Anadolu Ajansı’nın açıkladığı rakamların anlamı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yayına hazırlayanlar: Şükran Şençekiçer & Gamze Elvan

 

Medyascope.tv’de son seçim yayınından merhaba. Saatler 01.16’yı gösteriyor ve artık Anadolu Ajansı’nın verilerini dikkate alırsak ve siyasîlerin demeçlerini de bunların üzerine koyarsak –ki önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zaferini ilan eden bir konuşma yaptı–, gözler CHP’ye çevrilmişti, çünkü yaklaşık bir-iki saat önceki açıklamalarında, “Seçim ikinci tura kaldı, AA’nın verilerine güvenmeyin” açıklamaları, az önce parti yetkilisi Bülent Tezcan’ın “Demokratik zeminde mücadele edeceğiz, sonuçlara herkes saygılı olmalı” minvalindeki, düşük tondaki açıklamasının ardından ve buna bir de FOX TV’den İsmail Küçükkaya’nın Twitter hesabında, Muharrem İnce’yle yazıştığını, “adam kazandı” cümlesini Muharrem İnce’nin kendisine yazdığını söyledi İsmail Küçükkaya ve yavaş yavaş artık CHP cephesinden de var olan sonuçların kabul edildiğine dair işaretler gelmeye başladı. Ama kuşkusuz Muharrem İnce’nin söylediği hâlâ geçerli, kamuoyuna yaptığı açıklama Twitter hesabından: “YSK’nın ön sonuçlarının ardından açıklama yapacağım”. Herkesten şu anda sosyal medyada da Muharrem İnce’ye soru var; “İsmail Küçükkaya’ya söyle” türünden. Ruşen Çakır?

Çakır: Evet artık o ilk başta itiraz, beklenti, manipülasyon iddiası –ki AA’nın daha önce söylediği rakamın neredeyse aynısı çıktı– çok güçlüydü; ama Muharrem İnce’nin ilk açıklamalarından da herhalde bir direnç bekleniyordu son âna kadar, bir şey bekleniyordu; ama sonunda böyle olmadığı anlaşılıyor. En son yapılan senin de bahsettiğin açıklama, Bülent Tezcan’ın açıklaması bir anlamda ilk yaptıkları o sert açıklamanın ardından bariz bir geri çekilme, Cumhurbaşkanı da bu arada balkon konuşmasını iptal etmişti, sonra tekrar yapacağı söylendi. Demek ki artık sonuçlarda bir mutabakat oluyor gibi. Zaten bu saatten sonra yapılan açıklama, şu anda AA 98,48’in –nedense son yüzde beş bir türlü bitmedi–, 52,51 diyor. Artık bu saatten sonra ne olur? Ya AA yalan söylüyor ya da artık bundan sonra değişme imkânı yok. Görüldüğü kadarıyla muhalefet de, ana muhalefet de bunu kabullenmiş durumda. SP’den zaten böyle bir açıklama geldi, diğerlerinden de böyle sert bir şeyler gelmiyor; artık tek tek vatandaşların içerisinde –muhalefetten– sinmeyenler olabilir, ama galiba bırakanlar üzerinden Türkiye’de yeni dönem başlayacak, öyle gözüküyor.

Seçim sonuçlarına bakıldığında en dikkat çekici sonuç MHP’nin aldığı oy. Kuşkusuz ki bu oy oranı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçilmesini sağladı, Cumhur İttifakı’nın Meclis’te çoğunluk olmasını da sağladı. Bu MHP’nin 1 Kasım 2015’te aşağı yukarı aynı 11,9 almıştı ve başarısızlık olarak addedilmişti; şimdi 11,16 AA’nın son verisine göre, burada da bir başarıdan bahsediliyor. Bu 11,16’yı nasıl açıklamak lazım?

Çakır: Valla İrfan, hani hep bir dip dalga diyordu muhalefet, dip dalga diye bir şey varsa MHP’nin varmış; ama gerçekten Erdoğan’ın ilk turda seçileceğini söyleyen anketlerde bile MHP 5-6-7 gözüküyordu. Şimdi şunu çok açık bir şekilde söyleyebiliyoruz ki bu seçimi MHP kazanmış; yani senin de dediğin gibi MHP AKP’yle ittifak yapmasaydı, ne Cumhur İttifakı çoğunluk olurdu ne de Erdoğan seçilirdi. Bu çok bariz bir şekilde ortada; ama öte yandan şöyle bir şey var: MHP’nin oylarını alacağı varsayılan İyi Parti’nin aldığı bir yüzde 10’luk oy var. Şimdi MHP’nin oyları neredeyse aynı kalmışken ya da belki bir puana yakın gitmişken, bu 10 puan nereden geldi? Büyük ölçüde AKP’den gelmişe benziyor, yeni seçmenden gelmişe benziyor, kısmen de CHP’den gelmişe benziyor. Bu anlamda çok esrarengiz aslında; yani MHP’nin bu oyunu nasıl muhafaza ettiği benim açımdan çok sürpriz. Kendileri bile şaşırmış olabilir, İyi Partililer çok şaşırmıştır, bence Tayyip Erdoğan da AKP de şaşırmıştır. Bu arada yalnız şöyle bir şey var biliyorsun: Cumhuriyet gazetesi seçimden önce iki kere ayrı ayrı “Ak Kurtlar” diye bir şey yazdı. Yani daha önce AKP’ye oy vermiş ama Türk milliyetçiliğine yakın bazı isimlerin artık ittifak da olduktan sonra MHP’ye döneceği yolunda. Böyle bir olayın da gerçekliği olabilir; bir bu var, bir diğer olay da şuna bakıyoruz: İkisinin toplam oyu 53,58, Erdoğan’ın aldığı oy 52,51, AA’ya göre. Yani Cumhur İttifakı’na oy verenlerden bir puan azı Erdoğan’a oy vermiş; bu da şaşırtıcı, çünkü şöyle deniyordu: MHP’ye oy vermekle beraber Erdoğan’a oy vermeyecek geniş bir kitleden bahsediliyordu. Demek ki bu da şehir efsanesiymiş, böyle bir şey olmamış. Bu seçimin esas galibinin MHP olduğunu çok açık bir şekilde söylemek mümkün, çok şaşırtıcı. Bunun nasıl olduğunun ortaya çıkarılması nasıl mümkün olur onu da bilmiyorum; yani illere bakılıp vs. ama mesela bizim arkadaşlar da biliyorsun Türkiye çapında gittiler, dolaştılar, MHP hiçbir yerde doğru dürüst gözükmüyor.

Tam bu dip dalga tanımlamasını hak eden bir durum herhalde bu. Hep SP için konuşulurdu, İYİ Parti olabilir denildi, ama dip dalga lafını MHP için kullanmak lazım.

Çakır: Yani şöyle bir şey var: İYİ Parti yüzde 3-4 gibi oy almış olsaydı, derdik ki İP MHP’den bir şey koparamamış. İYİ Parti’nin yüzde 10’u varken MHP’nin yüzde 11 olması, yani ikisi birlikte yüzde 21 falan yapıyorlar, bu başlı başına bir olay. Tabii bunun şöyle de bir etkisi var: Artık AKP ve Erdoğan MHP’ye… – yani hep ne deniyordu? “MHP AKP’den besleniyor” deniyordu, ki ben de düşünüyorum.

“Ona sığıntı oldu, barajı geçmek için…”

Çakır: “AKP sayesinde MHP ayakta duruyor” teorilerinin yerine “MHP sayesinde AKP ayakta duruyor” gibi bir olay çıkıyor ve bunun da bir bedeli olacak önümüzdeki dönemde. Zaten MHP politikalarını bayağı uygulayan Erdoğan’ın, önümüzdeki dönemde bunlara daha fazla yer vermesini bekleyebiliriz; bir de tabii bir kabine oluşturacak, bakanlar kurulu, cumhurbaşkanı yardımcıları seçecek, oralarda da herhalde MHP’ye yakın isimlere yer verecektir.

Az çok oranlar belli; o zaman biraz da bu oranlar bundan sonraki nasıl bir siyasî açılıma yol açabilir? Mesela Meral Akşener, ne olur durumu? MHP’den az oy aldı, iddialıydı.

Çakır: Bir de partisinden de az oy aldı. O da ilginç, Meral Akşener ikinci tura kalmada çok iddialıydı; ama belli bir yerden sonra o iddiasının azaldığını gördük. Şu haliyle şunu görüyoruz: Yüzde 10 almış bir parti, kendisi yüzde 7 almış. Dolayısıyla insanlar da, İYİ Parti’ye oy veren kesimlerde de esas rakibin Muharrem İnce olduğu görüşü çıkmış. Bu duruma Meral Akşener’in partisi içerisinde –bir de Meral Akşener artık milletvekili de değil, olamıyor– yani aday olmadığı için, parti içerisindeki gücü de çok ciddi bir şekilde etkilenir herhalde diye tahmin ediyorum; ama bu haliyle yüzde 10 almış ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yüzde 7 alabilmiş bir İYİ Parti var — tabii çok kısa sürede seçime girdiler vs.

Baraj olarak geçmiş de şu anda aslında.

Çakır: Barajı aşmıştı; ama ittifak sayesinde 45 milletvekili alabildi, barajı tek başına aşsaydı  45 milletvekili alamazdı. O ittifakın getirileri var biliyorsun; ama bu haliyle İYİ Parti’nin önümüzdeki işi çok kolay olmayacak, en önemli nedeni tabii MHP’nin ondan daha fazla oy almış olması. Yani MHP varken İYİ Parti’nin tamamen artık MHP geleneğiyle, şusuyla busuyla tamamen ilişkisini koparıp yepyeni bir şey olması lazım; çünkü MHP hâlâ ülkücü hareketin alanını tutuyor, bu gözüküyor.

Peki, bir de Muharrem İnce’yi konuşalım tabii; bu akşam ketumiyetini korusa da çok net bir durum var: CHP’den 7,5 puan fazla aldı ve yüzde 30’u buldu, CHP’nin ulaşamadığı bir oy oranıydı bu, yüzde 30; Muharrem İnce bunu almayı başardı. O zaman şimdi de artık çok klasik bir söylemle: Muharrem İnce artık CHP’nin başına mı geçer, ne olur?

Çakır: Herhalde öyle olacak, bu beni şaşırtmıyor; biliyorsun bunun muhabbetini çok yaptık. Bu seçimi Muharrem İnce’nin kazanmasından çok Muharrem İnce’nin CHP’nin liderliğini kazanması ihtimali çok yüksek; ama bu geceki performansı nedeniyle buna bir gölge düşmüş olabilir; çünkü insanlar çok şey beklediler ondan, itiraz beklediler; o itiraz çok güçlü bir şekilde çıkmadı.

“Kaybettiyse çıkıp ‘kaybettim’ derdi, bunu demeli” diye de böyle…

Çakır: O zaman demin Kadri’yle sohbet ediyorduk, şöyle diye: “Tamam, bu seçimi kaybettik; ama biz aslında şunu kazandık” diye bir şey söyleyebilir. Aslında kazandığı çok şey var, yani son üç tane miting bile başlı başına büyük bir olay, büyük bir dinamizm yakaladı; ama neyi yapmış? Şunu görüyoruz: Yüzde 30 oy alıyor. Millet İttifakı’nın oyu 34. Meral Akşener’le beraber 37 oy alıyorlar, yüzde 38 oy alıyorlar; yani HDP’den bir miktar oy almış, ama en önemli husus şu: Cumhur İttifakı’na oy vermiş kesimlerden oy alamamış. Bunu başaramadı. Muharrem İnce’nin başardığı: Muhalefeti mobilize edebildi. Muhalefetin içinde bir konsolidasyon sağladı. Bu hep önce de konuştuğumuz husus, karşı taraftan oy koparamadığı gibi, anlaşıldığı kadarıyla karşı tarafın Erdoğan etrafında konsolide olmasında da bir şekilde etkili oldu.

Bunu yapabilir miydi?

Çakır: Yapardı bence. Şimdi birçok insan diyor ki: “Çok az süre vardı” vs.. E bunu yapmayacaksa, yani muhalefetin oyunu ve Erdoğan’a oy vermiş insanların oyunu alamayacaksa, zaten seçimi kazanmasının imkânı yok. Oradan bir şeyleri koparabilmesi lazımdı. Koparamadığını görüyoruz. Ama şunu yaptı: İYİ Parti’ye oy verenlerden üç puan aldı. HDP’ye oy verenlerden de üç puan aldı mesela. Tamam, bunları yaptı. CHP’yi olduğu gibi aldı. Ama bu yetmedi. Buradaki mesele, diğer kutba ulaşamamış olması. Mesela MHP’li insanlara, diyelim ki, “MHP’ye oy vermekle beraber Erdoğan’a değil de bana oy verin; tamam, MHP’ye verebilirsiniz, ama bana verin” diyebilseydi, mesela 3 puan oradan koparabilseydi, 11 var ya, 3 puan oradan koparabilseydi ikinci tura kalıyordu.

MHP’nin bu performansını kimse beklemiyordu herhalde.

Çakır: Tamam, ama şunu söylüyorum: Oradan, Cumhur İttifakı’ndan bir şeyleri koparmamış. Bunu koparamadıktan sonra, istediğin kadar muhalefeti güçlendir, etrafında toparla; yetmiyor. Bunu gördük mesela. Otuz puan çok iyi bir puan. Ama otuz puan şöyle çok iyi olurdu: Demirtaş yüzde 10’u geçecek, Meral Akşener yüzde 10’u geçecek, onun 30’uyla beraber yüzde 50’yi geçeceklerdi. Bu 30 puan nasıl oluştu? Demirtaş’ın ve Akşener’in yüzde 10’u geçmemesi, partilerinin aldığı oyu almamasıyla oldu.

Oralardan aldı.

Çakır: Evet oralardan aldı. Normalde şöyle: Hatta hatırlarsan Bekir Ağırdır’la benim yaptığım yayında şey demişti, eşik yüzde 30. Yüzde 30’u geçerse o zaman ikinci turda iddiası olur. Çünkü yüzde 30 artı 10 artı 10 gibi bir basitlikte şey yapılıyordu. Hatta Temel Karamollaoğlu’nu da ekle, ikinci tura kalıyordu. Ama öyle olmadı. 30’un ardından 10 artı 10 gelmedi. Ondan dolayı da seçimi kaybetmiş oldu. CHP’nin başına herhalde geçer ama, sonrası ne olur? Bu Meclis grubuyla –Meclis’te de çoğunluğu kazanamadı Millet İttifakı artı HDP– işler çok zor yani. Bir taraftan yeni sistemi Tayyip Erdoğan rahat bir şekilde oturtacak. Artık Meclis’te sorun yaşamayacak. Meclis başkanını seçtirecek, bakanlar atayacak, cumhurbaşkanı yardımcıları atayacak. O bir tane şema vardı hani, yeni devlet yapılanması olacak. OHAL’i de herhalde kaldırmaz, öyle gideriz.

AKP de yüzde 42, neredeyse 7 Haziran sonucuna yakın bir sonuç aslında.

Çakır: Evet, o zaten şeyi… yani bir kriz var, bu krizi aşamıyor. Krizini ancak MHP’yle aşabilmiş. Yani bunu çok açık bir şekilde görüyoruz. AKP’nin bu son aldığı oylara baktığımız zaman çok bariz bir gerileme var. Bunu bir şekilde çözemiyor. Ve burada esrarengiz bir şekilde MHP aşısıyla durumu kurtardı. MHP olmasaymış ne Meclis’te çoğunluğu buluyordu ne de cumhurbaşkanı olarak seçiliyordu. Yani bu AKP’nin artık kendini yenilemesi falan nasıl olur, çok fazla bilmiyorum. MHP’ye ihtiyacı daha da artan bir parti görünümünde oldu.

HDP 11,56, 12’ye doğru gidiyor aslında. 7 Haziran’la 1 Kasım’ın ortasında bir oran bu. Klasik seçmeni de oturmuş gibi artık. Demek ki baraj endişesi olan bir parti olmayacak artık HDP herhalde.

Çakır: Üçüncü parti oldu. CHP’den sonra üçüncü parti oldu. Hem İYİ Parti’yi hem MHP’yi geçti hem de milletvekili olarak 67, MHP’nin 49, İYİ Parti’nin 45 gözüküyor. Bayağı bir grup oluşturdu ve grubun içerisinde çok ilginç isimler de var. Önümüzdeki dönemde HDP yine etkili olacak diyeceğim, ama herhalde yine önüne çok ciddi engeller çıkartılacak. Hele bu sistemde… üstelik Meclis çoğunluğu da ellerinde olacak. MHP’ye bu kadar tâbi olan bir AKP yönetiminde, Erdoğan yönetiminde, HDP herhalde yine önümüzdeki dönemde de HDP olmaya, teorik olarak devam edecek gibi gözüküyor. İşi zor. Ama şu hâliyle şunu da artık herkes görüyor ki: HDP çok güçlü. Yani ne olursa olsun, bütün engellemelere, şuna buna rağmen hep yüzde 10’u muhakkak rahatlıkla aşıyor. Biraz daha özgür olabilse, Selahattin Demirtaş dışarıda olsa, medyaya erişim imkânları olsa, demek ki 7 Haziran’daki oyu bile alabilirmiş yani.

Peki bu tablo önümüzdeki dönemde nasıl bir Türkiye vaat ediyor bize? Artık Bahçeli ve Erdoğan arasındaki ilişki bir noktada eşit bir ilişki olacak. Bahçeli tırnak içerisinde o “eziklik” hâlinde hiç değil artık. Mesela bir af önerisi vardı –ki Bahçeli’nin de seçimlerden önce hatırladığımız tek vaadi bu af önerisiydi–, miting dahi yapmadı ve yüzde 11’leri buldu.

Çakır: Demokrasi, hak ve özgürlükler konusunda umutlu olmamak için çok neden var. Muhalefet bir kere daha beklentiyi çok yükseltti ve onun moral bozukluğu çok yüksek olacak. Bir karamsarlık, kasvet havası esecek. OHAL sürecek ve baskı uygulamaları devam ederse, zaten medya büyük ölçüde kontrol altında, daha da devam ederse vs. bizi hiç de parlak bir gelecek beklemiyor açıkçası. Burada umutlanabileceğimiz hiçbir şey yok. Ancak şöyle bir şey var: Bu yönetemeyen bir iktidarın kendini yeniden seçtirdiği bir durum. Bu çok sürdürülebilir bir olay değil. Tabii seçim sonuçları böyle çıktıktan sonra söylenmesi abes bir şey olabilir; ama ben bu seçim sonuçlarının Erdoğan’ın krizinin çaresi olduğunu düşünmüyorum. Ama bir müddet nefes aldıracaktır. Bir müddet muhalefetin üzerindeki baskısını azaltacaktır. Önünün sonuna kadar açık olduğunu görüyoruz, o anlamda gerçekten öyle. Ne medya var, ne yargı var. Hiçbir şey yok yani; denetleyebilecek, dengeleyebilecek hiçbir şey yok. Ama Türkiye bunu daha ne kadar böyle kaldırabilir? Çok fazla bilmiyorum. Önümüzdeki dönemde artık ne olacak? Bir: Yerel seçimler var. Yerel seçimleri konuşmaya başlayacağız. Ama bu moral bozukluğuyla muhalefet… mesela çıkan sonuçlara baktığımız zaman, AKP İstanbul’da ve Ankara’da o referandumdaki yarayı sarmış gibi gözüküyor, değil mi?

Sarmış gözüküyor.

Çakır: Yani en azından ilk izlenimler böyle. O zaman yerel seçimler de çok fazla üzerine heyecan yaratılabilecek bir şey olmayacaktır. Yerel seçimde tabii şöyle bir husus var: Bütün bu güneydoğuda kayyum atanmış belediyelerin tekrardan HDP ya da DBP, Demokratik Bölgeler Partisi tarafından kazanılması gibi bir durum var. Ama istedikleri zaman yine kayyum atarlar herhalde.

Tabloya baktığımızda, Erdoğan bu seçim sistemini önerirken, cumhurbaşkanlığı sistemi, en büyük gerekçe, koalisyonlar olmayacaktı artık, güçlü olacaktı; ama şu an çıkan tablo bir AKP-MHP koalisyonu değil mi? Tam o kaçınılan şey aslında oldu gibi.

Çakır: Aslında ilk başta bir işbirliği gibiydi. MHP sanki burada bir koltuk değneği gibi duruyordu, çok önem atfedilmiyordu. Ama bu çıkan sonuçtan sonra çok güçlü bir koalisyon ortağı olacağı kesin. AKP bir süredir MHP’nin çizgisine zaten gelmiş olduğu için, orada çok fazla zorlanmayabilirler. Ama o çizginin sürdürülebilirliği olmadığı için zorluk çıkabilir. Mesela Kürt meselesini hiçbir şekilde çözüm perspektifiyle ele almayacak mı AKP? Almayacağa benziyor. O da çok ciddi bir şekilde önünü tıkayacaktır. Ne yapacaklar mesela? HDP olgusuyla nasıl uğraşacaklar? Yine tekrar milletvekillerini hapse atarak vs., şunla bunla mı yapacaklar? Önlerinde çok sayıda sorun var, bölgesel sorunlar var. Ama bir koalisyon olduğu ve MHP’nin de bu koalisyonun gerçekten güçlü bir ortağı olduğunu bu gece itibariyle görüyoruz.

Çünkü Meclis çoğunluğunu MHP’yle yakalayabiliyor AKP — 300 üzerini. Çok da Erdoğan’ı memnun eden bir sonuç değildir herhalde bu.

Çakır: Ama sonuç olarak baktığımız zaman memnun; çünkü tekrar seçildi, tekrar Meclis çoğunluğunu aldı. MHP’yle arası açılana kadar bu böyle gider. Yani şimdi Fethullahçılarla işbirliği yaptığı zaman memnun değil miydi? Memnundu. Çünkü işler tıkır tıkır yürüyordu. Ama bir yerde koptu. Ondan sonra yenisine baktı. Ama şu hâliyle kendine yeni partner arama ihtiyacı yok; her şeyin çoğunluğuna sahip. Kendisi zaten aldı. Meclis’te çoğunluğu var. Daha ne ihtiyacı var ki yani?

Makro bir politikada dönüp Devlet Bahçeli’yle bir fikir birliği aramaz mı bundan sonra bu koalisyon?

Çakır: Ama zaten birlik var.

Birlik var diyorsun.

Çakır: Birlik var. Oluştu. Yani o anlamda baktığımız zaman MHP’nin AKP’den şikâyet ettiği bir şey yok ki zaten yani.

Dolayısıyla bu işbirliği yürüyecek.

Çakır: Öyle gözüküyor.

Peki, başka ne söylemek istersin Ruşen?

Çakır: Başka bir şey söylemeyelim. Yeteri kadar konuştuk… Bir de Saadet…

Saadet’i sorsam, evet, aklımdaydı. Aslında büyük beklentiler yoktu. Kendilerinin de bu yayınlara geldiklerinde hep söyledikleri bir şeydi aslında.

Çakır: Olmadı yani, Saadet Partisi olmadı.

Kısaca olmadı.

Çakır: Sonrası ne olur bilmiyorum ama, Saadet Partisi bir şey denedi. Kendisi açısından çok riskli bir şey yaptı. Başaramadı. Artık bundan sonra herhalde Saadetçiler bayağı bir zorlanırlar AKP’lilerle tartışırken, öyle söylemek lazım.

Evet, eğer yanılmıyorsam, bilgilerde son bir değişiklik yoksa sadece CHP listelerinden iki milletvekili…

Çakır: Üç, bir de Konya’dan.

Bir de Konya’dan evet. Emre Bağce, Cihangir İslam ve Konya’daki aday. Dolayısıyla üç milletvekiliyle temsil edilecek. Evet aslında son söz, ülke için hayırlı olsun herhalde.

Çakır: Evet, hayırlı olsun. Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz. Evet, iyi geceler diyelim herkese.

İyi geceler. Medyascope Tv seçim yayınları da burada sona erdi. Herkese iyi geceler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus