Kemal Kılıçdaroğlu: “Türkiye Suriye’de barışın temelini atmak istiyorsa Esad ile temasa geçmeli”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasının büyük bir bölümünü dış politikaya ayıran Kılıçdaroğlu, “Türkiye, Suriye’de barışın temelini atmak istiyorsa, gerçek anlamda söz sahibi olmak istiyorsa, olaylar sonlandıktan sonra gerçek anlamda bir aktör olmak istiyorsa Esad ile temasa geçmeli” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

Hiçbir partide olmayan, en küçük ilçeden en büyük ile kadar her aşamada seçimle gelmiş, kurultayda da genel başkanları seçimle seçilmiş bir parti, demokrasi anlayışını Türkiye tarihine yeniden yazdık. Bazen şu eleştiriler geliyor, PM’ye şu kadar başvuru olur mu diye? 488 arkadaşımız başvurmuş. Bu güzel bir şey. Bunun önü açıksa hiçbir sorunumuz yok. CHP’yi yönetenler atama ile değil, seçim ile iş başına gelirler. Dolayısıyla CHP’yi diğer partilerle de karıştırmamak gerekiyor. Bugün için bu olağanüstü şartlarda biz bir demokrasi şöleni gerçekleştirdik.

Bu kurultayın açılış konuşmasında da yaptığım gibi, sayın Deniz Baykal tedavi görüyor. Bütün vatandaşların Deniz Baykal’a şifa dilekleri var. İnşallah kısa süre içinde aramızda olur. Hapiste bir milletvekili arkadaşımız var. Sayın Enis Berberoğu. Önde bir koltuğu onun için boş bıraktık. Ayrıca ilk kez, Parti Meclisi’ne bir onur üyesi seçtik. Bütün delege arkadaşlarımın oyları ile onur üyesi de sayın Enis Berberoğlu oldu.

 “Türkiye’nin egemen güçlerin sözleri ile dış politika oluşturması asla kabul edilemez”

36. Kurultay’da Türkiye’nin 5 temel sorununu gündeme getirdim. Bu sorunlardan birisi vardı, terör. Ama 4 temel sorun ağırlığını koruyor. Bu sorunların ısrarla gündemde tutulması lazım. Türkiye’nin egemen güçlerin sözleri ile dış politika oluşturması asla kabul edilemez. Cumhuriyeti egemen güçlerin isteği üzerine kurmadık. Acı ile kanla, gözyaşıyla kurduk.

“AYM üyeleri niye orada duruyor?”

Barış bildirisi imzaladı diye üniversiteden hocaları kapının önüne koyular. Ben merak ediyorum AYM üyeleri niye orada duruyor. Siz mahkeme değilsiniz ki, alttaki mahkeme mahkemedir. Halkın mahkemesi değilsin. Halkın mahkemesiysen o kararı uygulatırsın ya da istifa edersin. AYM ağzında bir fermuar, sesini dahi çıkaramıyor. Hangi AYM, hangi YSK. Öyle bir devlet oluştu ki, demokrasiden parti devletine, parti devletinden hanedan devletine.

TTB üyelerinin serbest bırakılması 

TTB Merkez Konseyi üyeleri serbest bırakıldı. Bir bildiri hazırlamışlardır, “Savaş… Bir halk sağlığı sorunu” demişlerdir. Sabah karşı baskınlar düzenlendi vs. 12 Eylül döneminden bir olayı aktarmak isterim. Darbe döneminde 517 idam kararı verildi, bunun 50’si infaz edildi. TTB Merkez Konseyi toplandı, idama karşı bildiri yayınladı, “doğru değil” diye. Hemen arkasından 1985’te savcı soruşturma açtı, üyeler gözaltına alındılar ve davalar açıldı. Nuret Fişek, “Biz harpte bir düşman askerinin yaşaması için de uğraşırız” diyor. Sıkı yönetim mahkemelerinde bunların tamamı beraat etti. Tarih kimi haklı çıkardı. TTB’yi. İdam kalsın dediler, rahmetli Ecevit geldi, kaldırdı. İdam olsaydı, Ergenekon, Balyoz döneminde pek çok paşa, öğrenci asılmıştı.

Toplum olağanüstü gergin bir ortamda, aşırı kutuplaşmış bir ortamda. Biz her ortamda halkımıza huzur vaadetmeliyiz. Türkiye son 15 yılda bu noktaya taşındı. Bunun vebali çok ağırdır. Huzurlu bir Türkiye’den gerginliğin yaşandığı bir Türkiye’ye ulaştık.

“Bütün CHP’lilerin yanımda olmasını istiyorum” 

Kurultayın bana yüklediği ağır bir sorumluluk var. Bunun bilincindeyim. Ben sorumluluğu üstleniyorum. Bu zor sorumluluğu yerine getirmek için olağanüstü çaba harcanması gerektiğini de biliyorum ama bunu yaparken bütün CHP’lilerin yanımda olmasını istiyorum. Ortak ses çıkarmasını istiyorum. Biz Kuvayı Milliyeciyiz. Bu mücadeleyi yapacağız.

“Yigitsen karşıma çıkarsın”

Genelde kısır tartışmalara girmem. Doğru da bulmam. Ama Erdoğan bir türlü dilini kontrol edemiyor. Bitlis’te konuşmuş. Ey Bay Kemal diyor; Buyur Recep Bey. “PYD/YPG terör örgütü müdür? Yiğistsen açıkla” Vallahi de billahi de ben yiğidim. Anadolu’nun Köroğlusu, Efesiyim. 50 sefer söyledim, meydanlarda, televizyonlarda söyledim. Bunlar terör örgütüdür. Ben sana soracağım. Sen yiğit misin? Sen de yiğitsen karşıma çıkarsın Recep Bey, karşıma çıkarsın. Benim tankım yok, tüfeğim yok, polisim yok, valim yok, ordum yok, kaymakamım yok, Allah’ım var, Allah’ım. Çıkacaksın karşıma. Yalan, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal edene yakışmaz. Sen hala El Nusra terör örgütü müdür, değil midir, söyleyemiyorsun.

“Hangi vatansever duygularla Salih Müslim’i Ankara’ya davet ettin, ayağına halılar serdin?”

Burada PYD terör örgütü olarak tanımlanıyor. Ardından Yargıtay’a geliyor, burada da PYD/YPG/PKK terör örgütüdür diyor. 21,5,2015’te. Bir mahkeme kararı kabul ediyor. Bu karardan sonra Yargıtay’ın bu kararından sonra bunlar PYD’nin başkanı Salih Müslim’i Ankara’ya davet ediyorlar. Ben de sana soruyorum Bay Recep, sen mahkeme kararına rağmen terör örgütü saymasına rağmen hangi vatansever duygularla Salih Müslim’i Ankara’ya davet ettin, ayağına halılar serdin. Yiğitsen açıkla.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus