Eski NATO komutanı James Stavridis: “Suriye bölünmeli, ABD, Kürtleri bırakıp Türkiye ile birlikte hareket etmeli”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Time dergisinde çıkan bir yazıda yaklaşık yedi yıldır süren Suriye iç savaşının sona ermesine yardımcı olmak için ABD’nin yapması gerekenlere adım adım yer veriliyor. Yazı, Nato’da 16. Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı’nda görev yapmış ve Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi okulu dekanı, emekli Oramiral James Stavridis tarafından kaleme alındı.

stavridis
Emekli Oramiral James Stavridis

Stavridis’e göre ABD öncelikle; bölgeye yardımların teslim edilmesinin bir yolunu bulmalı. ABD bölgeye kaynakların aktarılmasının etkili araçlarının bulunması için uluslararası toplumla birlikte çalışmak zorunda. Gota’dan gelen görüntülerin sürmesi oradaki nüfusun hayal edilebilecek en kötü koşullara tabi tutulduğunu göstermekte. ABD, BM’nin gerçek bir ateşkes talep etmesi hususunda zorlanmasına ön ayak olmalı.

Stavridis’e göre ABD’nin atması gereken ikinci adım ise Türkiye ile ilişkilerin tamir edilmesi yönünde olmalı: “Nihayetinde ABD’nin Suriye’deki politikaları ABD ile Türkiye’nin birlikte çalışmasına dayanıyor. Türkiye mevcut durumda kendi güney sınırını stabilize etmek ve Suriye’nin kuzeyinde küçük bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek için Afrin şehrindeki Suriye Kürtlerine karşı Zeytin Dalı Operasyonu’nu yürütüyor. Buradaki problem şu: ABD IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadelede sahada partneri olarak gördüğü Kürtlerin ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne güveniyor. ABD, IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadeleyi, Suriye Arap güçlerinin daha muteber ve uzun süreli koalisyonu yerine Türkiye’nin uzun süredir devam eden itirazlarına rağmen Kürtler ekseninde kurdu.
IŞİD’e karşı yürütülen mücadele her ne kadar başarılı olsa da, IŞİD’in daha evvel elinde bulundurduğu alanları Suriye rejimi ve NATO müttefiklerinden birinin karşı olduğu sahadaki Kürt güçlerinin kontrolünde tutmak sürdürülebilir bir hedef değil.
ABD’nin Kuzey Suriye’deki çıkarlarının yönetilebilmesi için elde sadece Türkiye’nin güvenilirliği, kaynakları ve politik ağırlığı mevcut. Öte yandan, eğer ilişkiler yönetilmezse, Türkiye ABD’nin planlarını bozabilen bir aktör de olabilir. ABD, Kuzey Suriye’de askeri ve insani bir tampon fonksiyonu görecek bir Türk güvenlik bölgesi üzerine düşünmek zorundadır . Türkiye-Suriye sınırı, Türkiye’nin NATO üyesi olması sebebiyle ABD’nin de korumakla sorumlu olduğu bir yerdir. ABD işletilebilir geçici bir anlaşma inşa etmek zorundadır.”

“Suriye parçalanmalı”

Stavridis’e göre ABD üçüncü olarak , Rusya’nın ek ve acil yaptırımlarına karşı hazırlıklı olmalıdır. Yazıda ifade edildiği üzere, Putin Suriye Hükümeti’nin eylemlerinden doğrudan sorumludur. BM’nin seçenekleri tükenmiş durumda ve hesap verilebilirlik mekanizması mevcut değil. BM’nin Suriye’deki kimyasal saldırıların derinlemesine araştırılmasını gerektiren soruşturma mekanizmaları dahi baltalanmakta ve sorunların çözümü Rusya’nın vetosuna kurban edilmekte. ABD Avrupalı partnerlerini bir kenara bırakıp Rusya halkının Putin’in politikalarının doğurabileceği sonuçlar hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamalı. Bu adım 18 Mart’ta yapılacak başkanlık seçimlerinin hemen öncesi ve seçim sonrasında atılmalı.
Son olarak, Stavridis’e göre, ABD’nin yapması gereken Suriye’nin parçalara ayrılması hususunda ciddi olarak düşünmesi: “Bu bir süre önce Balkanlar’da ve Sudan’da uygulanan kuvvetli iç savaşlarla baş edebilmenin yollarından biri. Mükemmel bir çözüm üretilemiyor iken, birçok gözlemci hemfikir olacaktır ki, parçalara ayrılmış bir Suriye, bütün bölgelerde savaşın devam etmesine izin vermekten daha iyi bir çözümdür. Tartışılması gereken başka bir seçenek ise tam anlamıyla bir ayrılma yerine uluslararası diplomasi sürecinin yürütülmesi sonucunda belirlenecek federal bir sistemi içeriyor.
Bu sistem doğudaki Alevilere en azından şimdilik Esad yönetiminde yaşamaya devam etme ve başka yerlerde çeşitli düzeylerde Sunnilerin otonomisine de müsaade edebilecek.”
Stavridis yazısını şöyle bitiriyor: “ABD sorunu tek taraflı bir biçimde çözmeye çalışmamalı. Ateşkesin uygulanması için uluslararası bir çabanın oluşmasına ön ayak olunmalı, bölgeye insani yardım sağlanmalı, kimyasal silahların kullanılmasına derhal son verilmeli ve parçalara ayrılma ya da federatif bir yapıya doğru ilerleyecek mantıklı politik bir yol yaratılmalı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus