Cemal Kaşıkçı’nın kızları yazdı: “Babamızın ışığı hiçbir zaman sönmeyecek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2 Ekim 2018 günü İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda katledilen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kızları Noha Kaşıkçı ve Rezan Cemal Kaşıkçı’nın 23 Kasım 2018’de Washington Post’ta çıkan yazılarını Okan Yücel çevirdi.

Cemal Kaşıkçı’nın Virginia’daki evinde boş kalan koltuğu (Çizen: kızı Rezan Cemal Kaşıkçı)

Cemal Kaşıkçı çok yönlü bir adamdı. Ama bizim için o bir babaydı. Başka insanların onu çok farklı açılardan övdüklerini biliyoruz. Biz onun çalışmalarıyla her zaman gurur duyduk. Ancak bizim yaşamlarımızda o bir “Baba” idi. Kocaman kalbi olan sevgi dolu bir insandı. Bizi her hafta sonu bir kitapçıya götürmesine bayılırdık. Pasaportunu inceleyerek vurulan damgalardan gittiği yerleri keşfetmeyi severdik. Ve masasındaki dergileri ve kitapları inceleyerek anlatılanların içine dalmak hoşumuza giderdi.
Çocukları olarak, aynı zamanda babamızı bir gezgin olarak da görürdük. İşi dolayısıyla çok farklı yerlere gitmiştir. Bize de her defasında hediyeler getirirdi. Gecelerimiz, acaba şu an nerede, ne yapıyor diye düşünerek geçerdi. Ancak şunu bilirdik ki işi gereği ailesinin bulunduğu konumdan uzaklara seyahat etmesi gerekirdi. Çok uzaklarda yaşayan insanların üzerinde bile etkisi olan bir insan…
Hayatımız boyunca insanların bizi sokakta yürürken durdurup babamızın elini sıkıp onun yaptığı işleri tebrik etmesi alışıldık hale gelmişti. Pek çok kişi için bizim babamız halka mal olmuş bir insandan fazlasıydı. Yaptığı işler insanların hayatlarını kuvvetli şekilde etkilemişti ve hâlâ da etkiliyor.
Ailemizin bilgiye olan aşkıyla büyüdük. Bizi sık sık tarihî yerlere ve müzelere götürürlerdi. Cidde’den Medine’ye doğru yol alırken babamız her defasında bir yerleri işaret edip o bölgelerin tarihsel önemlerini bizlere anlatırdı. Etrafı kitaplarla çevrili olmasına rağmen hep daha fazlası olsun isterdi. Ve okuduğu hiçbir düşünceyi şeytanlaştırmaz, hepsini kavramaya çalışırdı. Bize de aynı şeyleri yapmayı öğretti.
Hayatı hep beklenmedik virajlarla geçti ve biz de elbette ki bu hayatın bir parçasıydık. Pek az insan birkaç yıl arayla aynı yerden iki kez kovulmuştur. Babamız Al Watan’ın editörüyken bu başına geldi. Ancak ne olursa olsun o iyimserliğini hiçbir zaman kaybetmedi. Her meydan okumayı ve zorluğu yeni bir fırsat ve şans olarak gördü.

Gerçekliğin daha ütopik bir versiyonu için mücadele etti

Babamızın pragmatik bir yanı vardı. Ancak hayalleri ve hırsları, her zaman gerçekliğin daha ütopik bir versiyonu için mücadele etmesini sağlıyordu. Bize göre, bu onun doğasındaki eleştirel olma özelliğine ilham veriyordu. Onun için samimi düşüncelerini söylemek her zaman çok önemliydi. Yazı yazmak sadece profesyonel bir meslek değildi, o, bunu yapmak zorunda hissederdi kendisini. Düşüncelerini ifade etmek kimliğinin çekirdeğine işlemişti. Onu hayatta tutuyordu.
Ramazan boyunca Virgina’da iken, babamız bize son yıllarda inşa ettiği hayatını tanıttı. Arkadaşlarını tanıştırdı ve sıkça ziyaret ettiği yerleri bize gösterdi. Yine de kendi evini, ailesini ve kendisini seven insanları ne kadar özlediğini gizlemiyordu.
Bize Suudi Arabistan’dan gidişini de anlattı, ileride geri dönüp dönmeyeceğini merak ettiğini söyleyerek. Bir süredir babamız kendisine ABD’de yeni bir yaşam kurmuştu. Bütün ayrılıklar ve duruşmalardan sonra bile ülkesine dair umudunu hiçbir zaman kaybetmedi. Çünkü aslında babamız bir muhalif değildi. Eğer bir yazar olmak onun kimliğine işlemiş ise, Suudi olmak da benzer bir şeydi.

Yokluğu sağır edici

2 Ekim’de olanlardan sonra ailecek babamızın Virgina’daki evini ziyaret ettik. En zorlu kısmı her zaman oturduğu koltuğunu boş görmekti. Yokluğu sağır ediciydi. Onu her zaman orada oturup, gözlüklerini alnına dayamış şekilde bir şeyler okurken veya yazarken görürdük. Babamızdan geride kalan şeylere baktığımızda, Krallığa geri döndüğü zaman Suudi Arabistan’ın hem kendisi hem de diğer Suudiler için daha iyi bir yer olması umuduyla hiç yorulmadan yazmayı tercih ettiğini gördük.
Bunlar methiye değil. Çünkü bir kapanış konuşması yapmak istemiyoruz. Bu, babamızın ışığının asla sönmeyeceğine dair bir söz, onun mirası bizimle birlikte olacak. Babamız şu şekilde söylerdi: “Bazıları hatırlanmak için ayrılırlar.” Onun ahlakî pusulası, bilgiye ve dürüstlüğe olan saygısı, ve bize gösterdiği sevgi tarafından yetiştirilmiş olmaktan onur duyuyoruz.
Bir sonraki hayatımızda tekrar buluşuncaya kadar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus