Jean Starobinski’nin ardından: Hep “yorumlamak nedir?” sorusuna cevap vermeyi denedi

Pierre Lepape’ın 06 Mart 2019’da Télérama’da çıkan yazısını Haldun Bayrı çevirdi.

Jean Starobinski

Edebiyat eserlerini, siyaseti ya da psikanalizi durmaksızın sorgulamıştı: Jean Starobinski 4 Mart 2019’da İsviçre’de, 98 yaşında öldü. En önemli edebiyat kuramcılarından biri olan, klasiklerin o parlak talebesinin güzergâhına dönüp bakma zamanıdır.

1953’tü, kısa süre önce Stalin Moskova’da ölmüştü, fakat Soğuk Savaş hâlâ tam gaz sürüyordu. Kültür alanında bu savaş, “bağlı” diye nitelenen bir edebiyatın taraftarlarıyla, savaş öncesinde parıldadığı haliyle sanatın ve edebiyatın ezelî olduğu varsayılan değerlerine bir dönüşten yana militanlık yapanlar arasında bir çatışma şeklini almıştı.

O sırada, Seuil Yayınları’nda Chris Marker’ın başlattığı Ecrivains de toujours dizisinde, Cenevre’den genç bir üniversite öğretim üyesinin Montesquieu üzerine çalışması yayımlanmıştı. Jean Starobinski, patavatsız beyanlarda bulunmadan, bir manifesto ya da ilan şeklini vermeden, Fransa’nın ulusal yasa koyucusunun mermer heykeline ve madalya profiline el atıyor, onu canlı bir hamur, hareket halinde bir düşünce, ruhun hazzını duyular hazzının hitamı telakki eden, olma mutluluğunun bir filozofu haline getiriyordu. Hakikaten bir şey ifşa etse de çabuk unutulmuştu: Yasaların Ruhu’nun, tekrar canlandırılsa da, tutku uyandırması zordur.

Bununla birlikte Jean Starobinski’nin 1920’de Cenevre’de Polonya göçmeni bir Yahudi ailesinde doğduğunu ve işgal altındaki Avrupa’da dışlayıcılıklar ve fanatizm karşısında bir muhafaza ve sığınak hizmeti görmüş olan ünlü İsviçre edebiyat okulunun tedrisatından geçtiğini öğrenmiştik. Marcel Raymond, Albert Béguin, Pierre-Jean Jouve, Başrahip Journet ile birlikte Starobinski de, kâh Kafka çevrilen, kâh Stendhal’e bir önsöz kaleme alınan La Suisse contemporaine dergisine, yasaklı Fransız şairleri üzerine “öfke ve sevgi dolu bir kardeşlik” ifade eden makalelerin yazıldığı o tanıklıklar adacığındaki yaşama katılmıştı.

Yazarlık ve âlimlik yöntemi

Klasikler eğitiminin parlak talebesinin aynı zamanda tıp öğrenimi gördüğünü; uzun zaman, edebiyat öğretmenliğiyle tıp pratiği arasında tereddüt ettiğini; sonunda ikisini birden yapmaya karar verdiğini de öğrenmiştik. “Biraz seyahat ettim. Ama tıptaki işim sayesinde kelimenin tam anlamıyla bir başka ülke gördüm. Ona çok borçluyum; öncelikle de şeyler hakkında, artık, 20 yaşında yaptığım gibi sadece edebiyat gözüyle hükümde bulunmamamı borçluyum ona. Yazarın insanlık durumunun eksiksiz bir tecrübesini ifade etmediğinden kuşkum yok. Zaten en nihayetinde, bir tek sanatsal tecrübe önemli değildir ki: Yaşamımızın ufkunu dönüştürecek başka sesleri vardır dilin.” Starobinski edebiyatı hiçbir zaman kendi işleyişine kapatmamıştır.

1953’te ABD’ye gider ve üç yıl Baltimore’daki John Hopkins Üniversitesi’nde ders verir. Avrupa’ya döndüğünde, Lozan yakınındaki Cery Psikiyatri Hastanesi’nde staj yapar ve Cenevre Üniversitesi’nde düşünce tarihi dersi verir. İki tez yazar. Tıp tezi, başlangıcından 1900’e kadar melankoli tedavisinin tarihini ele alır; edebiyat tezi ise “Jean-Jacques Rousseau, la transparence et l’obstacle” (“J.J. Rousseau, şeffaflık ve engel”) başlığını taşır. İki yaklaşım arasında kendini dayatan, Starobinski’nin eserlerinde sorgulamayı durmadan sürdüreceği sorular vardır. İçsel yaşam alanları ile onların dış gerçeklikle yüzleşmesi; maskelerle mitosların rolü ve edebî yaratıcılığın bunu kendine mal etme tarzı, bilimsel bilgiyle gerçeklik üzerine diğer düşünme ve eyleme kipleri arasındaki ilişkiler. Starobinski bilimler tarihini bir yazar hassasiyeti ve hayalgücüyle tahlil eder; edebiyat tarihini ise bir âlimin kesinliği ve yöntemiyle.

O sırada tuhaf bir andayızdır; edebî faaliyetin bizatihi kendini konu alarak bir mola verdiği yüzyılın son ânıdır. Bazıları “yeni eleştiri”den bahsetmektedir, başkaları da “kuram iblisi”nden, gamlı ruhlar ise “yeni sahtekârlık”tan. Muhtelif ufuklardan ve birçok daldan gelen, Roland Barthes, Umberto Eco, Michel Foucault, Jean-Pierre Richard ya da Gérard Genette kadar farklı düşünürler, çoğu zaman ayrı yönlere giden, esasen nihayet çağdaş ilgi konuları haline gelmiş klasiklerin tekrar okumasına dayanarak bizatihi yaratılışın özü üzerine kasten polemik yeni bakışlar öneriyorlardır. Racine üzerine kavgaya tutuşulmakta, Flaubert üzerine çekişilmektedir; edebiyat ciddiye alınmaktadır.

Yorumlamak nedir?

Edebiyat yaşamımızın hoşlandığı şekliyle o cenk meydanında, Jean Starobinski’nin ayrı bir yeri vardı. Çünkü tarihe, yapısalcı inşalarda o hiç ortada gözükmeyene öncelik tanıyordu o. “Yaşayan Göz”de (L’Œil vivant, 1961) tıpkı Özgürlüğün İcadı’nda (L’Invention de la liberté, 1964) olduğu gibi, Cenevreli yazar, tarihi okuma tarzlarını eserleştirir. Düşüş’ün ilâhiyatından insan doğasına itibar iadesine, Aydınlanma insanlarının zihinsel ve duyusal savrulmasını adım adım tasvir eden bir fikirler tarihi. Ve Corneille’den, Racine’den, La Bruyère’den Rousseau’dan ve Stendhal’den okumalar üzerinden, bakışın, onun erklerinin ve hastalıklarının bir tarihi.

Aslını söylemek gerekirse, Starobinski’nin seçtiği konuların çokluğu ve çeşitliliği, ateşli bir eklektizm izlenimi verebilir. Melankolinin tarihiyle bilimsel ve sanatsal tezahürleri onda merkezî bir yer tutsa da, Starobinski aynı zamanda Ferdinand de Saussure’ün anagramlar üzerine araştırmalarını (Les Mots sous les mots [“Kelimelerin Altındaki Kelimeler, Saussure’ün Anagramları”], 1976); etki-tepki kavram çiftinin bilimsel ve edebî serüvenlerini; hareket halindeki Montaigne üzerine önemli bir kitabı; 18. yüzyılda medenîlik görgüsü, uygarlık övgüsü ve yaltaklanma sanatları arasındaki bağlar üzerine bir diğerini; sanat eleştirmeni Diderot’nun bakışı üzerine de bir başka kitabı yayımlamıştır.

O kadar çeşitli bu yaklaşımlar yine de bir noktaya doğru yönelir. Klasikleri de sorgulasa, tıp kuramlarını ve uygulamalarını ya da devrimci ikonografiyi veya çağdaş şiiri de sorgulasa, Jean Starobinski git gide daha derinlemesine şu aynı soruya cevap vermeyi deniyordur: Yorumlamak nedir?

Eleştirel İlişki, yorum üzerine büyük bir çalışma

Starobinski gibi muazzam bir okur, kendine sadece estetik ya da bilim soruları sormaz. Bir yorum sorunu varsa, felsefîdir ve siyasîdir de: Öteki hakkında ne bilebiliriz, bu bilgi nasıl doğru olabilir ve olduğumuzla bu nasıl biçimsizleşir? Sadece görünümlerini kavradığımız ötekiyle, mitoslar ve sosyal konvansiyonlarca aldatılırken nasıl bağ kurabiliriz? Tıp, edebiyat eleştirisi, psikanaliz ve felsefe sınırlarında gezinen yazarın 1970’te yorum üzerine yayımladığı büyük çalışmasının adıdır Eleştirel İlişki. Starobinski bu kitapta, okur ile kitabın “yalın” ilişkisini hayli aşan, yorumun eleştirel bir ahlâkının unsurlarını inşa etmekteydi.

Şaşkınlık verici bir tutarlılığın kanıtı olarak, olgun insan ve tanınmış yazarın eserinde, genç insanın sorgulama ve bunaltılarının belirtileri bulunmaktaydı o sıra. Ondan kırk yıl önce, 20 yaşında bir Starobinski, Avrupa’daki Nazi zaferiyle bir İsviçre dergisinde yüzleşiyor ve Aydınlanmacılık ruhundaki çöküşün belirtilerini tahlil etmeye uğraşıyordu: “Ruhun yazgısı, maskelere karşı çalışmasını, artık Ben’i de Dünya’yı da kavrayamayacağı noktaya kadar bıkmadan usanmadan sürdürmek olmuştur. ‘Klasikler’, iyimserlikleriyle ruhun, maskeleri düşürüp, değiştirilemez ve kütlesel bir hakikati muzaffer kılacak bir silah olduğuna inanmaktaydılar; modernler ise dünyanın maskesinin düşürülmemiş, dağılmış olduğunun ayırdına vardılar.” Starobinski o dünyayı tekrar inşa edecek aletler önerdi bize.

Jean Starobinski

JEAN STAROBINSKI

İsviçreli araştırmacı Jean Starobinski 1920’de Cenevre’de doğdu. Üniversitede klasik edebiyat, ardından tıp öğrenimi gördü, özellikle 17. ve 18. yüzyılların felsefe, edebiyat ve sanat tarihleri, bunların yanı sıra tıp ve psikiyatri tarihi üstüne değerli araştırmalar yayımladı. Günümüzde düşünce tarihi ve edebiyat eleştirisi alanlarının en saygın isimlerinden olan Starobinski’nin Türkçeye çevrilmiş kitapları Aynada Melankoli (çev.: Mehmet Emin Özcan, Dost Kitabevi, 2007, 79 s.), Eleştirel İlişki (çev.: Gülnihâl Gülmez, YKY, 2010, 300 s.), Özgürlüğün İcadı ve Aklın Amblemleri (çev.: Haldun Bayrı, Metis Yay., 2012, 408 s.). Başlıca kitapları arasında şunları sayabiliriz: Jean-Jacques Rousseau: la Transparence et l’obstacle (Jean-Jacques Rousseau: Şeffaflık ve Engel, 1957/1971), L’oeil vivant (Yaşayan Göz, 1961), Les mots sous les mots: les Anagrammes de Ferdinand de Saussure (Kelimelerin Altındaki Kelimeler: Saussure’ün Anagramları, 1971), Action et réaction: Vie et aventures d’un couple (Etki ve Tepki: Bir Çiftin Yaşamı ve Maceraları, 1999).

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar