CHP’de kurultay olursa ne olur?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yayına hazırlayanlar: Gamze Elvan & Şükran Şençekiçer

Merhaba, iyi günler. CHP konuşuyoruz, daha da konuşacağa benziyoruz. Türkiye’de siyaseten çok şey oluyor, rejim değişiyor, sistem değişiyor; ama bunlar olurken çok büyük bir gürültü olmuyor. Öte yandan muhalefette tam bir savrulma hali var. Bir kere seçim zamanı oluşmuş olan Millet İttifakı hemen ânında fiilen dağıldı; bir ittifak falan kalmadı ortada. İYİ Parti, şu anda Afyon’da harıl harıl yeniden yapılanmayı konuşacak, seçim değerlendirmesi yapacak — onlar kendi dertlerine düştüler. CHP ise bambaşka. Saadet Partisi’nin durumu belli, çok büyük bir hayal kırıklığı ve onun şoku hâlâ atlatılabilmiş değil. Geriye CHP kalıyor; en önemli muhalefet partisi. CHP’de tabii yine kurultay –CHP’yle, bu hareketle, geçmişten bu yana kurultay sözcüğü beraber anılır oldu– bu sefer de böyle oldu. Muharrem İnce, “Benim ağzımdan kurultay lafını duymayacaksınız” dedi; ama sonra da ilk fırsatta telaffuz etti. En son katıldığı bir televizyon programında da kendisinin böyle bir çabada olmayacağını, ama başkaları isterse kendisinin görevi kabul edeceğini söyledi ve imza kampanyası başladı, pazartesinden itibaren gerekli olan 634 imzanın sürekli eli kulağında olduğu açıklaması yapılıyor İnce çevrelerinden; ama şu âna kadar henüz bu rakam –benim bilgim dahilinde– oluşmamıştı. En son, İzmir milletvekili Mehmet Ali Çelebi, 600’e ulaşıldığını gün içerisinde tamamlanacağını söyledi; ama daha bir hafta var, pekâlâ tamamlanabilir; ama Genel Merkez’in de bu imzaların toplanmasını, 634’ün bulunmasını engelleme yolunda el altından da olsa bir çaba yürüttüğü kesinlikle belli.

634 imza toplanırsa, Kılıçdaroğlu aday olmayabilir

Bir diğer husus da tabii rakam konusunda. İmza toplayanlarla genel merkezin rakamlarının birbirini tekzip etmesi, bu konuda da aralarında bir diyaloğun, koordinasyonun olmaması. Toplanır mı? Açıkçası çok kolay olacağını sanmıyorum; her ne kadar ilk günden itibaren çok kolay olacağını söyleseler de, en son daha yeni yapılan kurultayda Muharrem İnce’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun aldığı oylara bakılırsa, arada çok büyük bir fark vardı. O farkın 24 Haziran sonrasında belli ölçülerde kapandığı muhakkak; ama yarıdan fazlasının kurultay isteyeceği konusunda henüz bir netlik yok. Şöyle bir husus var çünkü; burada eğer kurultay toplanırsa, 634 imza toplanırsa, Kılıçdaroğlu’nun yeniden seçilme hatta yeniden aday olma durumu bence pek söz konusu olamaz — birçok kişinin de bana benzer görüşlere sahip olduğunu görüyorum. Burada şöyle bir şey yapabilirdi Kılıçdaroğlu –hâlâ yapabilir mi emin değilim–; kendisi kurultay çağrısı yapardı, imza toplanarak değil, eğer böyle bir çağrı olsa kendisinin toplayacağı kurultayda belli birtakım hazırlıkları da, dengeleri de gözettirse, Parti Meclisi’ni oluştururken birtakım hesaplarını yeniden yapsa belki tekrar aday olup kazanma ihtimali olurdu; ancak kendisine rağmen imza toplanıp kurultaya gidilmesi durumunda Kılıçdaroğlu’nun kazanma ihtimalinin olacağını sanmıyorum. Aday olma ihtimalinin de çok düşük olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla kaderlerini bir şekilde parti içerisinde Kılıçdaroğlu’yla birlikte çizmiş olan delegelerin ondan vazgeçmesi kolay olmayacaktır.

İnce etrafındaki koalisyon

Bir de tabii şöyle bir husus var; önümüzde yerel seçimler var, yerel seçimler partiler için her zaman için ayrı bir öneme sahiptir, Kazanılması garanti olan bazı yerlerde belediye başkanlıkları ve meclis üyelikleri için şimdiden delegelerin ve delegelerin içerisindeki kişilerin çalışmalar içerisinde olduğunu öteden beri biliyoruz. Dolayısıyla şu andaki var olan yönetimin sürmesi halinde yerel seçimlerde kendilerinin ya da kendilerinin destekledikleri isimlerin aday olma ihtimalini yüksek görenler Kılıçdaroğlu’ndan ayrılmak istemeyebilirler, bunu da bir yere koymak lazım. Zaten bu kurultayı CHP için anlamlı kılan hususlardan birisi de yerel seçimlerdeki adayları kimlerin nasıl belirleyeceği meselesi.
Kurultayla ilgili olarak bakıyoruz; Muharrem ince’nin kendisi var, Muharrem İnce’nin öteden beri destekleyicileri var, daha sonra da özellikle 24 Haziran’da gösterdiği performanstan hareketle Muharrem İnce’ye destek vermeye başlayanlar var. Bir diğer husus, 24 Haziran’da Genel Merkez tarafından iyi yerlerden aday gösterilmeyen ya da hiç aday gösterilmeyen –özellikle eski milletvekillerinin– kampanya ânından itibaren İnce’yle beraber hareket ettiklerini biliyoruz, yani saf değiştirdiklerini biliyoruz. Bir diğer husus da tabii bu gidişatın, CHP’deki gidilşatın İnce’ye doğru olduğunu, İnce’nin başkanlığının kaçınılmaz olduğunu düşünen bazıları da oraya doğru, çok da kendisiyle uyuşmasalar da Kılıçdaroğlu devrinin kapandığını düşünerek ona yöneliyor olmaları kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla İnce’nin etrafında bir tür yeni koalisyon oluşuyor gibi.

“Gelecek için biz”

Kurultay sürecinin, olağanüstü kurultay sürecinin ilginç olaylarından birisi “Gelecek için biz” inisiyatifinin parti içerisindeki öne çıkan isimleri İlhan Cihaner ve Selin Sayek Böke –biraz önce burada canlı yayında arkadaşımız Alphan Telek’in sorularını da yanıtladılar–, onların da kurultaya çağrı yapmış olmaları, onların kurultay istemesi, imza vermesi oldu. Selin Sayek Böke’nin aday olabileceği söylendi; kendisi kesinlikle böyle bir şeyin olmayacağını söyledi.
Onlar kurultayı 24 Haziran’ın ve CHP’nin gidişatının ve Türkiye’nin gidişatının tartışılacağı bir yer olarak istediklerini söylüyorlar; ama bu çok naif bir öneri bence. CHP kurultaylarında genellikle bu tür tartışmalardan ziyade liste kavgaları olur, hem Parti Meclisi için hem genel başkanlık için adaylık meseleleri olur; onun dışında kimse birbirinin söylediğini doğru dürüst dinlemez. Tabii ki birtakım konuşmalar olur; ama onlar sadece kayda geçmek içindir. Yoksa, bir kurultay yapılacak, CHP delegeleri bir araya gelecek ve biz nerede yanlış yaptık, neyi nasıl yaparsak daha başarılı oluruz diye tartışacaklar… böyle bir şeyin beklemenin çok gerçekçi olacağını açıkçası sanmıyorum. Kurultay olacaksa esas olarak kim aday olacak, kim kazanacak kurultayı olacak.

Muharrem İnce’li bir CHP nasıl bir açılım yapacak?

Eğer kurultaya gidilirse, muhtemelen bu imzalarla gidilirse, buradan Muharrem İnce’nin kazanacağı herhalde garantidir, öyle gözüküyor — eğer imzalar toplanırsa. İmzaların toplanmış olmasına rağmen Muharrem İnce’nin kazanmama durumu olacağını pek sanmıyorum; zaten imzayı toplayabildiği andan itibaren çok ciddi bir moral üstünlüğü de elde edecektir.
Peki, Muharrem İnce’li bir CHP ne verecek? Nasıl bir açılım yapacak? Açıkçası kampanya sürecinden itibaren Muharrem İnce’nin kampanya dilini, kampanyada kullandığı argümanları, ekibini, daha doğrusu ekipsizliğini ya da ekibinin görünmezliğini ciddi bir şekilde eleştiren birisi olarak, dışarıdan bir gözlemci olarak, Muharrem İnce’li CHP’nin çok da büyük atılım yapabileceğini –hele bu koşullarda– açıkçası çok fazla düşünmüyorum; ama tabii ki taze bir kan olacaktır, bir yenilik olacaktır. Ama seçimden bu yanaki performansına da baktığımız zaman, Muharrem İnce’nin aslında çok da var olan, seçim gecesine kadar süren, ama seçim gecesinde bayağı bir aşağı inen, kendisine yönelik ilgiyi tırmandıracak, yeniden tırmandıracak pek fazla bir şey yapamadığını gördük. Özellikle tüm Türkiye’yi gezeceğini söyledi. Daha sonra il sayısını azalttı ve iki yere gitti, Erzurum ve Kırklareli’ne gitti, o da bir yerde kaldı. Eğer il ziyaretlerini sürdürüyor olsaydı, belli bir tempoyu muhafaza ediyor olabilirdi.
Bir televizyon yayınına çıktı, iki saat boyunca konuştu. O iki saatlik yayında da –baştan sona izledim– Türkiye’yi yönetmekten ziyade CHP’yi yönetmeye talip bir siyasetçi profili çizdi. Tabii ki bunun bir önemi var; ama esas olarak artık CHP’nin sorunu, “CHP’ye kim genel başkan olacak?”tan ziyade, “CHP’ye kim genel başkan olup Türkiye’yi yönetmeye talip olacak?” sorusu olması lazım. Muharrem İnce’nin en son televizyon performansı bu konuda çok zayıftı. Kampanya boyunca çok kullandığı sosyal medya kullanımını da azalttığını gördük. Ekonomiyle ilgili attığı tweet’lerin de çok fazla etkili olmadığını kayda geçmek lazım.
Peki ne olur? Muharrem İnce ile kongreye gidilirse, kurultaya gidilirse –CHP’den bahsederken kongre dememek lazım: Kurultaya gidilirse–, Muharrem İnce kazanırsa –ki büyük bir ihtimalle, imzalar toplanıp gidilecek bir kurultaydan– o çıkar. Ondan sonra CHP’de yeni bir Parti Meclisi yapılanması, yeni ittifaklar göreceğiz. Ve tabii ki bu sefer belediyelerde kimlerin aday olacağını vs.’yi konuşacağız. Yoksa CHP’den var olan yeni sisteme, başkanlık sistemine –bu sistem “rekabetçi otoriter” olarak adlandırılıyor, başka bir tanım da “illiberal demokrasi” yani özgürlükçü olmayan demokrasi– Türkiye’nin yeni hâli bu otoriter yönetime karşı yeniden anayasal bir temele oturan, son seçimle de kesinleşen ve Muharrem İnce’nin de meşruiyetini teslim ettiği bu yeni düzene karşı Muharrem İnce liderliğindeki bir CHP ne yapacak? Nasıl yapacak? O seçim öncesi sürdürülen kişisel polemiklerle, onun benzerleriyle mi sürdürmeye çalışacak? Yoksa bambaşka bir perspektif mi sunacak? Bu bambaşka perspektifi kimlerle nasıl sunacak, bu konuda elimizde çok fazla bir veri yok.

Üçüncü bir isim mümkün mü?

Muharrem İnce’nin kazanamaması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar genel başkan kalması –kurultayla ya da kurultaysız– ya da Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisinin çekilip işaret edeceği üçüncü bir ismin –ki birtakım isimler telaffuz ediliyor, özellikle Özgür Özel’in adı çok geçiyor– kazanması durumunda da CHP’nin ülkeye çok fazla bir şey vaat etmediğini, vaat edemediğini görüyoruz. 24 Haziran’dan bu yana neyin yanlış yapıldığını, nelerin yanlış yapıldığını, nelerin eksik yapıldığını tartışma konusunda da çok büyük bir beceriksizlik ve hevessizlik var zaten CHP’de. Dolayısıyla kongrenin bir silkinme yaratma beklentisinin yerine, tam tersine zaten var olan ve iyice tabanıyla da, özellikle seçim gecesi performansıyla tabanıyla olan bağları iyice aşınmış olan bu partinin bayağı bir dağılmasına da, dağılmasının startı da olabilir kurultay. Böyle bir ihtimalin de olduğu kanısındayım. Tabii ki normal olarak ilk beklenen kurultaydan yeni bir dinamizmle çıkılmasıdır. Hele lider değişirse, genel başkan değişirse, bu ona verilecek bir kredi olacaktır. Ne kadar sürecektir bu kredi? Bilmiyorum.

İktidarın CHP ilgisi

Bir diğer husus, siyasî iktidarın, Erdoğan yönetimi ve onun destekçilerinin CHP’ye ve CHP liderliği konusuna aşırı ilgileri. Sürekli bu konuda bir şeyler söylüyorlar ve genellikle de Kılıçdaroğlu’nun tasfiyesi yolunda çok ciddi bir çaba sarf ediyorlar. Bunu görmemek mümkün değil. Burada tabii partili olup da Kılıçdaroğlu’yla bu iş gitmiyor diyenlerin motivasyonuyla siyasî iktidarın Kılıçdaroğlu gitsin talebinin arasında tabii ki çok büyük farklılıklar var. Bunları birbiriyle eşleştirmek son derece yanlış olur. Siyasî iktidarın Kılıçdaroğlu gitsin diyor olmasına bakıp da Kılıçdaroğlu kalsın demek de hiç anlamlı değil. Ama siyasî iktidarın Kılıçdaroğlu’ndan kurtulmak istiyor olmasının nedenlerini de onun yerini doldurmaya aday olan kişilerin ciddi bir şekilde sorgulaması lazım. Çünkü siyasî iktidarın ve onun destekçilerinin Kılıçdaroğlu’ndan normalde çok da fazla şikâyetçi olmamaları gerekir. Çünkü girdiği hiçbir seçimde siyasî iktidarı ciddi bir şekilde –son anayasa referandumu çok ciddi bir istisnadır– tehdit edemedi. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’yla gitmeyi, daha fazla gitmeyi tercih edebilirler.
Belki şöyle bir hesap vardır: Kılıçdaroğlu’nun karşısına birisi çıkarsa, CHP’de yine bir hizipler, klikler çatışırsa, oradan yine bize birtakım pay çıkabilir diye düşünenler olabilir siyasî iktidarın içerisinde. Ama ben bunun dışında da bir yön olduğunu düşünüyorum. Özellikle mezhep meselesinin burada maalesef bence, siyasî iktidarın Kılıçdaroğlu’na bakışında önemli bir motif olduğu kanısındayım. Bunu da zaten her vesileyle, değişik vesilelerle tekrarlıyorlar. Erdoğan’ın zamanında bunu birçok yerde, mitinglerde de dile getirmiş olduğunu biliyoruz. Böyle bir olayı da özellikle vurgulamak lazım. Ama tekrar söylüyorum, siyasî iktidar istemiyor diye Kılıçdaroğlu’nun kalması daha iyidir diye bir akıl yürütme doğru değil. Ancak siyasî iktidarın Kılıçdaroğlu’nu neden istemediği konusundaki argümanların, yaklaşımların iyi etüt edilmesi kanısındayım.

CHP’nin önü parlak değil

Sonuç olarak kurultay olur ya da olmaz, ama her halükârda CHP’nin önünün çok parlak olmadığı gözüküyor. Tabii ki kurultay olur ve yönetim değişirse, belli bir müddet bayağı bir önü açık olabilir ya da bir kredi sahibi olabilir. Ama burada tekrar söyleyeyim, bunu daha önceki yayınlarda da söyledim, Muharrem İnce’nin liderliğindeki bir CHP’nin Türkiye’yi ve CHP’yi çok çok ötelere götürebileceğini sanmıyorum. Muharrem İnce’nin seçimde yaptığı hatalarla yüzleşme konusunda çok büyük bir isteksizliği olduğunu da görüyorum. Dolayısıyla bu hatalarla yüzleşmeden CHP’nin başına geçmesi hâlinde, CHP’nin çok da fazla kendi sıkıntılarını, o yüzde 25 ya da o civardaki oyu ya da kimlik siyasetine sıkışma meselesini aşabileceği kanısında değilim. Ama şunu da görmek lazım: Birçok kişinin “Artık bu iş Kılıçdaroğlu’yla olmuyor” deyip Muharrem İnce’ye yönelmiş oldukları da bir vakıa. Ve normal şartlarda, eğer delegelerin 634’ünün imzası bulunursa muhtemelen partinin başına Muharrem İnce geçecek. Öyle gözüküyor.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus