli gazetecilerden Uri Avnery ile bir görüşme gerçekleştirecekti. Salt Fish Operasyonu ekibi bu görüşmede Arafat’ı vurmayı planladı. Arafat’ın güvenlik ekibi ise, Mossad’ın olası saldırısına karşı onları yanıltıcı önlemler aldı. Bu sebeple Salt Fish Operasyon ekibi Güney Beyrut’ta Arafat’ın izini kaybetti.

Tevrat’a referans

Yazıda, örneklerden hareketle ve röportajlara dayanılarak İsrail’in suikastı bir yöntem olarak kullandığı ve sivilleri tehlikeye attığı belirtiliyor. Bergman, İsraillilerle yaptığı röportajlarda, Tevrat’ta geçen “Eğer birisi sizi öldürmeye geldiyse ayağa kalkın ve önce siz onu öldürün” sözüne sürekli referans verildiğini ifade ediyor. Ayrıca İsrail İstihbaratı’nın FKÖ lideri Arafat’ı öldürmenin neredeyse “Filistin problemi”nin çözümünü getireceği düşüncesine baskın bir biçimde sahip olduğuna yer veriliyor. Ayrıca bir devletin bekası adına terörist yöntemleri kullanıp kullanamayacağı, bu süreçlerde masum sivillerin zarar görmesinin maliyet ve sınırlarının ne olduğu soruları üzerinde de duruluyor. Bergman, bu sorular çerçevesinde geçmişten bugüne devam eden bir tartışma olduğu da ifade ediyor.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus