Brezilya’da öldürülen siyahi kadın politikacı ırkçılık karşıtı küresel bir sembole dönüştü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Marielle Franco, Brezilya Rio de Jenario’da belediye meclisi üyesi, siyah hakları savunucusu, polis şiddetini protesto eden siyahi bir kadın politikacıydı. Franco 14 Mart günü şehir merkezinde düzenlenen bir suikastte yaşamını yitirdi.

The Washington Post’ta yer alan habere göre, 34 yaşındaki politikacı kadın geçtiğimiz hafta öldürülmeden hemen önce Rio siyahi kadınlar evinde siyahi hareketin güçlenmesi üzerine bir konuşma yapmış ve konuşmasında Rio de Jenario şehrinde polis şiddeti ve mahkeme kararı dışında öldürmelere yer vermişti. Franco, 51 üyeli Rio şehir meclisinin tek siyahi kadın üyesiydi.

Franco toplumda yalnızca yoksullara karşı savaş üzerinden bir kıyım olmadığını siyahilere karşı da ırkçı tepkilerin devam ettiğini iddia ediyordu.

Geçtiğimiz hafta çarşamba akşamı Franco, konuşma yaptığı toplantıdan 30 dakika sonra arabasına binerken kafasından vurularak öldürüldü. Rio dışında bilinen bir isim olmayan Marielle Franco, şu anda ırk temelli baskılara karşı protestoların küresel sembolüne dönüşmüş durumda.

protesto 2 marielle

Avrupa Parlamentosu’nda da anılan Franco’nun öldürülmesini kalabalık gruplar New York, Londra, Paris, Münih, Stokholm, Berlin ve Lizbon sokaklarında protesto etti.

black lives matter

 

Marielle Franco’nun öldürülmesi sonrasında Berlin’de yapılan protesto gösterilerinden

“Marielle burada” başlığıyla Facebook ve Twitter üzerinden kampanya başlatıldı. Berlin’den Miami’ye oradan Montreal’e geçen haftaya kadar Marielle Franco’nun adını duymamış, fakat şimdi onun ölümü ardından yas tutan kitleler, siyahilere karşı ayrımcılıkla mücadele eden “Black Lives Matter” hareketinin ‘SayHerName’  (Onun adını söyle) sloganını da kullandı.

marielle presente

 

İngiliz model Naomi Campbell de Twitter’dan konuyla ilgili “Haydi Brezilya, ayağa kalk” cümlesini paylaştı.

Franco’yu öldürenler henüz yakalanmadı. Rio federal savcılığından görevlilerin açıklamasına göre, kanıtlar Franco’nun profesyonelce öldürüldüğünü göstermekte ve yozlaşmış polis memurlarını işaret etmekte. Yetkililer mermilerin polislerin mühimmat stokundan geldiğini belirtmekte. İddialara karşılık bir sivil polis temsilcisi soruşturma devam ettiği için konu ile ilgili yorum yapamayacağını belirtti.

Özellikle Brezilya’nın beyaz elitlerinin içerisinde bulunduğu bir grup tarafından Franco’nun öldürülmesi şehirdeki alışılagelmiş şiddet olayları kapsamında değerlendiriliyor, ırkçı bir saldırı olarak görülmüyor. Rio bölge senatörü Ana Amélia, Franco’nun katledilmesinin ırkçı nefreti gündeme getiren bir dönüm noktası olarak görülemeyeceği görüşünde. Siyahi olmayan senatör, “Siyah-beyaz bölünmesi hakkında konuştuğunuzda, bu bölünmeye katkı sağlıyorsunuz” diyor.

Fakat bazı siyahi ve sol kanat aktivistler bu tavrın tam da sorunun bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Aktivistlerin belirttiği üzere; bu tavır, özellikle de hukuki yaptırımlar alanında, ırkın renkli Brezilyalıları yaralayan orantısız şiddetle ilişkili olduğunu görmezden gelen düşünce sistemini temsil ediyor. Rio kaynaklı Igarapé Enstitüsü’nün verilerine göre, geçen yıl 1124 kişi polis eliyle öldürüldü, bunların yüzde 80’i siyahi ya da melez.

Yozlaşmış polis gücünün adaletli davranması talebinde bulunan beyaz, erkek politikacılar da mevcut. Fakat Marielle Franco hedef alındı. Franco’nun destekçileri, özellikle cinayet davalarının onda birinin mahkûmiyetle sonuçlandığı Brezilya’da siyahi bir kadının öldürülmesinin daha az riskli görüldüğü hususunda ısrarcı.

city counsil önünde göstericiler

Rio de Jenario Belediye Meclisi önünde yapılan protesto gösterisinden

Mariella Franco’nun öldürülmesi sonrasındaki protestolarda ırkçı ayrımcılığa maruz kalanlar sokağa döküldü: “Ben neden korkuyorum, çünkü ben siyah bir kadınım ve burada benim hayatımın hiç kıymeti yok”

Siyahi, sol görüşten bir lezbiyen olarak Franco, onun katledilmesinin sonucunda birleşen farklı toplumsal hareketlerin kesişim alanını temsil ediyordu. Onun öldürülmesini protesto etmek amacıyla her renkten on binlerce Brezilyalı sokağa döküldü. Bazıları bu katliamın siyah aktivizmi için bir dönüm noktasını işaretleyeceği umudunu taşıyor. Konu ile ilgili Brezilya dışında yapılan protesto gösterileri daha açık bir biçimde ırk karşıtlığı vurgusu taşıyor, özellikle de #genocidionegro (#blackgenocide)  hashtag’i altında düzenlenen kampanya.

berlindeki protestolardan

Pazar günü Rio’da Franco’nun katledilmesini protesto etmek için düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı yürüyüşte yer alan, 38 yaşındaki Afro-Brezilyalı dansçı Rubia Augusta Gomes, “Siyah bir kadın sesini yükseltti ve haklarını istedi ve o bu olduğu için öldürüldü”, “Sesimizi yükseltme zamanı, ırkçılık hakkında konuşma zamanı, çünkü bizler bu sebeple acı çekiyoruz” dedi. Protestocuların bir kısmı “Mariella’nın isminde savaşçılık” yazılı giysilerle yürüdü.

Cuma günü Rio şehir merkezinde, “Black Genocide” (Siyah Soykırımı) sloganıyla düzenlenen yürüyüşe katılan 25 yaşındaki Afro-Brezilyalı bir hemşire polisin cezalandırmasından korktuğu için açıklamalarını yaparken ismini vermek istemedi. Hemşire kadın, “Ben neden korkuyorum, çünkü ben siyah bir kadınım ve burada benim hayatımın hiç kıymeti yok” dedi.

marielle-franco

Marielle Franco Brezilya siyasetinde ender rastlanan bir örnekti: Güçlü siyahi bir kadın

Mare’de geçen çocukluk yıllarından sonra Franco, lise diploması alabilmek için akşam derslerine katıldı. Franco, Rio Pontifical Katolik Üniversitesi’nden tam burs kazanarak sosyoloji bölümünde okuyan iki siyahi kadından biri oldu. 2006 yılında yakın bir arkadaşı polis ile kaçakçılar arasındaki silahlı çatışma sırasında öldürülünce, o rotasını, şehrin etnik kompozisyonuna rağmen beyaz erkekler tarafından yönlendirilen Rio politik sahnesine çevirdi. Franco, siyahi bir kabine üyesinin olmadığı ülkede, Rio şehir meclisindeki tek siyahi kadın üyeydi. Franco, 2008 yılında Rio’da oluşturulan bir soruşturma ekibinin içerisindeydi. Bu ekip, özel güvenlik görevlileri ve daha önce polislik yapmış kişilerden oluşan milis gücü araştırmakla görevliydi. Bu çetenin ulaşım, kablolu televizyon sistemi ve benzine erişim konularında şehir sakinlerinden para sızdırdığı iddia ediliyordu. Franco’nun içerisinde olduğu komite, şehirde bahsedilen yasa dışı işlerde faaliyet gösteren 118 kişiye ulaştı. 67’si polis memuru olan 226 kişi hakkında soruşturma açıldı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus