Putin’i Putin yapan şehirler (4): Soçi, “Putin World”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

18 Mart başkanlık seçimleri yapılırken, Le Monde gazetesi Kremlin’deki şefin bugüne kadar izlediği güzergâh üzerine bir makale dizisi yayınladı. İlk etap, Putin’in 1985 ile 1990 yılları arasında KGB subayı olarak görev yaptığı eski Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) idi. İkinci etap, doğduğu şehir Saint Petersburg oldu. Üçüncü olarak Rusya’yı yönettiği Moskova ele alındı.
8 Mart 2018’de Isabelle Mandraud imzasıyla yayınlanan araştırmanın Karadeniz kıyısındaki Soçi’yi ele alan son bölümünü Haldun Bayrı çevirdi.

Dmitry Medvedev, Vladimir Putin, Silvio Berlusconi
Dmitry Medvedev, Vladimir Putin ve Silvio Berlusconi Soçi’de

Bazen Soçi’ye uğrayan, İsrailli Şimon Peres gibi bazı devlet ya da hükümet başkanları, dönemine has ahşap işçiliğine, bilardo salonuna, teklifsizleri caydırmaya yönelik zemberekli tuhaf kilitlerine bir göz atmak için kendiliklerinden gelirler oraya. Koyu yeşil duvarlarıyla çam ağaçlarının arasında göze batmayan Stalin’in daça’sı, şu son yıllarda Karadeniz kıyısına davet edilen çok sayıda önemli konuğu büyülemiştir. Sovyet diktatörü, eski imparatorluğun sayfiye bölgesi olan Rus Kafkasyası’nın bu kentini kafaya koymuştu. Putin ise onu ikinci başkenti yaptı ve dünyayı yönetenleri Moskova’nın en az bin kilometre uzağında ağırlıyor.
Rus Başkanı, 2000’de iktidara gelir gelmez, Stalin’in daça’sından farklı olup, askerlik ve denizcilik işlerine bakan halk komiseri Kliment Voroşilov için inşa edilmiş olan Boçarov Rutşey’e yerleşmiştir. Devlet başkanının lüks bir yerleşim kompleksine dönüştürülmüş olan bu resmî konutu, söylendiğine göre bir gün bir Endonezya heyetinin kaybolduğu 40 hektarlık bir alanla çevrilidir.
İtalyan Silvio Berlusconi ve Fransız Jacques Chirac burada ağırlanan ilk ayrıcalıklı konuklar olmuşlardır. Değerli ahşapla kaplı bu odalardan baba ve oğul Bush’lar, Binyamin Netanyahu, Recep Tayyip Erdoğan, ya da daha yakın zamanda Sudan Başkanı Ömer El Beşir de geçmiştir. Suriyeli Beşar Esad orada kucaklanmıştır. Alman Angela Merkel’de ise daha soğuk bir anı kalmıştır: Kremlin’in başı, onun köpeklerden deli gibi korktuğunu bilerek, görüştükleri salona labrador cinsi köpeğini getirtmiştir. Daha sonra, Ukrayna olayları sebebiyle ziyaretler seyrekleşmiştir. Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry, Rus toprağına iki yıl ayak basmadıktan sonra, Mayıs 2015’te yine de gelmiştir buraya.
Vladimir Putin, –bağımsızlığını ilan eden ve 2008’de Gürcistan’la savaşa neden olan– Abhazya sınırındaki bu kenti, ikinci görev döneminde görünürleştiği haliyle uluslararası hırslarını cisimleştirmek için seçmiştir. Nitekim 10 Şubat 2007’deki 43. Münih Konferansı sırasında, “âdâbımuâşeret gereği yapılan nezaket gösterileri”ni ve “dinlemesi hoş, ama içi boş diplomatik basmakalıplar”ı bir kenara bırakmak istediğini ilan edip, mîâdını doldurmuş olduğu sanılan Soğuk Savaş’taki düşman ABD’nin hâkimiyetine karşı görüşlerini sıralamıştır. “Tekkutuplu dünyanın sadece kabul edilemez değil, düpedüz imkânsız olduğunu düşünüyorum” der. “Tek bir efendinin, tek bir hükümranın dünyasıdır bu.”
Kürsüden, suçlama da belirginleşir: “Aslında sadece bir devletin, ABD’nin hukukundan gelen bazı normlar, bütün alanlarda, ekonomide, politikada ve insanî yardım çevresinde, ulusal sınırlarından taşmış ve başkalarına dayatılmıştır.” Sonra da soru sorarmış gibi yaparak: “Bu kimin işine gelebilir ki?” diye sorduktan sonra NATO’yu ve AGİT’i (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) eleştirmeyi de ihmal etmez. Buz gibi bir havanın estiği dinleyiciler arasındaki Amerikan Dışişleri Bakanı gülmekle yetinir ve “casus dobralığı” diye alaya alır.
Tavır değişikliği beklenmedik olduğu kadar serttir de. 2000-2005 arasında onun diplomatik danışmanlığını yapan, sonra da bir muhalife dönüşüp halihazırda bir Amerikan enstitüsü için çalışan Andrey Illarionov, “Başlarda, Putin uluslararası mercilere çok zaman ayırıyordu, Batı’ya yönelik hiçbir şikâyeti yoktu; özellikle Chirac ve Schroeder’le ilişkileri mükemmeldi” diye temin ediyor. Illarionov’a göre, dönüm noktası 2003’te Irak’ın ABD tarafından istilasıdır: “Putin Saddam Hüseyin’in devrileceğini tasavvur edemezdi; Bush’u vazgeçirmeye çalıştı ama başaramadı. Bu olay ona, her ne söylerse söylesin dediğinin dinlenmediği hissini verdi. Sonra, ‘Aslında, tekrar yerimizi almamıza kim engel olabilir ki?’ diye düşünmeye başladı.”

İktidarın vitrini

Münih Konferansı’yla aynı yıl, Putin’in dünya çapında kutsanma töreninin yapılacağı Soçi’de çalışmalar başlar. Milyarder arkadaşı Roza Khoutor’un ufak kayak istasyonu, milyarlarca doları yutacak devasa 2014 Kış Olimpiyatları projesinin merkezi olacaktır. Otoyollar, köprüler, oteller ve stadlar rekor bir sürede yerden biter ve 100 kilometre uzunluğunda ve 400 bin nüfuslu, özel bir iklimi olan bu kenti şantiyeye çevirir. Soçi’de, yükseklerde kar yağarken deniz kıyısındaki palmiyeler güneşle ışıl ışıldır.
İktidarın bu vitrinini hazırlamak için hiçbir şey tesadüfe bırakılmaz. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin müfettişlerini ikna etmek maksadıyla, “bitirilmemiş olan havaalanı işliyormuş gibi bile gösterildi” diye aktarıyor gazeteci Mikhail Zygar, “Kremlin’in Adamları” adlı kitabında (Les Hommes du Kremlin, Cherche-Midi, 560 s., 21 €). “Ekonomi Bakanı Guerman Gref bir Potemkin köyü kurma kararı aldı. Yolcu rolü yapmaları için üniversite öğrencileri getirildi, geçici kafeteryalar ve restoranlar açıldı ve panolarda var olmayan uçuşlar gösterildi.” Soçi tamamen dönüştürülecekti.
Otellerin “ses ve ışık” cepheleri, Disneyland tarzındaki eğlence parkları –bölge sâkinlerinin kısa sürede verecekleri adla: “The Putin World” – ve modern altyapılar, Sovyetler dönemindeki sayfiye merkezinin gelişmesinin simgeleri olan Stalin sanatoryumlarının neo-klasik mimarisini gölgede bıraktı. SSCB zamanında inşa edilmiş olan bu tipteki 53 tesisin 40’ı hâlâ ayaktadır. Bunların biri olan Çerzinski Sanatoryumu, Rus güvenlik teşkilatı FSB mensuplarına ve ailelerine tahsis edilmiştir.

Büyük olimpiyat âyini

“Çarlar zamanında, III. Aleksandr ve II. Nikolay, büyük tüccarları ve aristokrasiyi çekmek için bizzat araziler satın alarak buraya yatırım yapmışlardı; daha sonra, buraya bayılan Stalin, komünizmin ışıldayacağı kenti burada inşa etmek istedi. Vladimir Putin bir nevi geleneği sürdürüyor” diyerek gülümsüyor, yerel tarih müzesinin yöneticisi Alla Gusseva. Herkesin markası kendine… Komünist nomenklatura’nın (ileri gelenler) şifalı sularla ünlü eski kenti, kış olimpiyatlarına adaylık sunumunda Putin’in bizzat ilan ettiği gibi, dünya standartlarında yüksek teknolojili bir kente bırakmıştı yerini.
7 Şubat 2014’te Ficht Stadı’ndaki açılış törenindeki bezginlik, Ukrayna Krizi’nin her şeyi berbat etmesindendi. Aylardan beri on binlerce insan, 2009’da Avrupa Birliği’yle müzakere edilen bir ortaklık anlaşmasının aleyhine olacak biçimde Başkan Viktor Yanukoviç’in Rusya’yla gümrük birliğine gitme tercihini protesto etmek için Kiev’deki Maidan (Bağımsızlık) Alanı’nı işgal etmektedir. Durum saatten saate kötüleşmektedir. Soçi’deki açılışa ne Amerikan Başkanı, ne Fransız ya da Alman muadilleri, ne Britanya Başbakanı gelmiştir; spor karşılaşmalarının görkemli açılışı, kırk kadar başka yönetici huzurunda yapılır.

olimpiyat
Daha birkaç gün geçmiştir ki, sokağın baskısıyla, Yanukoviç Ukrayna’da bir “darbe” yapılmasını kınayan Moskova’ya sığınır. Rus özel kuvvetleri sahaya gönderilir ve Kırım’ı işgal ederler. 18 Mart 2014’teki tartışmalı bir referandumdan sonra, Ukrayna Yarımadası’nın ilhakı Kremlin’den bildirilir; o sırada ise Ukrayna’nın doğusundaki Donbass’ta, Rus yanlısı ayrılıkçılarla Kiev’e bağlı kuvvetler arasında kanlı bir iç savaş başlamıştır. ABD ve Avrupa emrivakiyle sıkışmıştır: Vladimir Putin için, büyük olimpiyat âyininin ardından yaptırımlar ve tecrit gelir.

Solan imaj

22 Kasım 2017’de, Suriye’deki savaş ikinci başkente yansır. Bu kez, Rus Başkanı’yla Türkiye’den Recep Tayyip Erdoğan ve İran’dan Hasan Ruhani’nin görüşmelerine evsahipliği yapmak için, Lenin’in eski sanatoryumundan lüks otele dönüştürülmüş olan mekân (280 oda, on restoran, iki havuz…) seçilir. Beşar Esad’ın yardımına koşmak için Suriye’ye birlik gönderdikten üç yıl sonra, Kremlin yeni ortaklarıyla ittifakını göstermek için yine Soçi’yi seçer: Tamamen Şam rejiminin bayraklarıyla süslenmiş bir kentte düzenlenen Suriye’de Ulusal Diyalog Kongresi başarısızlıkla sonuçlanır.
Ukrayna olayları sırasında bir süre tecrit edilmiş göründükten sonra, Putin Suriye çatışmasıyla kendini Ortadoğu’da göz ardı edilemeyecek bir aktör olarak kabul ettirerek uluslarası sahneye güçlü bir dönüş yapmıştır. Kendi hükümetini hiçbir işe karıştırmadığı hassas bir dosya, büyük bir krizdir bu: Suriye için atadığı özel elçisi Aleksandr Lavrentiev ile birlikte tek başına yönetmiştir bu dosyayı.

sochi summit
Soçi’de Suriye Zirvesi

Batı’yla, özellikle de ABD’yle ilişkileri Kasım 2016’da Beyaz Saray’a Cumhuriyetçi Donald Trump’ın gelmesiyle daha da karmaşıklaşır. Rus Başkanı, Amerikan istihbarat servisleri tarafından, Moskova’nın nefret ettiği Hillary Clinton’ın aleyhine biçimde Trump’ı seçtirmek için, propaganda, sosyal medya, yönlendirilen temaslar ve e-posta korsanlıkları yoluyla elden gelen her şeyi yapmış olmakla suçlanmaktadır. Bir yıl sonra, Kremlin’in reisi dördüncü bir görev dönemi için adaylığını açıkladığında, bu «Russiangate» üzerine polemik hâlâ bitmemiştir ve yeni yaptırım tehditleri sürmektedir. Buna paralel olarak, bu sefer 2014 Kış Olimpiyatları’nda dopingle ilgili bir başka skandal patlamıştır. Putin’den öte, Soçi’nin imajı solmaktadır böylece.
Kremlin’in şefi, 65 yaşında, Kırım’ın ilhakının “yıldönümü” olan 18 Mart günü, görev sonu 2024 olan dördüncü bir döneme girecekti. KGB ajanı olarak yetiştiği Dresden’den (eski DDR); doğduğu, siyasette ilk adımlarını attığı ve kendi şebekelerini oluşturduğu şehir Saint-Petersburg’a, güzergâhında hayli noktalar karanlık kalmaktadır. Fakat iktidarda on sekiz yıl icraattan sonra, Moskova’da da Soçi’de de, 2000 yılında bir Amerikalı gazetecinin sorduğu “Bay Putin kimdir?” sorusunu anma riskine giren kimse çıkmayacaktır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus