Kanser araştırması sonucunu açıklayan Bülent Şık’ın beraat talebi reddedildi

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamadığı kanser araştırmasının sonuçlarını kamuoyuna duyurduğu için hakkında dava açılan Bülent Şık hâkim karşısına çıktı. Şık’ın beraat talebini reddeden mahkeme, duruşmayı 30 Mayıs 2019’a erteledi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma, saat 14.00 sıralarında başladı. Duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi önündeki meydanda basın açıklaması yapıldı. Açıklamada İstanbul, Ankara, Antalya, Kocaeli ve Bursa baroları, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, KESK ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, CHP ve HDP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi de yer aldı. Şık’ı yaklaşık 20 avukat savundu. Davayı takip eden izleyici sayısının çok olması nedeniyle duruşma İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin büyük salonunda yapıldı. Duruşma boyunca izleyici sıraları hep doluydu. 

Şık’ın savunmasından bazı kesitler şöyle:

Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen çalışmalar 2015 yılı sonu itibariyle bitmişti. Proje kapsamındaki araştırmalardan elde edilen bilgileri gözden geçirmek ve bir ana rapor yazmak için 2015 yılı Aralık ayında Antalya’da yapılan toplantının üzerinden 3 yıldan fazla zaman geçti. Bu süre zarfında projeden elde edilen bilgiler hakkında Sağlık Bakanlığı bir açıklama yapmadı. Bu bilgiler halk sağlığı açısından risk teşkil eden durumlar olduğunu göstermesine rağmen Sağlık Bakanlığı bu olumsuz durumları düzeltmek için herhangi bir ara rapor da açıklamadı.

Bakanlık araştırmanın ortaya çıkardığı bu vahim durum karşısında insan sağlığını ama özellikle de çocuk sağlığını korumak için ne yapmıştır? Bu soru yanıt bekleyen bir sorudur. Bakanlık tarafından bir açıklama yapılacağına ya da toplum sağlığını tehdit eden sorunları çözmek için önlem alınacağına dair bir işaret hâlâ görünmüyor. Aslına bakılırsa, Bakanlığın bu konuda yaptığı tek işlem beni şikâyet etmek olmuştur.

Sağlık Bakanlığı ülkemizde içme sularının sağlıklı olmasından sorumlu kurumdur. Araştırma yapılan bölgelerde arsenik, kurşun ve alüminyum düzeylerinin yüksekliği nedeniyle içilmemesi gereken sularla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’nın bir önlem alması gerekirdi? Bakanlık bu konuda ne yapmıştır sorusu yanıt bekliyor?

“Açıkladığım bilgiler bütünün onda biri bile değil”

Bakanlığın elinde benim Cumhuriyet gazetesinde yazdığım bilgilerden çok daha fazlası var. Benim açıkladığım bilgiler bütünün onda biri bile değildir. Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmada bölgedeki topraklardan, Ergene Nehri’nin değişik noktalarından, arıtma ve deşarj noktalarından, havadan alınan örneklerde de kirlilik düzeyini belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen bilgilerin yan yana konularak bütüncül bir bakışla değerlendirilmesi Ergene Havzası’ndaki illerde ve Kocaeli ilindeki yaygın kirlilik hakkında net bir fikir verecektir.

– Toplumun sağlığı ve geleceği için yapılandırılmış kamu kurumlarının görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olmak bir bilim insanının sorumluluğudur. Bu kurumların görevlerini layıkıyla yapmadıklarını belirleyen bir bilim insanının o kurumlara sorumluluklarını hatırlatmak da en temel görevlerinden biridir.

Bir bilim insanı şirketlere veya kurumlara değil öncelikle topluma karşı sorumludur. Çünkü toplumun sağlığı ve geleceği şirketlerin ya da kurumların kısa vadeli çıkarlarına emanet edilemeyecek ölçüde önemlidir. Ama her şeyden önce çocuklara karşı sorumluyuz; hiçbir kişinin ya da kurumun çocukların sağlığını bozma, geleceğini gasp etme hakkı yok çünkü.

Yazdığım yazılarla gizli tutulan bu halk sağlığı çalışmasından kamuoyunu haberdar etmeyi, toplumu bilgilendirmeyi, sorunları çözmekle mükellef kamu kurumlarını harekete geçirmeyi amaçladım. Açıkladığım bilgileri bir yerden temin etmiş değilim; aksine araştırma çalışmalarına bizzat katılarak bu bilgilerin oluşmasında asli bir rol oynadım. Açıkladığım bilgiler, elimde bulunan bu veriler üzerinde bilimsel çalışma yaparak oluşturduğum bilgilerdir; herhangi bir yerden alınmış ya da temin edilmiş bilgiler değildir. Sağlık Bakanlığı açıkladığım bilgilerin hiçbirini yalanlamadı.

Sağlık Bakanlığı elinde bilimsel bilgiler olduğu halde gereken önlemleri almayarak, ilgili kamu kurumlarını uyarmayarak ve kendisine verilen kamu görevlerini layıkıyla yapmayarak insanların –ve doğada yaşayan diğer canlıların- yaşamlarını tehlikeye atma suçunu işlemiştir. Araştırma çalışmaları bittiğinden bu yana üç yıldan fazla zaman geçti ve bu geçen üç yıl içinde Bakanlığın hangi önlemleri aldığını açıklamasını talep ediyorum. Gerçekte bunu kendimiz ve çocuklarımız için hepimiz talep etmeliyiz.

Şık’ın avukatlarından derhal beraat talebi

Şık’ın ardından söz alan avukatı Can Atalay, görevini yerine getirdiği için müvekkili hakkında derhal beraat kararı verilmesini talep etti. Atalay, Anayasa’nın 123. maddesi gereğince ilgili bakanlıkların araştırma sonuçlarını açıklaması ve sonuçlarla ilgili önlem alması gerektiğini belirtti.

Şık’ın yer aldığı araştırmanın yapıldığı Antalya, Kırklareli, Tekirdağ ve Kocaeli illerindeki baro başkanları da ayrı ayrı derhal beraat talebinde bulundu. Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan şunları söyledi:

“Sizin, salondakilerin, çocukların, tüm toplumun sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunduğu için huzurunuzdaki sanığın avukatıyım. Bülent Şık’ın yazdığı haber, ihbar kabul edilerek savcılık ve Bakanlıkça alınacak önlemlerin araştırılması gerekirdi. Bu nedenle Bülent Şık hakkında derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”

Avukat Tora Pekin de, mahkemenin ilgili makamlara “Sağlık Bakanlığı, araştırma çalışmasıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı’na bu konuda resmi bir yazı yazmış mıdır? Ne gibi önlemler alınmıştır?” ve “Kanserojenlerle ilgili bir harita çıkarıldı mı” sorularının sorulmasını talep etti. 

Mahkeme, derhal beraat talebini reddederek, duruşmayı 30 Mayıs’a erteledi. Hâkim Nursel Bedir, dosyanın bilirkişiye gönderilerek haber ile ilgili Bülent Şık dışında biri tarafından duyurulup duyurulmadığının araştırılmasına karar verdi. Avukat Tora Pekin’in sorulmasını istediği soruların dosya esasına katkı sağlamayacağını belirten hâkim Bedir, bu talebi de reddetti.

Ne olmuştu?

Sağlık Bakanlığı, 2011-2016 yılları arasında “Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli İllerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi” adı altında bir araştırma yürüttü. Araştırma sonucunda Ergene Çayı Havzası’nda çeşitli gıdalarda ve içme suyunda toksik bileşenler olduğu tespit edildi. Buradaki suların arsenik, alüminyum, kurşun, krom kirliliği nedeniyle zehirli olduğu belirlenmişti. 16 ayrı projeden oluşan araştırmada yer alan akademisyenlerden biri gıda mühendisi Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık’tı. Şık, kanser vakalarında çevre kirliliğinin etkisine işaret eden rapor açıklanmayınca sonuçları Nisan 2018’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir yazı dizisiyle duyurdu. Ardından Bakanlık, Şık hakkında suç duyurusunda bulundu. Hazırlanan iddianamede, Şık’ın “göreve ilişkin sırrın açıklanması”, “yasaklanan gizli bilgileri temin etme ve açıklama” suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapsi isteniyor.

Şık’ın yer aldığı proje dışında 15 araştırma daha bulunuyor. Bu araştırmaların sonuçları hâlâ kamuoyuna açıklanmadı. 

Bülent Şık’ın savunmasının tamamını okumak için tıklayınız.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar