İsrail, Afrikalı sığınmacılar sorununu sağcı siyasetçiler yüzünden çözemiyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 2 Nisan Pazartesi günü, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile İsrail’de bulunan yaklaşık 37 bin Afrikalı sığınmacıdan yaklaşık 16 bininin Batılı ülkelere gönderilmesiyle ilgili anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Batı ülkelerine gönderilecek olan sığınmacılar İsrail’in “resmi statü” verdikleri kişiler olacaktı. Planda diğer sığınmacıların geleceğinin nasıl olacağı ile ilgili bir çözüm önerisi yoktu.

Koalisyon ortaklarından aldığı ağır eleştiriler sonucunda, Netanyahu kısa bir süre içerisinde, henüz yürürlüğe girmeden anlaşmayı askıya aldığını duyurdu. Netanyahu tarafından daha önce Afrikalı sığınmacıların Ruanda ve Uganda’ya sınır dışı edilmesine yönelik bir plan hazırlanmıştı, planın İsrail’de yüksek mahkeme tarafından reddedilmesi sonucunda BM meseleye el atmış ve sonucunda İsrail ile hâlihazırda askıya alınan antlaşma imzalanmıştı. Sınır dışı edilmesi planlanan sığınmacıların çoğunluğu Eritre ve Sudanlı. BM ile yapılan antlaşmaya göre sığınmacıların yerleştirilecekleri yeni yerlerin Kanada, İtalya ve Almanya olması ihtimali vardı.

israil başbakanı netanyahu

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu

New York Times’ta yer alan habere göre, bu kısa sürede geri dönüş Netanyahu’nun sığınmacıları ajan olarak gören ve onların gönderilmesini isteyen koalisyon ortaklarını ya da sağ kanat seçmenlerini kaybetme korkusunu göstermekte. Çünkü sağ kanat koalisyon ortakları ve seçmen, BM ile varılan anlaşma uyarınca çok fazla Afrikalı sığınmacının İsrail’de kalmasından şikayetçi. Netanyahu’ya muhalif sol kanat, başbakanın anlaşmayı askıya almasını, “utanç verici, cesaretsizce baskıya boyun eğen bir davranış” olarak nitelendiriyor.

BM ile yapılan anlaşma İsrail’in Afrikalı sığınmacılarla ilgili tartışma yaratan sınır dışı etme planının yerine geçecekti. Bu plan, Afrikalı sığınmacıların Afrika’ya dönecek şekilde sınır dışı edilmelerini, bunu kabul etmedikleri taktirde de hapse atılmalarını öngörüyordu. 2018 başında açıklanan plan uyarınca Afrikalı sığınmacılara gönüllü olarak İsrail’i terk etmeleri için mart ayına kadar süre tanınmıştı.

Netanyahu’nun koalisyon ortaklarını şaşırtan BM ile yapılan anlaşma ise, birçok sığınmacının İsrail’de kalmasına olanak sağlayacaktı. Milli Eğitim Bakanı ve Habayit Hayehudi Partisi lideri Naftali Bennett, anlaşma “İsrail’i ajanlar cennetine dönüştürür” dedi. Bennett, ayrıca BM ile yapılan anlaşmanın sığınmacıları yasadışı yollardan İsrail’e girmeye teşvik edeceği iddiasında. Bennett’in iddialarına Netanyahu’nun da içerisinde bulunduğu Likud Partisi’nde de katılanlar mevcut.

afrikalı sığınmacılar israil

Mart ayında gerçekleştirilen protesto gösterilerinden

Geç saatte Facebook’ta yayınladığı mesajında Netanyahu, eleştirileri dikkatle takip ettiğini ve olayların seyrini açıklamak istediğini ifade etti. Netanyahu, Ruanda’nın İsrail ile yaptığı anlaşmadan, tüm İsrailliler için sosyal adalet ve eşitlik şiarıyla ABD merkezli olarak 1979’da kurulmuş, İsrail’de liberal demokrasiyi geliştirmeyi hedefleyen ve İsrail sağ kanat politikacılarının hoşlanmadığı, “New Israel Fund” isimli organizasyonun ve AB’nin çeşitli öğelerinin baskıları altında, vazgeçtiğini belirtti.

İsrail’deki AB delegasyonu temsilcileri, anlaşmanın önce ilan edilip sonra kısa süre içerisinde vazgeçilmesinden rahatsız. İsrail’deki sığınmacılarla ilgili İsrail’e destek olma teklifinde bulunan “New Israel Fund” ise, Netanyahu’yu yalancılıkla suçluyor ve “Ruanda’nın başbakanın zalim kitlesel sınır dışı etme planına ortak olmayı reddetmesiyle konunun ilgisi yok” diyor.

Netanyahu, daha önce anlaşmanın detaylarını anlattığı bir konferansta, “Anlaşma uyarınca ayrılan her bir kişi için, bir kişi kalacak” dedi ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin sınır dışına çıkarılmanın maliyetini karşılayacağını ve bunun “iyi ve en uygun çözüm” olacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.

Üç aşamalı olarak oluşturulmuş ve beş yıl süreceği öngörülen planın ilk aşamasında 18 ay içerisinde 16 bin mültecinin ülkeyi terk etmesi planlandı.  Cenevre’deki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği sözcüsü William Spindler, diğer ülkelerle sığınmacıların yerleştirilecekleri yerler konusunda bir anlaşmaya varılmadığını ve ayrıca komiserliğin teklifler sunan ülkelere ihtiyacı olduğunu belirtti. Spindler, “16 bin insan için yer bulacağımız hususunda kendimize güveniyoruz” dedi. AB’nin mültecilerle ilgili verdiği bu tarz sözlere güvenmek oldukça güç ; çünkü AB halihazırda üye ülkelerin Ortadoğu, Asya ve Afrika ülkelerinden mültecilerin kabul edilmesini öngören 2015’te bağıtladığı anlaşmanın sonuçlarıyla mücadele ediyor.

Başbakan Netanyahu, İsrail kamuoyuna yaptığı açıklamada, sığınmacıları Ruanda’ya göndermenin uzun süreli bir seçenek olamayacağının açığa çıkmasından sonra, BM ile bir düzenleme yaptıklarını belirtti. İsrail hükümeti ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği,  sığınmacılarla ilgili yeni plan uyarınca, İsrail’de kalan sığınmacıların daha dengeli bir dağılımını cesaretlendireceklerini söyledi. Bu plan dil eğitimi, iş imkanları ve entegrasyon hususunda çeşitli yardımları da kapsıyor.

İsrail’deki Afrikalı sığınmacılar meselesi İsrail toplumunun uzun süredir gündeminde

2005-2012 yılları arasında yaklaşık 60 bin kişi İsrail-Mısır sınırından yasa dışı olarak İsrail’e geçti. Uluslararası hukuk teamüllerine göre, Eritre’den ve Sudan’dan gelen sığınmacılar, geldikleri yerde işkence tehdidi altında oldukları için, geri gönderilemiyor.

Sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı Tel Aviv’in güneyinde yerleşik İsrailliler, sığınmacılarla ilgili büyük oranda olumlu bir algıya sahip değil. Buradaki İsrailliler sığınmacıların suç oranını arttırdığını ve bu sebeple bölgenin yaşanılamaz bir hale geldiğini iddia ediyor. Bir kısım İsrailli ise gönüllü olarak mültecilere yardım ediyor.

Hükümet sınır boyunca çelik bir duvarla ve sığınmacıların İsrail’deki yaşamını artan bir oranda belirsiz ve konforsuz hale getirerek sığınmacı akışını durdurdu.  Ayrıca İsrail’de az sayıda sığınmacıya mülteci statüsü veriliyor.

şubat ayı protesto gösterileri İsrail

Şubat ayında yapılan gösterilerden

İsrail hükümetinin üç ay önce sığınmacılara yönelik “ya uçak bileti ya hapishane” planı açıklamasından sonra bazı İsrailliler sınır dışı edilmenin Yahudi değerleriyle çeliştiğini belirterek kararı protesto etmişti. Plana kamuoyundan karşı sesler de yükseldi, gazetelerde İsrailliler tarafından düzenlenen imza kampanyaları yer aldı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus