Emir Güney ile sporda cinsiyetçilik üzerine söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekran Resmi 2018-03-31 13.59.16

İnsanlığın varoluşundan beri karşımıza çıkan kadın erkek eşitsizliği kendini spor medyasında da gösteriyor. Sadece sözlerde değil haber başlıklarında da benzer eğilimi yakalamak mümkün. Spor medyası, erkekleri bir güç simgesi gibi gösterirken kadını ve kadın bedenini ise bir cinsel obje olarak ön plana atıyor. Tıpkı Cadde Milliyet’in manşetinde olduğu gibi. Eğer bir spor haberinin ana aktörü kadın ise, bu kadının fiziksel özellikleri ile gölgeleniyor. Sporda cinsiyetçilik kavramını Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi Müdürü Emir Güney ile konuştuk. Emir Güney sporda cinsiyetçiliği, ayrımcılığı çözmenin yolunun ağırlığı bir tarafa vererek değil, her iki tarafa eşit ağırlık vermenin doğru olduğu görüşünde.

 “Spor toplumun bir yansıması”

 Emir Güney şu anda ülkemizde toplumsal algı ve kültürel düzeyde kadın ve erkeğin eşit durumda olmadığını söyledi. Sporun toplumun gerçeğini yansıttığını söyleyen Emir Güney,  “Spor toplumun bir yansıması. Dolayısıyla sporlar özelinde konuştuğumuzda da genel algı kadın ve erkeklerin eşit olmadığı, futbolun erkek sporu olduğu gibi algılar var. “ dedi.

Toplumun bakış açısının cinsiyetçilik üzerinde büyük etkisi olduğunu söyleyen Emir Güney yurtdışında bu durumun Türkiye’ye göre daha geliştiğini söyledi. Aslında yurtdışındaki genel yapının burayla çok farklı olmadığını ama en büyük ve en önemli farkın “toplumsal algı” olduğunu belirtti.

 Seyircisiz oynama cezası yerine kadın ve çocuk

 Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) yaptığı düzenlemenin ardından seyircisiz oynama cezası olan maçlara kadın ve 12 yaş altındaki çocukların alınması 2011-2012 sezonunda uygulanmaya başlandı ve ülkemizde üç sezon sürdü. Bu kadar kısa sürmesinin nedeni ise ayrımcı ve eşitsizlik içeren bir arka planı olması.  Futbol Federasyonu’nun amacının teşvik etmek olduğunu ama izlediği yolun yanlış bir yol olduğunu söyleyen Emir Güney, “Erkek bireylerin giremediği maçlara kadınların girmesi başlı başına bir ayrımcılıktır.” dedi.

 Tribün Cinsiyetçiliği

Kadınların en çok soyutlandığı spor alanı şüphesiz futbol ve en çok cinsiyetçi, homofobik küfürlerin yer aldığı alan da yine futbol tribünleri. Tribünlerde erkeklerin; karşı takım futbolcularına, hakemlere, taraftarlara sarf ettikleri küfürler, pankartlar, kullandıkları eşyalar ne yazık ki cinsiyetçi ve kadını aşağılayıcı. 25 Ekim 2015’te oynanan Fenerbahçe-Galatasaray derbisinden önce Fenerbahçe formalı bir takım erkeğin, rakip takım forması giydirdikleri bir şişme manken yaktıkları görüntüleri hatırlayacaksınız. Daha sonra bu “taraftara” dava açılmış ve iki ayrı suçtan ceza almıştı. İçerisinde hem şiddet, hem cinsiyetçilik barındıran bu eylem, Türkiye’de futbolun erkek alanı olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor. Erkeklerin, erkekliğini tribünlerde daha çok ürettiği bir “spor”  platformu durumuna gelen futbol, toplum algısında hem eşcinsellere hem de kadınlara şiddetin temelini oluşturuyor.

 Cinsiyetler Savaşı

Tarihteki ilk feminist olarak karşımıza çıkan Lilith, Adem ile olan ilişkisinde erkek tahakkümüne karşı ezilmeyeceğini gösterdi tıpkı Billie Jean King gibi. 1973 yılında Billie Jean King ve Bobby Riggs arasında geçen tenis maçı spor medyasındaki erkek gücüne en net cevap olurken en çok izlenen maç olarak da tarihe geçti. ABD’de de oynanan bu tenis maçı feminizm ile sporun birleşme noktası oldu. 2017 yılında film olarak da karşımıza çıkan bu tarihi maçın galibi ise Billie Jean King! Bobby Riggs kadınların yerinin yatak odası ve mutfak olduğunu söylüyor ve kadınların sporda yer almaması gerektiğini sürekli vurguluyordu. Riggs, King’i bir düelloya davet etti. İlk başta Riggs’in düello teklifini reddeden King daha sonradan kabul etmiş ve maçı hiç set vermeden yenmeyi başarmıştı.

 Emir Güney aşağıdaki söyleşide “Cinsiyetler Savaşı” (Batttle of the sexes) denilen bu maçın arkasındaki hukuksal boyutu anlattı. Güney, Billie Jean King’in bu feminist duruşunun çok büyük etki yaratmasındaki nedeninin 1970 yılında çıkan “Title IX” denilen kanun olduğunu söyledi.

 “Gelecek nesillerin daha iyi şartlarda olması için çalıştım. Onlar bizim hayallerimizi yaşıyor…” – Billie Jean King

Söyleşinin tamamı:

Kamera: Kerimcan Malaz

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus