İstanbul’daki dörtlü zirveden Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü mutabakatı çıktı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirve sona erdi. Zirve sonrası yapılan ortak açıklamada öne çıkan hususlar şöyle:

* Liderler, Suriye ihtilafına dair son gelişmeleri ele almışlar ve Suriye ihtilafından kaynaklanan bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrara yönelik risk ve tehditler karşısındaki ortak kaygılarını ifade etmişlerdir.

* Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli taahhütlerini teyit etmişlerdir.

* Süregiden ihtilafa askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararıyla uyumlu olarak müzakere edilmiş bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair güçlü inançlarının altını çizmişler ve bu çerçevede, Suriye ihtilafına muteber ve sürdürülebilir çözüm bulunmasına katkı sağlamayı amaçlayan tüm uluslararası girişimler arasında eşgüdümün artırılmasının önemini vurgulamışlardır.

* BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DEAŞ’la bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler, oluşumlar ve diğer terörist grupların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla terörle mücadelede kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

* Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan ayrılıkçı gündemleri reddetme kararlılıklarını ifade etmişlerdir.

* Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu tarafından 17 Eylül 2018 tarihinde Soçi’de imzalanan İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin Muhtıra’yı memnuniyetle karşılamışlardır.

* Ağır silahların ve radikal grupların Muhtıra uyarınca tesis edilen silahtan arındırılmış bölgeden çekilmesinde sağlanan ilerlemeyi takdir etmişlerdir.

* Suriye’de herhangi bir tarafça kimyasal silah kullanılmasına azami surette karşı olduklarını teyit etmişler ve tüm taraflara Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme’ye tam riayet etmeleri çağrısında bulunmuşlardır.

* BM gözetiminde, en yüksek uluslararası şeffaflık ile hesapverilebilirlik standartlarına uygun olarak, diaspora mensupları da dahil seçime katılma hakkına sahip tüm Suriyelilerin katılımıyla düzenlenecek serbest ve adil seçimlerin zeminini oluşturmak üzere Suriye’de anayasal reformu gerçekleştirecek Anayasa Komitesi’nin Cenevre’de kurulması ve erken bir zamanda, şartları gözeterek, bu yıl sonu itibariyle toplanması çağrısında bulunmuşlardır.

* Başta Türkiye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere, ev sahibi ülkelerle dayanışma içinde olduklarını teyit etmişler ve mültecilerin Suriye’ye güvenli ve gönüllü şekilde, uluslararası hukuka uygun koşullarda geri dönmelerine bağlı olduklarını hatırlatmışlardır.

* Mültecilerin ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin Suriye’de ikamet ettikleri asıl yerlere güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşleri için gerekli şartların tüm ülke genelinde oluşturulması ihtiyacına işaret etmişler, geri dönenlerin silahlı çatışma, siyasi baskı veya keyfi tutuklamalardan korunması ve su, elektrik, sağlık ve sosyal hizmetler dahil olmak üzere insani altyapı gereksiniminin altını çizmişler ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile diğer uluslararası uzmanlık kuruluşları da dahil olmak üzere ilgili tüm taraflar arasındaki eşgüdüm ihtiyacını vurgulamışlardır.

 

Erdoğan: “Fırat’ın doğusunda da tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz”

Zirvenin ardından ilk açıklamayı Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. Erdoğan’ın sözlerinde öne çıkan hususlar şöyle:

* Uluslararası toplum meseleyi yeterince sahiplenmedi. Maalesef çok uzun bir dönem Suriye krizinden kaynaklanan sıkıntıların yükünü, Suriyeli siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Birçok ülke krizin vehametini krizin etkileri kendi sınırlarına ulaşınca idrak edebilmiştir. Artık bu kayıtsızlığa bir son verilmesi gerekiyor. İnisiyatif alınmadığı takdirde trajedi daha da kötüye gidecektir.

* Suriye kaynaklı terör tehdidi toplantımızda ele aldığımız bir diğer önemli konuydu. Bu hususta gerek 4 ülke arasında, gerekse uluslararası toplum düzeyinde işbirliğinin artırılması konusunda mutabık kaldık. Bugüne kadar DEAŞ ve PYD tarafından gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce vatandaşımız yaralanmakla kalmadı, şehitler de verdik. Her iki terör örgütünü de kaynağında bertaraf etmek amacıyla Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarını gerçekleştirdik. 7500 DEAŞ’lı ve PYD’li teröristi etkisiz hale getirerek, 4 bin kilometrelik alanı terörden arındırarak önemli bir başarıya imza attık.

* Terörle mücadele kisvesi altında, sahada yeni emrivakilerin dayatılmasını da asla kabul etmeyeceğiz. Fırat’ın batısında olduğu gibi doğusunda da tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz.

* Suriye halkına insani yardımın sürdürülmesi konusunda mutabık kaldık. Bugün Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşlerini de ele aldık. Gönüllülük esasına göre, güvenlik içinde, BM ile eşgüdüm halinde yürütülmesi hususunda fikir birliğine vardık.

Putin: “Radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor”

Rusya Devlet Başkanı Putin’in konuşmasında öne çıkan hususlar şöyle:

* Radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor. Bu hedef de güncel bir hedeftir. Sayın Erdoğan ile bizim Avrupalı meslektaşlarımızı, Rus-Türk muhtırasının hayata geçirilmesiyle ilgili bilgilendirdik. Orada çatışmasızlık bölgesi gibi geçici bir tedbir olduğunu düşünüyoruz.

* Türkiye’nin bu silahsızlanmış olan bölgeden, hem muhaliflerin hem ağır silahların çekilmesi için çaba sarf edeceğini ümit ediyoruz. Bizim Türk partnerimiz elinden geleni yapıyor.

* Mültecilerin ülkesine dönüşü görüşüldü. Rusya birçok şey yapıyor. Ülkedeki durumu iyileştirmek için, ekonominin kalkınması için uluslararası toplumun el ele çaba sarf etmesi lazım.

Macron: “Suriye’de rejim askeri olarak yeniden fetih mantığında davranıyor”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise şunları söyledi:

* Bugünkü önceliğimiz tabii ki terörle mücadele. Bu mücadele alanda devam ettirilen bir mücadele. Ve hiçbir zaman bunun askeri ve siyasi bir numaralı öncelik olduğunu unutmamak gerekiyor. Terörist gruplara karşı mücadelemiz var. Bu gruplar çok vahim saldırılar gerçekleştirdi.

* Terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekâtların insani yardım konusuna da saygı göstermesi gerektiğini unutmuyoruz. İdlib konusunda açık şekilde söyledik. Rejimin İdlib’e yapacağı askeri saldırı kesinlikle kabul edilemez olacaktır. Burada Türkiye’nin, Avrupa’nın istikrarı söz konusu.

* Suriye’de aslında iki savaş süregeliyor. Hep birlikte teröristlere karşı sürdürdüğümüz bir savaş var. Bir de Suriye’deki rejimin kendi muhaliflerine yönelik sürdürdüğü bir çatışma. Ve bunun sonucu olarak milyonlarca sığınmacı. Bu süreç sürdürülebilir değil. Tüm Suriyelilerin ülkelerine dönüşünü sağlayacak bir siyasi çözüm gerekiyor.

* Biliyoruz ki bugün rejim askeri olarak yeniden fetih mantığında davranıyor. Bu da Suriye’nin istikrarını sağlayacak bir adım değil. Henüz Anayasa Komitesi toplantısını yapmış değil. Sene sonuna kadar Anayasa Komitesi ile listenin onaylanmasını ve bu toplantının yapılmasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili irademiz tamdır. Bunun mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Merkel: “Geri dönenler tutuklanmamalı” 

Son olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel söz aldı. Merkel’in konuşmasının satır başları şöyle:

* Burada sadece askeri açıdan değil, siyasi açıdan bir çözüm bulmak gerekiyor. Suriye’de birçok insani felaket gördük, nüfusun yarısından fazlası ya yurt içinde ya da yurt dışında; Ürdün, Türkiye’de olan mülteciler bulunmaktadır. Daha fazla insani felaket olmaması için elimizden geleni yapmak istiyoruz.

* BM ile sıkı bir işbirliği yapılması gerekiyor. Geri dönen insanların tutuklanmaması gerekiyor. Belli insani altyapının yerine getirilmesi gerekiyor. Bu şekilde bir sükunetin olması, insanların geri dönebilmeleri için siyasi bir çözüm gerekmektedir. Suriye’nin yine bütün halkı için güvenli bir vatan olması gerekmektedir. Ortak bir irademiz vardı. Çünkü çözüm aciliyeti hepimizin gördüğü bir gereksinim. Bu açıdan siyasi sürecin özellikle de şimdi tam da bu zamanda bulunması çok çok önemli. Ve bizlerin İdlib’de barışçıl bir çözüm kapsamında, insani bir felaket olmadan barışçıl çözüm bulunması yolunda çalışmaya devam edilmeli.”

Cemal Kaşıkçı cinayeti

Erdoğan, “Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili olarak liderleri bilgilendirdiniz mi?” sorusunu şöyle cevapladı: “Gerekli bilgileri kendilerine verdim. Detaya bugün yaptığımız ikili görüşmelerle girmiş bulunuyoruz. Bunu tekrar ifade etmek durumundayım. Şu anda uluslararası medyanın burada oluşu da böyle bir cevabı vermemi gerektirir. Her şeyden önce içeride 18 tane tutuklu var. Bu 18 tutuklu malum ülkemize gelen kişilerdir. Bu 18 kişiyi Türkiye’ye kimler gönderdi? Bunun cevabını Suudi yetkililerin vermeleri gerekir. Bu bir. Bir diğeri sonra bir açıklama Suudi Arabistan’ın yetkili mercilerden geldi. Türkiye’deki yerli işbirlikçilere cesedin teslim edildiğine dair, böyle bir adımın atıldığı söylendi. O zaman bu yerli işbirlikçi kimdir? Bunu da yine bu açıklamayı yapan kişi veya kişilerin ortaya konması gerekmektedir.
Suçun işlendiği yer İstanbul’dur. Suudi Arabistan bu yargılamada eğer kendileri bu işi yapmayacaklarsa, bu yargılamayı Türk yargısı olarak bizim yapmaya hazır olduğumuzu dün bakanlığımız vasıtasıyla kendilerine resmi kanallardan yapmış bulunuyoruz. Şimdi oradan bunun cevabını bekleyeceğiz. Bunun yanında Suudi Arabistan başsavcısını buraya gönderiyor. İstanbul Başsavcımız ile kendi heyetiyle görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmenin neticesini de önemsiyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus