Putin’i Putin yapan şehirler (2): Putin ve Saint­ Petersburg “çetesi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

18 Mart başkanlık seçimleri yapılırken, Le Monde gazetesi Kremlin’deki şefin bugüne kadar izlediği güzergâh üzerine bir makale dizisi yayınladı. İlk etap: Putin’in 1985 ile 1990 yılları arasında KGB subayı olarak görev yaptığı eski Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) idi. İkinci etap: Doğduğu şehir Saint Petersburg oldu.
6 Mart 2018’de Isabelle Mandraud imzasıyla yayınlanan araştırmayı Haldun Bayrı çevirdi.

Saint-Petersburg’un göbeğinde, Baskov sokağı no. 12’de, Vladimir Putin’in büyümüş olduğu sıradan binayı diğerlerinden ayırt eden hiçbir şey yok. Mütevazı bir çiftin evliliklerinin ileri yıllarında doğmuş çocukları olan –babası bir demiryolu araç-gereçleri fabrikasında çalışıyormuş– Kremlin’in müstakbel şefinin, şehrin adının Leningrad olduğu zamanlarda, buradaki toplu konutta yaşadığını hatırlatan hiçbir tabela yok. Üç yıl öncesinde tanıştığı Aeroflot hostesi Lyudmila Aleksandrovna Şkebneva ile 1983’te evlenene kadar bu evde kalmış. Ama nereye ayak bastığınızı anlamak için giriş kapısını itmek yeterli. Bilmem kaçıncı bir yenileme çalışmasının göstergesi, duvarlardan sarkan kalasların ortasında, kapıcı gözetim kameralarına anlamlı bakışlar atıyor. Hayır, burayı ziyaret etmek mümkün değil. Binada oturan biri, Putin adını duyar duymaz ilk baştaki konuşkanlığını keserek kaçıyor.
Rus Başkanı’nın doğduğu şehir, Rusya’nın en Avrupaî şehri, seçimlerde dayanabileceği bir oy deposu değil. Kuşkusuz, 2012’deki son başkanlık seçiminde oyların yüzde 58,7’sini almıştı; fakat oylama hile suçlamalarıyla lekelenmişti. Bizzat oylama öncesinde, “Rossia biez Poutina!” (“Putin’siz bir Rusya!”) sloganıyla düzenlenen ve sertlikle bastırılan gösteriler, Moskova’dakilerden sonra en önemli mitinglerden olmuştu.
“Bu adam her şeyin kendisine mubah olduğunu düşünüyor. Bütün dünya, yolunun kesişmemesi evlâ olan bir haydut gibi onun ülkesinin etrafından dolanmayı denediği halde, herkesin korktuğu büyük bir ülke yönettiği hayalinde o!” diye verip veriştiriyor, oranın muhalefet milletvekili Boris Vişnievski. Boris Yeltsin’i iktidara taşımış ve bugün feshedilmiş olan Demokratik Rusya hareketinin ilk andan itibaren militanı, 62 yaşındaki kır sakallı bu matematikçi, Devlet Başkanı’nın siyasî yükselişini yakından izlemiş.

Özgeçmişte bir leke

Vladimir Putin KGB yarbayı rütbesiyle 1990’da Leningrad’a döndüğünde, ortalık allak bullaktır. 1985’ten beri Dresden şehrinde istihbarat ajanı olarak çalıştığı Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) ortadan kalkmıştır. Doğduğu şehirde, mağazaların önünde ucu bucağı görünmeyen kuyruklar oluşmuştur, satış tezgâhları boştur, her şey karneye bağlanmıştır. Mihail Gorbaçov’un başlatmış olduğu o kapsamlı ekonomik ve sosyal reform hareketi perestroika hakkında, Doğu Alman televizyonundaki kısacık bir programda gördüğü kadarıyla haberdardır. Memlekete dönünce, gerçeklik kendini dayatır: Sistem her tarafından çatırdamaktadır.
KGB mensubiyeti kariyer yapmak için bir dokunulmazlık belgesi değildir artık; özgeçmişinde gizlemek ya da paraya çevirmek gereken bir lekedir. Bazı subaylar rozetlerini atmaktadır. Başkaları ise gizli belgelerle Batı’ya kaçmaktadır. Bu şekilde, 1992’de Britanya gizli servisleri Vassili Mitrokhin ile ailesini yurtdışına çıkarır. Eski bir dış istihbarat ajanı olan bu emekli de bir süre Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde görev yapmıştır. Beraberinde altı bavul arşiv belgesi götürür.
Putin, dünyasının çöktüğünü anlıyordur. 38 yaşında, iki küçük kız çocuğu babasıdır; Leningrad’a dönünce, vaktiyle hukuk öğrenimi gördüğü üniversiteye girmekten başka seçeneği yoktur. Rektörün uluslararası ilişkilerden sorumlu yardımcısı olur; geleneksel olarak, Sovyet gizli servislerinin kendilerini adlandırmayı sürdürdüğü gibi, bir “Çekacı”ya mahsus paravanlardandır bu. Kızağa alınmayı andıran bir ehven-i şerdir. Ama öyle veya böyle, geçinmek gerekmektedir. Putin çifti Dresden’den sadece tekleyen bir Volga ve yirmi yıllık bir Alman çamaşır makinesiyle dönmüşlerdir…

Darbe sırasında “tatilde”

Bir arkadaşı ona Anatoli Sobçak’ın ekibine katılmasını öğütler. 1990’da Leningrad belediye meclisi Lensoviet’in başına seçilmiş olan 53 yaşındaki bu hukuk profesörü, bir yardımcı aramaktadır. İlk görüşmelerinde iş bağlanmıştır. Putin’in dediğine göre, Sobçak onun KGB’yle bağlarını öğrendiğinde, “Kimin umurunda!” deyivermiştir.

sobcak
Putin Anatoli Sobçak ile

O andan itibaren, apparatçik [parti üyesi] ile “Çekacı”, en zor zamanlarda bile birbirinden ayrılmayacaktır. Hemen her tarafta Lenin portrelerinin indirilmeye başlandığı sırada, Putin fazla gecikmeden seçimini Büyük [Osmanlı deyişiyle: Deli] Petro’nun portresinden yana yapar. 1917 Ekim Devrimi’nin kıvılcımının çakıldığı, Bolşeviklerin eski karargâhı Smolny Enstitüsü’ndeki bürosunda, 18. yüzyılda Saint Petersburg’u kuran bu çarın resmi asılıdır. “Tarafımı seçtim” diyecektir daha sonra.
Kendi sözleriyle, “hayatı[n]da aldığı en acılı karar” olan KGB’den istifası, Sovyet gizli servislerinin patronu Vladimir Kriyuşkov’un da içinde bulunduğu sekiz rejim reisinin başarısız darbe girişiminden sonra, 1991’de işleme konacaktır. Çok sayıda meslektaşının tanıklık ettiğine göre o sırada “tatil”de olan Putin, yaşadığı hüsranı içine atar. SSCB’nin yıkılışından artık dönüş olmayacağını bilmektedir.
O yıl, ülkenin ikinci şehri olan Leningrad tekrar Saint-Petersburg –sâkinlerinin deyişiyle 
“Piter”– adına kavuşur. 12 Haziran’da, Sobçak şehrin ilk seçilmiş belediye başkanı olur. Aynı zamanda da sonuncudur. Zira ondan sonra, bu makam “valiliğe” dönüştürülecek ve 2004’ten itibaren, ikinci görev döneminde, Başkan Putin bölge valilerini doğrudan kendi atamaya başlayacaktır. Ama 1991’de, koruyucusunun gölgesinde siyaset yaşamının âdetlerini keşfettiği dönem boyunca, her şey şantiye halindedir. Kısa süre sonra Yeni Rusya’nın liberal çehresi mertebesine çıkarılan Sobçak’ın her adımında yanında olur. “Sobçak’ın daima haklı olduğunu söylüyordu” diye belirtiyor Boris Vişnievski; daha sonra da aynı Putin’i şöyle tarif ediyor: “Daha ziyade soğuk, epey nâhoş bir intiba bırakan sevimsiz bir adam”.

Para nereye gidiyor?

Bu zor geçiş döneminde, “Piter” şehrinde Coca-Cola ve McDonald’s şubeleri açılırken, dini imanı para olan bir “business” gelişmektedir. Büyük fabrikalar ve liman, mafya çetelerinin denetimindedir. Dış ekonomik ilişkilerden sorumlu belediye başkanı yardımcısı olan Putin, kuşkuları körükler sonunda. Yokluğu çekilen maddeleri tedarik için tasarlanmış olan geniş bir takas planı (yiyeceğe karşı hammaddeler) çerçevesinde ihracat lisanslarını dağıtan onun bölümü değil midir? Sorun: Hammaddeler, yani kereste ve madenler gerçekten ihraç ediliyordur; fakat karşılığı hiç gelmemektedir ve paranın nereye gittiğini hiç kimse bilmiyordur.
Mayıs 1992’de, bir parlamento komisyonu bu şekilde iç edilmiş meblağın 100 milyon dolara ulaştığını tespit eden bir raporu incelemeye alır. İki yerel milletvekili, o zamandan beri vefat etmiş olan Marina Salie ile Yuri Gladkov tarafından kaleme alınan yaklaşık yirmi sayfalık bu belge davaya Putin’in adını karıştırmaktadır. Toplantıya otuz altı seçilmiş üye katılır ve Belediye Başkanı’ndan yardımcısının istifası istenir. Boris Vişnievski o toplantıda bulunanlardandır. “Putin istismar mı edilmişti, yoksa suç ortağı mıydı? İki varsayım da masadaydı,” diye açıklıyor. “Ama o kendini savunmuyordu bile. Hiçbir şeyi inkâr etmiyordu, olacak şey değildi bu; sadece, ‘Belki bazı yanlışlar yapmış olabilirim’ diyordu.” Gergin bir havada geçen toplantı bir buçuk saat sürer. Hiçbir şey olmaz. Sobçak, liste arkadaşından ayrılmayı reddeder. Hiçbir soruşturma açılmaz. Sümenaltı edilen dosya bir süre sonra arşivlerden de yok olur; Vladimir Putin’e ilk muhalefetin burada, “Piter”de doğduğunun kanıtıdır bu.

KGB’deki basamaklar

Güçlü bir şebekeyi kuracağı bu şehirde ona herkes de düşman değildir halbuki. Günümüzdeki yakınlarının listesine, gerçek yakın korumasına bakıldığında, yolumuz sürekli Saint Petersburg’a çıkar. O da yerel hukuk fakültesi mezunu olup, başbakanlık ve 2008 ile 2012 arasında “vekâleten” başkanlık yapan Dimitri Medvedev, dış ekonomik ilişkiler komitesi nezdinde uzman olarak onun emri altında çalışmıştır. Bugün petrol devi Rosneft’in patronu olan İgor Setçin, çalışma arkadaşlarından biri olmuştur. Putin’in kendi bölümünü yönettiği sırada, Maliye Bakanı Aleksey Kudrin de finans bölümünü yönetmiştir. Boris Yeltsin döneminde hoşnutsuzluk yaratan özelleştirme programının babası Anatoli Çubais ise, Sobçak’a ekonomi danışmanlığı yapmıştır. 2014’teki Soçi Kış Olimpiyatları’nda Rus atletlerin doping skandalıyla lekelenen Spor Bakanı Vitali Mutko ise, Belediye Başkanı’nın bir sürü yardımcısından biri olarak, sosyal ve sportif faaliyetlerden sorumludur.
Bir de KGB’deki “Piter” damarı vardır; Putin’le aynı şekilde yetişmişlerdir. Valilik’te de çalışmış olan Sergey Narişkin, bugün Parlamento’nun alt meclisi olan Duma’nın dış istihbarat servisini (SVR) yönetiyor. Leningrad Hukuk Fakültesi’nde önce öğrencilik sonra öğretim üyeliği yapmış olan Aleksandr Bastrikin, Kremlin’in hukuk silahını kullandığı soruşturma komitesini, kurulduğu andan beri yönetmektedir. Viktor Zlotov, önce Yeltsin’in, sonra da Putin’in yakın korumasının patronluğuna terfi etmeden önce, Sobçak’ın yakın koruması olmuştur; aynı zamanda Putin’in boks ve judo arkadaşıdır. Kısa süre New York’ta Birleşmiş Milletler nezdindeki Sovyet heyetinde diplomatlık yapmış olan Vladimir Yakunin, doğduğu şehre 1991’de dönmüş ve Putin’in yardımıyla ilk alışveriş merkezini inşa etmiştir; daha sonra da ulusal demiryolu işletmelerinin başına geçirilmiştir. 1996’da, ikisi birlikte Ozero Kooperatifi’ni kurmuşlardır. Saint-Petersburg bölgesindeki bir göl (Rusça’da ozero) yakınında bulunan kooperatif, kapalı bir topluluğu bir araya getirmiştir. Oraya özel datcha’lar inşa ettirerek gruplaşmış olan üyeleri, yasaya uygun biçimde bu kooperatife para yatırabilmektedir. Bunun akabinde çoğu milyarder olacaktır. Büyük servetler kategorisindeki Rotenberg Kardeşler –Arkadi ve Boris–, eski imparatorluk şehrinde dostları Putin’le judo yapmışlardır.

putinin ascisi
Putin ve aşçısı Yevgeniy Prigozhin

Rus Başkanı’nın Yevgeniy Prigozhin’le tanışması da “Piter”de olmuştur. 2000’li yılların başında, New Island adındaki lokantasında sık sık ağırlamıştır Putin’i. O zamandan beri Prigozhin, “Putin’in aşçısı” diye nam yapmış ve Kremlin ile ordu kantinlerinin baş tedarikçisi olmuştur. Özellikle de, 2016 Amerikan seçimine Rus müdahalesi skandalının tam göbeğindeki İnternet Araştırma Ajansı’nı kurduran isimdir. Ayrıca Ukrayna ve Suriye’de çok etkin olan Wagner paralı askerler şirketinin de sahibi olduğu söylenmektedir.
Kısa sürede Rus basınının vereceği isimle, “Saint Petersburglu arkadaşlar çetesi”, bu şekilde bir araya geldikten sonra, 1996’ya kadar devletin zirvesinde her yerde kendini kabul ettirir. 1996’da ise, Sobçak’ın belediye seçimini kaybetmesinden sonra, –o zamana kadar vatandaşlarının hiç tanımadığı biri olan– Vladimir Putin, Kremlin’e çıkar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus